ÖZET
Bağlı ortaklıklar ve müşterek anlaşmalar ile ilgili mevcut finansal raporlama standartları, gelişen ticari uygulamalar ışığında tekrar değerlendirilmiş ve mevcut standartlar içerisinde bir takım yenilikler yapılmıştır. Uluslararası standartlara paralellik teşkil etmesi amacıyla, Türkiye’de de aynı yenilikler gerçekleştirilmiş ve benzer standartlara ulaşılmıştır. İşbu çalışma ile yürürlükle olan finansal raporlama standartları tahtında, Türk hukukunda henüz kapsamlı bir şekilde düzenlenmemiş olan “joint venture sözleşmeleri” yürürlükteki mevzuata göre değerlendirilerek, joint venture olarak kurulan ortaklıkların finansal tablolarının konsolide edilmesi hususu incelenecektir. Bu doğrultuda, ilk olarak kısaca Joint Venture kavramından, ikinci olarak finansal raporlama standartlarının uygulama alanlarından ve son olarak Joint Venture olarak kurulacak ortaklıkların konsolide edilmesine ilişkin hususlar değerlendirilecektir.
I. Giriş
Küresel ekonomik anlayış ile finansal piyasalardaki ve şirketlerin ekonomik büyüme stratejilerindeki gelişen ve değişen yaklaşımlar ile beklentiler göz önünde bulundurulduğunda, ticari ortaklıkların tabi olduğu finansal raporlama standartlarında bir takım değişikliklerin meydana geldiği görülmektedir. Bu çerçevede, şirketlerin büyüme stratejilerinin sonucu olarak ortaya çıkan grup, holding ya da joint venture (ortak girişim) gibi yerel ve kozmopolit düzeydeki yapıların finansal raporlamalarının doğru ve güvenilir bir biçimde sunulması oldukça önemli hale gelmektedir. Özellikle joint venture anlaşmalarından doğan ortaklıklar göz önünde bulundurulduğunda, ortaklığı konsolide etmek isteyen ortakların tabi olacağı standartlar ve bu standartların gerektirdikleri, ortaklar bakımından önem arz etmektedir. Joint venture bakımından tercih edilecek finansal raporlama standartları, ortaklar arasındaki ilişkiler ve kurulacak yapının niteliği bakımından özellik göstermektedir. Birden fazla ortaklık ile ilişkili bir ortaklığın finansal tablolarının belirli ilkeler esas alınarak tek bir ortaklığa ait olacak şekilde gösterilmesini sağlayan finansal raporlama standartları uyarınca ortaklığı tam konsolide edebilme yetkisi, ilgili standarda göre tek bir ortağın tüm ortaklığı tek başına kontrol etme yetkisini gerektirmektedir. Bu bakımdan ilgili finansal raporlama standardına göre uygulanacak konsolidasyon yönteminde farklılıklar söz konusu olmakla birlikte, joint venture gibi ortaklıkların yönetiminde finansal konulardaki önemli kararları alabilme yetkisi, yani ortaklığın kontrolü hususu da bu bağlamda ayrıca değerlendirilmektedir. Bu çerçevede, bu çalışma ile öncelikle Türk Hukuku bakımından joint venture anlaşmalarına değinildikten sonra, Joint Venture anlaşmaları ile kurulacak ortaklıkların finansal tablolarının konsolidasyonu incelenecektir.
II. TÜRK HUKUKU UYARINCA JOINT VENTURE ANLAŞMALARI
Günümüzde oldukça önem kazanmış bir yatırım yöntemi haline gelen joint venture’da, bir joint venture veya hissedarlık anlaşması altında bir araya gelen birden fazla ortak, ortaklıklarını bir tüzel kişilik çatısı altında birleştirebilecekleri gibi, herhangi bir tüzel kişilik kurmaksızın yalnızca sözleşmesel ilişkiyi devam ettirerek bir ortak yapı oluşturabilmektedirler. Bu kapsamda, Türk hukuku uyarınca joint venture olarak kurulacak şirketler, Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) “Ticaret Şirketleri” başlıklı hükmü uyarınca kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketleri olarak kurulabilecekleri gibi, Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) “Adi Ortaklık Sözleşmesi” başlıklı hükmü uyarınca, TTK tahtında sayılan herhangi bir şirket türüne ait olmaması ve ticaret sicil müdürlükleri nezdinde tescil ve ilan edilmemesi halinde, ortaklık sözleşmesi uyarınca da kurulabilecektir. Bunun yanında, joint venture olarak kurulacak bir adi ya da ticari ortaklık; ortakların, ortaklık üzerinden sürekli olarak ortak faaliyette bulunabileceği bir ortaklık olarak kurulabileceği gibi, belirli bir süre için ya da spesifik ortak bir amacı gerçekleştirmek için de kurulabilecektir.
Gerek TTK’nın getirdiği kolaylıklar gerekse tescil ve ilan edilerek üçüncü kişilere karşı hak iddia edebilme hakkı sağlaması sebebiyle, genellikle uygulamada bu ortaklıkların bir tüzel kişilik çatısı altında birleştikleri görülmektedir. TTK uyarınca kurulabilecek olan şirketortaklıklarından en sık tercih edilen yapılar ise anonim şirket ve limited şirkettir.
TBK uyarınca adi ortaklık sözleşmesi, iki veya daha fazla kişinin emeklerini veya mallarını ortak bir amaca ulaşmak üzere birleştirmeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmaktadır. Adi ortaklık olarak tanımlamış olan bir ortaklığın, TTK’da düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici özelliklerini taşımaması gerekmektedir. TTK’da düzenlenmiş olan ortaklık yapılarından herhangi bir tanesi olmaması dolayısıyla adi ortaklık, ticaret sicil müdürlüklerinde tescil ve ilan edilmediği gibi adi ortaklığın tüzel kişiliği de bulunmamaktadır. Joint venture şayet ortaklar tarafından imzalanacak olan bir joint venture anlaşması ile sınırlı kalacak ve üçüncü kişilere karşı hak iddia edecek nitelikte bağımsız bir tüzel kişi olarak varlığını sürdürmediği takdirde, ortaklık arasındaki ilişkiler TTK yerine, TBK hükümlerine tabi olacaktır. Ancak bu şekilde farklı düzenlemelere tabi olarak kurulabilen Joint Venture niteliğindeki ortaklıkların ortaklık yapısında önem arz eden diğer bir husus ise; ortakların ayni ya da nakdi sermaye koymak suretiyle ana şirket ve joint venture arasında bir sermaye ilişkisi oluşturmaları nedeniyle, ilişkili şirketlerin finansal ve faaliyet durumlarının tek bir finansal tablo, diğer bir ifadeyle konsolide finansal tablo yoluyla gösterilmesidir. Hemen belirtmek gerekir ki, konsolide finansal tabloların düzenlenebilmesi için aralarında sermaye ilişkisi bulanan ortaklıklardan birinin ana ortak, diğerinin bağlı (yönetilen) ortak olması gerekmektedir. Bununla birlikte, gerek “yapılan yatırımın bir sonucu olarak elde edilen ortaklık payı” gerekse “ortaklığın finansal ve faaliyet politikalarının kontrolü” hususlarına bağlı olarak, konsolide finansal tabloların düzenlenmesinde farklı standartlar öngörülmüştür.
Burada ayrıca belirtmek gerekirse; finansal tabloların konsolidasyon yönteminde belirleyici bir role sahip olan kontrol ve hâkimiyet kavramları, mevzuatımızda ilk kez 6102 sayılı TTK ile ele alınan “Şirketler Topluluğu” başlığı altında açıklığa kavuşturulmuştur. Eski TTK döneminde yer almayan, fakat yeni TTK’da düzenlenen “Şirketler Topluluğu” kavramı ile mevzuatımızda önemli bir eksikliğin giderilmiş olmasının yanı sıra hâkimiyet ve kontrol gibi kavramlar da açıkça düzenlenmiştir1. Ancak, bir Joint Venture anlaşması ile kurulan bir ortaklığın kendiliğinden şirket topluluğu teşkil etmeyeceğinden dolayı, konumuz bakımından önem arz eden hakimiyet ve kontrol kavramları, yalnızca Joint Venture anlaşması ile kurulmuş bir ortaklığın finansal tablolarının konsolidasyonu kapsamında ele alınmıştır.
III. KONSOLİDASYON VE KONSOLİDASYONA İLİŞKİN FİNANSAL RAPORLAMA STANDARTLARI
Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (“UFRS”), Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (“UMSK”) tarafından değiştirilmiş olup UFRS 10 (Konsolide Finansal Tablolar) ve UFRS 11 (Müşterek Anlaşmalar) dahil yeni konsolidasyon standartları, 12 Mayıs 2011 tarihinde 1 Ocak 2013’ten sonra yürürlüğe girmek üzere yayımlanmıştır. UFRS ile paralellik teşkil etmesi amacıyla, Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından 28 Ekim 2011 tarihli 28098 sayılı Resmi Gazete’de, Konsolide Finansal Tablolara İlişkin Türkiye Finansal Raporlama Standardı (TFRS 10) Hakkında Tebliğ ve Müşterek Anlaşmalara İlişkin Türkiye Finansal Raporlama Standardı (TFRS 11) Hakkında Tebliğ, 31 Aralık 2012 tarihinden sonra başlayan hesap dönemlerinde uygulanmak üzere yayımlamıştır.
Gerek TTK gerekse TBK uyarınca kurulacak olan ortaklıklar bakımından, ilgili finansal raporlama standartları, tek bir ortağa söz konusu ortaklığı finansal açıdan denetleme ve ortaklık üzerinde kontrol yetkisi verebileceği gibi, tüm ortaklara bu yetkilerin eşit şekilde kullanılmasını da sağlayabilmektedir. Bu kapsamda, joint venture için tercih edilebilecek UFRS 10 ve UFRS 11 standartları ile ortaklığın yönetimi de şekillenecektir.
A. UFRS 10 (Konsolide Finansal Tablolar)
UFRS 10, kurulan ortaklığı tek başına konsolide etmek, bir diğer değişle ortaklığı tek başına kontrol etmek ilkesi benimsenerek hazırlanmış olup kontrol ilkesinin uygulanması için temel prensipleri düzenlemekte ve “kontrol” ilkesini tanımlayarak tek başına kontrolü, ortaklığın konsolidasyonu için dayanak teşkil etmiştir.
UFRS 10’un ilgili maddeleri, kontrol göstergeleri olarak (i) ortaklık üzerinde güce sahip olmayı, (ii) getirilere hak kazanmayı veya maruz kalmayı, ve (iii) elde edilecek getirilerin miktarını etkileyebilmeyi ifade etmiştir2. Ortaklık üzerinde kontrolün varlığı için yukarıda sayılan tüm unsurların kümülatif olarak gerçekleşmesi aranmaktadır.
UFRS 10’nda yer alan kontrol tanımından da anlaşılacağı üzere, söz konusu standart ana ortaklık ile bağlı ortaklık arasındaki ilişkilerde söz konusu olmaktadır. Bu kapsamda, UFRS 10’un tercih edilmesi ile birlikte bağlı ortaklığın veya iştirakin her anlamda kontrol edilmesi, gelirlerinin yönetilmesi ve bu gelirler üzerinde hak sahibi olunması sonuçları kendiliğinden doğmaktadır.
Joint venture ile bir araya gelen ortaklar arasında UFRS 10’un kullanılması neticesinde, söz konusu şartların gerçekleşmesi ile bir araya gelen ortaklardan bir tanesinin diğer ortağa veya ortaklara karşı, tek başına joint venture üzerinde mutlak kontrol hakkı tanınmış olacaktır. Yukarıda da ifade edildiği üzere, UFRS 10’un seçilmesi, salt finansal konularda önemli kararları tek başına alma yani tam konsolidasyon yetkisinden başka, ayrıca ortaklık ve ortaklığın yatırımları ve işleyişi üzerinde tek başına yetkili olma yetkisi vermektedir.
B. UFRS 11 (Müşterek Anlaşmalar)
Ortaklardan birinin, joint venture üzerinde mutlak yetkiye haiz olduğu UFRS 10’un tercih edilmemesi halinde, ortaklar, UFRS 11’i tercih edebilecektir. UFRS 11’de, UFRS 10’dan farklı olarak ortaklar arasında müşterek kontrol etme esası benimsenmiştir.
Müşterek kontrolün esas alındığı müşterek anlaşmaları düzenleyen UFRS 11 uyarınca müşterek anlaşma, iki veya daha fazla tarafın üzerinde müşterek kontrole sahip olduğu anlaşmadır. Müşterek anlaşmanın özellikleri ise, (i) taraflar, sözleşmeye bağlı bir anlaşma ile sınırlandırılmıştır ve (ii) sözleşmeye bağlı anlaşma ile söz konusu taraflara anlaşmanın müşterek kontrolü verilmiştir3. Müşterek anlaşma, ortaklar arasında gerçekleştirilecek bir müşterek faaliyet olarak nitelendirilebileceği gibi iş ortaklığı veya joint venture olarak da değerlendirilebilecektir.
UFRS 11, iş ortaklığı üzerinde, söz konusu ortakların UFRS 10’da kriterleri belirtilen “kontrol”ün müştereken kullanılmasını düzenlemiştir. Bu doğrultuda, joint venture ile ilgili olarak alınacak kararların oy birliği ile alınması, müşterek kontrolün önemli bir göstergesi olarak değerlendirilecektir. Kararların oybirliğiyle alınması koşulu ile; joint venture üzerinde müşterek kontrolü bulunan tarafların her birinin, diğer tarafın veya tarafların onayı olmaksızın tek yönlü karar vermelerinin önlenmesi amaçlanmaktadır.
Ayrıca, UFRS 11’de, tam konsolidasyon yetkisi sağlanan UFRS 10’dan farklı olarak, her bir ortağa payı oranında konsolide etme yetkisi tanınan özkaynak yöntemi benimsenmiştir. Joint venture üzerinde ve joint venture tarafından gerçekleştirilecek faaliyetlerde, tüm ortakların müşterek kontrolü olması UFRS 11’in tercih edilmesi için önemli bir unsur olarak değerlendirilebilecektir.
IV. SONUÇ
Gelişmeye ve değişmeye devam eden ticari yaşamın gereklilikleri doğrultusunda, birden fazla ortağın bir araya gelerek oluşturduğu joint venture, Türk hukukunda hem TTK hem de TBK tahtında düzenlenmiştir. Tüzelkişiliğin kazanılıp kazanılmadığına göre farklılık arz eden mevzuat düzenlemeleri olsa da, tabi olduğu mevzuata bakılmaksızın söz konusu ortaklığa ilişkin olarak herhangi bir finansal raporlama standardı tercih edilebilecektir. Joint venture anlaşması ile bir araya gelen ortaklar, 1 Ocak 2013 tarihinde yenilenerek yürürlüğe giren UFRS 10 ve UFRS 11 ile joint venture üzerinde tek bir ortağın mı yoksa ortakların müşterek kontrolünün mü geçerli olacağına karar vereceklerdir. Burada altı çizilmesi gereken en önemli husus, bir finansal raporlama standardının tercih edilmesi ile yalnızca finansal konulara ilişkin karar verme yetkisi verilmemektedir; aksine, joint venture anlaşması ile tesis edilecek olan joint venture üzerinde tam kontrolün tek bir ortağa devri söz konusu olacaktır. Tam konsolidasyonun, bir diğer deyişle tam kontrolün tek bir ortağa bırakılmasının, tercih edilmesi halinde başvurulacak standart UFRS 10 olmakla birlikte, ortaklar arasında müşterek kontrolün yani, joint venture ile ilgili kararların oy birliği ile alınması tercih edilmekte ise, bu durumda joint venture için kullanılacak standart UFRS 11 olacaktır.
KAYNAKÇA
“IFRS 10-Consolidated Financial Statements”, http://www.iasplus.com/en/standards/ifrs/ifrs10, Erişim: 06.11.2016
“IFRS 11-Joint Arrangements”, http://www.iasplus.com/en/standards/ifrs/ifrs11, Erişim: 06.11.2016
Yavuz Akbulak, “Yeni Bir Kurum: Şirketler Topluluğu”, İSMMO Temmuz-Ağustos 2011
DİPNOT
1 Yavuz Akbulak, “Yeni Bir Kurum: Şirketler Topluluğu”, İSMMO Temmuz-Ağustos 2011, s.262.
2 “IFRS 10-Consolidated Financial Statements”, http://www.iasplus.com/en/standards/ifrs/ifrs10, Erişim:06.11.2016.
3 “IFRS 11-Joint Arrangements”, http://www.iasplus. com/en/standards/ifrs/ifrs11, Erişim:06.11.2016.








