ÖZET
Bu makalede, halka açık şirketlerin Türk Ticaret Kanunu ve sermaye piyasasına ilişkin düzenlemeler kapsamında internet siteleri aracılığıyla yerine getirmekle yükümlü oldukları şeffaflık odaklı bilgi açıklama yükümlülükleri ele alınmakta; ilgili düzenlemeler doğrultusunda bu yükümlülüklerin kapsamı incelenmektedir.
I. GİRİŞ
Halka açık şirketler, sermaye piyasasında faaliyet gösteren ve payları borsada işlem gören şirketleri bünyesinde barındıran şirketler olduğundan yatırımcıların güvenini sağlamak ve piyasa şeffaflığı açısından kamuyu aydınlatma yükümlülüklerine tabi olmaktadır. Bu çerçevede, şirketlerin internet siteleri, iletişim ve bilgi aktarımında başlıca araçlardan biri olarak öne çıkmaktadır. İnternet siteleri, hem mevzuat gereği yayımlanması zorunlu bilgilerin kamuya erişimini kolaylaştırmakta hem de şirketlerin kurumsal yönetim ilkelerine uyumunu göstermek için etkin bir platform sunmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu1 (“TTK”) ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu2 (“SPKn”) gibi düzenlemeler; bağımsız denetime sahip halka açık şirketlerin internet sitelerinde kapsamlı ve güncel bilgi açıklamalarını zorunlu kılarak yatırımcıların bilgilendirilmesine katkı sağlamaktadır. İnternet sitesinde açıklanması zorunlu tutulan bilgi ve belgeler arasında; finansal tablolar, genel kurul bilgilendirme dokümanları, özel durum açıklamaları, iç yönergeler, yönetim kurulu faaliyet raporları ve kurumsal yönetim ilkelerine uyum raporları gibi belgeler yer almakta olup bu içeriklerin internet sitesi üzerinden belirli bir süre boyunca güncel tutulması gerekmektedir. Dolayısıyla, mevzuat yükümlülükleri, şirketlerin dijital platformlarda sistematik ve detaylı bilgi paylaşımını zorunlu kılmaktadır.
II. HUKUKİ DAYANAKLAR
Artan dijitalleşme, sermaye hareketlerinin hızlanması ve yatırımcı kitlesinin genişlemesi; şirketlerin pay sahipleri ile kamuoyunu bilgilendirme yükümlülüklerini görünür ve erişilebilir kılmalarını beraberinde getirmiştir. Bu noktada, halka açık şirketlerin internet siteleri, hem kamuyu aydınlatma hem de kurumsal yönetim standartlarının sağlanması için bir araç olarak öne çıkmaktadır. Doktrinde kamuyu aydınlatma, pay sahipleri ile alacaklıların menfaatlerinin korunmasına ve hakların bilinçli bir şekilde kullanılmasına yardım eden, sermaye piyasasındaki yatırımcıların aldatılmasını önleyip bu piyasa için kazanılmalarını sağlayan, gerek iç ve gerek dış denetime yardımcı olan ilkeler bütünü3 şeklinde ifade edilen bir kavram olmakla birlikte II-17.1 sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği’nde4 benimsenen temel ilkelerdendir ve şirketlerin yatırımcı güvenini sağlama ve piyasa şeffaflığını temin etme yükümlülüklerinin dayanağını oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra söz konusu ilke, Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü tarafından yayımlanan Kurumsal Yönetim İlkeleri’nde “Disclosure and Transparency” başlığı altında dördüncü temel ilke olarak benimsenmiştir5.
Kanun koyucunun TTK ve SPKn gibi düzenlemeler ile getirdiği hükümler ile amaçlanan şirketlerin pay sahipleri başta olmak üzere yatırımcılar, alacaklılar ve kamuoyunu doğru ve güncel bilgiyle donatmaktır. Bu kapsamda halka açık şirketlerin internet siteleri yalnızca bir tanıtım aracı değil; getirilen hukuki düzenlemeler ile denetime tabi ve yaptırımlarla desteklenmiş bir bilgi kanalı haline gelmiştir6. Halka açık şirketlerin internet sitelerine ilişkin yükümlülüklerinin kaynağı; TTK, SPKn, bu kanunların uygulanmasına yönelik ikincil düzenlemeler ve ilgili yönetmeliklerdir. Aşağıda halka açık şirketlerin internet sitelerine ilişkin yükümlülüklerinin hangi mevzuatlar dahilinde düzenlendiği incelenmiştir.
A. TTK Kapsamında Yer Alan Hükümler
Türk Ticaret Kanunu’nda 6335 sayılı Kanun ile birtakım değişiklikler yapılmış ve bu kapsamda halka açık şirketlerin internet sitesi açma yükümlülüğüne ilişkin hükümler yeniden düzenlenmiştir. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“6335 sayılı Kanun”)7 kapsamında yapılan değişiklikten önce, TTK m.1524/1, her sermaye şirketinin bir internet sitesi kurmakla yükümlü olduğu şeklindeydi. Maddenin uygulama alanı, anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketleri kapsıyordu. TTK m. 1524’te yer alan “her sermaye şirketi” ibaresi, yapılan değişiklikle yürürlükten kaldırılmış ve yerine “397. maddenin dördüncü fıkrası uyarınca denetime tabi olan sermaye şirketleri” ifadesi getirilmiştir. Bu değişiklikle birlikte, internet sitesi kurma yükümlülüğü tüm sermaye şirketleri için geçerli olmaktan çıkarılmış; yalnızca bağımsız denetime tabi olan sermaye şirketleri açısından bir yükümlülük hâline getirilmiştir. Nitekim, değişiklik öncesinde her sermaye şirketine getirilen bu zorunluluk, 6335 sayılı Kanun kapsamında yapılan değişikliklerle, düzenleme yürürlüğe girmeden terk edilmiş ve bağımsız denetime tabi olacak şirketleri belirleme yetkisi, Kanun kapsamında Bakanlar Kurulu’na, günümüzde Cumhurbaşkanı’na, verilmiştir8. Söz konusu değişiklik ile internet sitesi kurmakla yükümlü şirketlerin kapsamı büyük ölçüde daraltılmıştır. Getirilen yenilik ile TTK m. 1524;
“397’nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca denetime tabi olan sermaye şirketleri, kuruluşlarının ticaret siciline tescili tarihinden itibaren üç ay içinde bir internet sitesi açmak ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına özgülemek zorundadır. İnternet sitesinde yayımlanacak içerikler, bu Kanunda belli bir süre belirtilmiş ise bu süre içinde, belirtilmemiş ise içeriğin dayandığı işlemin veya olgunun gerçekleştiği tarihten, tescil veya ilana bağlandığı durumlarda ise tescil veya ilanın yapıldığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde, şirketin kuruluşundan internet sitesi açılıncaya kadar geçen sürede yayımlanması gereken içerikler de bu sitenin açıldığı tarihte siteye konulur.”
hükmünü haiz olmuştur. Bu kapsamda şirketlerin TTK m. 1524 kapsamında düzenlenen yükümlülüğe tabi olup olmadığının tespiti açısından en kritik husus, şirketlerin bağımsız denetime tabi olup olmadığının tespit edilmesidir.
1. Bağımsız Denetime Tabi Olan Sermaye Şirketleri
TTK m. 397/49 hükmü, hangi sermaye şirketlerinin bağımsız denetime tabi tutulacağını belirleme yetkisini Cumhurbaşkanı’na vermektedir. Bu çerçevede, halihazırda yürürlükte olan Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Karar (“Karar”) kapsamında, hangi şirketlerin denetime tabi olacağına dair esaslar belirlenmiştir. Buna göre, bazı şirketler faaliyet alanlarına bakılmaksızın doğrudan bağımsız denetim kapsamına alınmış, bazıları ise belirli finansal ve yapısal eşik değerleri aşmaları durumunda bu kapsama dâhil edilmiştir. Karar m. 3 uyarınca; (i) herhangi bir ölçüt aranmaksızın denetime tabi olanlar ve (ii) belirlenen eşik değerleri aşanlar olmak üzere bağımsız denetime tabi şirketler iki ana gruba ayrılmıştır:
Ölçütlerden bağımsız olarak denetime tabi olan şirketler, Karar›a ekli (I) sayılı listede açıkça belirtilen, stratejik öneme sahip faaliyet alanlarında faaliyet gösteren şirketlerdir. Bu listede; yatırım kuruluşları, portföy yönetim şirketleri, ipotek finansmanı kuruluşları, varlık kiralama şirketleri, bankalar, derecelendirme kuruluşları, faktoring ve finansman şirketleri, varlık yönetim şirketleri ile tasarruf finansman şirketleri gibi kurumlar yer almaktadır. Bunlar dışında kalan şirketler ise; aktif toplamı, yıllık net satış hasılatı ve çalışan sayısına ilişkin belirlenmiş üç ölçütten en az ikisini, art arda iki hesap döneminde aşmaları halinde denetim kapsamına girmektedir. Belirlenen eşik değerler şu şekildedir: halka açık şirketlerde aktif toplamı 30 milyon TL, yıllık net satış hasılatı 40 milyon TL ve çalışan sayısı 50 kişi; (II) sayılı listede yer alan şirketlerde aktif toplamı 60 milyon TL, yıllık net satış hasılatı 80 milyon TL ve çalışan sayısı 100 kişi; diğer şirketlerde ise aktif toplamı 75 milyon TL, yıllık net satış hasılatı 150 milyon TL ve çalışan sayısı 150 kişi olarak belirlenmiştir.
Kararın m. 5 ise uygulamaya ilişkin esasları ortaya koymaktadır. Buna göre eşik değerler iki yıl üst üste aşıldığında, şirket izleyen hesap döneminden itibaren denetim kapsamına girmektedir. Eşik değerlerin iki yıl boyunca altında kalınması veya bir yılda yüzde 20’den fazla oranda düşülmesi durumunda, denetim yükümlülüğü sona ermektedir. Değerlendirme sürecinde, son iki hesap dönemine ait finansal veriler ile ortalama çalışan sayıları temel alınmaktadır; ayrıca şirketlerin bağlı ortaklık ve iştirakleri de toplu olarak dikkate alınmaktadır.
Bu düzenleme ile hedeflenen, finansal tabloların şeffaflık, güvenilirlik ve uluslararası denetim standartlarına uygunluğu çerçevesinde, işletmeden bağımsız denetçiler tarafından incelenmesidir. Dolayısıyla, bağımsız denetim, finansal bilgilerin doğruluğunu sağlayan, kurumsal yönetim anlayışını güçlendiren ve sermaye piyasalarında istikrar ile güven ortamını pekiştiren temel bir denetim mekanizması olarak konumlandırılmaktadır10.
B. SPKn ve İkincil Düzenlemelerde Yer Alan Hükümler
Halka açık anonim ortaklıkların internet siteleri aracılığıyla bilgi açıklama yükümlülükleri yalnızca TTK ile sınırlı olmayıp 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve bu Kanun çerçevesinde çıkarılan ikincil düzenlemeler ile detaylandırılmıştır. SPKn m. 15;
“Sermaye piyasası araçlarının değerini, fiyatını veya yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyebilecek nitelikteki bilgi, olay ve gelişmeler, ihraççılarca veya ilgili taraflarca kamuya açıklanır”11.
hükmünü haizdir. Sermaye piyasasında şeffaflığın sağlanması amacıyla ihraççılar ve sermaye piyasası kurumları kamuyu aydınlatma yükümlülüğüne tabi tutulmuştur. Bu yükümlülük, pay sahiplerinin ve potansiyel yatırımcıların karar alma süreçlerini desteklemek amacıyla, şirketlerin internet siteleri üzerinden güncel ve erişilebilir bilgi sunmalarını zorunlu kılmıştır.
SPKn’nın uygulanmasını detaylandıran çok sayıda ikincil düzenleme bulunmakla birlikte, bunlar arasında II-15.1 sayılı Özel Durumlar Tebliği, II-17.1 sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği, II-23.2 sayılı Birleşme Bölünme Tebliği ve II-14.1 sayılı Finansal Raporlama Tebliği kamunun aydınlatılmasına ilişkin yükümlülükler bakımından öne çıkmaktadır. Bu düzenlemeler, kamunun aydınlatılmasına ilişkin yükümlülüklerin internet üzerinden yerine getirilmesi, içeriklerin yayımlanma süresi ve erişim koşullarını ayrıntılı şekilde belirlemiştir.
II-15.1 sayılı Özel Durumlar Tebliği, sermaye piyasası araçları ihraç eden şirketlerin, faaliyetlerine ilişkin kamuya duyurulması gereken özel durumları belirli bir süre içinde Kamuoyu Aydınlatma Platformu ve internet siteleri aracılığıyla eşzamanlı olarak yayımlamalarını zorunlu hale getirmektedir. Tebliğ, açıklamaların eksiksiz ve gerçeğe uygun olmasının yanı sıra, yatırım kararlarını etkileyebilecek nitelikteki bilgilerin gecikmeksizin duyurulmasını öngörmektedir.
II-14.1 sayılı Finansal Raporlama Tebliği ve II-23.2 sayılı Birleşme Bölünme Tebliği de halka açık şirketlerin internet sitelerinde yayımlamakla yükümlü oldukları finansal raporlar, birleşme veya bölünmeye ilişkin belgeler gibi içeriklerin kapsamını, şekil şartlarını ve yayımlama sürelerini belirleyerek şeffaflığı artırmayı amaçlamaktadır.
İçeriklerin güncel, gerçeğe uygun ve eksiksiz olarak yayımlanması esastır. Ayrıca yayımlanan belgelerin belirli sürelerle erişilebilir olması ve gerektiğinde arşivlenerek korunması da bu yükümlülüklerin bir parçasıdır. Dolayısıyla pay sahipleri ve diğer ilgililer; şirketin ekonomik durumu ile karmaşık menfaat ilişkilerine dair gerçek, açık, tam ve yeterli, ayrıca şirketin iç kontrol mekanizmaları ile bağımsız denetim kuruluşlarınca denetlenmiş bilgilere ulaşmak suretiyle korunmakta ve işletmeye ilişkin haklarını bilinçli bir şekilde kullanabilmektedirler12.
C. Sermaye Şirketlerinin Açacakları İnternet Sitelerine Dair Yönetmelik’te Yer Alan Hükümler
Sermaye Şirketlerinin Açacakları İnternet Sitelerine Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”)13, TTK m. 1524 uyarınca hazırlanmış ve internet sitesi yükümlülüğünün kapsamı ile teknik ayrıntılarını düzenlemiştir. TTK m 1524/414,
“İnternet sitesinin, bir numara altında tescili ve ilgili diğer hususlar Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın düzenlediği yönetmelikle belirlenir.”
hükmünü haizdir. Yönetmelik, internet sitesinde yayımlanacak içeriklerin şekli, kapsamı, korunması, doğruluğu ve güncelliği gibi hususlara dair teknik esasları belirleyerek TTK m. 1524’te öngörülen genel yükümlülüğü detaylandırmaktadır.
Yönetmelik m. 6’da şirketlerin internet sitesinde yayımlamakla yükümlü oldukları içerikler ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Kapsam dahilinde olan halka açık şirketlerin internet sitesinde yayımlamakla yükümlü oldukları içeriklerin kapsamı aşağıda detaylı olarak incelenmiştir. Bu bağlamda Yönetmelik, şirketlerin bilgi toplumu hizmetlerine özgülenmiş bölümde bulundurmakla yükümlü olduğu unsurları 35 ayrı bent halinde sıralayarak detaylı bir çerçeve sunmaktadır. Yönetmelik›te ayrıca, TTK gereği oluşturulacak internet sitesinin, şirketlerin Merkezi Sicil Kayıt Sistemi numarasıyla tescil edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Böylece, Yönetmelik ile hem TTK hem de sermaye piyasası düzenlemeleriyle uyumlu, yatırımcıların korunmasına yönelik bir altyapı tesis edilmiştir.
III. YÜKÜMLÜLÜKLERİN KAPSAMI
A. İnternet Sitesinde Bulunması Zorunlu İçerikler
TTK ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde, internet sitelerinde erişime açık tutulması gereken içerikler iki ana gruba ayrılmıştır. Bu gruplar, sürekli olarak yayımlanması gereken içerikler ve belirli dönemlerde güncellenerek yayımlanması gereken içeriklerdir. Sürekli olarak yayımlanacak belgeler arasında; şirketin MERSİS numarası, ticaret unvanı, merkez adresi, taahhüt edilen ve ödenen sermaye tutarı, yönetim kurulu ya da müdürleri gibi temel bilgiler yer almaktadır. Ayrıca, denetçilerin bilgileri de bu kapsamda paylaşılabilir. İçeriğin değişmesi durumunda, güncellenen halinin değişiklik tarihinden itibaren internet sitesinde yayınlanması gerekmektedir. Diğer yandan, en az altı aylık periyotlarla yayınlanması gereken içerikler ise; yıllık faaliyet raporları, esas sözleşmeler, son yıllara ait finansal tablolar, genel kurul çağrıları, alınan kararlar ve ilgili ilanlar gibi belgelerdir. Ayrıca, temsil ve ilzama ilişkin bilgiler ile anonim şirketlerde genel kurulun çalışma usul ve esaslarına dair iç yönergeler de bu kategoriye girmektedir.
TTK m. 1524/5’e göre, TTK, diğer ilgili mevzuatlar veya idari düzenlemelerde daha uzun bir süre belirtilmediği sürece, internet sitesine eklenen içeriklerin, üzerlerinde yer alan tarihten itibaren en az altı (6) ay boyunca yayında kalması zorunludur. Bu süreye uyulmaması durumunda, ilgili içerik hukuken yayımlanmamış sayılır15.
Birleşme sürecinde, birleşme sözleşmesi ve raporu ile birlikte, son üç yıla ait finansal tablolar ve faaliyet raporları ile gerekli görülürse ara bilançolar, genel kurulun karar alacağı tarihten en az otuz gün önce şirketin internet sitesinde yayımlanmalıdır. Bu belgelerle ilgili olarak pay sahiplerinin inceleme hakkına sahip olduğunu ve belgelerin nerede görülebileceğini belirten ilan ise, belgelerin sunulmasından en az üç iş günü önce elektronik ortamda paylaşılmalıdır.
Genel kurula ilişkin çağrı ilanları, en geç Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlandıkları gün içerisinde şirketin internet sitesinde de erişime açılmalıdır. Finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesi halinde ise, bu durum en geç beş gün içerisinde aynı platformda duyurulmalıdır. Ayrıca, genel kurul kararlarına karşı açılan iptal ve butlan davaları ile bu davalara ilişkin kesinleşmiş yargı kararlarının da internet sitesinde yayımlanması zorunludur. Öte yandan, genel kurul ile imtiyazlı pay sahipleri özel kuruluna ait toplantı tutanakları, genel kurul tarihinden itibaren beş gün içerisinde internet ortamında yayımlanmalıdır.
Esas sözleşme değişiklikleri de yayımlanması zorunlu içerikler arasında yer alır. Bu kapsamda, genel kurulda alınan değişiklik kararları sicil gazetesinde yayımlandıktan sonra beş gün içinde internet sitesinde ilan edilmelidir. Kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulu tarafından alınan sermaye artırımı kararları, yeni paylara dair bilgiler ve varsa rüçhan hakkı sınırlamaları da benzer şekilde yayımlanmalıdır. Esas sermayenin azaltılması durumunda, azaltmanın gerekçeleri ile yöntemine dair raporlar ve genel kurul çağrısı da bu yükümlülük kapsamına girmektedir. Sermaye azaltımına ilişkin alacaklılara yapılacak ilanlar, tıpkı diğer ilanlarda olduğu gibi, sicil gazetesinde yayımlandıktan sonra en geç beş gün içinde internet sitesine konulmalıdır.
Yönetim kurulu veya müdürler kurulu tarafından alınan temsil yetkisine ilişkin kararlar, yeni pay alma hakkının sınırlandırılması ya da kaldırılması durumunda hazırlanacak gerekçeli raporlar, pay bedeli ödeme çağrıları ve temerrüde düşen pay sahiplerine yönelik ihtarlar gibi belgeler de internet ortamında ilan edilmesi gereken belgeler arasında yer almaktadır. Yönetim kurulunun elektronik ortamda yapılacak toplantılar için hazırlattığı teknik raporların da yayımlanması zorunludur. Bu belgeler, yalnızca ticaret siciline tescil edilip ilan edilmekle sınırlı kalmayıp aynı zamanda şirketin internet sitesinde yayımlanarak kamuoyunun erişimine de açılmalıdır.
Şirketler topluluğuna dâhil teşebbüslerin pay edinme veya devretme işlemleri, yöneticilerin ve yakınlarının pay sahipliği bilgileri ile hâkimiyet sözleşmeleri de kamuya duyurulması gereken işlemler arasındadır. Söz konusu bildirimler, işlem gerçekleştikten veya sicil gazetesinde yayımlandıktan sonra en geç beş (5) gün içinde internet sitesinde yer almalıdır.
Şirkete karşı açılan fesih davaları ve bu davalara ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları da yine kamuoyunun bilgisine sunulmak üzere ilan edilmelidir. Mütemerrit pay sahiplerine yönelik çağrı ve ihtarların da ilan tarihi esas alınarak beş gün içinde internet ortamında yayımlanması gerekmektedir.
Tüm bu hükümler, şirketlerin yalnızca ticaret siciline karşı değil, genel kamuoyuna karşı da sorumluluğunu yansıtan kurumsal yönetim anlayışının bir parçası olarak değerlendirilmektedir.
Şirketlerin yalnızca bir internet sitesi kurmaları değil, aynı zamanda bu sitede yayımlamaları gereken içerikleri usulüne uygun şekilde yayımlamaları da önem taşımaktadır. İçeriklerin internet sitesine hangi süre içinde konulacağı, ne şekilde yayımlanacağı ve yayımlanan içeriğin ne kadar süreyle erişime açık tutulması gerektiği gibi hususlar anılan yükümlülük kapsamında dikkat edilmesi gereken hususlardandır. Yükümlülüğün usulüne uygun yerine getirilmesi açısından, TTK m. 1524’ün birinci fıkrasında içeriklerin yayımlanma süresi düzenlenmiş; dördüncü fıkrasında ise yönlendirilmiş mesaj kullanımına ve bu mesajın değiştirilmesine ilişkin esaslara yer verilmiştir16. Yönlendirilmiş mesaj, şirketin internet sitesinde ayrılan özel bölümde yayımlanan ve başına tarih ile parantez içinde “yönlendirilmiş mesaj” ibaresi eklenerek yapılan bildirimdir. Yönlendirilmiş mesaj, üçüncü kişiye birebir bildirim yapılmasının yerine geçmemektedir; ancak web sitesinde yayımlanmaları halinde, ilgili kişiler yönlendirilmiş mesaja dayandıklarında bildirim yapılmış sayılır. Bununla birlikte, söz konusu sistem esasen ticaret sicilinde tescil edilerek aleniyet kazanan bilgilerin yeniden ilanı niteliğindedir.
B. Uyulmaması Halinde Yaptırımlar
Yukarıda değinilen internet sitesi oluşturma yükümlülüğü ile kanunda öngörülen belirli içeriklerin bu site aracılığıyla yayımlanmasına ilişkin yükümlülüklere aykırılık hâlinde uygulanacak yaptırımlar, TTK m. 1524/2’de17 düzenlenmiştir.
“Birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklere uyulmaması, ilgili kararların iptal edilmesinin sebebini oluşturur, Kanuna aykırılığın tüm sonuçlarının doğmasına yol açar ve kusuru bulunan yöneticiler ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna neden olur. Cezai hükümler saklıdır.”
Bu doğrultuda, Yönetmelik’te belirtilen unsurların internet sitesinde yayımlanmaması, geç yayımlanması, öngörülen süreler boyunca sitede kalmaması veya yayım konusunda şart koşulan diğer şekli esaslara uyulmaması ilgili unsurun butlanına yol açabilecek olup Yönetmelik’te belirlenen ve sitede ilanı gerekli olan bir kararın usulünce yayınlamaması halinde ilgili kararın iptali talep edilebilecektir.
TTK m. 562/12’de, internet sitesini oluşturmayan şirketlerin yönetim organı üyelerinin yüz (100) günden üç yüz (300) güne kadar, internet sitesine konulması gereken içeriği usulüne uygun bir şekilde koymayanların ise yüz (100) güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır18.
Bu sebeple, internet sitesi açmakla yükümlü halka açık şirketlerin internet sitelerini oluşturmaları, Yönetmelik’in ilgili hükümlerine uygun şekilde gerekli içerikleri internet sitesine eklemeleri ve bu içerikleri güncel tutmaları önem arz etmektedir. Aksi takdirde, yukarıda ifade edildiği üzere; kararların iptali, yöneticilerin sorumluluğu ve cezai yaptırımlar gibi ciddi sonuçlar söz konusu olabilmektedir.
Bununla birlikte, bu kanun hükmü belirsizliği sebebiyle öğretide eleştirilen bir düzenlemedir. Söz konusu fıkrada, “Ceza hükümleri saklıdır.” ibaresi ve yükümlülüğe aykırılığın iptal sebebi oluşturacağına ilişkin ifadeler yer almaktadır. Özellikle, internet sitesi oluşturma ya da içerik yayımlama yükümlülüğünün ihlali, teknik anlamda bir iptal sebebi olarak değerlendirilememekte ve bu tür bir yorum, yasama tekniği ile bağdaşmamaktadır. Bunun yanı sıra; düzenlemenin kapsamı ve yaptırımlarının yeterince açık ve belirli olmadığı konuları öğretide eleştirilmekte ve belirsiz kısımların net bir hale gelmesi gerektiği düşünülmektedir19.
IV. SONUÇ
Halka açık şirketlerin internet sitesi üzerinden bilgi paylaşımı, sermaye piyasalarının temel ilkeleri arasında yer alan şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamunun aydınlatılması ilkeleri doğrultusunda önem arz etmektedir. Artan dijitalleşme ile birlikte yatırımcıların bilgiye hızlı, doğru ve doğrudan erişim beklentisi, şirketlerin bu platformları sadece tanıtım amacıyla değil, aynı zamanda hukuki sorumluluklarını yerine getirdikleri bir bilgi kanalı olarak yapılandırmalarını zorunlu kılmıştır. Bu doğrultuda internet siteleri, şirket faaliyetlerine ilişkin gelişmelerin düzenli olarak paylaşıldığı ve mevzuatın öngördüğü çeşitli bilgi ve belgelerin yayımlandığı bir araç hâline gelmiştir. Kamuyu aydınlatmanın amacı ise yalnızca pay sahiplerinin bilgilendirilmesi değildir. Etkin bir kamuyu aydınlatma mekanizmasında; mevcut pay sahiplerinin yanı sıra, potansiyel yatırımcıların, sermaye piyasalarında yer alan tasarruf sahiplerinin, şirket çalışanları ile yöneticilerinin, devletin menfaatleri söz konusudur. Bu nedenle kamunun aydınlatılması ilkesi, özellikle yatırımcılar başta olmak üzere oldukça geniş bir kitleyi ilgilendirmektedir20.
TTK ve SPKn başta olmak üzere, ikincil düzenlemeler ve Yönetmelik; halka açık şirketlere, internet sitelerinde yayımlamakla yükümlü oldukları birçok belge ve bilgiye ilişkin açık hükümler getirilmiştir. Finansal tablolar, yıllık faaliyet raporları, özel durum açıklamaları, genel kurula yönelik bilgilendirme dokümanları, esas sözleşme değişiklikleri, birleşme-bölünme işlemleri ve benzeri birçok içerik, ilgili mevzuat uyarınca belirli şekil ve süre koşulları ile yayımlanmak zorundadır.
Bununla birlikte, yalnızca içeriğin yayımlanması yeterli görülmemekte; bu bilgilerin usulüne uygun, erişilebilir, güncel bir biçimde sunulması da önem arz etmektedir. Yayımlanması zorunlu içeriklerin süresinde ve usulüne uygun olarak internet sitesine konulmaması gibi durumlarda, TTK m. 562’de öngörülen cezai yaptırımlar gündeme gelmektedir. Sonuç olarak, halka açık şirketlerin internet siteleri, yalnızca teknik bir platform değil, aynı zamanda kurumsal yönetimin ve kamuyu aydınlatma sisteminin bir parçası olarak değerlendirilmektedir.
DİPNOT
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), 14.02.2011 tarihli, 27846 sayılı Resmî Gazete (RG).
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn), 06.12.2012 tarihli, 28513 sayılı Resmî Gazete (RG).
Reha Poroy/ Ünal Tekinalp/ Ersin Çamoğlu, “Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku”, Beta Yayınları, s. 736.
II-17.1 sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği, 03.01.2014 tarihli, 28871 sayılı Resmî Gazete (RG).
OECD Publication, “G20/OECD Principles of Corporate Governance 2023” https://www.oecd.org/en/publications/g20-oecd-principles-of-corporate-governance-2023_ed750b30-en/full-report/component-7.html#chapter-d1e774-2e6aadb401 (Erişim Tarihi: 31.07.2025).
Arif Duran, “Sermaye Şirketlerinde İnternet Sitesi”, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2013, s. 30-38.
Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 26.06.2012 tarihli, 28339 sayılı Resmî Gazete (RG).
Suphi Aslanoğlu/ Erdem Bulut, “Türkiye’de Bağımsız Denetim ve Yeni Türk Ticaret Kanunu”, Gümrük ve Ticaret Dergisi, Sayı:1 Yıl: 2013.
Arslan Kaya, “Anonim Ortaklıkta Pay Sahibinin Bilgi Alma Hakkı”, Ankara, yıl: 2001, s. 20.
Sermaye Şirketlerinin Açacakları İnternet Sitelerine Dair Yönetmelik, 31.05.2013 tarihli, 28663 sayılı Resmî Gazete (RG).
Ömer Teoman, “Sermaye Ortaklılarının İnternet Sitesi Açma ve Burada Yasada Öngörülen İçerikleri Yayımlama Yükümlülüğüne Aykırı Davranmanın Yaptırımı Nedir?”, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, yıl: 2011, cilt: 4, Ankara, s. 5-12.
Cengiz Alp Eroğlu, “Kurumsal Yönetim İlkeleri Çerçevesinde Kamunun Aydınlatılması”, yıl: 2003, Ankara, s. 7.





.webp)


