ÖZET
Proje finansmanının karmaşık yapısında hukuki incelemenin, riskleri belirleme, yönetme ve projenin finansal sürdürülebilirliğini güvence altına almadaki kritik rolü ve danışmanların işbu hukuki incelemede denetlediği hususlar bu makalede detaylıca ele alınmıştır.
I. GİRİŞ
Büyük ölçekli altyapı, enerji ve sanayi projelerinin hayata geçirilmesinde kullanılan proje finansmanı, geleneksel kurumsal finansman (corporate finance)1 modellerinden temelde ayrışan, kendine özgü bir yapıya sahiptir. Bu modelin özü, finansmanın geri ödemesinin, projeyi üstlenen sponsorların veya ana şirketlerin genel bilançolarına ve kredi değerliliklerine değil, doğrudan projenin kendi varlıklarına ve gelecekte yaratacağı nakit akışlarına dayanmasıdır. Bu amaçla, proje için genellikle yeni bir şirket kurulur. Özel Amaçlı Şirket Special Purpose Vehicle, bundan böyle (“SPV”) olarak adlandırılan bu yapı, projeyi sponsorların diğer ticari faaliyetlerinden ve risklerinden yasal olarak izole eder. Bu sayede, projenin başarısızlığı durumunda kredi verenlerin rücu hakkı, yalnızca SPV’nin varlıklarıyla sınırlı kalır; bu durum “sınırlı rücu” (limited recourse) veya “gayrikabili rücu” (non-recourse)2 finansman olarak bilinir.
Proje finansmanının “sınırlı rücu” veya “gayrikabili rücu” yapısı, hukuki incelemenin sadece risk tespiti değil, aynı zamanda riskin taraflar arasında adil ve etkin bir şekilde transfer edilmesini sağlayan bir araç olduğunu gösterir. Bu finansman modelinde, kredi verenler kredinin geri ödenmeme riskini minimize etmek isterken, yatırımcı şirketler ise finansman ve proje riskini ortadan kaldırmak isterler. Proje finansmanının doğası gereği, kredi verenler projenin nakit akışlarına ve varlıklarına güvenirler. Bu durum, projenin kendisiyle ilgili tüm risklerin (inşaat, operasyonel, piyasa vb.) titizlikle değerlendirilmesini zorunlu kılar. Hukuki inceleme, bu risklerin sözleşmeler aracılığıyla en iyi yönetebilecek tarafa aktarılmasını sağlar. Eğer hukuki inceleme bu risk transferini ve tahsisini doğru yapmazsa, kredi verenler için “rücu” imkânı bulundurmayan yapı, aslında projenin başarısız olması durumunda büyük kayıplar anlamına gelir. Bu nedenle, hukuki inceleme, projenin finansal modelinin ve risk matrisinin yasal olarak sağlam temellere oturtulmasını sağlar3.
Kapsamlı bir hukuki inceleme, yatırımcıların ve paydaşların projeye olan güvenini artırmanın yanı sıra, kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Projenin uygulanabilirliği ve karlılığı hakkında detaylı bilgi sunarak, yatırımcıların projeye devam edip etmeme konusunda bilinçli ve stratejik kararlar almasına yardımcı olur. Ayrıca, hukuki inceleme, projenin “finansmana uygun” (bankable) olmasını sağlayan temel unsurlardan biridir4.
Dolayısıyla, proje finansmanı işlemleri karmaşık yapısıyla birden fazla tarafı içerir. Her bir tarafın rolleri ve taahhütleri ile projenin hukuki zemini net olarak ortaya konmazsa, projenin başarısını tehlikeye atabilecek belirsizlikler ortaya çıkar. Bu nedenle kredi veren kurumlar ve yatırımcılar, projeye karar vermeden önce detaylı bir hukuki inceleme (legal due diligence) süreci yürütürler. Bu süreçte projenin hukuki yapısı, sözleşmeler ve ilgili düzenlemeler incelenerek potansiyel riskler belirlenir. Hedef, gelecek dönem nakit akışlarına zarar verebilecek hukuki sorunları önceden tespit etmek ve gerekli önlemleri almak, böylece finansmanın sürekliliğini ve proje güvenilirliğini sağlamaktır. Belirtmek gerekir ki hukuki inceleme tek seferlik bir işlemden ziyade, proje yaşam döngüsü boyunca devam eden, dinamik bir süreçtir.
II. Proje Finansmanında Hukuki İncelemenin Rolü
A. Hukuki İnceleme Aşamaları ve Kapsamı
Makalemizin konusu olan proje finansmanı açısından büyük önem taşıyan hukuki inceleme (due diligence), aynı zamanda şirketlerin halka arz süreçleri, birleşme ve devralmaları, işletme devirleri, risk sermayesi yatırımları ve ortak girişimler gibi birçok ticari alanda da kritik bir rol oynamaktadır. Hukuki inceleme, en temel tanımıyla, belirli bir ticari işlem öncesinde tarafların, özellikle de yatırımcının, makul ölçüdeki özen ve dikkati göstererek yürüttüğü ayrıntılı bir araştırma, denetleme ve inceleme faaliyetleri bütünüdür.
Kökeni Amerikan hukuk sistemine dayanan bu kavram, Türkçeye “gerekli özen” veya “aşırı itina” gibi ifadelerle çevrilmeye çalışılsa da kapsayıcı niteliğini tam olarak yansıtmadığından hem akademik literatürde hem de uygulamada orijinal İngilizce ismi olan “due diligence” ile kullanılmaktadır. Bu sürecin temel amacı, hedef şirket veya varlıkla ilgili potansiyel riskleri tanımlamak, bu risklerin boyutunu değerlendirip sınırlandırmak ve böylece belirsizlikleri ortadan kaldırmaktır. Bu yönüyle due diligence, yatırımcının hedef şirketin hukuki, mali, operasyonel ve ticari yapısını tüm şeffaflığıyla görmesini sağlayan ve bir nevi şirketin röntgenini çeken bir süreç olarak da nitelendirilebilir. Yürütülen bu detaylı analiz, yatırımcının daha isabetli kararlar almasına olanak tanıyarak ticari işlemleri asgari hukuki ve ekonomik riskle tamamlamasına yardımcı olur5 6 7.
Kısaca hukuki inceleme hedef şirketin gereksinimleri doğrultusunda kazuistik bir incelemeyi kapsamaktadır. Hukuki inceleme süreci ise öncelikle hedeflerin ve kapsamın belirlenmesiyle başlar. Ardından, ilgili belgelerin toplanması ve detaylı bir şekilde incelenmesi, potansiyel risklerin değerlendirilmesi, bulguların doğrulanması ve son olarak kapsamlı bir raporlama aşaması gelir. Bu sürecin başlangıç noktası, projenin temelini oluşturan inşaat, tedarik, operasyon ve bakım, hissedarlık ve kredi sözleşmeleri gibi belgelerin müzakere masasına yatırılmasıdır. Bu müzakere aşaması, aynı zamanda hukuki incelemenin en yoğun yapıldığı ve potansiyel risklerin değerlendirildiği dönemdir. Proje sözleşmeleri üzerinde yapılan bu detaylı görüşmeleri müteakip, belgelerin imzalanmasıyla finansal kapanışa ulaşılır ve ancak bu aşamadan sonra yapıma yönelik işlere başlanabilir8.
Hukuki inceleme, tek bir uzmanlık alanıyla sınırlı kalmayıp, projenin tüm yönlerini kapsayan çok disiplinli bir yaklaşımdır. Bu süreçte danışmanlar, hukuk müşavirleri ve şirket içi uzmanlar bir araya gelerek iş birliği yapar. Uluslararası proje finansmanının doğası gereği oldukça karmaşık işlemler içermesi, hukuki incelemeyi standartlaştırılmış ancak aynı zamanda projenin özel koşullarına uyarlanabilir bir metodolojiye yöneltmiştir. Bu karmaşıklık, özellikle Sanal Veri Odaları (“VDR”) gibi teknolojik araçların kullanımını zorunlu hale getirmiştir. Finans, hukuk, operasyon ve teknoloji gibi farklı uzmanlık alanlarına sahip çeşitli bir ekibin oluşturulması, hukuki incelemenin sadece yasal uyumluluğu değil, aynı zamanda operasyonel ve finansal riskleri de kapsayan entegre bir analiz gerektirdiğini ortaya koymaktadır.
B. Bilgi Toplama, Belge İncelemesi ve Sanal Veri Odalarının Kullanımı
Hukuki inceleme sürecinde bilgi toplama, projenin finansal raporları, yasal sözleşmeleri, operasyonel belgeleri ve düzenleyici uyum belgeleri gibi çok çeşitli dokümanların toplanmasını ve analizini içerir. Bu belgelerin güvenli, merkezi ve organize bir şekilde saklanması ve ilgili taraflar arasında paylaşılması için VDR’lar kritik öneme sahiptir9.
VDR’lar, yerleşik güvenlik önlemleri, hassas bilgilere erişim kontrolü, denetim izleri ve gelişmiş arama/ dizinleme özellikleri sayesinde hukuki inceleme sürecinin şeffaflığını ve verimliliğini önemli ölçüde artırır. Geleneksel fiziki veri odalarının belge hacmi, verimsiz organizasyon ve zaman kısıtlamaları gibi zorluklarını aşarak, VDR’lar güvenli ve eş zamanlı iş birliği imkânı sunar. Özellikle uluslararası proje finansmanında, çok sayıda tarafın (kredi verenler, sponsorlar, danışmanlar, hukuk firmaları) hassas belgelere güvenli ve eş zamanlı erişimi, işlem sürecini önemli ölçüde hızlandırırken, aynı zamanda olası ihlallerde kimin neye eriştiğinin izlenebilirliğini sağlayarak hesap verebilirliği artırır. Bu, VDR’ların sadece teknolojik bir kolaylık olmanın ötesinde, hassas bilgilerin güvenli yönetimini, şeffaflığı ve karmaşık uluslararası işlemlerin hızlandırılmasını sağlayan stratejik bir zorunluluk olduğunu ve hesap verebilirlik için sağlam bir denetim izi oluşturduğunu göstermektedir10.
C. Hukuki Görüşlerin Hazırlanması ve Raporlama Yapısı
Hukuki inceleme sürecinin sonunda, toplanan tüm bulgular kapsamlı bir hukuki görüş veya detaylı bir rapor halinde derlenir. Bu raporlar genellikle bir yönetici özeti, şirket genel bakışı, hukuki incelemenin amacı, finansal, hukuki, operasyonel, piyasa ve düzenleyici/ çevresel inceleme bölümleri, risk yönetimi stratejileri ve büyüme beklentileri hakkında bilgiler içerir.
Raporun temel amacı, tespit edilen riskleri ve fırsatları özetlemek, ana risk noktalarını vurgulamak ve eyleme geçirilebilir öneriler sunmaktır11. Bu raporlar, projenin uygulanabilirliği ve karlılığı hakkında detaylı bilgi sunarak yatırımcı güvenini artırır ve bilinçli stratejik kararlar alınmasına yardımcı olur. Raporun eyleme geçirilebilir öneriler içermesi, kredi verenlere sadece sorunları değil, aynı zamanda bu sorunların nasıl çözülebileceğine dair somut adımları da sunar. Bu durum, raporun sadece geçmiş verileri sunan bir belge olmaktan öte, geleceğe yönelik risk azaltma ve değer yaratma stratejilerini şekillendiren bir araç olduğunu gösterir. Kredi verenler, bu rapor sayesinde projenin hukuki risk profilini net bir şekilde anlayabilir, finansman koşullarını buna göre ayarlayabilir ve hatta potansiyel sorunları çözmek için müzakere gücü elde edebilirler. Dolayısıyla, hukuki inceleme raporunun yapısı ve içeriği, özellikle net risk değerlendirmeleri ve eyleme geçirilebilir öneriler sunması, kredi verenlerin nihai karar alma süreçlerini ve müzakere güçlerini doğrudan etkileyerek, karmaşık hukuki bulguları stratejik iş zekasına dönüştürmektedir.
III. DenetleNEN Temel Hukuki Unsurlar
Proje finansmanı işlemlerinde denetlenen temel hukuki unsurlar, projenin sağlam bir yasal zemine oturmasını ve potansiyel risklerin minimize edilmesini sağlamak amacıyla derinlemesine incelenir. Bu inceleme, projenin finansal sağlığını, operasyonel verimliliğini ve uzun vadeli sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen kritik alanları kapsar.
A. Şirket Yapısı ve Kurumsal Yönetim
Proje finansmanında, projenin kendisi için kurulan SPV, proje varlıklarını ve gelir akışlarını proje sponsorlarının ve bağlı şirketlerinin mali risklerinden yalıtma (ring-fencing) işlevi, işlemin temel taşıdır. Bu nedenle hukuki inceleme, SPV’nin kurumsal yapısının bu yalıtımı sağlayacak sağlamlıkta olup olmadığına odaklanır.
SPV’nin Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) ve ilgili mevzuata uygun olarak kurulduğunun teyit edilmesinin ötesinde, şirketin ana sözleşmesi, potansiyel hukuki boşluklar veya ileride doğabilecek uyuşmazlık kaynakları açısından analiz edilir. Hissedarlık yapısı, hisse devir kayıtları ve sermayenin tam ve nakden ödenip ödenmediği gibi konular, sadece birer şekli unsur değil, aynı zamanda şirketin ekonomik ve hukuki bağımsızlığının birer kanıtı olarak incelenir.
Genel kurul toplantı tutanakları ve yönetim kurulu kararları incelenir. Büyük işlemlerin ve anlaşmaların şirket belgeleri ve ilgili yasalara göre usulüne uygun olarak yetkilendirilip yetkilendirilmediği kontrol edilir. Hissedarlar arası anlaşmazlıklar, kurumsal formalitelerle uyumsuzluk, oy hakları, yönetim kurulundaki temsil, veto hakları ve azınlık çıkarlarının korunmasına ilişkin maddeler detaylıca incelenir. İlgili taraf işlemleri ve potansiyel çıkar çatışmaları da araştırılır. Özellikle proje sponsorunun ve grup şirketlerinin mali durumu, “tüzel kişilik perdesinin kaldırılması” (piercing the corporate veil) riskini gündeme getirebilir. Hukuki incelemenin temel argümanlarından biri; eğer SPV ile sponsor arasında varlıkların veya personelin iç içe geçmesi, ortak yönetilmesi gibi fiili durumlar varsa, sponsorun iflası veya borçları halinde alacaklılar, SPV’nin malvarlığına başvurma iddiasında bulunabilir. Bu durum, proje finansmanının temelini oluşturan sınırlı rücu ilkesini işlevsiz kılar. Bu riske karşı, SPV’nin ayrı bir yönetime, ayrı muhasebe kayıtlarına ve kendine özgü kurumsal işleyişe sahip olduğu hukuken kanıtlanmalıdır.
Yönetim kurulu ve genel kurul kararları, sadece geçmiş eylemlerin bir kaydı olarak değil, gelecekteki potansiyel sorumlulukların bir göstergesi olarak incelenir. Büyük işlemlerin veya sözleşmelerin TTK’da öngörülen yetki ve karar yeter sayılarına uygun olarak onaylanmaması, bu işlemlerin geçersizliği veya iptal edilebilirliği riskini doğurur. Bu, projenin dayandığı ana sözleşmelerin (inşaat, tedarik, işletme sözleşmeleri vb.) hukuki geçerliliğini doğrudan tehdit eder. Hissedarlar sözleşmesi ise, projenin kilitlenme (deadlock) riskine karşı en önemli güvencedir. Kredi verenler açısından argüman; hissedarlar arasında oy hakları, kâr dağıtımı, yönetim kurulu temsili veya veto hakları gibi konularda çıkabilecek bir anlaşmazlık, projenin operasyonlarını durma noktasına getirebilir. Bu nedenle, bu tür anlaşmazlıkları çözecek etkin mekanizmaların (örneğin, Rus ruleti12, Teksas usulü satın alma/ satma teklifi13 gibi “buy-sell” hükümleri) sözleşmede yer alıp almadığı titizlikle denetlenir.
Proje finansmanının temel özelliği olan “sınırlı rücu” (limited recourse) yapısı, SPV’nin finansal sağlığının ve kurumsal yönetiminin ne kadar kritik olduğunu gösterir. Bu yapı, borcun geri ödemesinin yalnızca projenin kendi ürettiği nakit akışına ve proje varlıklarına dayandığı bir hukuki rejim yaratır14. Bu yalıtımın (iflasa karşı yalıtım-bankruptcy remoteness) sağlanabilmesi için SPV’nin kurumsal yönetiminin kusursuz olması gerekir. Ana sözleşmedeki bir boşluk, hissedarlar sözleşmesindeki bir kilitlenme hükmünün eksikliği veya usulsüz alınmış bir yönetim kurulu kararı, sadece birer idari hata değil, kredi verenlerin teminat paketinin temelini oluşturan proje gelirleri üzerindeki rüçhan hakkını zayıflatan hukuki risklerdir. Bu tür zafiyetler, fonların projeden dışarıya aktarılmasına veya projenin operasyonel bütünlüğünün bozulmasına zemin hazırlayarak, kredi verenlerin doğrudan ana para ve faiz kaybı yaşamasına neden olabilir.
Kurumsal kayıtlardaki bir tutarsızlık, maddi bir riskin semptomu olarak kabul edilmelidir. Örneğin, eksik bir yönetim kurulu karar defteri, önemli bir finansal taahhüdün yetkisiz temsil yoluyla verildiği veya hissedarlar arasındaki bir uyuşmazlığın gizlendiği anlamına gelebilir. Bu durum, yalnızca potansiyel davalara veya para cezalarına değil, aynı zamanda finansman sözleşmelerindeki beyan ve tekeffüllerin (representations and warranties) ihlaline yol açabilir. Böyle bir ihlal, kredi verenlere krediyi derhal geri çağırma (acceleration) hakkı tanıyabilir. Bu nedenle hukuki inceleme, belgelerin varlığını kontrol etmekten öte, bu belgelerin birbiriyle tutarlılığını ve yarattıkları hukuki sonuçların proje finansmanı sözleşmeleriyle uyumunu sorgulayan analitik bir süreçtir.
B. Sözleşmeler
Proje finansmanının hukuki altyapısı, birbiriyle entegre ve karmaşık bir sözleşmeler bütününden meydana gelir. Türkiye’de 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun çerçevesinde Kamu-Özel İş Birliği Public-Private Partnership, bundan böyle (“PPP”) projelerinde ilk adımı, ihaleyi kazanan özel sektör ile ilgili kamu idaresi arasındaki İmtiyaz Sözleşmesi (Concession Agreement) teşkil eder. Sponsorlar, bu temel anlaşma kapsamındaki yükümlülükleri üstlenmesi amacıyla, anlaşmanın imzalanmasından sonra projeyi yürütecek olan SPV’yi kurarlar15.
SPV’nin kurulması, projenin finansman müzakerelerinin hukuki muhatabının belirlenmesini sağlar. Bu müzakerelerin merkezinde, tüm yapıyı hukuki ve finansal olarak yöneten ve sistemin adeta mihenk taşı olan Kredi Sözleşmesi (Credit Agreement) bulunur. Kredi Sözleşmesi’nin şartları belirlenirken, buna paralel olarak projenin operasyonel ve ticari altyapısını kuran diğer temel belgeler de eş zamanlı olarak ele alınır. Bunlar arasında, kredi verenlerin kendi aralarındaki ilişkiyi düzenleyen Kredi Verenler Arası Anlaşma (Intercreditor Agreement) ile projenin inşasını ve işleyişini belirleyen Mühendislik, Tedarik ve İnşaat (“EPC”) ve Tedarik Sözleşmeleri gibi Proje Sözleşmeleri (Project Agreements) yer alır.
Tüm bu hukuki metinler üzerindeki müzakereler, bir yılı aşabilen bir süreç sonunda, Finansal Kapanış (Financial Close) gününde eş zamanlı olarak imzalanarak hukuki bütünlüğe kavuşur. Dolayısıyla, sözleşmelerin hazırlanmasında kronolojik bir sıralamadan çok, Kredi Sözleşmesi’nin tüm diğer anlaşmaları birleştiren ve onlara anlam kazandıran merkezi bir işlevi vardır.
Hukuki inceleme sırasında, bu sözleşmelerin (Proje Sözleşmeleri) her birinin detaylı analizi yapılır. Projenin temel sözleşmeleri ve bu sözleşmelerdeki kritik hukuki maddeler incelenir ve kırmızı bayraklar16 göz önüne çıkarılır. Örneğin:
1. Devlet/ İmtiyaz Sözleşmeleri (Concession Agreement): İmtiyaz süresi, devlet garantileri, düzenleyici çerçeve, kamulaştırma hükümleri ve uyuşmazlık çözüm mekanizmaları incelenir. Kısa imtiyaz süresi, zayıf devlet garantileri, kamulaştırma riskine karşı yetersiz koruma öncelikli kırmızı bayraklardır.
2. Kredi Sözleşmeleri: Borç geri ödeme planı, teminatlar, temerrüt halleri, “step-in” hakları, finansal taahhütler, faiz oranları ve döviz riski gibi unsurlar incelenir. Yetersiz teminatlar, zayıf “step-in” hakları, borçlunun temerrüt riskini artıracak taahhütler ve döviz riski koruması eksikliği öncelikli kırmızı bayraklardır.
3. Kredi Verenler Arası Anlaşmalar: Farklı kreditörler arasındaki öncelik, teminatların paylaşımı ve temerrüt durumunda koordinasyon mekanizmaları incelenir. Kredi Verenler arası çıkar çatışması, teminat önceliğinde belirsizlik ve temerrüt durumunda yavaş karar alma mekanizmaları kırmızı bayrak olarak değerlendirilir.
4. EPC Sözleşmeleri: Kapsam, zaman çizelgesi, sabit fiyat, performans garantileri, gecikme ve performans cezaları, mücbir sebep ve fesih koşulları gibi maddeler incelenir. Bu sözleşmelerde belirsiz kapsam veya zaman çizelgesi, yetersiz performans garantileri, düşük cezai şartlar ve tek taraflı fesih hakları kırmızı bayrak olarak değerlendirilir.
5. İşletme ve Bakım Sözleşmeleri (Operation and Maintenance, O&M): Hizmet Seviyesi Anlaşmaları (Service Level Agreement, bundan böyle “SLA”), bakım programları, maliyetler, performans ölçütleri, temerrüt ve fesih hükümleri incelenir. Yetersiz SLA’lar, yüksek işletme maliyetleri, performans düşüşünde zayıf cezai şartlar ve uzun fesih süreleri öncelikli kırmızı bayraklardır.
6. Enerji Satış Sözleşmeleri (Power Purchase Agreement, PPA): Satış fiyatı, miktar garantileri, “al ya da öde” hükümleri, temerrüt, fesih ve devir kısıtlamaları incelenir. Düşük satış fiyatı, yetersiz miktar garantileri, kredi verene devir kısıtlamaları ve erken fesih riski önemli kırmızı bayraklardır.
7. Yakıt Tedarik Sözleşmeleri: Tedarik miktarı, fiyatlandırma mekanizması, kalite standartları, tedarik kesintisi hükümleri, temerrüt ve fesih maddeleri incelenir. Tek tedarikçiye bağımlılık, fiyat dalgalanması riski, yetersiz tedarik garantileri ve sözleşme ihlali durumunda zayıf tazminat hükümleri kırmızı bayrak olarak kabul edilir.
Sözleşmesel haklar, yükümlülükler, risk tahsisi mekanizmaları, fesih hükümleri, devir hükümleri ve kredi verenlerin projeye müdahale etme (step-in) hakları titizlikle incelenir. Örneğin, EPC sözleşmelerinde sabit tamamlanma tarihi, sabit fiyat, sınırlı teknoloji riski, çıktı garantileri ve gecikme/ performans için cezai şartlar gibi “finansmana uygun” (bankable) sağlayan unsurlar aranır. Offtake (ürün alım) anlaşmaları, projenin gelir akışını güvence altına aldığı için finansman açısından hayati öneme sahiptir17.
Bu sözleşmelerdeki “kırmızı bayraklar”, projenin gelir akışını ve kredi verenlerin teminatını doğrudan zayıflatabilir. Örneğin, muğlak veya belirsiz sözleşme şartları, bir tarafı aşırı derecede kayıran dengesiz hükümler, otomatik yenileme maddeleri veya devir haklarının kısıtlayıcı olması gibi durumlar ciddi riskler barındırır. Ayrıca, “Esaslı Olumsuz Etki” (Material Adverse Effect, bundan böyle “MAE”) tanımlarının yetersizliği veya yanlış yorumlanması, kredi verenlerin haklarını kısıtlayabilir. Bu tür kusurlar, projenin nakit akışını tehlikeye atar ve geri ödeme kapasitesini doğrudan etkileyerek, tüm finansman yapısı için sistemik bir risk oluşturur. Bu nedenle, hukuki inceleme, bu sözleşmelerin sadece yasal geçerliliğini değil, aynı zamanda finansal ve operasyonel riskleri ne ölçüde doğru tahsis ettiğini de değerlendirir.
C. Gayrimenkul ve Mülkiyet Hakları
Proje finansmanı projelerinde gayrimenkul ve mülkiyet hakları, projenin fiziksel varlıklarının hukuki sağlamlığını ve kredi verenler için teminat değerini belirleyen kritik bir alandır. Mülkiyetin yasal olarak devredilme hakkını doğrulamak için tapu araştırması yapılır. Mülke karşı herhangi bir ödenmemiş ipotek, haciz, geçiş hakkı (irtifak hakkı) veya kısıtlama olup olmadığı tespit edilir. Tapu sorunlarının ele alınmaması, yasal anlaşmazlıklara veya finansal kayıplara yol açabilir. Türkiye’de tapu sicili incelemesi, yasal sahiplik, takyidatlar (şerhler, ipotekler, hacizler) ve kadastral geçmişi doğrulamak için hayati öneme sahiptir. Ortak mülkiyetlerde yaşanan anlaşmazlıkların çözümü için hukuki yollara başvurulabilir.
Projenin gerçekleştirileceği arazinin kullanım haklarının (mülkiyet, kiralama, irtifak hakkı vb.) hukuki geçerliliği ve süresi incelenir. Özellikle büyük ölçekli altyapı ve enerji projelerinde, arazinin mülkiyetinin proje şirketi tarafından satın alınması yerine, arazi üzerinde SPV lehine üst hakkı tesis edilmesi yaygın bir uygulamadır18. Kira sözleşmeleri, özellikle finansal kiralama sözleşmeleri (leasing) ve idarenin taraf olduğu kira sözleşmeleri özel olarak değerlendirilir. Kira sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması ve ilgili sicillere tescil edilmesi gerekebilir. Kiralayanın mülkiyeti üçüncü kişiye devretme yetkisi ve sigorta yükümlülükleri gibi maddeler de kontrol edilir.
Bu alandaki kırmızı bayraklar arasında tapu kayıtlarında belirsizlikler, eksik veya yanıltıcı mülkiyet bilgileri yer alır. Ödenmemiş ipotekler, hacizler veya mülkiyetin kullanımını kısıtlayabilecek geçiş hakları da önemli uyarı işaretleridir. Yasal anlaşmazlıklara yol açabilecek tapu sorunları, kira sözleşmelerinde fesih, devir veya süre ile ilgili belirsiz veya olumsuz hükümler ve gayrimenkulün imar planlarına, arazi kullanım kısıtlamalarına veya çevresel düzenlemelere uygunsuzluğu da dikkatle incelenmelidir.
Proje finansmanında, projenin fiziksel varlıkları (gayrimenkul) genellikle borcun ana teminatını oluşturur. Bu noktada, arazinin mülkiyetinin proje şirketine ait olmadığı durumlarda, tapu siciline bağımsız ve sürekli bir hak olarak tescil edilen üst hakkının kendisi, kredi borcuna karşılık bankalar lehine teminat olarak verilir19. Bu nedenle, gayrimenkul üzerindeki her türlü hukuki kusur (tapu sorunları, imar uyumsuzlukları, gizli yükümlülükler) projenin finansal sağlığını ve kredi verenlerin teminatlarını doğrudan tehdit eder. Hukuki inceleme, bu risklerin finansman kapanışından önce tespit edilmesini ve giderilmesini sağlayarak projenin “finansmana uygun” (bankable) olmasını temin eder. Bir projenin inşa edileceği veya işletileceği arazinin mülkiyet durumu veya kullanım hakları, projenin temelini oluşturur. Eğer tapu kayıtlarında bir şerh, haciz veya ipotek varsa, bu durum kredi verenlerin teminatlarını doğrudan etkiler ve projenin gelecekteki nakit akışını riske atar. Ayrıca, imar planlarına veya çevre düzenlemelerine aykırılıklar, projenin durdurulmasına veya büyük cezalarla karşılaşmasına yol açabilir. Bu unsurlar derinlemesine incelenerek, sadece mevcut yasal durum değil, aynı zamanda bu durumun projenin inşaat, işletme ve finansal geri ödeme süreçleri üzerindeki potansiyel olumsuz etkileri de değerlendirilmelidir.
Uzun vadeli kira sözleşmeleri, projenin operasyonel giderlerinin önemli bir kısmını oluşturabilir. Eğer bu sözleşmelerde kira artışları, fesih koşulları veya bakım yükümlülükleri yeterince net değilse veya kredi verenlerin çıkarlarını korumuyorsa, bu durum projenin nakit akışını olumsuz etkileyebilir. Özellikle finansal kiralama sözleşmelerinde, malın sigortalanması ve mülkiyetin devri gibi hususlar, kredi verenlerin teminat yapılandırmasını doğrudan etkiler. Bu sözleşmeler incelenirken, sadece yasal geçerliliği değil, aynı zamanda projenin finansal modeline ve risk tahsisine uygunluğu da değerlendirilmelidir. Ayrıca, idare ile yapılan kira sözleşmelerinde, kamu hukuku kaynaklı farklı rejimlerin olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
D. Yasal Uyum ve İzinler
Proje finansmanında yasal uyum ve gerekli izinlerin alınması, projenin sorunsuz ilerlemesi ve operasyonel sürdürülebilirliği için hayati öneme sahiptir. Projenin yürürlükteki tüm yasalara, yönetmeliklere ve düzenlemelere uygunluğu doğrulanmakla birlikte özellikle Çevresel Etki Değerlendirmesi (“ÇED”) raporları, inşaat ruhsatları, işletme lisansları, imar durumu ve arazi kullanım düzenlemeleri gibi belgeleri de bu kapsamda incelenmektedir.
Türk hukukunda proje finansmanı hukuki incelemesine özgü bazı hususlar bulunmaktadır. Gayrimenkul alanında, tapu sicili detayları, ipotek tesis ve tescil süreçleri, kat irtifakı/ kat mülkiyeti ve kentsel dönüşüm riski Türk Medeni Kanunu (“TMK”), Tapu Sicili Tüzüğü, İmar Kanunu ve Kentsel Dönüşüm Kanunu kapsamında incelenir. Teminatlar konusunda, ipotek, hisse rehni, ticari işletme rehni, alacağın devri ve hesap rehni geçerliliği ve uygulanabilirliği TMK, TTK, Ticari İşletme Rehni Kanunu ve İcra ve İflas Kanunu’na göre değerlendirilir. Düzenleyici uyum açısından, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (“EPDK”) lisansları, ÇED süreçleri, inşaat ruhsatları ve iskân belgesi ile enerji ve madencilik gibi sektöre özgü düzenlemeler Enerji Piyasası Kanunu, Çevre Kanunu, İmar Kanunu ve ilgili yönetmelikler ve tebliğler çerçevesinde ele alınır. Uyuşmazlık çözümü alanında, yabancı hakem kararlarının tenfizi, devlet bağışıklığı ve feragatnameleri ile icra takipleri süreçleri Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, İcra ve İflas Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili uluslararası sözleşmeler ışığında incelenir. Sözleşmelerin Türk Borçlar Kanunu’na (“TBK”) göre geçerliliği, MAE maddelerinin Türk hukukundaki yorumu ve kamu idaresi ile yapılan sözleşmelerin niteliği TBK, TTK, Kamu İhale Kanunu ve ilgili idari yargı içtihatları kapsamında değerlendirilir. Vergi etkileri konusunda, emlak vergileri, KDV, kurumlar vergisi, transfer fiyatlandırması düzenlemeleri ve vergi teşvikleri Vergi Usul Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, KDV Kanunu ve Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları çerçevesinde incelenir. Son olarak, iş ve istihdam konularında İş Kanunu hükümleri, toplu iş sözleşmeleri, iş sağlığı ve güvenliği düzenlemeleri, sendikal haklar ve göçmen işçi çalıştırma koşulları İş Kanunu, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili yönetmelikler kapsamında ele alınır.
Bu alandaki “kırmızı bayraklar”, projenin riskini ciddi şekilde artırabilir. Süresi dolmuş lisanslar, geçmişteki yasal ihlallerin veya devam eden soruşturmaların varlığı, düzenleyici denetimlere karşı direnç veya düzensiz/ eksik belgelendirme, projenin durdurulmasına, önemli para cezalarına ve hatta kredi verenler için yasal sorumluluklara yol açabilir. Örneğin, çevresel düzenlemelere uyumsuzluk, kirlilik temizleme maliyetleri, davalar ve para cezaları gibi uzun vadeli maliyetlere yol açabilir.
E. Dava ve Uyuşmazlık Çözümü
Proje finansmanında hukuki durum tespiti sürecinin en kritik bileşenlerinden biri, projenin potansiyel yasal risklerini, gelecekteki operasyonel sürekliliğini ve gizli finansal yükümlülüklerini ortaya çıkarmak amacıyla yapılan dava ve uyuşmazlık çözüm geçmişi incelemesidir. Bu süreçte avukatlar, proje şirketinin geçmiş ve devam eden davalarını, yasal iddialarını ve düzenleyici soruşturmalarını kapsamlı bir şekilde analiz ederek işe başlar.
F. Vergi Etkileri ve Yükümlülükler
Proje finansmanında vergi etkileri ve yükümlülükleri, projenin finansal fizibilitesi ve karlılığı üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir. Hukuki inceleme, projenin vergi beyannamelerini, ödenmemiş vergi borçlarını, transfer fiyatlandırması uygulamalarını, geçmiş ve devam eden vergi denetimlerini ve potansiyel vergi avantajlarını veya muafiyetlerini titizlikle inceler.
Bu alandaki “kırmızı bayraklar”, finansal tablolarda hemen görünmeyebilecek gizli mali yükümlülükleri ortaya çıkarmak için kritik öneme sahiptir. Örneğin, düzenli olarak geç veya hiç vergi beyannamesi verilmemesi, ödenmemiş vergi borçları, şüpheli vergi pozisyonları (özellikle transfer fiyatlandırması sorunları) veya eksik bildirilen ücret vergileri gibi durumlar ciddi riskler taşır. Bu tür sorunlar, satın alma sonrası önemli beklenmedik maliyetlere, para cezalarına ve yasal uyuşmazlıklara yol açarak projenin karlılığını ve nakit akışını doğrudan etkileyebilir.
Vergi incelemesi, projenin finansal modeline dahil edilmemiş potansiyel vergi yükümlülüklerini belirleyerek, kredi verenlerin risk değerlendirmesini daha gerçekçi hale getirmelerine yardımcı olur. Vergi uyumsuzluğu, yalnızca yasal bir sorun olmanın ötesinde, projenin finansal istikrarını ve dolayısıyla finansmana erişimini doğrudan tehdit edebilir. Bu nedenle, vergi risklerinin erken tespiti ve etkin yönetimi, proje finansmanının başarısı için vazgeçilmezdir.
G. İş ve İstihdam Konuları
Proje finansmanında iş ve istihdam konularına yönelik hukuki inceleme, sadece yerel mevzuata uyumu sağlamakla kalmaz, aynı zamanda projenin Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (Environment, Social and Governance, bundan böyle “ESG”) risklerini ve itibar risklerini yönetmek açısından da giderek daha kritik hale gelmektedir. Bu inceleme, iş gücü uygulamalarını, işçi sağlığı ve güvenliği standartlarını, toplu iş sözleşmelerini ve ilgili diğer istihdam yükümlülüklerini kapsar.
Bu alandaki “kırmızı bayraklar” arasında yüksek çalışan devir oranları, sendikalarla veya alt yüklenicilerle devam eden uyuşmazlıklar ve işçi sağlığı ve güvenliği ihlalleri gibi durumlar yer alabilir. Bu tür sorunlar; projenin gecikmesine, yasal para cezalarına ve projenin kamuoyundaki imajına ciddi zararlar vererek finansman uygunluğunu (bankable) olumsuz etkileyebilir. Kredi veren kurumlar açısından bu risklerin en somut yansımalarından biri, projenin ana yüklenicisi ile SPV arasında yaşanabilecek bir ödeme krizidir. SPV’nin EPC şirketine yapacağı ödemelerde bir aksaklık yaşanması ve bu durumun EPC şirketinin kendi işçilerine maaş ödeyememe riskini doğurması, tüm proje için bir domino etkisi yaratabilir. Bu nedenle, kredi verenler, EPC şirketinin bu tür bir ödeme güçlüğüyle karşılaştığında durumu doğrudan kendilerine bildirmesini sözleşmesel olarak talep edebilir. Bu mekanizmanın temel amacı, işçi ödemelerindeki bir aksaklığın büyük grevlere, projenin durmasına ve nihayetinde İmtiyaz Sözleşmesi’nin feshine yol açmasını önlemektir. Böyle bir fesih, kredi verenlerin yatırımlarının tamamını kaybetme riski taşıdığından, kredi verenler projenin devamlılığını sağlamak adına bu tür operasyonel sorunlara erken aşamada müdahil olma hakkını saklı tutar.
H. Sigorta Poliçeleri ve Kapsamı
Sigorta poliçeleri, proje finansmanında risklerin yönetilmesi için temel bir yöntem olup hem borçluları hem de kredi verenleri beklenmedik kayıplara karşı koruyan kritik bir risk transfer mekanizması görevi görür. Hukuki inceleme, projenin tüm aşamalarını (inşaat ve işletme) kapsayan sigorta programının yeterliliğini ve uygunluğunu değerlendirir. İncelenen başlıca sigorta türleri arasında İnşaat Tüm Riskler (Contractor’s All Risk, “CAR”), Montaj Tüm Riskler (Erection All Risk), Avans Kâr Kaybı (Advance Loss of Profit) ve Üçüncü Şahıs Sorumluluk (Third Party Liability Insurance) Sigortası bulunur. Özel sektör tarafı (imtiyaz sahibi), kamu otoritesinden devraldığı riskleri daha ileri düzeyde yönetmek için sigorta gibi mekanizmalara başvurur.
Hukuki incelemenin temel amaçlarından biri, sigorta kapsamındaki boşlukları ve farklı poliçe türleri arasındaki karşılıklı bağımlılıkları tespit etmektir. Doğal afetler gibi mücbir sebep hallerinden kaynaklanan işletme kesintisi riskleri de genellikle sigortalanabilen riskler arasındadır. Proje finansmanının ve özellikle PPP yapılarının bir özelliği, riskleri şeffaf bir şekilde muhasebeleştirmesi ve değerlemesidir. Eğer bir risk sigortalanabiliyorsa, o riskin değeri, sigortayı yaptırmak için ödenen prim maliyeti kullanılarak hesaplanır. Bu sigorta primleri, özel ortağın devraldığı riskin fiili maliyetini temsil eder ve projenin “Paranın Değeri” analizinde kritik bir veri olarak kullanılır.
Sigorta poliçelerindeki “kırmızı bayraklar” arasında yetersiz teminat limitleri, önemli istisnalar, halefiyet feragatlerinin eksikliği (sigortacının kusurlu tarafa rücu hakkından feragat etmemesi) ve yerel hukukun poliçelerin uygulanabilirliği üzerindeki olumsuz etkileri yer alır. Bu tür eksiklikler veya sorunlar, projenin karşılaştığı risklerin sigorta şirketine tam olarak aktarılamamasına ve sonuç olarak sigortasız yükümlülüklerin doğrudan kredi verenlere veya sponsorlara geri dönmesine neden olabilir. Bu durum, sigortanın sadece bir maliyet kalemi olmaktan öte, projenin finansal güvenliği için kritik bir risk transfer mekanizması olduğunu ve hukuki incelemenin bu alandaki titizliğini zorunlu kıldığını göstermektedir20.
IV. Hukuki İncelemede Karşılaşılan “Kırmızı Bayraklar” ve Risk Yönetimi Stratejileri
Hukuki inceleme sürecinde, projenin farklı alanlarında ortaya çıkabilecek “kırmızı bayraklar” (red flags), potansiyel risklerin ve sorunların erken uyarı işaretleridir. Bu işaretlerin doğru bir şekilde tanımlanması ve yönetilmesi, projenin finansal sağlığı ve uzun vadeli başarısı için kritik öneme sahiptir.
A. Alan Bazında Kırmızı Bayraklar
Hukuki inceleme sırasında tespit edilen “kırmızı bayraklar”, genellikle projenin farklı hukuki alanlarında ortaya çıkar ve çoğu zaman birbiriyle bağlantılıdır. Örneğin, zayıf kurumsal yönetim (örn. yetersiz yetkilendirmeler) sözleşmesel kırmızı bayraklara (örn. uygulanamaz anlaşmalar) yol açabilir ve bu da dava risklerini veya finansal yükümlülükleri artırabilir. Bu karşılıklı bağımlılık, izole kontroller yerine bütünsel bir risk değerlendirmesini zorunlu kılar.
Projenin temelini oluşturan alanlarda dikkat edilmesi gereken önemli noktalar bulunmaktadır. Temel proje sözleşmelerinde muğlak veya dengesiz hükümler, kısıtlayıcı devir maddeleri, yetersiz fesih/ step-in hakları ve MAE21 tanımlarında belirsizlik gibi unsurlar proje gelir akışını ve finansal omurgayı zayıflatabilir22. Kurumsal yapı ve yönetimde ise hissedarlar arası uyuşmazlıklar, kurumsal formalitelere uyumsuzluk ve sponsorun finansal sıkıntıları, karar alma süreçlerini tıkayarak operasyonel riskleri artırabilir23. Benzer şekilde, gayrimenkul ve mülkiyet haklarında karşılaşılan tapu sorunları, imar uyumsuzlukları veya yasa dışı yapılaşmalar, projenin fiziksel varlıklarının değerini düşürerek kredi verenlerin teminatlarını tehlikeye atabilir24.
Projenin operasyonel ve yasal devamlılığı için de çeşitli riskler mevcuttur. Yasal uyum ve izinler başlığında süresi dolmuş lisanslar, geçmiş ihlaller veya ÇED raporu eksiklikleri projenin durdurulmasına ve ağır para cezalarına yol açabilir. Sigorta poliçelerindeki kapsam boşlukları veya yetersiz teminat limitleri, beklenmedik finansal kayıplara neden olabilir. Dava ve uyuşmazlık geçmişinde bulunan yüksek riskli davalar veya yolsuzluk iddiaları, proje gecikmelerine ve itibar kaybına sebep olabilir. Ayrıca iş ve istihdam konularındaki ihlaller, sendikal uyuşmazlıklar veya yüksek çalışan devir oranı gibi sorunlar yasal cezalara ve finansman koşullarının kötüleşmesine yol açabilir. Son olarak, vergi alanında eksik beyannameler, ödenmemiş borçlar veya şüpheli transfer fiyatlandırması gibi durumlar, beklenmedik vergi cezaları ve gizli mali yükümlülükler yaratarak projenin nakit akışını ve karlılığını olumsuz etkileyebilir25.
B. Doğrudan Anlaşmalar ve Step-in Hakları
Step-in hakkı, proje finansmanı ve PPP gibi büyük ölçekli projelerde, kredi sağlayan finans kuruluşlarına (kredi verenler), borçlu proje şirketinin kötü yönetilmesi, sözleşmesel yükümlülüklerini ihlal etmesi veya temerrüde düşmesi gibi durumlarda projeye ve şirket yönetimine doğrudan müdahale etme imkânı tanıyan sözleşmesel bir güvencedir. Bu hak, kreditörün kredi sözleşmesi kapsamında aldığı teminat paketinin standart bir parçası olarak kabul edilir. Genellikle idare, proje şirketi ve kredi verenler arasında imzalanan doğrudan anlaşmalar (direct agreements) ile hukuki bir çerçeveye oturtulur26 27.
Bu hakkın kullanılmasındaki temel amaç, kreditörlerin kötü yönetildiğini düşündükleri proje şirketinin yönetimine el atarak veya bu konuda profesyonel bir ekip görevlendirerek projenin nakit akışını iyileştirmesidir. Projenin devamlılığını bu şekilde sağlayarak borcun daha kolay ve etkin bir şekilde geri ödenmesi hedeflenir. Müdahale, gerekirse başarısız olan yüklenicinin yerine projeyi tamamlayabilecek yeni bir şirketin getirilmesini de kapsayabilir28.
Step-in hakkı aynı zamanda ikincil ancak önemli başka amaçlara da hizmet eder. Öncelikle, sözleşmede böyle bir hakkın varlığı, borçlu şirket ve projenin sponsorları üzerinde ciddi bir baskı yaratarak caydırıcı bir rol oynar; bu da onları sözleşme ihlallerinden kaçınmaya ve projeyi düzgün yönetmeye teşvik eder. Bununla birlikte bu hak, proje şirketinin elde ettiği gelirin öncelikli olarak kreditörlerin alacaklarının karşılanmasına özgülenmesini de güvence altına alır. Böylece proje gelirlerinin başka kanallara aktarılmasının veya amaç dışı kullanılmasının önüne geçilmiş olur29.
Bu müdahale yetkisi, genellikle ana proje sözleşmesinin feshine yol açabilecek durumlar ortaya çıktığında devreye girer. Ancak, step-in hakkının hangi koşullarda, ne kadar süreyle ve nasıl kullanılacağının sözleşmelerde net bir şekilde tanımlanmaması, taraflar arasında yeni hukuki uyuşmazlıklar doğurma potansiyeli taşır. Sonuç olarak step-in hakkı, kreditörler için yalnızca bir alacak tahsil aracı değil, aynı zamanda projenin sağlığını ve finansal disiplinini korumayı amaçlayan çok yönlü ve kritik bir risk yönetim mekanizmasıdır.
V. Sonuç
Proje finansmanı, geri ödemenin doğrudan projenin üreteceği nakit akışlarına ve varlıklarına dayandığı “sınırlı rücu” (limited recourse) yapısıyla geleneksel finansman modellerinden ayrılır. Bu özgün yapı, hukuki incelemeyi projenin finansal sürdürülebilirliğinin ve “finansmana uygunluğunun” (bankability) temel taşı haline getirmektedir. Bu makalede ele alındığı üzere, hukuki inceleme, yalnızca mevcut durumu tespit eden bir denetimden öte, projenin yaşam döngüsü boyunca devam eden dinamik bir risk yönetim aracıdır.
Yürütülen bu kapsamlı süreçte, projenin hukuki ve finansal omurgasını oluşturan temel unsurlar denetlenir. Bu denetimin merkezinde, projenin diğer risklerden yalıtılmasını sağlayan SPV kurumsal yapısının ve yönetiminin sağlamlığı yer alır. SPV’nin kurumsal bütünlüğündeki herhangi bir zafiyet, “tüzel kişilik perdesinin kaldırılması” riskini doğurarak sınırlı rücu ilkesini işlevsiz kılabilir.
İncelemenin bir diğer kritik odağı, İmtiyaz Sözleşmeleri, Kredi Sözleşmeleri, EPC Sözleşmeleri ve Ürün Alım (Offtake) Sözleşmeleri gibi birbiriyle bütünleşmiş bir anlaşmalar bütünüdür. Bu sözleşmelerdeki risk tahsis mekanizmaları, fesih hükümleri ve özellikle kredi verenlerin projeye müdahalesini sağlayan “step-in” hakları titizlikle analiz edilerek, projenin gelir akışı güvence altına alınır. Benzer şekilde, projenin ana teminatını oluşturan gayrimenkul ve mülkiyet hakları, operasyonel devamlılığı sağlayan yasal izinler ve lisanslar, gizli mali yükümlülükler barındırabilecek vergi ve istihdam konuları ile risk transfer mekanizması olarak sigorta poliçeleri de detaylı bir denetime tabi tutulur.
Sonuç olarak, hukuki inceleme süreci, potansiyel “kırmızı bayrakları” erken bir aşamada tespit ederek, bunları yönetilebilir stratejilere dönüştürür. Hazırlanan raporlar, belirsizlikleri ortadan kaldırarak ve eyleme geçirilebilir öneriler sunarak kredi verenlerin ve yatırımcıların bilinçli kararlar almasını sağlar. Bu nedenle, başarılı bir proje finansmanı işlemi, karmaşık hukuki, ticari ve finansal riskleri şeffaf bir şekilde değerlendiren, doğru tahsis eden ve sağlam bir hukuki zemine oturtan kapsamlı bir hukuki inceleme olmaksızın düşünülemez. Bu süreç, projenin teorik fizibilitesini, hayata geçirilebilir ve güvenilir bir yatırıma dönüştüren en kritik aşamadır.
DİPNOT
What Is Corporate Finance?, https://www.investopedia.com/terms/c/corporatefinance.asp (Erişim tarihi, 06.08.2025).
Murat Madykov, “Step-in Right as a Lender Protection Mechanism in Project Financed Transactions”, DePaul Business and Commercial Law Journal, Volume.13, Issue.2, Winter 2015, Article 3.
Diane Desierto, “Due Diligence and World Bank Project Financing”, Chapter 20, in A. Peters/ H. Krieger/ L. Kreuzer (eds.), Due Diligence in the International Legal Order (Oxford University Press, Aralık 2020).
Jielynne Barao, What is due diligence?, https://www.azeusconvene.com/articles/due-diligence (Erişim tarihi, 29.07.2025).
Betül Yağmur Çil, Due Diligence, (İstanbul: Bahçeşehir Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2020), s. 3.
Çil, Due Diligence, (İstanbul: Bahçeşehir Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2020), s. 3’ten naklen, Billur Özeke, Birleşme ve Devralmalarda Due Diligence Kavramı ve Türk Hukukunda Satıcının Sorumluluğuna Etkisi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2006, s. 3.
Çil, Due Diligence, (İstanbul: Bahçeşehir Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2020), s. 3’ten naklen, Mustafa Arıkan, Due Diligence Kavramı ve Şirket Birleşme ve Devralma Süreçlerinde Satıcının Sorumluluğu Hakkında TBK Hükümleri Çerçevesinde Değerlendirmeler, MÜHF-HAD, C.22, S.2, s. 268.
How to conduct legal due diligence: Checklist and best practices, https://www.idealsvdr.com/blog/legal-due-diligence-101/ (Erişim tarihi, 29.07.2025).
Leading the VDR revolution, https://www.worldfinance.com/markets/equities/leading-the-vdr-revolution (Erişim tarihi, 05.08.2025).
What Is Legal Due Diligence & How To Do It, https://www.ansarada.com/due-diligence/legal (Erişim tarihi, 29.07.2025).
What is a due diligence report?, https://www.idealsvdr.com/blog/due-diligence-report-what-to-include-and-how-to-write/ (Erişim tarihi, 30.07.2025).
Russian Roulette Definition, https://www.lexisnexis.co.uk/legal/glossary/russian-roulette (Erişim tarihi, 06.08.2025).
Texas shoot out definition, https://www.lexisnexis.co.uk/legal/glossary/texas-shoot-out (Erişim tarihi, 06.08.2025).
İnan&Aras Hukuk Bürosu, “Uluslararasi Proje Finansmanina Yonelik Temel Kavramlar”, Kolejli İşadamları Derneği Dergisi, Eylül 2017.
Lukas Duldinger, Project Finance Deal - Contractual Relations, https://courses.renewablesvaluationinstitute.com/pages/academy/contractual-relations-project-finance-deal (Erişim tarihi, 29.07.2025).
Kırmızı bayrak: “Hukuki inceleme sürecinde, projenin farklı alanlarında ortaya çıkabilecek “kırmızı bayraklar” (red flags), potansiyel risklerin ve sorunların erken uyarı işaretleridir”, bkz. IV.
PWC, EPC Contracts in the Oil and Gas Sector, https://www.pwc.com.au/legal/assets/investing-in-infrastructure/iif-5-epc-contracts-oil-gas-feb16-2.pdf (Erişim tarihi, 29.07.2025).
Funda Ustaoğlu, Proje Finansmanında Türk Hukukuna Tabi Teminatlar ve Özellikle Hesap Rehni, (İstanbul: Marmara Üniversitesi, Doktora Tezi, 2019), s. 62.
U.S. Department of Transportation - Federal Highway Administration, “Risk Assessment for Public-Private Partnerships: A Primer”, December 2012.
Elektrik Piyasası Düzenlemeleri Açısından Proje Finansman Sözleşmelerinde Esaslı Olumsuz Etki, https://www.legelaw.com/tr/elektrik-piyasasi-duzenlemeleri-acisindan-proje-finansman-sozlesmelerinde-esasli-olumsuz-etki/ (Erişim tarihi, 30.07.2025).
Red Flags to Watch for In Business Contracts, https://weber.law/red-flags-to-watch-for-in-business-contracts/ (Erişim tarihi, 30.07.2025).
How to Spot Red Flags in a Target Company’s Legal Docs, https://carbonlg.com/due-diligence-red-flags-business-acquisition/ (Erişim tarihi, 30.07.2025).
The Importance of Due Diligence in Real Estate Transactions, https://www.cp-law.com/blog/the-importance-of-due-diligence-in-real-estate-transactions/ (Erişim tarihi, 30.07.2025).
Carijn van Helvoirt-Franssen, 5 key red flags in tax due diligence: Identifying tax risks in transactions, https://www.ggi.com/news/corporate-finance-m-&-a/5-key-red-flags-in-tax-due-diligence-identifying-tax-risks-in-transactions (Erişim tarihi, 30.07.2025).
Ezgi Palas Dağlı, Kamu - Özel İşbirliği Modeli ve İdarenin Sorumluluğu Sağlık Hizmetlerinde, 1. Baskı, Ankara 2024, s. 123.
Uğur Emek/ Güray Küçükkocaoğlu, Teoriden Uygulamaya Türkiye’de Kamu Özel İşbirlikleri, 1. Baskı, Ankara 2019, s. 275.
Gökçe Kurtulan Güner/ Damla Keskin Şerbetçioğlu, Proje Finansmanı Bağlamında Yapılan Pay Rehni Sözleşmelerinde Yer Alan Müdahale (Step-In) Klozları Üzerine Düşünceler, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C.XXXIV, Sayı. 1, 2020, s. 225-226.
FOOTNOTE





.webp)


