Anonim Şirketlerde Temsil ve İlzam Yetkisi ve Tescilde Yaşanan Sorunlar
ÖZET
Yönetim yetkisinin devri ve sonuçlarına ilişkin, 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu (“eTK”) ve 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu’nda (“TTK”) yer alan düzenlemeyle ve 6552 sayılı Torba Yasa’nın (“Torba Yasa”) 131. ve 132. maddeleri arasında yer alan düzenleme ve bu düzenlemelerin uygulamaya yansımaları arasında farklılıklar mevcuttur. Bu farklılıklar, anonim ve limited şirketlerde ticari vekil atanması işlemlerinin usulüne ve sonuçlarına ilişkindir. Söz konusu Torba Yasa’yla gelen düzenlemeyle, atanacak temsilcilerin gerek eTK döneminde gerekse yeni TTK döneminde işlemin tutarı veya konusu ile ilgili sınırlar içeren, kanunen tesciline izin verilmeyen temsil yetkilerinin tescil ve ilan edilmesine imkân tanınmıştır. Bu minvalde, imza yetkililerinin ve bu kişilerin yetkilerinin kapsamının ticaret siciline tescili ve noter tasdikli imza sirkülerinin çıkarılması ile ilgili bir uygulama sorununun çözülmesi amaçlanmıştır. İşbu makalede, TTK’nın ve Torba Yasa’nın 131. ve 132. maddelerinin beraberinde getirdiği yeni uygulamalara ve sicilde tescil gibi uygulamada anonim şirketler bakımından yaşanılan bazı sorunlara işaret edilecektir.
1. Giriş
Günümüzde ulaştıkları büyüklük ve ekonomik gereklilikler, ticari işletmelerin tacirin tek başına kendisi tarafından işletilmesini istisna, temsilciler eliyle faaliyet göstermesini ise kural haline getirmiştir. Tüzel kişilerde temsil, tüzel kişilerin organları aracılığıyla, dolayısıyla anonim ortaklığın yönetim kurulu vasıtasıyla hayata geçmektedir1.
Anonim şirketlerdeki yönetim kurulu üyelerinin temsil yetkisinden bahsederken, ayrımı yapılması gereken iki husus söz konusudur. Birinci anlamıyla temsil yetkisi, ortaklık iç ilişkisindeki temsil yetkisini ifade eder. Temsil edilen anonim şirket ile yönetim kurulu/temsilci arasındaki bu ilişkideki “iç temsil yetkisi” konusunda tamamen temsil edilen hâkim konumdadır ve iç yetkilendirme ile temsilcisinin dış ilişkide hangi çerçevede kendisini temsil edebileceğine yönelik sınırlamalar getirmekte serbesttir. Diğer anlamıyla temsil yetkisi ise, iç yetki gereğince üçüncü kişilere karşı şirketi temsil edebilmek amacıyla yönetim kuruluna tanınan temsil yetkisi/gücü/iktidarıdır. Genel yetkili temsil hükümleri kapsamında temsil edilen, iç ilişkide temsilciye tanıyacağı yetki ile dış ilişkide temsilciye vereceği temsil gücünü/iktidarını aynılaştırmak imkânına sahipken hukuki işlem güvenliği nedeniyle dış temsil yetkisi kanunla belirlenmektedir2.
İşbu makalede öncelikle temsil ve ilzama ilişkin olarak eski ve yeni uygulamadaki farklılıklar ve bunların ticari hayata yansıması başlıca özellikleriyle ele alınacaktır.
2. TEMSİL VE İLZAM KAVRAMI
2.1. Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulunun Temsil Yetkisi
Temsil, adına yapılan işlemlerle ortaklığın hak ve borç sahibi yapılmasıdır. TTK; anonim şirketleri üçüncü kişilere ve ortaklara karşı temsil etme ve görev yetkisinin yönetim kuruluna ait olduğu kuralını korumaktadır3. Bu nedenle yönetim kurulu, anonim şirketin kanuni temsilcisi, diğer bir deyişle şirketi temsile kanunen yetkili organıdır. Yönetim kurulu, temsil yetkisini ortaklık adına ve onun unvanı altında imza atmak suretiyle kullanır4. Bu minvalde, ortaklığı temsile yetkili organlar göreve başlarken, imza örnekleri (imza sirkülerleri) notere onaylatılarak, sicile tevdi edilir.
Yönetim kurulu bir kişiden oluşabileceği gibi birden çok üyeden de oluşabilir5. Genel kural, şirket adına imza yetkisi olan temsilcilerden ikisinin müşterek imzasının (çift imza) aranması yönünde olsa dahi, TTK bu kurala iki istisna getirmiştir6. İlk istisna, şirketin esas sözleşmesinin çift imzadan farklı bir kural öngörmesiyken, ikinci istisna ise yönetim kurulunun tek üyeden oluşmasıdır.
Kanunda belirtilen istisnalar dışında, kural olarak imza yetkililerinin şirketi temsil yetkisi sınırlandırılmaz. Burada amaçlanan, şirket ile işlem yapan üçüncü kişilerin korunmasıdır. Kanunda belirtilmiş istisnaların aşılarak temsil yetkisinin sınırlandırılması halinde, bu sınırlandırma ticaret sicilinde tescil ve ilan ettirilse dahi, şirketle işlem yapan iyiniyetli kişileri bağlamayacaktır7.
Temsile ilişkin konular veya para yönünden yapılacak sınırlama ile atanacak yetkililer, yani sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları, mutlaka yetki sınırının belirlenmiş olduğu bir iç yönergenin hazırlanarak ve anonim şirketlerde yönetim kurulu kararı ile kabul edilerek, bu kararın tescili sonrasında atanabilecektir8.
Yönetim kurulu, şirketi temsil yetkisini diğer üyelerin tamamından alıp, bir veya birkaç üyesine özgüleyebileceği gibi, en az bir üyesinde temsil yetkisini bırakarak, diğer üyelerin temsil yetkisini üçüncü kişilere devredebilir9. Bu durumda, temsil yetkisine sahip üye veya üyeler dışındaki diğer üyeler “temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyesi” konumuna gelirler. Bu hükümle yasa koyucu, anonim şirketin temsilinin tümünün üçüncü kişilere devrini yasaklamış ve mutlaka devir alanlardan birinin yönetim kurulu üyesi olması gerektiğini kabul etmiştir.
Maddede yer alan “temsil yetkisini haiz olması gerekmektedir” ifadesi, uygulamada sınırsız şekilde yetkili olması gerektiği şeklinde algılandığından, şirketlerde iç yönerge hazırlanarak yetki devri yapılabilmesinin esas koşullarından biri de, yönetim kurulu üyelerinden en az bir tanesinin şirketi herhangi bir sınırlama olmaksızın en geniş şekilde temsil etmeye yetkili kılınmış olmasıdır. Eski uygulamada ticaret sicilleri, kanunda açıkça izin verilenler dışındaki temsil yetkisi sınırlandırmalarını, örneğin işlemin konusuna veya tutarına bağlı sınırları içeren imza yetkilerini kanunen tesciline cevaz verilmemesine rağmen tescil etmekteydi. Doktrindeki baskın görüş, söz konusu imza yetkisi sınırlamalarının tescilinin, ticaret sicilinin olumlu fonksiyonundan yararlanamayacağı yönündeydi. Bu kapsamda üçüncü kişinin iyi niyetli olmadığı; ancak üçüncü kişinin, imza yetkisine ilişkin sınırlamayı bildiği veya bilmesi gerektiği ispatlanarak ileri sürülebilir ve söz konusu sınırlama şirket tarafından işlemin şirketi bağlamaması için üçüncü kişiye karşı iddia edilebilirdi. Her ne kadar, TTK’da ilgili hükümlerde bir değişiklik yapılmamış olsa da, TTK’nın kabulünden sonra bazı siciller eski uygulamayı kanuna aykırı görerek, kanunda açıkça tesciline izin verilenler dışındaki yetki sınırlamalarını içeren veya ticari vekillere verilen imza yetkilerini tescil etmemeye başlamışlardır.
Buna bağlı olarak da noterliklerce, ticaret siciline tescil edilmemiş imza yetkilerini içeren imza sirküleri düzenlenmesinde de sorun yaşanmaya başlanmıştır. Esas olarak, yeni kabul gören düzenleme TTK’nın yeni hükümlerinden kaynaklanan bir soruna ilişkin olmamakla birlikte; eTK döneminden beri devam eden bir uygulama, yasal zemine oturtulmaya amaçlanmıştır10.
2.2. Torba Yasa ve Temsil ve İlzama İlişkin Beraberinde Getirdikleri
Torba Yasa’yla TTK’da bazı değişiklikler yapılmış olup, şirketlerin temsil yetkisi ile ilgili olarak TTK’nın 371. maddesine eklenen 7. fıkra11, önem arz etmektedir. Söz konusu hüküm kapsamında, “yukarıda belirtilen temsilciler dışında” ibaresiyle, hâlihazırda temsil yetkisi bulunmayan kişiler kastedilmiştir. Dolayısıyla, bu hüküm çerçevesinde iki grup kişiye temsil yetkisi verilebileceği öngörülmüştür. Bunlar, (i) temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyeleri ve (ii) şirkete hizmet akdi ile bağlı olanlardır12. Bu minvalde, bu hüküm kapsamında atanan temsilciler, ticari vekil niteliğini taşıyacaktır.
3. TEMSİLCİ TAYİNİ USULÜ
3.1. İç Yönerge Hazırlanması ve Tescil ve İlanı
Torba Yasa kapsamında13, söz konusu temsilcilerin görev ve yetkilerinin ticaret siciline tescil ve ilanının, zorunlu bir iç yönergede belirlenmesi şartı getirilmektedir. Bu hükümle anlatılmak istenen, sınırlı temsil yetkisi verilecek pozisyonlara ilişkin görev ve yetkilerin iç yönergede tanımlanmasıdır. Bu şekilde, şirketin temsilinde yetki sınırlaması ya da sınıflaması yapmak isteyen şirketler, bu tasarruflarını tescil ve ilan edilen bir iç yönerge ile hayata geçirebileceklerdir. Buna ek olarak, bu görevlere getirilecek kişilerin ismen belirlenmesi ve atanması işlemi, iç yönerge aracılığı ile değil; yönetim kurulu tarafından alınacak ayrıca bir kararla gerçekleştirilecektir14.
3.2. TTK’nın 371. Maddesinin 7. Fıkrasının Türk Borçlar Kanunu Karşısındaki Durumu ve Uygulamadaki Bazı Sorunlar
Torba Yasa ile eklenen hüküm uyarınca yönetim kurulu, temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerini veya şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları, sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabilir15. Bu kapsamda atanacak olan kişilerin görev ve yetkilerinin hazırlanacak iç yönergede belirtilerek görev ve yetki kapsamının talebe göre düzenlenebileceği belirtilmiştir. Bu noktada, ticari vekil ve diğer tacir yardımcılarının temsil yetkilerinin, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında belirlenen sınırının16 nasıl değerlendirilmesi gerektiği sorunu ortaya çıkmaktadır.
Söz konusu sınırlar uyarınca ticari vekil, işletmenin “alışılmış işlemlerini” yapmaya yetkilidir17. Söz konusu düzenleme tacire, ticari vekilinin yetkilerini bazı iş ve işlemlerle sınırlama yetkisi verebilmesi ve bu işlerin sınırını belirleme özgürlüğü tanımıştır. Torba Yasa ile18, bu sınırın tescil ve ilan edilmesi yoluyla üçüncü kişilerin iyi niyetini ortadan kaldırma imkânı getirilmiştir.
Gerek eTK döneminde, gerekse TTK döneminin, Torba Yasa’nın yürürlüğe girmesinden önceki uygulamada tesciline cevaz verilmeyen, örneğin işlemin konusu veya tutarı ile ilgili sınırlar içeren temsil yetkilerinin tesciline, artık yeni uygulamayla beraber sınırlı imza yetkililerinin tescili ile ilgili kurallar esnetilerek imkân tanınmaktadır.
Diğer bir deyişle, TBK kapsamında19 tescili öngörülmemiş olan ticari vekilin temsil yetkileri tescil edilebilir hale getirilmekte ve ayrıca TTK’da sınırlı olarak sayılan tescil edilebilecek yetki sınırlandırmaları20 bazı bakımlardan genişletilmektedir. Torba Yasa ile yapılan temsil yetkisinin verilmesine ilişkin değişiklik aracılığıyla21, kanaatimizce imza yetkililerinin ve yetkilerinin kapsamının ticaret siciline tescili ve noter tasdikli imza sirkülerlerinin çıkarılması ile ilgili bir uygulama sorununun çözümlenmesini amaçlanmaktadır. Yeni uygulamada öngörülen şartlara uygun olarak tescil ve ilan yapılması durumunda ise söz konusu tescil ve ilan, üçüncü kişinin iyi niyetini ortadan kaldırmaktadır22. Dolayısıyla, tescil ve ilan edilen yetki sınırları aşılarak yapılan işlemler şirketi bağlamayacaktır.
4. SONUÇ
Genel olarak bir değerlendirme yapıldığında; eski uygulamada, kanunun cevaz vermediği temsil yetkisi sınırlamalarının tescili, iyiniyetli üçüncü kişilerin iyi niyetini ortadan kaldırmamaktaydı. Bu durum, sınırlamaları içeren bir imza sirküleri çıkartılarak ve sirkülerin işlemin karşı tarafına ibraz edilerek karşı tarafı yetki sınırlarına dair bilgilendirilmesi ve bu minvalde iyi niyetinin ortadan kaldırılması yoluyla aşılmakta idi.
Dolayısıyla bu durumda da yetki sınırının tescil edilip edilemeyeceğinin bir önemi kalmamakta ve imza sirkülerinde yazan yetki aşılarak işlem yapılması halinde, işlem şirketi bağlamamaktaydı. Yeni hüküm çerçevesinde de, bir yetki belgesi hazırlanması ve bunun işlemin karşı tarafına ibraz edilmesi durumunda, üçüncü kişinin iyi niyetinden söz edilemeyecektir.
Anonim şirketlere ilişkin olarak TTK kapsamında, temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyeleri ile şirkete hizmet akdi ile bağlı olan kişilerin, sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atanabilmesi için temsilcilerin temsil yetkilerinin kapsamının iç yönergede belirlenmesi ve temsilcilerin ayrıca bir yönetim kurulu kararıyla atanması gerekmektedir.
Eski uygulama kapsamında ticaret sicilleri, kanunda açıkça izin verilenler dışındaki temsil yetkisi sınırlandırmalarını tescil etmekte olmalarına rağmen, herhangi bir kanunda bu hususa dair bir değişiklik yapılmamış da olsa, TTK’nın kabulünden bir süre sonra bazı siciller eski uygulamayı kanuna aykırı görerek, kanunda açıkça tesciline izin verilenler dışındaki yetki sınırlamalarını içeren veya ticari vekillere verilen imza yetkilerini tescil etmemeye başlamışlardır. Bu uygulamayı müteakip noterliklerce, ticaret siciline tescil edilmemiş imza yetkilerini içeren imza sirküleri düzenlenmesinde de sorun yaşanmaya başlanmıştır. Esas olarak, uygulanmaya başlanan yeni düzenleme, TTK’nın yeni hükümlerinden kaynaklanan bir soruna ilişkin olmamakla beraber, eTK döneminden beri devam eden bir uygulama yasal zemine oturtulmaya çalışılmaktadır23.
Yönetim kurulunun temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilmesi şartı, en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olmasına bağlanmıştır24. Söz konusu düzenlemeyle, anonim şirketin temsilinin tümünün üçüncü kişilere devri engellenmek istenmiş; bu tarz bir devir olması durumunda mutlaka bir yönetim kurulu üyesinin sınırsız yetkili olması gerektiği ve bu yetkinin iç yönergede yer alması gerektiği kabul edilmiştir. İlgili hükümde açıkça “sınırsız” ibaresi bulunmasa da, uygulamada bu yetkinin sınırsız şekilde olması gerektiği kabul edilmektedir. eTK döneminde de aynı hükmün yer almasına ve TTK döneminde de eski uygulamanın uygulanmaya devam etmesine rağmen; eski uygulama kapsamında ticaret sicili bu şekilde bir zorunluluk aramazken, yukarıda da bahsedildiği üzere bir kanun değişikliği gerçekleşmemiş olmasına rağmen bazı siciller eski uygulamayı kanuna aykırı görmeye başlamış ve sınırsız yetkili bir yönetim kurulu üyesi olmaksızın yapılan üçüncü kişilere yetki devirlerini tescil etmemeye başlamışlardır.
KAYNAKÇA
Aydın, Alihan. “Anonim Ortaklık Yönetim Kurulunun Temsil Yetkisinin Sınırları ve Temsil Yetkisinin/Gücünün Kötüye Kullanılması Sorunu”, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi 1 (2014): 126-183.
Bahtiyar, Mehmet. Ortaklıklar Hukuku, İstanbul, Beta Basım, 2012.
Çolgar, Tuna. “6552 Sayılı Torba Yasa ile Türk Ticaret Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler”, Erdem Erdem, September, 2014. Access on: July 30, 2015. http://www.erdemerdem.com/articles/6552-sayili-torba-yasa-ile-turk-ticaret-kanununda-yapilandegisiklikler/
Yanlı, Veliye and Nilsson, Gül Okutan. “Anonim ve Limited Şirketlerde Sınırlı Yetkili Temsilci Tayini”, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi 4 (2014): 5-42
Erol, Yasemin. “Sermaye Şirketlerinde Temsil Yetkisi Devri ve İmza”, Ernst and Young, Mayıs, 2014. Erişim:30Temmuz2015. http://www.vergidegundem.com/documents/10156/2829195/mayis2015_makale1.pdf
Dipnot
1 Alihan Aydın, “Anonim Ortaklık Yönetim Kurulunun Temsil Yetkisinin sınırları ve Temsil Yetkisinin/Gücünün Kötüye Kullanılması Sorunu”, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi 1 (2014), s. 126.
2 Aydın, Alihan. “Anonim Ortaklık Yönetim Kurulunun Temsil Yetkisinin sınırları ve Temsil Yetkisinin/Gücünün Kötüye Kullanılması Sorunu”, s. 180, 181.
3 TTK Madde 374.
4 TTK Madde 371.
5 TTK Madde 359/1.
6 TTK Madde 370.
7 Bu sınırlama, yalnızca temsil yetkisine getirilen sınırlamayı bilen kişiler bakımından etki doğurur.
8 TTK Madde 367.
9 TTK Madde 370/2.
10 Veliye Yanlı, Gül Okutan Nilsson, “Anonim ve Limited Şirketlerde Sınırlı Yetkili Temsilci Tayini”, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi 4 (2014), s. 8.
11 Yönetim kurulu, yukarıda belirtilen temsilciler dışında, temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerini veya şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabilir.
12 Yanlı, Nilsson. “Anonim ve Limited Şirketlerde Sınırlı Yetkili Temsilci Tayini”, s. 10.
13 TTK Madde 371/7 ile getirilen bu şart uyarınca atanacak olanların görev ve yetkileri, 367. maddeye göre hazırlanacak iç yönergede açıkça belirlenir. Bu durumda iç yönergenin tescil ve ilanı zorunludur. İç yönerge ile ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları atanamaz.
14 Yanlı, Nilsson. “Anonim ve Limited Şirketlerde Sınırlı Yetkili Temsilci Tayini”, s. 20.
15 TTK Madde 371/7.
16 TBK Madde 551 ve 552.
17 TBK Madde 551.
18 TTK Madde 371/7.
19 TBK Madde 549.
20 TTK Madde 371/3.
21 TTK Madde 371/7.
22 TTK m. 36/3.
23 Yanlı, Nilsson. “Anonim ve Limited Şirketlerde Sınırlı Yetkili Temsilci Tayini”, s. 8.
24 TTK Madde 370/2.







