ÖZET
Anglo-Amerikan hukuk sisteminde doğan ve gelişen bir kavram olan niyet mektupları, ülkemizde ve dünyada akdi ilişkilerin gelişmesi ve yaygınlaşması sonucunda önemli bir yere sahip olmuştur. Bu şekilde niyet mektuplarının yaygınlaşmasıyla birlikte, niyet mektubu hukuki bir kavram olarak kabul görmeye başlamıştır.
Taraflar, niyet mektubu ile sözleşme müzakeresi sonucunda yapmayı planladıkları sözleşmeye ilişkin olarak niyetlerini ortaya koymaktadırlar. Günümüzde de sözleşme müzakerelerin uzun sürmesi, sözleşmelerin oldukça uzun ve ayrıntılı hükümler içermesi sebebiyle niyet mektuplarının önemi gün geçtikçe daha da artmaktadır. Bu nedenle, bu çalışmamızda sırasıyla niyet mektubunun tanımı, hukuki niteliği, benzer kavramlardan farkı ve bağlayıcılığı ile ilgili olarak açıklamalara yer verilmektedir.
1. GİRİŞ
Türk hukuk sisteminde tam olarak tanımlanmamış olan niyet mektupları, hukuk sistemimize Anglo-Amerikan hukuk sisteminden girmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nda1 (“TBK”) konuyla ilgili düzenleme bulunmaması nedeniyle niyet mektubunun hukuki niteliği ve bağlayıcılığı konusunda doktrin görüşlerine başvurulmaktadır. Fakat doktrinde, konuya ilişkin olarak, birbirinden farklı görüşler bulunmaktadır.
Anglo-Amerikan hukukunda “Memorandum of Understanding”, “Heads of Terms”, “Letter of Intent” kurumları, niyet mektubu adı altında Tük ticari hayatında uygulama alanı bulmaktadır. Tarafımızca Türk ticari hayatında uygulama bulan niyet mektubu için içerik olarak “Letter of Intent” kurumu örnek alınmaktadır.
Günümüzde özellikle ticari nitelikli sözleşmelerin uzun ve ayrıntılı şekilde düzenlenmesi tercih edildiğinden, buna paralel olarak sözleşme müzakerelerinin de taraflar arasında uzun ve meşakkatli geçtiği gözlemlenmektedir. Dolayısıyla, bu uzun ve meşakkatli süren sözleşme müzakerelerine yol göstermesi amacıyla taraflar müzakere aşamasında sözleşmeye ilişkin genel çerçeveyi oluşturmak istemektedirler. Bu nedenle de, niyet mektubunun uygulamadaki kullanımı artmıştır. Zira sözleşme müzakereleri boyunca taraflar, kendileri açısından bağlayıcı olan veya olmayan birtakım kurumlara başvurma gereksinimi duymuşlardır. Bu çalışmamızda da öncelikli olarak, tarafların sözleşme müzakereleri sırasında başvurduğu kurumlardan biri olan niyet mektupları ele alınacaktır.
2. NİYET MEKTUBU KAVRAMI, TANIMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ
Niyet mektubu, ileride kurulması planlanan sözleşmenin ana hatlarını, devam eden sözleşme müzakereleri kapsamında detaylandırılabilecek olan işlemlerin çerçe-vesini çizen ve yazılı olarak düzenlenen; ancak yalnızca bağlayıcı olmayan bir niyet açıklamasını ihtiva eden bir belgedir. Bu bağlamda, niyet mektubu, taraflardan birinin diğer bir tarafa, kurmayı planladıkları hukuki yapının ana hatlarını tam olarak veya bazı unsurlarını eksik bırakarak2 ortaya koyan, yazılı olan; ancak bağlayıcı olmayan bir niyet açıklaması olarak tanımlanabilir3. Bu tanımdan yola çıkarak, niyet mektubunu gönderen taraf sözleşme kurmaya yönelik bir irade açıklamasında bulunmamaktadır. Gelecekte gerçekleşmesi muhtemel sözleşmenin altyapısını oluşturmayı amaçlamaktadır. Diğer bir ifadeyle niyet mektubu, sözleşme yapmaya bir hazırlıktır ve sözleşme müzakerelerinin ciddi olarak sürdürüleceğine dair taraflar arasındaki güven ilişkisini pekiştirmekle beraber taraflar birbirlerine herhangi bir taahhütte bulunmamaktadır. Aynı zamanda niyet mektupları, ileride kurulması planlanan sözleşmenin yorumlanması bakımından da önem arz edebilecek bir enstrümandır.
Niyet mektubunu diğer tarafa/taraflara gönderen tarafın bu mektup ile bağlanma iradesi olmadığı için bu mektup bağlayıcı irade beyanı olarak değerlendirilemez. Zira sözleşmenin kurulabilmesi için karşılıklı irade beyanlarının bulunması ve bu irade beyanlarının uyuşması gereklidir.
İrade beyanı olarak nitelendirilmeyen niyet mektupları aynı zamanda hukuki anlamda icap olarak da kabul edilmez. İcap, icap sahibinin sözleşme yapma iradesini muhataba bildiren ve açıklayan ciddi ve belirli bir irade açıklamasıdır4. İcabın, sözleşmenin bütün esaslı unsurları kapsıyor olması gerekmektedir. Niyet mektupları ise, yapılması muhtemel sözleşmenin tüm esaslı unsurlarını düzenlememesi ya da düzenlese dahi sözleşme müzakereleri süresince bu hususların değiştirilmesinin mümkün olmasından dolayı, bir başka deyişle tarafların bağlanma iradesi olmaması sebebiyle icap olarak kabul edilemez. Teklif yapan kişi, sözleşme müzakerelerine girişmek veya devam etmek niyetinde olduğunu ancak gerekli esaslı unsurlardan en az birisini eksik bırakmak veya teklifi ile bağlı olmadığını belirtmekteyse icaba davet söz konusudur5. İcaba davet eden kişi, bu teklifi ile bağlı olma niyetinde olmadığı için, bu teklif icaba davet eden kişiyi bağlamaz. Bu açıdan ele alındığında niyet mektuplarının bir icap değil; ancak icaba davet olarak kabul edilebileceği anlaşılmaktadır.
Türk hukukunda, aksi kanunda öngörülmedikçe sözleşmeler için TBK’nın 12. maddesinde düzenlenen şekil serbestisi prensibi geçerlidir. Niyet mektupları herhangi bir kanunda düzenlenmediğinden dolayı, kanuni bir şekil şartına tabi olmaları da söz konusu değildir. Şekil serbestisi prensibi uyarınca, taraflar diledikleri biçimde niyet mektubu düzenleyebilirler. İsminden de yola çıkarak, uygulamada niyet mektupları genel olarak mektup şeklinde kullanılmaktadır. Ancak mahiyeti bakımından yazılı şekilde olan niyet mektupları için, bu hususta kanuni bir zorunluluk öngörülmemiştir.
Niyet mektubu bir mektup niteliğinde olduğu için, genel itibariyle tek bir tarafça hazırlanacağı düşünülse de, uygulamada iki tarafın da müdahil olduğu bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca uygulamada, tarafların niyet mektuplarının altına imzalarını attıkları da görülmektedir. Taraflarca karşılıklı olarak atılan bu imzalar ve karşılıklılık, tarafların bağlanma iradesi olmadığından niyet mektubunu sözleşme statüsüne getirmez. Atılan bu imzalar, tarafların sözleşme müzakerelerini ciddi bir şekilde sürdüreceklerine delalet eder ve fakat niyet mektubuna bağlayıcılık kazandırmaz.
3. NİYET MEKTUPLARININ BENZER KAVRAMLARDAN FARKI
Ticari hayattaki gelişme ve değişmelere paralel olarak taraflar arasındaki sözleşme ile kurulan ilişkilerin türü de gelişmektedir. Bu nedenle, mezkur ilişkileri her yönü ile kapsayacak ve tarafları hukuki güvence altına alabilecek daha kapsamlı sözleşmelerin imzalanması ihtiyacı hâsıl olmaktadır.
Bu yüzden taraflar, sözleşme yapma sürecini düzene sokabilmek, sözleşme müzakerelerini ciddi olarak devam ettirilebilmek ve müzakere sürecini kolaylaştırmak için niyet mektubu, ön sözleşme, sözleşme tasarısı, centilmenlik anlaşması ve çerçeve sözleşme gibi kurumlara başvurmaktadır. Söz konusu kurumlar arasından sadece ön sözleşme TBK’da düzenlenmiş olup, diğerleri için kanuni bir düzenleme bulunmamaktadır. Zira bu kurumlardan her biri sözleşme müzakerelerine ilişkin olsa da, bağlayıcılık, şekil şartı, doğurduğu hukuki sonuç açısından birbirlerinden farklı kurumlardır.
3.1. Ön Sözleşme ile Niyet Mektubunun Farkları
TBK’nın 29. maddesinde düzenlenen ön sözleşme ile taraflar borçlandırıcı nitelikte bir sözleşme yapmayı taahhüt etmekte olup, sözleşme yapma vaadinde bulunmuş olur. Yani ön sözleşme, hukuki nitelik olarak, sözleşme yapma borcunu doğuran bir hukuki işlemdir6. Ön sözleşmeye dayanarak taraflar, ileride ön sözleşmeye konu olan sözleşmenin yapılmasını talep etme hakkına sahiptir. Dolayısıyla ön sözleşmeler taraflar arasında bağlayıcıdır. Kanunda asıl sözleşmenin geçerliliği tarafların korunması bakımından bir şekle tabi tutulmuşsa, ön sözleşmenin geçerliliği de kural olarak asıl sözleşme için kanunca öngörülen şekle tabidir (TBK 29/II)7. Oysaki niyet mektupları yapılması planlanan sözleşme için öngörülen şekil şartına tabi olmaksızın geçerli olacaktır.
Niyet mektubunun aksine, ön sözleşmede taraflar, ileride sözleşme kurmaya yönelik karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanında bulunduğundan, ileride bir sözleşme yapma borcu altına girerler. Bu durum tarafların sözleşme yapma özgürlüklerine bir istisna getirdiğinden, taraflar arasında sözleşme yapma zorunluluğu doğmaktadır ve hukuk düzenince ön sözleşmeye taraf olanlar, ön sözleşmede öngörülen sözleşmeyi yapmakla yükümlüdür8. Diğer bir deyişle, burada bahsi geçen sözleşme serbestisine getirilen istisna ön sözleşme yapmaya getirilen bir istisna olmayıp, ön sözleşme sonucunda tarafların birbirleriyle yapmayı taahhüt ettikleri sözleşme açısından bir istisna yaratır. Ancak niyet mektupları bu açıdan herhangi bir taahhüt içermediğinden ve taraflar sadece niyet açıklamasında bulunduğundan, niyet mektupları taraflar açısından bağlayıcı sonuçlar doğurmaz.
3.2. Çerçeve Sözleşmeler ile Niyet Mektubunun Farkları
Tarafların sözleşme müzakereleri devam ederken başvurdukları diğer bir kurum da çerçeve sözleşmelerdir. Taraflar çerçeve sözleşme ile ileride kurulacakları münferit sözleşmelere ilişkin bazı hükümleri şimdiden düzenlerler, fakat yapılan bu çerçeve sözleşme, tarafları münferit bir sözleşme yapma borcu altına sokmamaktadır. Zira çerçeve sözleşmeler ileride yapılması planlanan sözleşmelerin temelini teşkil etmektedir9. Taraflar, yapılacak olan sözleşmenin sınırlarını çizmekle beraber, karar alma özgürlüklerini sadece bu sınırlar dâhilinde kısıtlamışlardır. Öte yandan, niyet mektupları gerek mektup metninde belirtilen hususlar, gerekse ileride bir sözleşme yapmayı taahhüt etme açısından herhangi bir bağlayıcılık içermez. Ancak, çerçeve sözleşmeler taraflar arasında bir sözleşme kurulması halinde, çerçeve sözleşme içerisinde bulunan hususlar dâhilinde, taraflar üzerinde bağlayıcı olacaktır. Çerçeve sözleşmelere ilişkin bu açıklamalar ışığında, bağlayıcılık hususunda niyet mektupları ile birbirlerinden ayrıldıkları görülmektedir.
3.3. Sözleşme Tasarısı ile Niyet Mektubunun Farkları
Uzun süren sözleşme müzakerelerinin daha rahat ve kolay bir şekilde devam edebilmesi için, taraflar, üzerinde uzlaşmaya vardıkları hususları içeren bağlayıcı nitelikte olmayan sözleşme tasarısı adı verilen metinler düzenleyebilirler. Bu sözleşme tasarıları, asıl sözleşmeye hazırlık niteliğinde olup, tarafların bağlanmaya yönelik iradelerini içermediğinden, tarafları edim yükümlülüğü altına sokmamaktadır. Bu niteliği itibariyle sözleşme tasarıları niyet mektupları ile oldukça yakın kavramlardır. Tam net bir ayrımı olmamakla birlikte, genel anlamda sözleşme tasarıları çift taraflı olarak düzenlenirken, niyet mektubu niteliği itibariyle tek bir tarafça düzenlenip diğer tarafa sunulmaktadır.
3.4. Centilmenlik Sözleşmesi ile Niyet Mektubunun Farkları
Son olarak inceleyeceğimiz kurum centilmenlik anlaşmalarıdır. Centilmenlik anlaşmalarını diğer kurumlardan ayıran en önemli özelliği sadece kişinin erdemi, şeref ve ahlakı nedeniyle bağlılık doğurmasıdır. Söz konusu ahlaki yükümlülük doğurması dava yolu ile takip edilmesinin mümkün olmaması sonucunu doğurmaktadır. Diğer bir deyişle centilmenlik anlaşması, tarafları hukuki bir yükümlülük altına sokmayan, sadece şeref sözü verilmesinin konu olduğu bir anlaşmadır10. Bağlayıcı olmaması açısından niyet mektupları ile benzerlik gösteren centilmenlik anlaşmaları, dayandığı kavramlar itibariyle niyet mektubundan ayrılmaktadır.
4. NİYET MEKTUPLARININ BAĞLAYICILIĞI
Hukukumuzda düzenlemesi bulunmayan niyet mektupları, doktrindeki hâkim görüşe göre tarafları bağlayıcı nitelikte değildir. Diğer bir deyişle niyet mektupları, taraflara sözleşme müzakerelerine devam etme ya da sözleşmenin tamamlanması hususunda bir yükümlü-lük yüklemediği gibi mektupta düzenlenen hususların ifa edilmesi bakımından da bir yaptırım sonucu doğurmayabilir. Taraflar, niyet mektupları ile ileride kurmayı planladıkları hukuki yapıya ilişkin olarak, hâlihazırda sözleşme müzakerelerinde bulundukları aşamaya, daha da detaylı düzenleyecekleri hususlara yer verebilirler11. Niyet mektubu karşı tarafça kabul edilse bile tarafları bağlayıcı nitelikte olmayabilir. Danıştay 13. Dairenin 2009/333 esas numaraları ve 04.03.2011 tarihli kararı da bu yöndedir12.
Yukarıda da belirttiğimiz üzere, niyet mektubu, sözleşmeye dair tüm esaslı unsurları taşımadığından ya da taşısa dahi tarafların niyet mektubundaki açıklamaları ile bağlanma iradesi bulunmadığından, niyet mektupları icap olarak nitelendirilemez. Niyet mektubunun tarafları, salt sözleşme müzakerelerine girişmek niyetinde veya bu müzakereleri sürdürme niyetinde olduklarını, herhangi bir bağlanma iradesinden ari bir şekilde açıkladıklarından ve duruma göre niyet mektupları sözleşmenin tüm esaslı unsurlarını barındırmadığından dolayı, niyet mektupları ancak icaba davet olarak kabul edilebilir.
Niyet mektupları doktrindeki hâkim görüşe göre bağlayıcı olmamakla birlikte, sözleşme serbestisi içinde taraflar bu niyet mektubunun içeriğinde bağlanma iradelerini açıkça bildirerek mektuba bağlayıcılık kazandırabilir. Bunun yanı sıra, uygulamada da çokça görüldüğü gibi sözleşmede uygulanacak hukuk, uyuşmazlıkların halli, fesih ve gizlilik gibi birtakım bağlayıcı etkiye sahip hükümler mevcut olabilir ancak durum, mezkûr hükümlerin bağlayıcı şekilde düzenlendiği mektupların yorum yolu ile bir bütün olarak bağlayıcı olduğu kanaati uyandırmaz. Taraflar niyet mektubu metnine sözleşmenin henüz kurulmadığına veya bu metnin bağlayıcı olmadığına ilişkin bir kayıt ekleyerek mektubun yorumlanmasında oluşabilecek şüphelerin önüne geçebilirler13. Özellikle sözleşmenin esaslı unsurlarını içeren niyet mektupları bakımından bu kaydın varlığı büyük önem taşımaktadır. Anglo-Amerikan sisteminde bu kayıtlar “non-binding clause”, Türk Hukuk Sisteminde ise bağlayıcılığı ortadan kaldıran hükümler şeklinde ifade edilmektedir. Bunun yanı sıra mektup metninde, açıkça mektubun bağlayıcı olmadığına dair bir ibareye yer verilmese dahi, mektubun içeriğinde bulunan “sözleşme yapılmasına bağlı olarak” ifadesi de niyet mektubunun bağlayıcı olmadığına dair kayıttır14.
5. HUKUKİ SONUÇLARI
Niyet mektupları, tarafların niyet mektubundaki açıklamaları ile bağlanma iradesi söz konusu olmadığından, yukarıdaki açıklamalar ışığında taraflara hukuki bir yükümlülük getirmeyecektir. Ancak bu bizi tarafların hiçbir hukuki korumadan yararlanamayacakları sonucuna getirmemektedir. Her ne kadar taraflar arasında sözleşme ilişkisi olmasa da, tarafların sözleşme yapma niyetlerini açıklamaları neticesinde aralarındaki ilişkiden borç doğması olasıdır. Aralarındaki bu ilişkinin hukuki sonuçları, durumun hal ve şartlarına göre vekâletsiz iş görme, culpa in contrahendo, sebepsiz zenginleşme ve haksız fiil kavramları ile ilişkilendirilebilir.
5.1. Vekâletsiz İş Görme
Vekâletsiz iş görme, vekâletsiz iş görenin başkasının işini görmek iradesiyle hareket edip, o kişinin çıkarına veya muhtemel iradesine uygun davranmasıdır15. TBK’nın 526. maddesinde düzenlenen vekâletsiz iş görme, “Vekâleti olmaksızın başkasının hesabına işgören, o işi sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olarak görmekle yükümlüdür.” şeklinde hükme bağlanmıştır. Cem Dinar’ın niyet mektupları kapsamında vekâletsiz iş görmeye ilişkin açıklamalarına göre “…Niyet mektubu muhatabı asıl edim yükümlülüklerinin dışındaki alanlarda hazırlık aşamasını ilgilendiren edimleri yerine getirmiş ise vekâletsiz iş görmüş olmaktadır, dolayısıyla hazırlık aşamasını ilgilendiren mutabakatlarda, muhatabın, gönderen tarafın isteklerini yerine getirmiş olması halinde hukuki bir hakka sahip olup olmayacağı da önem kazanmaktadır. Bu konuda vekâletsiz iş görme, özellikle de gerçek vekâletsiz iş görmenin dikkate alınması söz konusudur…”16
5.2. Culpa in Contrahendo
Culpa in contrahendo, diğer bir deyişle sözleşme görüşmeleri sırasında kusurlu davranış, taraflara sözleşme müzakereleri sırasında dürüstlük kuralından doğan birtakım yükümlülükler yüklemektedir. Söz konusu yükümlülüklere aykırı bir davranışı sonucunda açıklamaması gereken hususları açıklayan, yanlış bilgi veren, gerekli dikkat ve özeni göstermeyen, sözleşme niyeti olmaksızın görüşmeye girişen veya görüşmeyi sürdürmesi yüzünden karşı tarafa zarar veren taraf, dürüstlük kuralı gereği karşı tarafın zararını tazminle yükümlü olacaktır17. Belirtmek gerekir ki, culpa in contrahendo’dan doğan sorumluluk, edimin yerine getirilmesini değil, karşı tarafın zararlarının tazmin edilmesi sonucunu doğurmaktadır. Yukarıda da yaptığımız açıklamalar ışığında niyet mektupları, henüz aralarında bir sözleşme kurulmamış taraflar arasında gelecekte kurulabilecek muhtemel bir sözleşmeye ilişkin hususlara dair niyet açıklamasını ihtiva etmekten ibarettir. Taraflar niyet mektubu hazırlayarak birbirlerine karşı ileride bir sözleşme yapma taahhütlerini olmasa da, niyetlerini ortaya koymakta ve bu konuda karşılıklı bir güven oluşturmaktadır. Bu sebeple de sözleşme müzakereleri kapsamında taraflar açısından bağlayıcı hükümler düzenlemese dahi, culpa in contrahendo sorumluluğu kapsamında tarafların birtakım yükümlülükleri söz konusu olabilecektir. Dolayısıyla taraflar gerektiğinde culpa in contrahendo sorumluluğuna dayanarak karşı tarafın kusurlu davranışları sonucunda meydana gelen zararını tazmin ettirme imkânına sahip olacaktır.
5.3. Sebepsiz Zenginleşme
Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin malvarlığında azalma meydana gelmesine karşılık diğer bir kişinin malvarlığında haklı bir sebep olmaksızın artış meydana gelmesi şeklinde tanımlanabilir. Bu minvalde sebepsiz zenginleşme hükümlerine başvurabilmek için, taraflar arasında geçerli bir hukuki ilişkinin mevcut olmaması gerekmektedir. Dolayısıyla, bir niyet mektubu tarafının da, sebepsiz zenginleşmeden doğan yükümlülükleri söz konusu olabilir. Her ne kadar niyet mektubunun bağlayıcılığı bulunmasa da, taraflar sözleşme yapma iradesiyle hareket ederek birtakım edimler yerine getirerek karşı tarafa kazandırmalarda bulunabilir. Bu kazandırmada bulundukları esnada ortada geçerli bir borç ilişkisi bulunmamasına karşılık, ileride gerçekleşmesi beklenen hukuki ilişkiye yönelik ifada bulunulabilir. Ancak kazandırmanın temelinde yatan beklentinin boşa çıkması halinde kazandırma baştan itibaren sebepsiz sayılacaktır18 ve zenginleşen tarafın bu zenginleşmeyi, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade etmesi hususu gündeme gelecektir.
5.4. Haksız Fiil
Hukuka aykırı bir fiille ve kusurlu olarak bir başkasına zarar veren kimsenin haksız fiilden dolayı bir sorumluluğu doğar. Haksız fiilin unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, illiyet bağı ve kusurdur. Bu unsurlardan birinin olmaması haksız fiil sorumluluğu yoluna gidilmesini önler. Haksız fiilin unsurlarına bakıldığında, niyet mektubunu gönderen kişinin haksız fiil sorumluluğunun doğması için niyet mektubunu zarar verme kastıyla, karşı tarafa zarar vereceğini bilerek ve isteyerek göndermelidir. Karşı taraf somut bir zarara uğramalıdır ve bu zarar ile niyet mektubu arasında bir illiyet bağı olmalıdır. Bu bakımdan, bağlayıcı olmayan niyet mektuplarının haksız fiil sorumluluğu doğurabilmesi için bütün haksız fiil unsurlarının ispatlanması gerekmektedir. Söz konusu ispatın oldukça zor olmasından dolayı da, süreçle ilgili olarak culpa in contrahendo sorumluluğu yoluna gidilmesi daha doğru olacaktır. Ancak bu, niyet mektubunu gönderen tarafın sözleşme müzakerelerine devam etmekten vazgeçmesinin, karşı tarafa zarar verme şeklinde yorumlanamaması ve haksız fiil sorumluluğu doğurmuş olmaması anlamına gelmez. Zira sorumluluğa neden olan, sözleşme müzakerelerinin kesilmesi değil, artık sözleşme müzakerelerine devam etme iradesinin mevcut olmamasına rağmen, sözleşme müzakerelerine tekrar devam etmektir19.
6. SONUÇ
Niyet mektupları, tarafların sözleşme müzakereleri çerçevesinde ileride kurmayı planladıkları hukuki ilişkiye yönelik niyetlerini açıkladıkları, zorunlu olmasa dahi niteliği gereği yazılı, bağlayıcılığı bulunmayan metinlerdir. Taraflar bu mektupla, ileride birbirleriyle sözleşme yapacaklarını taahhüt etmediklerinden ve sadece niyet açıklamasında bulunduklarından, niyet mektubu bağlayıcı niteliği haiz olmayıp taraflara söz konusu sözleşme ilişkisini kurma açısından bir yükümlülük getirmemektedir. Niyet mektuplarında uygulanacak hukuk, uyuşmazlıkların halli, fesih ve gizlilik gibi birtakım bağlayıcı etkiye sahip hükümler konulması metnin tamamının bağlayıcı olduğu şeklinde bir yoruma sebebiyet vermemektedir. Ancak tarafların mezkûr niyet mektubu çerçevesinde, şartların oluşması halinde duruma göre vekâletsiz iş görmeden, sebepsiz zenginleşmeden, culpa in contrahendo’dan ve/veya haksız fiilden birtakım sorumluluklarının doğabileceği de unutulmamalıdır.
KAYNAKÇA
İsmail G. Esin and S. Tunç Lokmanhekim, Uygulamada Birleşme ve Devralmalar, Istanbul: Beta, 2003.
Necip Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukukuna Giriş, Hukuki İşlem, Sözleşme, Istanbul: Filiz, 2010.
Cem Dinar, Niyet Mektubunun Hukuki Niteliği ve Bağlayıcılığı, Istanbul: Vedat, 2008.
M. Kemal Oğuzman and Nami Barlas, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Volume-I, Istanbul: Vedat, 2012.
Orhan Eroğlu, “Niyet Mektuplarının Hukuki Niteliği”, Ankara Barosu Dergisi, 2014/2.
Hasan Ayrancı, Ön Sözleşme, Istanbul: Yetkin, 2006.
Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara: Yetkin, 2015.
Safa Reisoğlu, Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Istanbul: Beta, 2014.
Gül Doğan, Ön Sözleşme (Sözleşme Yapma Vaadi), Istanbul: Yeditepe Üniversitesi, 2006.
Süleyman Yalman, Türk-İsviçre Hukukunda Sözleşme Görüşmelerinden Doğan Sorumluluk, Ankara: Seçkin, 2006.
DİPNOT
1 04.02.2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
2 Necip Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukukuna Giriş, Hukuki İşlem, Sözleşme, (İstanbul: Filiz, 2010), 111.
3 Cem Dinar, Niyet Mektubunun Hukuki Niteliği ve Bağlayıcılığı, (İstanbul: Vedat, 2008), 5.
4 Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, (Ankara: Yetkin, 2015), 244.
5 Safa Reisoğlu, Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler, (İstanbul: Beta, 2014), 65, Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 246.
6 Orhan Eroğlu, “Niyet Mektuplarının Hukuki Niteliği”, Ankara Barosu Dergisi (2014/2): 517- 531.
7 M. Kemal Oğuzman ve Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt-I, (İstanbul: Vedat, 2012), 192.
8 Gül Doğan, “Ön Sözleşme (Sözleşme Yapma Vaadi)”, (İstanbul: Yeditepe Üniversitesi, 2006), 36.
9 Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukukuna Giriş, Hukuki İşlem, Sözleşme, 112.
10 Hasan Ayrancı, Ön Sözleşme, (İstanbul: Yetkin, 2006), 95, Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukukuna Giriş, Hukuki İşlem, Sözleşme, 111.
11 Esin ve Lokmanhekim, Uygulamada Birleşme ve Devralmalar, 11.
12 “Öğretide belirtildiği üzere, niyet mektubu, sözleşme müzakerelerinin bir unsurudur ve bu tür mektuplarla, içeriği yeterince belirlenmemiş veya yerine göre tam olarak belirlenmiş, bir sözleşmenin kurulmasını sağlama niyeti ortaya konulur, bu sonuca ulaşmak için müzakerelerin ciddi olarak sürdürülmesi taahhüt edilir Ancak karşı tarafça benimsenip kabul edildikten sonra bile, bu taahhüt bağlayıcı bir nitelik taşımayabilir ve tarafları sözleşme kurma yükümlülüğü altına da sokmayabilir. Bağlayıcılık iradesini taşımayan niyet mektupları, sözleşme görüşmelerini başlatma konusunda taraflara bir yükümlülük getirmeyeceği gibi, sözleşmenin kurulması konusunda da taraflara bir yükümlülük getirmeyecektir.”
13 Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukukuna Giriş, Hukuki İşlem, Sözleşme, 111.
14 Dinar, Niyet Mektubunun Hukuki Niteliği ve Bağlayıcılığı,63.
15 Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 605.
16 Dinar, Niyet Mektubunun Hukuki Niteliği ve Bağlayıcılığı, 93.
17 Oğuzman ve Barlas, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt-1, 408.
18 Dinar, Niyet Mektubunun Hukuki Niteliği ve Bağlayıcılığı,134.
19 Süleyman Yalman, Türk-İsviçre Hukukunda Sözleşme Görüşmelerinden Doğan Sorumluluk, (Ankara: Seçkin, 2006), 90.








