Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

Türk Hukukunda Tek Satıcılık Sözleşmesi ve Rekabet Hukuku Bakımından Değerlendirilmesi

2016 - Summer Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

Türk Hukukunda Tek Satıcılık Sözleşmesi ve Rekabet Hukuku Bakımından Değerlendirilmesi

Competition
2016
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

Tek satıcılık sözleşmeleri kanunla düzenlenmemiş olmakla birlikte ticari yaşamın önemli bir aracı haline gelmiş ve en önemli özelliği olan münhasır satış hakkı ile rekabet hukuku uygulamalarında yer edinmiştir. Bu nedenle, tek satıcılık sözleşmeleri rekabet hukuku açısından dikey anlaşmalar kapsamında değerlendirilmekte ve çeşitli sınırlamalara tabi olmaktadır.

I. Giriş

Tek satıcılık sözleşmeleri, distribütörlük sözleşmesinin özel bir türünü oluşturur. Distribütörlük ve tek satıcılık sözleşmeleri Türk hukukunda düzenlenmemiş olmakla birlikte, ticari yaşamın gerekleri nedeniyle, sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde ortaya çıkmış sui generis (kendine özgü) sözleşmelerdir1.

Distribütörlük sözleşmeleri, sağlayıcının, mal veya hizmetlerinin sürekli olarak satılması amacıyla, mal veya hizmetlerini distribütöre temin etmesini düzenleyen sözleşmeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Tek satıcılık sözleşmesinin tipik özelliğini oluşturan münhasırlık kavramı ise, tek satıcılık kavramını distribütörlükten ayırmaktadır.

Münhasırlık kavramı, rekabet hukuku bakımından tek satıcılık sözleşmelerinin değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada, tek satıcılık sözleşmelerinin özelliklerinden söz edildikten sonra bu sözleşmelerin en önemli özelliği olan münhasır satış hakkı, Rekabetin Korunması Hakkında Kanun, Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği ve ilgili tebliğin açıklanması amacıyla hazırlanan Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz ışığında değerlendirilmektedir.

II. TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİNİN TANIMI VE ÖZELLİKLERİ

Tek satıcılık sözleşmeleri, distribütörlük sözleşmelerinin bir türü olup, bu sözleşmeleri basit distribütörlük sözleşmelerinden ayıran temel fark, sağlayıcı tarafından tek satıcıya tahsis edilen bölgede münhasır satış hakkı verilmiş olmasıdır2. Aşağıda öncelikle, distribütörlük sözleşmelerinin tanımı yapılmakta, ardından tek satıcılık sözleşmelerinin özellikleri açıklanmaktadır.

A. Tanım

1. Distribütörlük Sözleşmesi

Distribütörlük sözleşmesini, sağlayıcının, distribütöre karşı sürekli olarak, yeniden satmak amacıyla mal veya ürünlerinin tamamını veya bir kısmını temin etme;3 buna karşılık distribütörünse, söz konusu malları veya ürünleri kendi adına ve hesabına satarak, sağlayıcının sürümünü artırmaya yönelik faaliyette bulunma yükümlülüğünü üstlendiği4 sözleşme olarak tanımlamak mümkündür. Bu tür sözleşmeler, taraflar arasındaki ilişkinin bütün ayrıntılarını düzenlemeyip, tarafların üstlendikleri edimleri genel olarak belirlemekte ve bu suretle, sonradan yapılacak olan sözleşmeler için bir çerçeve oluşturmaktadır 5.

Distribütörlük sözleşmelerine karakteristik özelliğini veren unsur, distribütörün sözleşme konusu edimi ifa ederken kendi adına ve hesabına hareket etmesidir6. Zira distribütör, bağımsız bir tacir olup, sözleşme konusu ürünlerin sürümünü arttırıcı faaliyetleri gerçekleştirirken yaptığı ve yapacağı her türlü yatırım ve organizasyonun gerektirdiği maliyete ve riske bizzat katlanır 7.

2. Tek Satıcılık Sözleşmesi

Bu sözleşme kişiye, kendisine tanınan münhasır satış hakkı ile belirli bir bölgede, belli malların veya ürünlerin satışını gerçekleştirme ve bu şekilde söz konusu bölgede, kendisine sağlanan malların, aktif satış8 anlamında tek satıcısı haline gelme imkanı vermektedir. Sağlayıcı, ilgili sözleşme kapsamında, tek satıcıya tahsis edilen bölgede, kendi dağıtım zincirine dahil olan bir üçüncü kişiye bu malları göndermekten kaçınmak yükümlülüğü altındadır. 

Yukarıda söz edilen durum, hem tek satıcı hem de ona münhasır satış hakkını tanıyan sağlayıcı için ekonomik açıdan fayda sağlamaktadır. Sağlayıcının ürettiği ya da sağladığı malların sürümünü artırmaya yönelik menfaati, onu tek satıcılarla işbirliğine yöneltir. Çünkü tek satıcılık sözleşmeleri ile sağlayıcı, ürettiği ya da sağladığı malların satışını ve sürümünün artırılmasını uzun vadede güvence altına alma şansını bulmakta ve bunu ancak tek satıcı ile arasında geliştirebileceği sürekli bir bağ ile gerçekleştirebilmektedir. Tek satıcı ile sağlayıcı arasında oluşacak bağın sürekli olması özelliği, acentelikte 9 de mevcuttur ancak çoğu zaman sağlayıcılar için, acentenin temin ettiği birçok müşteri ile bizzat sözleşme yapmaktansa, tek satıcının sahip olduğu güçlü müşteri portföyü aracılığıyla ürünlerinin satışını gerçekleştirmek, hem ekonomik hem de hukuki açıdan daha kolay ve pratik olmaktadır. Bu nedenle, tek satıcılık yoluyla pazarlama sadece büyük ve güçlü sanayi üreticileri tarafından değil, daha küçük ölçekteki işletmeler tarafından da tercih edilmektedir. Bu yolla küçük ölçekli üreticiler de mallarının dağıtımını daha az masrafla gerçekleştirebilmektedir10.

B. Tek Satıcılık Sözleşmesi Özellikleri

1. Münhasır Satış Hakkı

Tek satıcılık sözleşmesini, distribütörlükten ayıran temel unsur olan münhasırlık, bir kişi ya da teşebbüse, sınırları tanımlanmış bir bölgede ya da belirli bir müşteri  grubuna yönelik olarak ticari faaliyette bulunma imkanı tanınmasıdır.

Münhasır satış hakkının zaman, yer ve sözleşme konusu mallar bakımından sınırlandırılması gerekir. Bu hakkın uzun bir süre için tanınması, sağlayıcının ekonomik özgürlüğünün ahlaka aykırı bir sınırlandırması 11 sayılmamalıdır 12. Zira, tek satıcının üstlendiği sürümü artırma yükümlülüğü uzun vadeli bir planlama, yatırım ve organizasyon işidir. 

Tek satıcı, sağlayıcı ile aralarındaki sözleşmesel ilişkiden doğan bu münhasır satış hakkı ile belirli bir bölgede diğer satıcılarla yarışmaksızın, sağlayıcının temin ettiği veya ürettiği ürünlerini tek başına satma imkanı elde eder. Buna karşılık sağlayıcı, bir sermaye koymadan ya da herhangi bir masraf yapmadan mallarının pazarlanması ve ayrıca bu yolla satış ve müşteri hizmetleri ağı kurma olanağına sahip olmaktadır. Bu şekilde sağlayıcı, uzun vadeli üretim ve sürüm planları yapabilmekte ve işletmesindeki pazarlama risklerini büyük ölçüde azaltmaktadır. Aynı zamanda sağlayıcı, ürettiği malların dağıtımıyla ilgili birçok konuda tasarruf yetkisini elinde tutabilirken, malların dağıtım riskini tek satıcıya yükleyebilmektedir.

2. Tek Satıcının Rekabet Etmeme Yükümlülüğü

Tek satıcının, sözleşme konusu mallarla rekabet halinde bulunan malları ya da başka bir sağlayıcı tarafından üretilen diğer malları satıp satamayacağı sorunu rekabet yasağının konusunu oluşturmaktadır. Tek satıcılık sözleşmesinde taraflar arasındaki menfaat durumu, tek satıcının rekabet yasağına tabi olmasını gerektirir.  

Sağlayıcının malları, kendisine tahsis edilen bölgede sadece ve münhasıran tek satıcı tarafından satılacak ve sağlayıcı, tek satıcının bütün gücünü, kendisi tarafından sağlanan malların sürümünü arttırmak için kullanacağına inanacaktır. Sözleşme konusu mallarla aynı nitelikteki başka malların satışının da üstlenilmesi ile tek satıcı, sözleşme konusu malların yanı sıra diğer üretici veya sağlayıcılara ait malların sürümü için de faaliyette bulunacaktır. Ayrıca sözleşme konusu ürünlerin piyasadaki konumunun yükselmesine katkıda bulunulması ve bu ürünlere ilişkin satış öncesi ve sonrası hizmetlerinin yerine getirilmesi gibi yükümlülükleri de üstlenecektir. Böyle bir durumda tek satıcının kapasitesi, sözleşme konusu malların sürümünü istenilen düzeye ulaştırması için yeterli olmayabilir. İşte bu nedenle, tek satıcı kural olarak rekabet yasağına tabi olacaktır. Ancak taraflar her zaman için sözleşme ile farklı bir düzenleme öngörebilirler.

III. TEK SATICILIK SÖZLEŞMESİNİN REKABET HUKUKU BAKIMINDAN İNCELENMESİ

A. Genel Olarak

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’a13 (“RKHK”) göre, rekabet14kurallarının ana amacı, ekonomik faaliyetlerin yürütülmesi için adil ve eşit koşulların sağlanmasıdır. Bu doğrultuda düzenlenen RKHK’nin ilgili maddesi 15 gereğince, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacı taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut dolaylı olarak doğurabilecek nitelikte teşebbüsler arası anlaşmalar hukuka aykırı ve yasaktır. Bu hüküm gereği, ekonomik faaliyetlerin özgürce yürütülebilmesi için mal ve hizmetlerin alışverişinde sözleşme taraflarının ticari özgürlüğüne bir sınırlama getirilmemesi ve adil ticaret ortamının engellenmemesi gerekmektedir. Ancak, RKHK’nın muafiyet sistemine ilişkin maddesinde 16 yer alan şartların tamamının sağlanması halinde, teşebbüsler arası rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar, hukuka aykırı olarak addedilmeyecek rekabeti sınırlayıcı anlaşma yapma yasağından muaf tutulacaktır. 

Muafiyet sistemi gereğince, sağlanması gereken şartlar; (i) malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması; (ii) tüketicinin bundan yarar sağlaması; (iii) ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması ve (iv) rekabetin, (i) ve (ii) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla sınırlanmamasıdır. İlaveten Kurul, belirtilen şartları sağlayan anlaşma türlerine grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan tebliğler çıkarma yetkisini haizdir17. Buna istinaden Kurul, üretim veya dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren teşebbüsler arasında belirli mal veya hizmetlerin alımı, satımı veya yeniden satımı amacıyla yapılan sözleşmeler olarak tanımlanan dikey anlaşmaların, rekabetin artmasını sağlayarak ekonomiye olumlu etkiler yaptığı gerekçesiyle, 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’ni18 (“Tebliğ”) yayınlamıştır. Bu Tebliğ, dikey anlaşmaların rekabeti sınırlayıcı anlaşma yapma yasağından muaf tutulmasının koşullarını düzenlemektedir. Tebliğ uygulanırken göz önünde bulundurulacak hususları açıklamak amacıyla ise Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz19 (“Kılavuz”) yayınlanmış olup, muafiyet sistemi detaylı olarak düzenlenmiştir.

Yukarıda açıklandığı üzere, tek satıcılık sözleşmesi, niteliği itibariyle tek satıcıya belirli bir bölgede satış tekeli sağladığı için özelliği gereği tarafların özgürlüklerine çeşitli sınırlamalar getirmektedir. Bu sebeple, tek satıcılık sözleşmeleri ile rekabetin engellenmesini yasaklayan rekabet hukuku kuralları arasında sürekli bir uyuşmazlık bulunmakta olduğu için, tek satıcılık sözleşmesinde yer alan hükümlerin rekabet hukuku karşısında geçerli olup olmayacakları gündeme gelecektir. Bunun nedeni ise, tek satıcılık sözleşmelerinin dikey anlaşmalar kapsamına girmesi ve Tebliğ’de yer alan koşulları sağlamaları halinde rekabeti sınırlayıcı anlaşma yapma yasağından muaf tutulmasıdır 20.

Anılan Tebliğ, 2007/2 sayılı Tebliğ21 ile değişikliğe uğramış ve Tebliğ ile sağlanan muafiyetin, sağlayıcının dikey anlaşma konusu mal veya hizmetleri sağladığı ilgili pazardaki pazar payının %40’ı aşmaması durumunda uygulanacağı belirtilmiştir 22. Tebliğ’e eski halinden farklı olarak, bu şekilde bir pazar payı eşiği getirilerek Tebliğ’in kapsamı daraltılmıştır. Ayrıca, pazar payı eşiği getirilmesinden önceki dönemde, hakim durumdaki bir çok teşebbüsün (Coca Cola, Efes, Frito-Lay gibi) nihai satış noktaları ile yapmış olduğu ve rekabet etmeme yükümlülüğü içeren sözleşmelerden muafiyet geri alınmıştır. Pazar payı eşiği sistemine geçilmesi ile birlikte hakim durumdaki teşebbüslerin grup muafiyetinden otomatik olarak faydalanma ihtimalleri azalmıştır.

Tebliğ’de, sözleşmelerin grup muafiyetinden yararlanması için gerekli olan şartlar belirtilmemiş olup; dikey anlaşmaları grup muafiyeti kapsamı dışına çıkaran sınırlamalar sayılmaktadır 23. Başka bir deyişle, eğer ilgili maddede sayılan hususlar dikey anlaşmada yer alıyor ise, bu anlaşma grup muafiyetinden yararlanamayacaktır24. Bu hususlardan ilki, alıcının kendi satış fiyatını belirleme serbestisinin engellenmesidir. Buna göre, sözleşme konusu malları yeniden satacak olan alıcının bu malları satarken uygulayacağı fiyat tarifesi belirleme serbestisi engellenemez. Ancak taraflardan herhangi birinin baskısı veya teşvik etmesi sonucu sabit veya asgari satış fiyatına dönüşmemesi koşuluyla, sağlayıcının sözleşme konusu mallar için azami satış fiyatı belirlemesi veya satış fiyatını tavsiye etmesi mümkündür 25. Bir diğer husus ise, Tebliğ’de belirtilen haller dışında, alıcının sözleşme konusu mal veya hizmetleri satacağı bölge veya müşterilere ilişkin kısıtlamalar getirilmesidir. Bu bağlamda Tebliğ’de belirtilen ve muafiyet kapsamında olan istisnai hallerden biri de; sağlayıcı ile alıcı arasındaki dikey anlaşmaya istinaden yapılacak aktif satışlar, sağlayıcının kendisine veya başka bir alıcıya tahsis edilmiş münhasır bir bölge veya münhasır müşteri grubu bakımından kısıtlanabilir. Ancak bu kısıtlama alıcının müşterilerini kapsamamalıdır. Bu bölgeye veya müşteri grubuna yapılacak pasif satışların26 kısıtlanması ise sözleşmeyi grup muafiyeti dışına çıkartan bir ihlal olarak değerlendirilecektir. 

B. Münhasır Satış Hakkı Bakımından

Tek satıcıya münhasır satış hakkı tanınmasıyla, sözleşme konusu malların, sözleşmede öngörülen sınırlamalar çerçevesinde satılmasına imkan verilmektedir. Bu dağıtım sınırlamaları, malların satılacağı bölge ya da müşterilere ilişkin olabilir. 

Hangi hallerde tek satıcıya tahsis edilmiş münhasır bir bölgeden veya müşteri grubundan söz edilebileceği Kılavuz’da açıklanmıştır. Tek satıcıların satış yaptığı bölge veya müşteri grubunun münhasır olarak değerlendirilebilmesi için, o bölge veya müşteri grubuna sadece tek bir satıcının veya sağlayıcının satış yapması gerekir. Diğer bir ifadeyle, belirli bir bölgeye veya müşteri grubuna aktif olarak satış yapan teşebbüs sayısı birden fazla ise, o bölge ve müşteri grubu artık münhasır değildir. Sağlayıcı, sözleşme bölgesi veya müşteri grubu için kendisinin doğrudan satış yapma hakkını saklı tutmuşsa ya da ilgili bölgeye birden çok dağıtıcı yerleştirmişse, aktif satış yasağına konu olabilecek münhasır bir bölge ya da müşteri grubu söz konusu değildir27.

Münhasır satış hakkının efektif olarak uygulanabilmesi için, sözleşmede ilgili bölge veya müşterilere ilişkin olarak tek satıcıya tanınan bu hakkın yanında, sağlayıcının diğer dağıtıcılarına veya tek satıcılarına, ilgili bölge veya müşterilere ilişkin olarak dağıtım sınırlaması getirmesi gerekmektedir. Sadece sağlayıcının doğrudan tek satıcının bölgesinde satış yapmasını engelleyen bir sözleşme hükmü, tek satıcı lehine tam bir satış tekeli sağlamaz. Zira, sözleşme bölgesi dışındaki dağıtıcılar tarafından, sözleşme bölgesinde, sözleşme konusu mallarla aynı nitelikteki malların satışı yapılabilir. Bunun sebebi ise, münhasır satış hakkının sadece sözleşmenin tarafları arasında hüküm ve sonuç doğurması ve diğer dağıtıcıların sözleşme bölgesine satış yapmalarını engellememesidir.

Sağlayıcının sadece kendisinin, tek satıcının sözleşme bölgesinde satış yapmamasının yanında, kendi dağıtım sistemine dahil olan diğer dağıtıcıların da sözleşme bölgesinde aktif satış yapmalarını yasaklayarak, aktif satış kısıtlaması getirmesi halinde, tek satıcı lehine bölge koruması sağlanmış olur. Böylelikle, söz konusu bölge, münhasıran tek satıcıya ait olur. Ne var ki, bahsedilen şekilde bir tedbir alınmamasına rağmen, sadece sözleşmede bölge korumasından söz edilmesi, pratik bir yarar sağlamaz. Ancak burada bahsedilen bölge koruması, mutlak bölge koruması olarak algılanmamalıdır. Çünkü mutlak bölge koruması, aşağıda açıklanacağı üzere, tek satıcının münhasır bölgesinde diğer tek satıcı veya dağıtıcıların yapacağı aktif satışların kısıtlanmasının yanında pasif satışların yasaklanmasını da içerir. 

Esasen müşteri ve sözleşme bölgesine ilişkin sınırlamalar yasaklanmış olmasına rağmen, bu hususta aktif satışlar bakımından bir istisna tanınmıştır. Yukarıda değinildiği üzere, aktif satışlar Tebliğ’in ilgili hükmüne28göre kısıtlanabilirler. Buna göre, dağıtıcılar tarafından, diğer dağıtıcıların bölgelerinde yapılabilecek aktif satışların yasaklanması geçerli kabul edilebilecek ve sadece bu oranda geçerli bir bölge koruması sağlanabilecektir. Ancak pasif satışlar hiçbir dikey anlaşma bakımından kısıtlanamaz veya yasaklanamaz. Bu bakımdan hem aktif hem de pasif satışların yasaklanması veya kısıtlanması mutlak bölgesel korumayı oluşturur ve bu husus rekabet kurallarınca yasaklanmıştır.

Tek satıcının aynı zamanda tek alıcı olduğu hallerde, sağlayıcı; tek alıcıya sağlama yükümlülüğü29 ile, sözleşme bölgesinde sözleşme konusu malları sadece tek satıcıya satmalı, başka bir ifadeyle, sağlayıcı tek satıcı ile rekabet etmemelidir. Tebliğ’in bu yükümlülüğe ilişkin maddesine30 göre tek alıcıya sağlama yükümlülüğü içeren dikey anlaşmalarda muafiyet, tek satıcının dikey anlaşma konusu malları ve hizmetleri aldığı ilgili pazardaki payının %40’ını aşmaması koşuluyla uygulanır. Bu kuralın yanında, yukarıda bahsedilen, dikey anlaşmayı muafiyet kapsamı dışına çıkaran şartların da bulunmaması gerekir. Bu şartların sağlanamaması halinde, bu sözleşmeler de grup muafiyetinden yararlanamayacaktır.  

IV. SONUÇ

Kurul, yukarıda bahsetmiş olduğumuz hususlar bakımından yapacağı incelemelerde, esasen sözleşmenin dikey anlaşmalar kapsamında olup olmadığını dikkate almakta; sözleşmeye taraflarca verilmiş isme veya borçlar hukuku anlamında sözleşmenin nitelenmesinin üzerinde durmamaktadır. Ancak tek satıcılık sözleşmeleri rekabet hukuku bakımından oldukça önemli sınırlamalar içermekte ve bu sınırlamalar ticari hayatın akışı açısından önem arz etmektedir. Tarafların sözleşme kapsamındaki yükümlülükleri ve hakları değerlendirildiğinde hem tarafların hem de üçüncü kişilerin ekonomik özgürlükleri sınırlandırılabilmekte ve menfaatler dengesi gözetilerek bu sözleşmelerin muafiyet sistemiyle hukuka uygunluğu sağlanmaktadır. Kurul’un Tebliğ ile getirmiş olduğu sınırlamalar hem tek satıcıları ve sağlayıcılarını, hem de sözleşmeye taraf olmayan üçüncü kişileri ve müşterileri korumayı amaçlamaktadır.

KAYNAKÇA

Cemile Demir Gökyayla, Milletlerarası Özel Hukukta Tek Satıcılık Sözleşmeleri, Istanbul 2013 

Hasan İşgüzar, Tek Satıcılık Sözleşmesi, Ankara 1989 

Hüseyin Karabulut, “Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun Kapsamında Dağıtım Anlaşmaları”, Legal Fikri ve Sınai Haklar Dergisi Sayı: 4, 2005 

Meltem Küçükayhan Aşçıoğlu, Rekabet Hukuku ve Dağıtım Sözleşmeleri, Ankara 2011

Metin Topçuoğlu, Rekabet Hukuku Açısından Acentelik ve Dağıtım Sözleşmeleri, Ankara 2006

Rekabet Kurumu, Rekabet Terimleri Sözlüğü, Nisan 201409.09.2015 tarihli Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz (Erişim: 27.05.2016) http://www.rekabet.gov.tr/File/?path=ROOT%2F1%2FDocuments%2FBa%C5%9F vuru+Rehberi%2Fdikey.pdf

DİPNOT

1 Söz konusu sözleşmeler, kanun ile düzenlenmediklerinden dolayı, bu sözleşmelerin tarafları için, uygulama ile Yargıtay kararları ve Rekabet Kurulu (“Kurul”) kararlarında dağıtıcı, distribütör, toptancı, tek satıcı, bayi gibi birçok farklı terim kullanılmaktadır. Makalemizde, distribütörlük sözleşmesinin tarafları için; distribütör/dağıtıcı/alıcı ve sağlayıcı; tek satıcılık sözleşmesinin tarafları için ise tek satıcı/alıcı ve sağlayıcı terimlerini kullanmayı uygun gördük. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2001/4568 K. 2002/1473 T. 5.3.2002; Rekabet Kurulu Kararı (“RKK”), No: 04-52/696-178, RKK, No: 03-23/278-126, RKK, No: 99-47/503-319, RKK, No: 99-53/575-365.

2 Cemile Demir Gökyayla, Milletlerarası Özel Hukukta Tek Satıcılık Sözleşmeleri, İstanbul 2013, s. 17.

3 Metin Topçuoğlu, Rekabet Hukuku Açısından Acentelik ve Dağıtım Sözleşmeleri, Ankara 2006, s. 49.

4 Meltem Küçükayhan Aşçıoğlu, Rekabet Hukuku ve Dağıtım Sözleşmeleri, Ankara 2011, s. 4 vd.

5 Topçuoğlu, s. 50.

6 Taraflar arasındaki distribütörlük ilişkisinin bir diğer özelliği ise, sürekli borç doğuran, yani taraflara sözleşme süresi içinde ifa ve katlanma yükümlülüğü veren sözleşmelerden olmasıdır.

7 Topçuoğlu, s. 59.

8 Aktif Satış: Başka bir alıcının münhasır bölgesindeki veya münhasır müşteri grubundaki münferit müşterilere mektup veya ziyaret gibi doğrudan pazarlama yöntemleriyle gerçekleştirilen satışlar ile diğer bir alıcının bölgesinde satış yeri veya dağıtım deposu kurulması gibi faaliyetler “aktif satış” olarak değerlendirilmektedir. Başka bir alıcıya tahsis edilmiş bölgedeki veya müşteri gruplarındaki müşterileri doğrudan hedefleyen reklamlar veya promosyonlar da diğer aktif satış yöntemleri arasında sayılabilir. Rekabet Kurumu, Rekabet Terimleri Sözlüğü, s. 54.

9 Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir. Acentelik bazı noktalarda tek satıcı ile benzerlik gösterir. Acentenin de tek satıcı gibi bağımsız bir tacir olması ve her iki ilişkinin de süreklilik arz etmesi ortak noktalarını oluşturur. Ancak acente sözleşmeye konu olan malları veya ürünleri tekrar satmak için satın almaz. Acentenin rolü aracılıktır. Daima iş sahibinin hesabına faaliyet gösterir. Buna karşılık tek satıcı ise bağımsız olarak kendi adına ve hesabına hareket eder. Rekabet hukuku açısından iş sahibinin  acentesine yeniden satış fiyatı empoze etmesi ihlal olarak değerlendirilmez. Hasan İşgüzar, Tek Satıcılık Sözleşmesi, Ankara 1989, s.39.  

10 İşgüzar, s.39.

11 Türk Medeni Kanunu, m. 23.

12 İşgüzar, s. 108.

13 13.12.1994 tarih ve 22140 sayılı Resmi Gazete (RG)

14 “Mal ve hizmet piyasalarındaki teşebbüsler arasında özgürce ekonomik kararlar verilebilmesini sağlayan yarış.” Rekabet Kurumu, Rekabet Terimleri Sözlüğü, s.164.

15 RKHK, m. 4.

16 RKHK, m. 5.

17 RKHK, m. 5. 

18 14.07.2002 tarih ve 24815 sayılı RG.

19 09.09.2015 tarihli Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz http://www.rekabet.gov.tr/File/?path=ROOT %2F1%2FDocuments%2FBa%C5%9Fvuru+Rehberi %2Fdikey.pdf (Erişim: 27.05.2016).

20 İlaveten, 12.11.2005 tarih, 25991 sayılı Resmi Gazete’de ise 2005/4 sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar Ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği yayınlanarak, motorlu taşıtlar sektöründeki dikey anlaşmaların, rekabeti sınırlayıcı anlaşma yapma yasağından grup olarak muaf tutulmasının koşulları belirlenmiştir.

21 25.05.2007 tarihli ve 26532 sayılı Resmi Gazete.

22 Tebliğ, m. 2/2.

23 Tebliğ, m. 4.

24 Hüseyin Karabulut, “Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun Kapsamında Dağıtım Anlaşmaları”, Legal Fikri ve Sınai Haklar Dergisi Sayı: 4, 2005, s. 12.

25 Tebliğ, m. 4/a.

26 Pasif Satış: Başka bir alıcının bölgesindeki veya müşteri grubundaki müşterilerden gelen ve alıcının aktif çabaları neticesi olmayan talepleri karşılamak, alıcı malın teslimatını müşterinin adresine götürerek gerçekleştirmek; medya aracılığı ile yapılan genel nitelikli reklamlar veya promosyonlar; internet ve benzeri yollarla yapılan satışlar “pasif satış” anlamına gelmektedir. Rekabet Terimleri Sözlüğü, s.155.

27 Demir Gökyayla, s. 90 vd.

28 Tebliğ, m. 4/b-1.

29 Tek Alıcıya Sağlama Yükümlülüğü: Sağlayıcının, sözleşme konusu malları veya hizmetleri, kendi kullanımı veya yeniden satışı amacıyla Türkiye içerisinde, sadece bir alıcıya satmasına yönelik doğrudan veya dolaylı bir yükümlülüktür. Kılavuz, s. 47. 

30 Tebliğ, m. 2/3.

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
Distribütörlük Sözleşmesi, Tek Satıcılık Sözleşmesi, Dikey Anlaşmalar, Muafiyet, Rekabet, Münhasırlık
Capabilities
Competition
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 189

Gsi Brief 189

Brief
Read more

Articletter - Summer Issue

6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na İlişkin Değerlendirme

6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na İlişkin Değerlendirme

2016
Read more
Altyapı Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları

Altyapı Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları

2016
Read more
Sermaye Şirketlerinde Birleşmeler, Devralmalar ve Kolaylaştırılmış Birleşme

Sermaye Şirketlerinde Birleşmeler, Devralmalar Ve Kolaylaştırılmış Birleşme

2016
Read more
Şirket Bölünmeleri Sonucu Bölünen Şirkete Ait İhale Yeterlilik Kriterlerinin Kullanılması

Şirket Bölünmeleri Sonucu Bölünen Şirkete Ait İhale Yeterlilik Kriterlerinin Kullanılması

2016
Read more