ÖZET
Alacak devri, bir borç ilişkisinden doğan belli bir alacak hakkının devrine yönelik olarak, alacaklı ile alacağı devralan üçüncü kişi arasında yapılan tasarruf işlemi niteliğinde bir sözleşmedir. Alacağın devri ile alacak hakkı el değiştirir ve borcun ödenmesini isteme hakkı alacağı devralana geçer. Gerek 1926 tarihli ve 818 sayılı eski Borçlar Kanunu’nda1 (“eBK”), gerekse 2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (“TBK”) 2 düzenlendiği üzere, alacağın devri bakımından borçlunun rızasının alınmasına veya borçluya bilgi verilmesine gerek bulunmamaktadır. Alacağın devrinin üçlü bir yapısının olması, iktisadi anlamda bazı risklerin meydana gelmesine sebep olmaktadır. Kanun koyucu, borçlar hukuku kapsamında koyduğu tamamlayıcı hükümlerle bu riski paylaştırmıştır. İlgili risk paylaşımını, tarafların kendi aralarında yapacakları bir sözleşmeyle düzenlemeleri de mümkündür. Bu kapsamda, TBK, eBK’nın da öngördüğü ivaz karşılığı yapılan alacak devrinde alacağı devredenin garanti sorumluluğunu genişletmiştir.
I. Giriş
Alacağın devri3 , alacağı devreden, alacağı devralan ve borçlu olmak üzere üç taraflı hukuki bir ilişki oluşturur. Alacağı devralan, alacaktan doğan hakları devralan, ancak borç doğuran sözleşmenin tarafı olmayan kişidir. Alacağı devreden, sözleşmeden doğan haklarını üçüncü tarafa devreden kişiyi; borçlu ise sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri olan kişiyi ifade eder.
Alacağı devralanın, alacağı devreden kişi ile borçlu arasındaki ilişki hakkında bilgisi sınırlıdır. Örneğin, borcun aslında doğmamış veya doğmayacak olması yahut geçmişte doğmakla birlikte devir esnasında sona ermiş olması mümkündür. Aynı şekilde borcun varlığı kesin olsa dahi borçlunun ödeme aczinde bulunması da ihtimaller arasındadır.
Kanun koyucu, tarafları fazladan masraf ve zamandan kurtarmak adına, en verimli risk dağılımını sağlamak amacıyla bir düzenleme öngörmüştür. TBK madde 191’e göre alacak, bir edim karşılığı olmadan (ivazsız) veya kanun gereğince başkasına geçmişse, devreden veya önceki alacaklı, alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir. Ancak alacağın bir edim karşılığında (ivazlı) devredilmesi durumunda alacağı devreden devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücünün bulunduğunu garanti eder.
Alacağı devredenin borçlunun ödeme aczinden sorumlu olması, eBK’da olmayan, TBK ile getirilmiş yeni bir düzenlemedir. Bu çalışmada alacağın devri ve garanti sorumluluğu kavramları, alacağını ivaz karşılığı ya da ivazsız olarak devreden tarafın sorumluluğunu genişleten TBK düzenlemesi çerçevesinde incelenerek, sorumluluğun kapsamı, risk dağılımı meselesi bağlamında değerlendirilecektir.
II. ALACAĞIN DEVRİNDE DEVREDENİN GARANTİ SORUMLULUĞU
A. Garanti Sorumluluğunun TBK Hükümlerince Düzenleniş Şekli
TBK ile eBK’da yer alan hükümler sadeleştirilmekle kalınmamış, aynı zamanda alacağı devredenin garanti sorumluluğunun kapsamında da yenileştirme ve değişiklikler yapılmıştır. TBK’nın “Garanti” başlıklı 191. maddesi uyarınca, “Alacak, bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur. Alacak bir edim karşılığı olmaksızın devredilmiş ya da kanun gereğince başkasına geçmişse, devreden veya önceki alacaklı, alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir.”
Bu kapsamda TBK, devrin ivazlı veya ivazsız olmasına göre ikili bir ayrıma gitmiştir. Bu ikili ayrımın ortaya çıkardığı hukuki sonuçlar değerlendirildiğinde ivazsız yapılan devirler bakımından -eBK’da olduğu gibi- aksi kararlaştırılmadıkça herhangi bir garanti yükümlülüğü olmadığı; ivazlı yapılan devirler bakımından ise, devredenin kusurlu olup olmadığından bağımsız alacağın varlığı ile birlikte, borçlunun ödeme gücünün garanti edildiği görülmektedir. İvazlı yapılan devirler bakımından, eBK kapsamında yalnızca borçlunun ödeme gücünün taahhüt edildiği haller için alacağını devredenin bir garanti yükümlülüğü olduğu belirtilirken, TBK’da garanti yükümlülüğü için söz konusu nitelikte bir taahhüt aranmamıştır. Bununla birlikte, alacağın kanun hükümleri gereği bir başka şahsa geçtiği durumlar için eBK ya da TBK içerisinde herhangi bir ayrım yapılmamış, devrin ivazlı ya da ivazsız olduğuna bakılmaksızın devredenin alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir.
Alacağın devri kavramını, ifa yerine; ifaya yönelik; teminat amacıyla ve tahsil amacıyla olmak üzere sınıflandırmak mümkündür. “İfaya yönelik alacağın devri” kavramı, TBK madde 192’de (eBK’nın 170. maddesine karşılık gelen) düzenlenmiştir. Söz konusu madde kapsamında ifaya yönelik olarak yapılan alacak devri, alacağın bir başka borcun ifası amacıyla veya ifası uğruna temlik edilmesi anlamını taşımaktadır. Alacağın “ifa yerine” devrinde, devir ile birlikte borç sona ererken, “ifa uğruna” devirde aksine bir anlaşma yoksa alacağı devralanın borçludan elde ettiği veya gerekli özeni gösterseydi elde edeceği miktar, alacağı devredenin borcuna mahsup edilir. Söz konusu hükmün amacı, ifa uğruna alacağı devralan tarafın alacağın tahsili için bir çaba sarf etmesidir.
TBK madde 193 kapsamında, devralan garanti ile yükümlü olan devredenden,
i. ifa ettiği karşı edimin faizi ile birlikte geri verilmesini,
ii. devrin sebep olduğu giderleri,
iii. borçluya karşı devraldığı alacağı elde etmek için yaptığı ve sonuçsuz girişimlerin yol açtığı giderleri ve
iv. devreden kusursuzluğunu ispat etmedikçe uğradığı diğer zararlarını
talep edebilecektir.
İlk üç bentte yer alan düzenlemeler eBK’da da mevcutken, son bent TBK ile getirilmiştir. Diğer bir ifadeyle TBK, eBK’daki düzenlemeye ek olarak, alacağını devredenin kusursuzluğunu ispat edememesi halinde alacağı devralanın ilk üç bentte sayılan zararların dışındaki uğradığı diğer zararları talep edebilme hakkını içermektedir. Ayrıca değinmek gerekir ki, ki bu hakkın kanunda açıkça düzenlenmese de yeni kanun yürürlüğe girmeden önce var olduğu da savunulmakta ancak kusuru ispat yükü devralana yüklenmekteydi4.
B. Alacağın Devri İşleminde Garanti Sorumluluğu ile Kusur İlkesinin İlişkisi ve Garanti Yükümlülüğüne İlişkin Hükümlerin Emredici Nitelikte Olmayışı
Kusur sorumluluğu kavramı uyarınca, borçlunun zararlardan sorumlu tutulabilmesi için kusurunun tespit edilmiş olması gerekmektedir. TBK kapsamında kişinin kusuru, sorumluluğun temel prensibi olarak belirlenmiştir 5. Bazı özel hukuki işlemlerde borçlunun hiçbir kusurunun saptanamadığı durumlarda dahi sorumlu tutulabileceği düzenlenmiştir.
TBK uyarınca alacağın devrinde ise, garanti sorumluluğuna ilişkin düzenlemeler “kusur” temeline dayandırılmamış olup, “kusursuz sorumluluk” prensibi söz konusudur 6 Kanun koyucu, alacağını devredeni, alacağın mevcut olmadığı veya borçlunun ödeme gücünün yeterli olmadığını bilmediği ve bilmesinin de gerekmediği durumlarda dahi devralana karşı sorumlu tutmuştur7. Alacağın devrinde, kusur ilkesine göre garanti ilkesinin devralanın lehine olmasının yanı sıra, TBK madde 191 emredici nitelikte olmadığından, tarafların devir sözleşmesini garanti yükümlülüğünü ortadan kaldıracak şekilde de düzenlemeleri mümkündür 8.
Kanun koyucu tarafından özel bir düzenleme yapılarak TBK madde 191 ve devamındaki hükümler düzenlendiğinden, alacağın devrinde ayıba karşı ve zapta karşı tekeffül hükümlerinin uygulama alanı yoktur. Her ne kadar “satım sözleşmeleri” kapsamında ayıba karşı ve zapta karşı tekeffül hükümleri satıcının borçları kapsamında düzenleme alanı bulmuşsa da, garanti sorumluluğu kapsamındaki hükümler hususidir ve evvelce uygulanması gerekir.
C. Alacağın Devrinde Garanti Sorumluluğu Açısından İvazlı - İvazsız Devir Kavramları ve Ayrımı
TBK uyarınca borçlandırıcı işlemler ve tasarruf işlemleri, ivaz karşılığı yapılabileceği gibi ivazsız (karşılıksız) da yapılabilir9. Ancak tasarruf işlemlerinin ivazlı ya da ivazsız olabileceğine değinilse de, bir hukuki işlemden kaynaklanan borcun ifası için yapılan tasarruf işlemlerinin ivazlı ya da ivazsız olduğundan bahsetmek yerinde olmayacaktır. Alacağın devri kurumu ile borç altına girilerek karşı tarafa alacak hakkı sağlanması durumunda, yapılan bu kazandırmanın ivazlı olup olmadığı borçlandırıcı işlemin niteliğinden anlaşılır10. Alacak bir edim karşılığında devredilmişse ivazlı, eğer karşılıksız bir devir söz konusu ise de ivazsızdır. Daha önce de değindiğimiz gibi, bu ikili ayrım TBK madde 191’de yapılmış olup, alacağını devredenin garanti sorumluluğu ivazlı-ivazsız devirler için farklı sınırlar öngörülerek düzenlenmiştir.
İvaz karşılığı devirlerde, ivazsız devirlere göre garanti sorumluluğunun kapsamı her halükarda daha geniştir. Ancak, ivazsız devirlerde hiçbir sorumluluk öngörülemeyeceğini söylemek yerinde olmayacaktır. Nitekim taraflar, devir ivazsız olmasına rağmen alacaklının devredilen alacağın varlığından sorumlu olabileceği hususunu kararlaştırabilirler 11. TBK madde 191’in ilk fıkrasından da açıkça anlaşılabileceği üzere, ivazlı devirlerde alacağını devreden kişinin garanti sorumluluğuna ilişkin olarak, “alacağın varlığını” ve karşı tarafın “ödeme gücünü” garanti etmesi söz konusudur. Ancak TBK madde 191/2 uyarınca ivazsız devirlerde bu iki durumdan devreden sorumlu tutulmamış olup, “kanun gereğince” ifadesinden de anlaşıldığı üzere, kanundan doğan devirlerde de devredenin garanti sorumluluğu olmayacaktır12.
Söz edilen düzenlemenin yanı sıra, bazı özel durumlarda ivazlı-ivazsız devir ayrımının yapılamaması söz konusudur. Alacağın devri bir mahkeme kararının veya bir kanun hükmünün icra edilmesi sonucu da gerçekleşebilmektedir. TBK’nın “Yasal veya Yargısal Devir ve Etkisi” başlıklı 185. maddesinde;
“Alacağın devri kanun veya mahkeme kararı gereğince gerçekleşmişse, bu devir özel bir şekle ve önceki alacaklının rızasını açıklamasına gerek olmaksızın, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir.”
ifadeleri yer almaktadır.
Söz konusu hüküm uyarınca, kanun gereği gerçekleşen alacağın devrinde, borçlunun garanti sorumluluğu da olmayacaktır 13. Bu durum TBK madde 191/2’den de açıkça anlaşılmaktadır. TBK madde 185’te değinilen bir diğer istisna ise, yargı kararlarına ilişkindir. Eğer bir yargı kararı sonucunda gerçekleşen alacak devri söz konusu ise; kanun gereği intikalde olduğu gibi, devir iradesi aranmadan üçüncü kişiye intikali söz konusu olur. Aynı zamanda, kanunda aksine herhangi bir düzenleme olmadığından ve doktrindeki baskın görüş bu yönde olduğundan, 14 devredenin herhangi bir garanti sorumluluğu olmayacaktır. Ancak ivazlı devir vaadinde bulunulması söz konusu olduğunda, bu vaadin yerine getirilmemesi durumunda oluşabilecek zararlar kapsamında, devir mahkeme kararıyla gerçekleşse bile, devir borcu ivazlı bir işlemden kaynaklandığı sürece, garanti sorumluluğu söz konusu olacaktır 15.
D. İvazlı Devirlerde Devredenin Alacağın Varlığından ve Borçlunun Ödeme Gücünden Sorumluluğu
1. İvazlı Devirlerde Devredenin Alacağın Varlığından Sorumlu Olması
TBK madde 191 geniş yorumlandığında, ivazlı devirlerde alacağın varlığının garanti edilmesi kapsamında iki farklı kavram ortaya çıkmaktadır. Bu ifadeden anlaşılması gereken, devrin gerçekleştiği sırada alacağın devredenin malvarlığında bulunması ve alacağın borçludan tahsil edilmesini zorlaştıracak etkenlerdir 16. Ayrıca, alacağın devredilmesiyle alacağa bağlı olan yan haklar da ek bir işlem yapılmaksızın devralana geçebilecek. Fakat, söz konusu yan haklar kapsamında garanti sorumluluğundan bahsedilebilmek için bu hakların da ek olarak taahhüt edilmiş olması gerekecektir 17. Öncelikle alacak, devrin gerçekleştiği sırada devredenin malvarlığında tamamen veya kısmen bulunmak zorundadır. Aksi durumda, devreden nezdinde alacağın var olmaması sebebiyle sorumluluk doğacaktır. Devredenin bu kapsamda sorumlu olacağı başka bir durum ise, alacağın gerçekte var olmaması olabilir. Sözleşme konusunun en başından imkânsız olması halinde, aslında mevcut olmayan bir alacak devre konu edilmiştir; 18 nitekim, alacak hiç doğmamış ve devre konu olmamış olabilir. Kanun koyucu alacağın devrinde kusursuz sorumluluk öngörmüş olduğundan, hukuki işlemin en başında sözleşme konusunun imkânsız sayılması sebebiyle, sözleşmenin de hükümsüz/geçersiz olacağını düzenleyen TBK’nın 27. maddesi yerine 191. maddesi uygulama alanı bulacak ve bu kapsamda alacağın varlığına ilişkin garanti sorumluluğu geçerli olmaya devam edecektir 19.
TBK madde 191’de ivazlı devirler kapsamında öngörülmüş olan alacağın varlığına dair garanti sorumluluğu ancak söz konusu alacağın mevcudiyeti ile ilişkilendirilebilir. Başka bir deyişle, alacak devri sözleşmesine dair oluşabilecek geçersizlik durumları garanti sorumluluğu kapsamında değildir. Alacak devri sözleşmesi alacağın mevcut olmaması dışında herhangi bir sebepten geçersiz sayılmış ise, bu durumda garanti sorumluluğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır20. Bunlara ek olarak, herhangi bir devir engeline rağmen alacak devredilmiş olursa, devredenin garanti sorumluluğundan söz edilemeyecektir 21. Şöyle ki, eğer devredilmesi mümkün olmayan bir alacaktan söz ediliyorsa veya alacağın devredilmesinin önünde kanunen bir engel varsa; devralan tarafın bu durumda korunmaya değer bir menfaatinin olmadığı göz önünde bulundurularak; devredenin garanti sorumluluğu altında bulunmadığı sonucuna varılabilir 22. Buna karşın, borçlu ile alacaklı arasında akdedilen sözleşmeden doğan bir devir engeli bulunan bir alacak hakkının devredilmesi söz konusu ise, borçlu tarafından söz konusu sözleşme neden gösterilerek devralana ifada bulunulmaması durumunda, devredenin garanti sorumluluğundan bahsetmek mümkün olacaktır 23.
Vadeye bağlanmış alacaklar söz konusu olduğunda, devir tarihinde var olan alacak, muacceliyet kazanmış sayılmayacak, vade olduğu sürece alacağın mevcudiyeti söz konusu olacaktır 24. Bu durumda önem arz eden husus, devir anının garanti sorumluluğunun başlayacağı an olmasıdır 25. Alacak şarta bağlanmış olabilir. Şartın varlığından haberdar olmayan yeni bir alacaklı söz konusu ise, söz konusu şartın devir tarihinde gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine bağlı olarak, alacağın mevcut olmadığı ileri sürülebilecektir.
Bazı durumlarda alacak mevcut olduğu halde, devralanın alacağa sahip olabilmesi için, devredenin bazı yükümlülükleri yerine getirmesi gerekebilir. Bu sebeple devredenin söz konusu yükümlülükleri yerine getirmemesi durumunda sorumluluğu doğacaktır. Alacağın devredilebilmesi için gereken işlemler bu kapsamda sayılabilir26.
2. İvazlı Devirlerde Devredenin Borçlunun Ödeme Gücünden Sorumlu Olması
Kanun koyucu TBK ile bir ek düzenleme getirerek, aksi kararlaştırılmadıkça, devredeni borçlunun ödeme gücünden de sorumlu tutmuş ve eBK’daki düzenlemeye kıyasla daha geniş bir sorumluluk öngörmüştür. Borçlunun ödeme gücü kapsamındaki sorumlulukta dikkat edilmesi gereken husus, alacağın devredildiği veya muaccel olduğu tarihtir. Bu tarihlerin önemli olmasının sebebi, eğer devir tarihine veya muacceliyet tarihine kadar borçlu ifa gücünü haiz ise ve alacaklının borçluyu zamanında takip etmesi ile alacağı elde edeceği sonucuna varılıyorsa, artık devredenin garanti sorumluluğundan bahsetmenin mümkün olmayacak olmasıdır 27. Alacağını devredenin, borçlunun hangi andaki ödeme gücünden sorumlu olduğu konusu Kanunda tartışmalı olmakla birlikte; ivazlı devirde bulunan, alacağı devrettiği sırada borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu ispatlayarak sorumluluktan kaçamayacaktır. Bu kapsamda yeni alacaklı, zamanaşımı def’ine maruz kalıncaya kadar borçlunun ödeme gücünden sorumlu olmaya devam edecektir 28.
Borçlunun aciz halini ispatla yükümlü olan taraf, alacağı devralan taraftır ve devralanın aciz halini her türlü delille ispat etmesi mümkündür. Buna ek olarak, borçlu herhangi bir hile ile ödeme gücüne sahip olduğu düşüncesini uyandırarak sözleşme kurulmasına sebebiyet verirse, devralanın sözleşmeyi iptal hakkı bulunmaktadır29.
Borçlunun ödeme gücüne sahip olup olmaması aslında alacağa ilişkin bir özellik değildir. Burada borçlu, devir işleminin tarafları dışında bir üçüncü kişidir. Başta ödeme gücüne sahip olan borçlu devredenin bilgisi olmadan sonraki günlerde ödeme gücünden yoksun kalabilir. Bu nedenle, borçlunun ödeme gücü devredenin kontrol edebileceği bir olgu değildir 30. Menfaat dengesi bakımından ideal çözüm, devredenin (ayrıca taahhütte bulunması durumu haricinde) borçlunun ödeme gücü kapsamında bir sorumluluğunun kabul edilmemesidir. Ancak, TBK’da devredenin borçlunun ödeme gücünden de sorumlu tutulacağı öngörülmektedir 31.
E. İvazsız Devirlerde Devredenin Garanti Yükümlülüğü (Genel Olarak ve Sözleşme ile Üstlenilmesi Durumunda)
Alacağın devrinin ivazsız olduğu durumlarda alacağı devredenin herhangi bir garanti yükümlülüğü bulunmamakta ve alacağın varlığından sorumlu olmamaktadır. Dolayısıyla, TBK kapsamında alacak eğer bir edim karşılığı olmaksızın, yani ivazsız olarak devredilmişse alacağı devredenin ne alacağın varlığından ne de borçlunun ödeme gücünden sorumluluğu bulunmaktadır.
Alacağı devredenin ivazsız devirde bulunmasının bağışlama niteliğinde olması sebebiyle bağışlayanın, bağışlanan alacak ile ilgili olarak ayrıca garanti sözü vermesi, taahhütte bulunması durumunda, alacağı devreden bakımından sorumluluk doğacaktır (TBK madde 191/II). Bu kapsamda TBK uyarınca bağışlayanın, yalnızca ağır kusuruyla bağışlanana verdiği zararlardan sorumlu olduğu düzenlenmiştir32.
İvazsız devirlerde alacağı devredenin, borçlunun ifa gücünden hatta alacağın varlığından dahi sorumlu olmayacağını düzenleyen TBK’nın 191. maddesi emredici nitelikte olmadığından; taraflar hükmün aksini sözleşme aracılığı ile kararlaştırabilir ve ivazsız devirler bakımından da devredenin alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücünü taahhüt etmesi durumunda garanti yükümlülüğü altına gireceğinin düzenlenmesi mümkündür.
F. Alacağın Devrinde Garanti Sorumluluğunun Kapsamı
Alacağın devrinde garanti kapsamı eBK’da, alacağın devri karşılığında alınan anapara ve faizi, semeresiz kalan takipten dolayı uğranılan zararlar ve devrin sebep olduğu giderler olarak belirlenmiştir. TBK ise bunlara ek olarak, devreden kusursuzluğunu ispat etmedikçe devralanın uğradığı diğer zararları da devredenden talep edebileceğini belirtmiştir. 33Kanun koyucu burada, TBK madde 112’ye paralel olarak, kusur söz konusu olduğunda alacağın tahsil edilememesi durumunda doğan müspet zararların da tazminini öngörmüştür.
Alacağı devreden alacağın ortadan kaldıran sebeplerden veya borçlunun ödeme aczinden haberdar olmasa dahi garanti sorumluluğu vardır. 34 Garanti sorumluluğu kapsamında devredene aşağıdaki talepler yöneltilebilir.
1. Devir Karşılığı Ödenen Bedel ve Faizi
Devralanın borçlunun ödeme güçsüzlüğünün anlaşılması ya da alacağın devir anında var olmaması gibi sebeplerden dolayı parayı tahsil edememesi durumunda, devir karşılığındaki edimini oluşturan anapara ve faizi talep edebilir. Uygulamada devir genelde alacaktan daha düşük bir bedel karşılığında gerçekleştiğinden, devralan yalnızca bu bedeli ve faizini talep edebilir 35.
2. Devrin Sebep Olduğu Giderler ve Takip Masrafları
Devralan, devir için yapmış olduğu masrafları ve devraldığı alacağı elde etmek için yaptığı ve sonuçsuz kalan girişimlerin yol açtığı giderleri talep edebilecektir. Devralan yalnızca devir sözleşmesi hazırlanması için yapılanlar ve takip harçları gibi zorunlu giderleri talep edebilecektir36.
3. Diğer Zararlar
TBK, eBK da düzenlenmiş yükümlülüklere ek olarak devredenin kusuru olması durumunda devralanın uğradığı diğer zararları da talep edebileceğini düzenlemiştir Böylece devreden, devralanın müspet zararlarından da kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir. TBK madde 193’teki düzenleme gereği devralan, devredenin kusurunu ispatlamak zorunda değildir. İspat yükü devredendedir.
Alacağı devredenin kusurlu olmadığını ispat etmesi halinde, garanti sorumluluğuna yalnızca devralanın menfi zararı girecektir. Bu durumda devralan, devredilen alacağı tahsil etmiş olsaydı elde edeceği menfaatin tazminini talep edemez37.
4. Zamanaşımı
TBK’nın 191-194. maddeleri arasında düzenlenen alacağın devrinde garanti sorumluluğu kapsamında devredene yöneltilebilecek talepler için bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Bu durumda garanti sorumluluğundan kaynaklanan alacaklar için de TBK madde 146’da düzenlenen on (10) yıllık genel zamanaşımı süresi söz konusu olacaktır.
G. Özel Durumlar
TBK madde 192’de “ifaya yönelik devir” başlığı altında düzenlenen duruma göre, alacaklı alacağını borcunu ifaya yönelik olarak devretmekle birlikte borca mahsup edilecek kısmı belirlememişse devralan, ancak borçludan aldığı veya gereken özeni gösterebilseydi alabilecek olduğu miktarı kendi alacağına mahsup etmek zorunda kalacaktır 38.
İfa yerine edimde borçlu borçlandığı edimi bir başkasıyla değiştirerek (bu ihtimalde alacağın devri) edimin yerine getirildiği anda borcundan kurtulmaktadır. İfa uğruna edimde ise borç devrin yapıldığı anda sona ermemektedir. Borçlanılan şey yerine verilenin paraya çevrilip tahsil edilmesi gerekmektedir. Bu durumda borç alacaklının tatmin edildiği oranda sona ermektedir. Bu halde alacaklı, eksik kalan kısım için borçluya tekrar başvurabilir. Alacağın devrinin ifa yerine yapıldığı açıkça belirtilmedikçe, ifa uğruna devir söz konusu olacaktır. Bu durum alacaklının lehinedir 39. İfa uğruna alacağın devri söz konusu olduğunda devralan gerekli özeni gösterseydi tahsil edebilecek olduğu miktarı borçtan düşmelidir. Gerekli özeni gösterseydi tahsil edeceği miktarın borçtan fazla olması durumunda bu fazlalık kısım için tazminat davası açılabileceği kabul edilmiştir. Devralanın gerekli özeni göstermesi, örneğin, usulüne uygun olarak icra takibinde bulunması gerekecektir.
Bu iki durum birlikte değerlendirildiğinde, ifa yerine edimde borç derhal sona erdiği halde; ifa uğruna devir yapıldığında, borcun sona ermeyeceğini belirtmek gerekir. Bunun sebebi, ifa uğruna devir halinde alacaklıya, alacağını tahsil edebilmesi için ayrıca bir imkan sağlanmış olmasıdır. İfa uğruna edimin ardından farklı konuda edimde bulunan borçlunun, alacaklıya karşı olan ana borcu ve söz konusu borçtan ötürü sorumluluğu devam eder. İfa yerine devirden farklı olarak ifa uğruna devirlerde borçlu tarafın borcu sürdüğü için, sağlanan ek imkanın boşa çıkması sebebiyle ayrıca bir sorumluluk altında olduğunu söylemek mümkün olmayacaktır. İfa uğruna devredilen alacağın mevcut olmaması, devrinde herhangi bir kanuni engel bulunması veya borçlunun ödeme gücünden yoksun olması gibi durumlarda da devredenin ayrıca bir sorumluluğu olacağını söylemek mümkün olmayacaktır40.
III. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Alacağın devri kurumu alacaklının bir borç ilişkisinden doğan alacağını borçlunun muvafakati gerekmeksizin devredebilmesini düzenleyen bir müessesedir. Bu intikal işlemi için borçlunun rızası hatta haberinin olması dahi gerekmemekle birlikte, söz konusu intikal ile alacağın niteliği değişmemektedir. Alacaklı, adi şekil şartı dışında bir şekil şartı aranmaksızın alacağını devredebilir, bu devir karşılığı ivaz kazanabilir. Devir sözleşmesinin diğer tarafı ise ivazlı temlik sözleşmesinde ivaz karşılığı, ivazsız temlik sözleşmelerinde ise herhangi bir edim gerekmeksizin bir alacak hakkı kazanmaktadır.
TBK, eBK dönemindeki düzenlemelerden farklı olarak iki önemli değişiklik ihtiva etmektedir. İlk olarak alacağın devri ilişkisinde alacağını devreden tarafın garanti yükümlülüğü kapsamı genişletilmiştir. Kusurlu sorumluluk halleri kanun içerisinde genel olarak düzenlenmiş olmakla beraber, burada istisnai bir kusursuz sorumluluk hali ortaya çıkmakta ve alacağını devreden taraf, kusursuz dahi olsa devralana karşı sorumlu olmaktadır. Yeni düzenlemeler kapsamında alacağını edim karşılığı devreden, hem alacağın varlığından hem de alacak borçlusunun ödeme kabiliyetinden sorumludur. Oysa eBK döneminde alacağını devreden bir garanti ya da taahhüt altına girmediği takdirde, yalnızca alacağın varlığından sorumluydu.
Devredenin TBK’dan doğan garanti sorumluğu, bazı yazarlar tarafından eleştirilmekte ve devredenin haberdar dahi olamayacağı bir yükümlülük için sorumluluk altına alınmasının isabetsiz olduğu, bu nedenden ötürü de devredenin garanti yükümlülüğü kapsamını genişleten TBK’nın 191. maddesinin yerinde olmadığı düşünülmektedir. Buna karşılık doktrindeki diğer görüşlere göre garanti kapsamının genişletilmesi yerindedir; çünkü alacağın devri için borçlunun rızası aranmadığı gibi haberdar olması da gerekmemektedir.
Devir anlaşmasının ivazsız yapıldığı hallerde devredenin sorumluluğu oluşmaz ve artık alacağını devreden ne alacağın varlığından ne borçlunun ödeme gücünden sorumlu olur. İvazsız bir devir sözleşmesinden ise aksi beklenmemeli ve alacağın var olmama riski, alacağı devralanın üzerinde olmalıdır. İvazsız devirlerde karşımıza çıkan sonuçlar, kanundan doğan bir sebeple alacağın devri halinde de geçerli olacaktır.
Son olarak, getirilmiş bir başka değişiklik ise kusursuzluğun ispat edilip edilememesine göre zararlardan sorumluluk durumudur. Alacağı devralan, devredenin ifayı gerçekleştirmemesi sebebiyle kusuru olduğu hallerde cezalar ve faizler de dahil olmak üzere menfi zararın yanında müspet zararlardan da sorumlu olacaktır. Bu bağlamda, devredenin kusuruna bağlı olarak tazmin edilmesi gereken zararın kapsamı belirlenecektir. Söz konusu sorumluluğun kapsamı, ifa edilen karşı edimin faizi ile birlikte geri verilmesi, devir giderleri ve alacağı takip giderleri ile sınırlı tutulmamıştır. Kusursuzluk ispat edilemediği sürece, ilişkili diğer zararlar da devredenden istenebilecektir.
KAYNAKÇA
.
Baki İlkay Engin, Alacağı Temlik Edenin Garanti Sorumluluğu, Ankara 2002
Duygu Diren, “Alacağın Temlikinin Hüküm ve Sonuçları” Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Çankaya Üniversitesi, Ankara 2011 (Erişim: 27.05.2016) http://earsiv.cankaya.edu.tr:8080/xmlui/handle/123456789/118?show=full.
Güler Gümüşsoy, “Alacağın Devrinde Devredenin Garanti Yükümlülüğü” Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Kültür Üniversitesi, İstanbul 2013 (Erişim: 27.05.2016) http://acikerisim.iku.edu.tr:8080/xmlui/handle/11413/737.
Hüseyin Can Aksoy, “Alacağı Temlik Edenin Kanundan Doğan Garanti Sorumluluğunun Ekonomi Hukuku Prensipleri Işığında Değerlendirilmesi” Ankara Barosu Dergisi 1, 2012, (Erişim: 02.05.2016) http://acikerisim.iku.edu.tr:8080/xmlui/ bitstream/handle/11413/737/GulerGumussoyYLtez.pdf?sequence=1&isAllowed=y.
M. Kemal Oğuzman, M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku: Genel Hükümler, Istanbul 2012.
Mehmet Deniz Yener, “Alacağı Devredenin Garanti Sorumluluğu ve 6098 Sayılı Borçlar Kanunu ile Yapılan Değişiklikler” Finansal Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi 67, 2011 (Erişim: 27.05.2016) http://e-dergi.marmara.edu.tr/marufacd/ article download/5000006325/5000006778.
Necip Kocayusufpaşaoğlu, Hüseyin Hatemi, Rona Serozan, Abdülkadir Arpacı, Borçlar Hukuku Genel Bölüm - Cilt 1, İstanbul 2008.
Özcan Günergök, Alacağın Devrinde Borçlunun Hukuki Durumu, İstanbul 2014.
DİPNOT
1 29.04.1926 tarih ve 359 sayılı Resmi Gazete (RG).
2 04.02.2011 tarih ve 27836 sayılı RG.
3 Alacağın Devri TBK’nın 183-194. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
4 Baki İlkay Engin, Alacağı Devredenin Garanti Sorumluluğu, Ankara 2002, s. 152.
5 M. Kemal Oğuzman, M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku: Genel Hükümler, İstanbul 2012, s. 2.
6 Mehmet Deniz Yener, “Alacağı Devredenin Garanti Sorumluluğu ve 6098 Sayılı Borçlar Kanunu ile Yapılan Değişiklikler”, Finansal Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi, 2011, s. 71 http://e-dergi.marmara.edu.tr/marufacd/article/ download/5000006325/5000006778 (Erişim: 27.05.2016).
7 Güler Gümüşsoy, Alacağın Devrinde Devredenin Garanti Yükümlülüğü, Yüksek Lisans Tezi İstanbul Kültür Üniversitesi 2013, s.79 http://acikerisim. iku.edu.tr:8080/xmlui/handle/11413/737 (Erişim: 27.05.2016).
8 Gümüşsoy, s. 79.
9 Necip Kocayusufpaşaoğlu, Hüseyin Hatemi, Rona Serozan, Abdülkadir Arpacı, Borçlar Hukuku Genel Bölüm, 1.Cilt, İstanbul 2008, s. 114-115.
10 Engin, s. 95
11 Duygu Diren, “Alacağın Temlikinin Hüküm ve Sonuçları”, Çankaya Üniversitesi, Ankara 2011, 85.
12 Gümüşsoy, s. 80-81.
13 Gümüşsoy, s. 82.
14 Gümüşsoy, s. 83.
15 Engin, s. 102.
16 Gümüşsoy, s. 79
17 Yener, s. 72.
18 Gümüşsoy, s. 86.
19 Gümüşsoy, s. 86.
20 Gümüşsoy, s. 88.
21 Gümüşsoy, s. 91
22 Engin, s. 111.
23 Engin, s. 111.
24 Yener, s. 72.
25 Gümüşsoy, s. 88.
26 Gümüşsoy, s. 85.
27 Yener, s. 73.
28 Oğuzman, Öz, s. 580.
29 Yener, s. 73.
30 Hüseyin Can Aksoy, “Alacağı Temlik Edenin Kanundan Doğan Garanti Sorumluluğunun Ekonomi Hukuku Prensipleri Işığında Değerlendirilmesi.” Ankara Barosu Dergisi 1, 2012, s. 155.
31 Yener, s. 73.
32 TBK’nın 294. maddesine göre, “Bağışlayan, bağışlamadan doğan zarardan bu zarara ağır kusuruyla sebep olmadıkça, bağışlanana karşı sorumlu değildir.
33 Gümüşsoy, s. 105.
34 Özcan Günergök, Alacağın Devrinde Borçlunun Hukuki Durumu, İstanbul 2014, s. 117.
35 Engin, s. 150.
36 Günergök, s. 128.
37 Yener, s. 71.
38 Günergök, s. 129.
39 Gümüşsoy, s. 109-110.
40 Engin, s. 157.








