ÖZET
İnternet kullanımının dünya genelinde yaygınlaşmasının doğal bir sonucu olarak da tescil edilen alan adı sayısı her geçen gün artmaktadır. Özellikle tanıtım ve pazarlama anlamında büyük kolaylıklar sağlayan internet sitelerinde de tacirler tarafından markaları ön plana çıkaran alan adları tercih edilmektedir. Dünyada fikri mülkiyet haklarının korunmasını ve yaratıcı etkinliği teşvik etmek amacıyla 1967 yılında Birleşmiş Milletler’in özleşmiş bir örgütü olarak kurulan WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü), marka tescili, patentler ve endüstriyel tasarımları içeren anlaşmalar, sanat eserlerini ve telif hakkı uyuşmazlıklarının yanı sıra alan adlarına ilişkin hakları da düzenlemekte ve korumaktadır. Alan adı uyuşmazlıklarının çözümünde başvurulabilecek birincil merci de WIPO bünyesindeki Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi’dir.
1. Giriş
İnternet kullanımının hızla yaygınlaşması ile birlikte internet alan adları vasıtasıyla markalara yönelik ihlallerin önlenmesi için fikrî mülkiyet hakkı olarak değerlendirilen alan adlarına ilişkin uyuşmazlıkların çözümüne yönelik yeknesak kuralların oluşturulması ihtiyacı doğmuştur. Bu doğrultuda İnternet Tahsisli Sayılar ve İsimler Kurumu (“ICANN”) tarafından 24.10.1999 tarihinde UDRP ve RUDRP kuralları (“Kurallar”) yayınlanmış, akabinde anılan usul kuralları 30.10.2009 tarihinde yenilenmiştir. Mevcut uygulamada halen anılan kurallar uluslararası ihtilafların çözümüne uygulanmakta olup, bu kurallar uyarınca alan adı uyuşmazlıklarının çözümünün gerçekleştirildiği merkezlerden birisi de Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi’dir. (“WIPO/ Merkez”) Özellikle Türkiye’de de diğer ülkelerde olduğu gibi hızla artan kayıtlı alan adı sayısının, alan adları ile marka ihlallerine sebebiyet verilmesi ihtimalini arttırdığı düşünüldüğünde, WIPO tahkimi ile bu uyuşmazlıkların hızlı şekilde çözümü büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada alan adı uyuşmazlıklarının marka hukuku çerçevesinde yeknesak kurallar ve WIPO tarafından yayınlanan “Ek Kurallar” uyarınca WIPO nezdinde çözümüne ilişkin usulî uygulamalar ile temel alan adı ihlalleri incelenmektedir.
2. İNTERNET ALAN ADLARI
İnternet alan adları internet üzerinde bulunan bilgisayar veya internet sitelerinin adresini belirlemek için kullanılan adlardır. Bilindiği üzere, internet kurumsal veya bireysel bilgisayarları birbirine bağlayan elektronik bir iletişim sistemi olup her bilgisayarın bu sistem içerisinde bilgisayarın bağlantı esnasında ağ dâhilinde kullandığı kimliği olan IP adresi bulunmaktadır. IP adreslerinin uzun sayı dizilerinden olması ve akılda kalamayacak olması sebebiyle de bu adreslerin ayırt edilebilirliğinin sağlanması internet alan adlarının kullanılmasıyla sağlanmaktadır.
İnternet kullanımının dünya genelinde yaygınlaşmasının doğal bir sonucu olarak da tescil edilen alan adı sayısı her geçen gün artmaktadır. Nitekim 31.01.2014 tarihi itibariyle “.com” uzantılı alan adı sayısı 112.512.281 sayısına ulaşmıştır. Ülkemizde kayıtlı alan adı sayısının diğer ülkelere göre geride kaldığı ifade edilmekle birlikte her geçen yıl bu sayının artmaya devam ettiği de aşikârdır1. Nitekim “.tr” uzantılı kayıtlı alan adı sayısı 2000 yılında yalnızca 18.670 iken 2013 yılı itibariyle bu sayı 344.547’ye ulaşmıştır2.
3. İNTERNET ALAN ADLARI VE MARKA İLİŞKİSİ
Marka kavramının uluslararası ekonomi hayatının vazgeçilmez bir unsuru haline gelmesi yeknesak bir marka tanımı ihtiyacını doğurduğundan Dünya Ticaret Örgütü’nün girişimleriyle TRIPS Anlaşması hazırlanmıştır. Uluslararası anlamda kabul gören bu anlaşmanın 15. maddesinde yer verilen marka tanımına paralel olarak ülkemizde de 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’de “Marka, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dâhil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretleri içerir” şeklinde tanımlanmıştır.
Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, markanın en önemli işlevi ürün ve hizmetlere ayırt edilebilirlik sağlamasıdır. Bu bağlamda, tacirler mevcut ekonomik düzende ticaret unvanlarından ziyade sundukları ürün ve hizmetlere ilişkin markaları ile tanınır hale gelmiştir.
Özellikle tanıtım ve pazarlama anlamında büyük kolaylıklar sağlayan internet sitelerinde de tacirler tarafından markaları ön plana çıkaran alan adları tercih edilmektedir. Bunu fırsat bilen ve şirketlerin alan adları vasıtasıyla elde edebilecekleri tanınırlığı fark etmekte gecikmelerinden yararlanan kişilerce, markaya yönelik alan adları asıl hak sahiplerinden önce tescil ettirilmek suretiyle gerek haksız kazanç elde edilmekte gerekse de kötü niyetli yaklaşımlarla markaya zarar verilebilmektedir3.
“Cybersquatting” adı verilen bu yöntem, alan adı uyuşmazlıkları bakımından başlıca çözülmesi gereken hususlardan birisi olarak kabul edilmektedir4. Bu noktada aşağıda açıklanacağı üzere kötü niyetli yaklaşımlarla marka hakkı zarar gören kişilerin WIPO’ya başvurma imkânı düzenlenmiş bulunmaktadır.
4. ALAN ADI UYUŞMAZLIKLARININ WIPO NEZDİNDE ÇÖZÜMÜ
Dünyada fikri mülkiyet haklarının korunmasını ve yaratıcı etkinliği teşvik etmek amacıyla 1967 yılında Birleşmiş Milletlerin özleşmiş bir örgütü olarak kurulan WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü), marka tescili, patentler ve endüstriyel tasarımları içeren anlaşmalar, sanat eserlerini ve telif hakkı uyuşmazlıklarının yanı sıra alan adlarına ilişkin hakları da düzenlemekte ve korumaktadır. Alan adı uyuşmazlıklarının çözümünde başvurulabilecek birincil merci de WIPO bünyesindeki Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi’dir.
4.1. Başvuru Konusu Olabilecek Alan Adları İhlalleri
Başvuruya konu olabilecek alan adları ihlalleri üç ana başlık altında toplanmaktadır. Bu üç tip durum gerçekleştiği vakit alan adı ihlali oluştuğunu iddia eden kimseler WIPO nezdinde başvuruda bulunabilecektir. Bunlar, (a) alan adlarının şikâyet edenin üzerinde hakkı olan marka veya servis markası ile aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olması, (b) şikâyet edilenin alan adları üzerinde herhangi bir hakkı veya meşru menfaatinin bulunmaması ve (c) alan adlarının kötü niyetle tescil edilmiş olması ve kötü niyetle kullanılmasıdır.
a. Alan adı uyuşmazlıklarına ilişkin sebeplerden ilki alan adlarının şikâyet edenin üzerinde hakkı olan marka veya servis markası ile aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmasıdır. Şikâyet eden taraf bu iddiaya dayandığında, alan adı ile ön plana çıkarılan ürün veya hizmetin bir başka şirket tarafından tescil edilmiş bir marka bakımından karıştırılma ihtimali veya bu markanın birebir aynısı olup olmadığı Merkez tarafından değerlendirilmektedir5.
b. Bir diğer uyuşmazlık sebebi ise şikâyet edilenin alan adları üzerinde herhangi bir hakkı veya meşru menfaatinin bulunmaması durumudur. Şikâyet edenin bu iddiasına yönelik olarak Merkez tarafından, şikâyet eden ile şikâyet edilen arasında markanın kullanımı bakımından herhangi bir sözleşme veya lisans ilişkisi bulunup bulunmadığı değerlendirilmektedir6.
c. Üçüncü ve son uyuşmazlık sebebi ise alan adlarının kötü niyetle tescil edilmiş olması ve kötü niyetle kullanılmasıdır. Kötü niyet kavramı WIPO tarafından da UDRP kurallarında da tanımlanmamış olsa da, UDRP kötü niyetin varlığının hem kayıt esnasında hem de kullanım sırasında bulunmasını aramaktadır. Kötü niyet kavramına ilişkin net bir tanım bulunmamakla birlikte UDRP düzenlemesi m. 4 uyarınca örnek dört eylem, sınırlı sayı ilkesine bağlı olmamak kaydıyla, sayılmıştır. Buna göre;
• “Alan adının öncelikli olarak asıl hak sahibine veya bir rakibe satılmak, kiralanmak ya da başka bir suretle devredilmesini sağlamak için kaydettirildiği durumlarda7,
• Marka üzerindeki asıl hak sahibinin alan adını kendi adına kaydettirmesine engel olmak amacıyla kaydettirildiği hallerde8,
• Alan adının, asıl hak sahibinin iş ilişkilerine zarar vermek amacıyla kaydettirildiği durumlarda9,
• Alan adını kullanarak internet kullanıcılarını yanılgıya düşürerek kendi internet sitesine veya diğer internet sitelerine göndererek, kar sağlama amacıyla kayıt ettirilen durumlarda”10 kötü niyetin varlığı kabul edilmektedir.
4.2. WIPO’ya Başvuru Usulü ve İnceleme Prosedürü
Alan adı uyuşmazlığına ilişkin olarak WIPO nezdinde gerçekleştirilecek başvuru usulü, Kurallar ile birlikte WIPO tarafından yayınlanan Ek Kurallar vasıtasıyla sıkı usuli kurallara bağlanmıştır. Buna göre, WIPO tarafından hazırlanan şikâyet başvuru formu doldurulmak suretiyle, anılan dilekçeye eklenen ve matbu olarak WIPO tarafından paylaşılan kapak sayfası ve ek olarak sunulan dokümanlarla birlikte alan adını tescil eden kuruluşa ve WIPO’ya şikâyet eden tarafından gönderilmek zorundadır (Ek Kurallar m. 4/a-b).
Şikâyet başvuru formu olarak adlandırılan dilekçenin anılan yerlere iletilmesinin ardından WIPO tarafından usuli bir inceleme gerçekleştirilmektedir. Bu inceleme esnasında şikâyet başvurusunda bulunması gereken fakat yer verilmemiş hususların tespit edilmesi halinde ise eksik hususların giderilmesi için şikâyet eden tarafa WIPO tarafından ek süre verilmektedir. Eksik hususların, WIPO tarafından şikâyet edene tanınan ek süre içerisinde tamamlanmaması halinde, şikâyetten vazgeçilmiş sayıldığı WIPO tarafından şikâyet edene, şikâyet edilene ve tescil kuruluşuna bildirilir (Ek Kurallar m. 5/a-b).
Eksik hususların giderilmesinin ardından ise, WIPO tarafından şikâyet edilene başvuruya ilişkin tüm evraklar iletilmekte ve şikâyet edilenin cevap ve savunmalarını sunması için yirmi (20) günlük süresinin başladığı bildirilmektedir. İdari süreç bu bildirim ile başlamakta olup, dilekçeler teatisi de kural olarak şikâyet edilen tarafından cevap/savunma dilekçesinin sunulmasıyla veya cevap/savunma süresi olan yirmi (20) günlük sürenin sona ermesiyle birlikte tamamlanmaktadır. Bir diğer ifade ile şikâyet edilen tarafın sunduğu cevap dilekçesine şikâyet eden tarafından cevap sunulması kural olarak mümkün olmamakla birlikte, uyuşmazlığı çözecek hakem tarafından ek bilgi ve belge talep edilmesi mümkündür.
4.3. Hakem Atama Usulü
Alan adları uyuşmazlıklarının çözümüne ilişkin hakem veya hakem heyetlerinin görev alması hususu Ek Kurallar’ın 8. maddesinde düzenlenmektedir. Tarafların hakem atamasına imkân tanınan uyuşmazlıklar üçlü hakem heyeti tarafından çözülmektedir. Buna göre şikâyet eden taraf ve şikâyet edilen taraf üçer isimden oluşan listelerini Merkez’e göndermek durumundadır. Merkez bu üçer isimden birer tanesini, tarafların kendi listelerinde yaptıkları sıralamayı da gözetmek koşuluyla hakem olarak tayin etmektedir. Üçüncü hakem tarafların ortak iradesi doğrultusunda anlaşmaları neticesinde tayin edilebilmesi mümkün olmakla birlikte, tarafların tek bir isim üzerinde anlaşma sağlayamaması halinde üçüncü hakem Merkez tarafından tayin edilmektedir. Tek hakem tarafından çözüme kavuşturulacak uyuşmazlıklarda hakem tayini WIPO tarafından gerçekleştirilmektedir.
4.4. Başvuru Ücretleri
Alan adı ihlallerine ilişkin başvurular ücrete tabi olarak uygulanmakta olup, Ek Kurallar madde 10 uyarınca WIPO tarafından internet sitesinde de yayınlanmaktadır. Başvuru ücretleri tek hakem tarafından çözülecek uyuşmazlıklar ile üç hakemden oluşan heyet tarafından çözülecek uyuşmazlıklar bakımından farklılık göstermekle birlikte, uyuşmazlığa konu alan adlarının sayısı bakımından da başvuru ücretleri farklılık göstermektedir.
5. SONUÇ
Devlet yargılamasına alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine başvurulmasının sıklığı her geçen yıl artmasına paralel olarak, özellikle marka koruması kapsamında tahkim yoluna başvuru sayısının da bununla doğru oran tılı olarak artacağı aşikârdır. Kuralları ve usulü belirlenmiş tahkim mekanizması ile alan adlarına ilişkin uyuşmazlıkların çözümü, hak veya menfaatleri üçüncü kişiler tarafından ihlal edilenler için maliyet ve uyuşmazlık çözümünün hızı bakımından avantaj sağlamaktadır.
Alan adı uyuşmazlıklarının çözümünde WIPO Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi’nin uzun yıllardır sürdürmekte olduğu sistem, gerek tahkim maliyetlerinin uygunluğu, gerekse uyuşmazlığın çözümündeki sürenin kısaltılması bakımından Merkez’i güvenilir ve tercih edilen bir tahkim merkezi konumuna getirmiştir. Her ne kadar, devlet yargılamasının UDRP heyet kararlarına nazaran daha isabetli ve adilane olduğuna yönelik eleştiriler bulunmaktaysa da11, hak veya menfaat ihlali teşkil eden alan adı kayıtlarına yönelik WIPO uygulaması ve WIPO’nun geliştirdiği tanımların, bu alanda öncü olduğu ve uyuşmazlık çözümünü bir sonraki aşamaya taşıdığı kabul edilmektedir12. Netice olarak; devlet yargılamasından daha esnek usulî uygulamalara sahip olan bu sistemde hak veya menfaatleri ihlal edilen taraf çok daha kısa sürede sonuca varabilmekte ve uyuşmazlığa konu alan adının/adlarının kendisine devrini sağlayabilmektedir.
KAYNAKÇA
Bal, Nurullah. “İnternet Alan Adları ve İnternet Alan Adı Uyuşmazlıklarının Tahkim Yoluyla Çözümlenmesi”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XVII, 2013.
Froomkin, A. Michael. “Semi-Private International Rulemaking: Lessons Learned from the WIPO Domain Name Process.” , Regulating The Global Information Society. London: Routledge, 2000.
İdari Hakem Kararı, ACCOR v. Steve Kerry/North West Enterprise, Inc., D2006-0649.
İdari Hakem Kararı, Beckman Coulter, Inc. v. Domain for Sale, D2012-1864.
İdari Hakem Kararı, Magnum Piering, Inc. v. The Mudjackers and Garwood S. Wilson, Sr., D2000-1525.
İdari Hakem Kararı, MatchNet plc. v. MAC Trading, D2000-0205.
İdari Hakem Kararı, Movado LLC v. Online Marketing Realty, D2008-0757.
İdari Hakem Kararı, Western Digital Technologies Inc. v. Yusuf Erhan Arı, Yemliha Toker, D2012-1684.
Sorkin, David. “Judicial Review of ICANN Domain Name Dispute Decisions”, Computer & High Technology Law Journal 18, 2002.
Soysal, Tamer. İnternet Alan Adları Hukuku (Domain Name Law, Ankara: Adalet Yayınevi, 2014.
Zorluoğlu, Ayça, “Alan Adlarında Kötü Niyet Kavramı”, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, 2012.
DİPNOT
1 Tamer Soysal, İnternet Alan Adları Hukuku (Domain Name Law), (Ankara: Adalet Yayınevi, 2014), 299.
2 Nic.tr Alan Adları Yönetimi, https://www.nic.tr/ index.php?USRACTN=STATISTICS&PHPSESSID=1403 16774521217513021778343.
3 Ayça Zorluoğlu, “Alan Adlarında Kötü Niyet Kavramı”, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi (2012), 7.
4 A. Michael Froomkin, “Semi-Private International Rulemaking: Lessons Learned from the WIPO Domain Name Process”, Regulating The Global Information Society, (London: Routledge, 2000), 8.
5 Örn. İdari Hakem Kararı, Beckman Coulter, Inc. v. Domain for Sale, D2012-1864.
6 Örn. İdari Hakem Kararı, Western Digital Technologies Inc. v. Yusuf Erhan Arı, Yemliha Toker, D2012-1684.
7 Örn. İdari Hakem Kararı, MatchNet plc. v. MAC Trading, D2000-0205.
8 Örn. İdari Hakem Kararı, Magnum Piering, Inc. v. The Mudjackers and Garwood S. Wilson, Sr., D2000-1525.
9 Örn. İdari Hakem Kararı, ACCOR v. Steve Kerry/ North West Enterprise, Inc., D2006-0649.
10 Örn. İdari Hakem Kararı, Movado LLC v. Online Marketing Realty, D2008-0757.
İdari Hakem Kararı, Western Digital Technologies Inc. v. Yusuf Erhan Arı, Yemliha Toker, D2012-1684.
Sorkin, David. “Judicial Review of ICANN Domain Name Dispute Decisions”, Computer & High Technology Law Journal 18, 2002.
Soysal, Tamer. İnternet Alan Adları Hukuku (Domain Name Law, Ankara: Adalet Yayınevi, 2014.








