Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

Hakimiyet Sözleşmelerinde Tarafların Sorumluluk ve Yükümlülükleri

2016 - Summer Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

Hakimiyet Sözleşmelerinde Tarafların Sorumluluk ve Yükümlülükleri

Corporate and M&A
2016
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

Bu makalenin amacı, hakimiyet sözleşmesi ile oluşan hakimiyet durumunun Türk Ticaret Kanunu’nda (“TTK”) düzenlenmiş olan şirketler topluluğu çerçevesinde incelenmesi ve bu düzenlemeler ışığında hakimiyet sözleşmesinin şirketler topluluğunun oluşumunda ve uygulama alanındaki yerinin tespit edilerek, söz konusu sözleşmelerin hakim şirket ve bağlı şirket açısından hukuki konumunun tespit edilmesidir.

Bu kapsamda, işbu makalede, öncelikle TTK ve diğer ilgili mevzuat uyarınca hakimiyet sözleşmesi kavramı ve bu sözleşmelerin hukuki niteliği ortaya konularak tarafların yükümlülükleri izah edilecek, ardından hakim şirket ile bağlı şirket arasında yapılan hakimiyet sözleşmesinin taraflar açısından doğuracağı sorumluluklara değinilecektir. Son olarak ise, hakimiyet sözleşmelerinin şirket topluluklarının oluşumu ve idaresindeki etkisi, TTK ve ilgili diğer mevzuatlar ışığında değerlendirilecektir.

I. GİRİŞ

Şirketler topluluğu kavramının düzenlendiği Türk Ticaret Kanunu’nda1 (“TTK”) hakim şirket ve bağlı şirket kavramlarına yer verilmekle birlikte, bunlar arasındaki ilişkinin hangi temellere dayandığı belirtilmemektedir.

Hakimiyet sözleşmesi, hakim şirketin, bağlı şirketi bir sözleşme gereğince veya başka bir yolla hakimiyeti altına almasıyla, bağlı şirket üzerinde birtakım hak ve yetkilere sahip olduğu bir sözleşme tipidir. Hakimiyet sözleşmesi ile hakim şirket, bağlı şirket üzerinde idare ve sevk yetkilerine sahip olmaktadır. Bu sözleşme ile hakim şirkete, bağlı şirketin yönetim kuruluna ait idare yetkisi verilerek, bağlı şirketin kontrol altında tutulması sağlanmaktadır. Hakim şirketin söz konusu kontrol yetkisini fiilen kullanıp kullanmadığı gözetilmeksizin, her durumda sözleşmeden kaynaklanan bir hakimiyet durumu ortaya çıkmaktadır.

Hakimiyet sözleşmeleri, TTK tarafından birtakım şekil şartlarına tabi tutulmuştur. Öncelikle, hakimiyet sözleşmeleri yazılı olarak yapılmalıdır. Ayrıca, söz konusu sözleşmelerin, geçerlilik şartı olarak ticaret siciline tescil ve ilan edilmeleri gerekmektedir2. Bu sayede tescil ve ilan sonucu, üçüncü kişilerin söz konusu sözleşmelerin varlığında haberdar olmaları sağlanır. Bununla birlikte, ilgili maddenin devamında belirtilen “sözleşmenin geçersizliği, bu kanun ile diğer kanunlardaki şirketler topluluğuna dair yükümlülüklere ve sorumluluklara ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel olmaz” ibaresi ile sözleşmenin geçersizliği halinde dahi tarafların söz konusu sözleşmeden kaynaklanan sorumluklarından kurtulamayacağı açıklanmıştır.

Hakimiyet sözleşmesi ile, bağlı şirketin yönetim organının sahip olduğu devredilemeyenler haricindeki yetkilerin tümü veya bir kısmı, hakim şirkete aktarılabilir. Zira, bağlı şirketin yönetim organının sahip olduğu devredilebilir tüm yetkilerin devredilmesinin yanı sıra, yalnızca belirli bir alan veya faaliyete ilişkin, örneğin; finansman, satın alma, personel istihdamı gibi konularla sınırlı olarak da kısmi hakimiyet sözleşmelerinin yapıldığı görülmektedir3.

Ayrıca, hakim şirketin bağlı şirkete herhangi bir talimat verip vermemesi kendi inisiyatifinde olup, bu yetkinin kullanılmaması sözleşmenin geçerliliği açısından etki yaratmayacaktır. Bununla birlikte söz konusu sözleşmenin “hakimiyet sözleşmesi” olarak adlandırılması da aranmamaktadır. Bunun sonucu olarak, sevk ve idare yetkisinin tamamen veya kısmen bir başka şirkete devredildiği her türlü sözleşme de hakimiyet sözleşmesi olarak kabul edilebilecektir.

Ayrıca, bir şirketin yönetim organının alacağı kararları, sözleşmenin diğer tarafının onayına bağlayan veya karşı tarafa veto yetkisi veren sözleşmeler de hakimiyet sözleşmesi kapsamında değerlendirilir4. Örneğin; bir banka ile yapılan kredi sözleşmesinde, bankaya, şirketin alacağı önemli kararları veto etme yetkisi tanınmış olabilir. Burada, bankanın, söz konusu şirket üzerinde hakimiyetinin varlığı söz konusudur.

Hakimiyet sözleşmesinde taraflar arasında bir bağ bulunabileceği gibi; bu sözleşme, aralarında herhangi bir bağ bulunmayan iki şirket arasında da gerçekleştirilebilir. Ticaret Sicili Yönetmeliği’nde (“Yönetmelik”) hakimiyet sözleşmesi; “aralarında doğrudan veya dolaylı iştirak ilişkisi bulunmayan, bulunsa bile bu ilişkiden bağımsız ve soyutlanmış bir şekilde taraflardan birinin, sermaye şirketi olan diğerinin yönetim organına hiçbir şarta bağlı olmadan talimat verme yetkisi içeren sözleşme”5 olarak tanımlanmıştır.

Hakimiyet sözleşmesi, borçlar hukukuna tabi olan bir sözleşme türüdür. Bununla birlikte hakimiyet sözleşmeleri karşılıklı ve iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdir. Hakimiyet sözleşmesi ile taraflar birbirlerine karşı edim yükümlüğü altına girmektedir. Bunun sonucu olarak, hem hakim şirket, hem de bağlı şirket, hakimiyet sözleşmesinde kararlaştırılan hususlara uygun davranmalıdır.

II. HAKİMİYET SÖZLEŞMELERİNDE TARAFLARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Hakimiyet sözleşmesi, hakim ve bağlı şirketlerin karşılıklı borç altına girip belirli yükümlülükleri yerine getirmeyi vaat ettiği, her iki tarafa da borç yükleyen bir sözleşme türüdür.

A. Hakim Şirketin Yükümlülükleri

Hakimiyet sözleşmesi uyarınca hakim şirket, bağlı şirkete karşı, tedbirli ve özenli davranma yükümlülüğü altına girmektedir. Zira hakimiyet sözleşmesinin varoluş amacı, topluluk şirketini oluşturan tüm şirketlerin tek elden yönetilerek, bu şirketlerin ortak menfaatinin sağlanmasıdır. Hakim şirket, kendisine verilen bu idare ve sevk yetkisini dürüstlük kuralı6 gereğince hukuka uygun olarak kullanmalıdır. Hakim şirketin söz konusu yetkileri kötüye kullanması durumunda, bağlı şirketin uğradığı zararları karşılama yükümlülüğü doğacaktır.

Bunun dışında hakim şirketin bağlı şirketle ilişkilerini rapor etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu raporların kapsamı TTK’nın 199. maddesinde belirtilmiştir. Bu raporların hazırlanması için bir talep aranmaktadır. Bunu talep edebilme yetkisi ise hakim şirketin yönetim kurulu üyelerine tanınmıştır. Bağlı şirket, haklı bir sebebi olduğunu ispat edemedikçe bu raporun hazırlanması için gerekli olan bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. Burada dikkat edilmesi gereken husus, söz konusu bilgilerin sadece hakim şirket raporlarında kullanılmak amacıyla alınmasıdır7. Eğer söz konusu bilgiler üçüncü kişinin yararlanması amacıyla alınmışsa, istemde bulunan yönetim kurulu üyesi hukuki açıdan sorumlu olacaktır8.

B. Bağlı Şirketin Yükümlülükleri

Hakimiyet sözleşmesi uyarınca, bağlı şirketin yönetim organının, sadakat ve özen borcu çerçevesinde, hakim şirket tarafından verilen talimatları yerine getirmesi gerekmektedir. Bağlı şirket bu yükümlülüğünü, hakim şirketin talimatları doğrultusunda gerçekleştirir. Bununla birlikte, TTK’da; “Bağlı şirketin yönetim kurulu, faaliyet yılının ilk üç ayı içinde, şirketin hakim ve bağlı şirketlerle ilişkileri hakkında bir rapor düzenler. Raporda, şirketin geçmiş faaliyet yılında hakim şirketle, hakim şirkete bağlı bir şirketle, hakim şirketin yönlendirmesiyle onun ya da ona bağlı bir şirketin yararına yaptığı tüm hukuki işlemlerin ve geçmiş faaliyet yılında hakim şirketin ya da ona bağlı bir şirketin yararına alınan veya alınmasından kaçınılan tüm diğer önlemlerin açıklaması yapılır.” ibaresi yer almaktadır.

Söz konusu hükümde, bağlı şirketin hakim şirket ile yapmış oldukları hakimiyet sözleşmesine dayalı olarak bağlılık raporu verme yükümlülüğü belirtilmiştir. Ayrıca bağlı şirket, hakimiyet sözleşmesi ile birlikte finansal bilgilerini hakim şirkete teslim etme yükümlülüğü altına da girmektedir.

III. HAKİMİYET SÖZLEŞMESİ GEREĞİ SORUMLULUK

Hakimiyet sözleşmesi sonucu ortaya çıkan sorumluluğa ilişkin TTK’da10 düzenlenen hükümlere göre bağlı şirket, doğrudan hakim şirkete, sözleşme gereği yerine yetirmiş olduğu talimatlardan doğan zararların denkleştirilmesine yönelik bir talepte bulunamaz. Ancak, taraflar yapmış oldukları sözleşmede, bağlı şirketin hakim şirketten sözleşme gereği doğan zararlarını doğrudan talep edebileceğini ilişkin bir hüküm kararlaştırabilirler11.

A. Hakim Şirket ve Hakim Şirketin Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu

1. Tam Hakimiyet Durumunun Söz Konusu Olmadığı Hallerde Sorumluluk

Hakimiyet sözleşmesi ile hakim şirket, bağlı şirketin yönetim organı üzerinde sevk ve idare yetkilerini elde etmekle birlikte, bu yetkilerini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamayacaktır. Hakim şirket, özellikle bağlı şirketi, iş, personel, alacak ve borç devri gibi hukuki işlemler yapmaya; karını azaltmaya ya da aktarmaya; malvarlığını ayni veya kişisel nitelikte haklarla sınırlandırmaya; ödemelerde bulunmaya; haklı bir sebep olmaksızın yatırımlarını kısıtlamak gibi verimliliğini ya da faaliyetini olumsuz etkileyecek kararlar veya önlemler almaya yahut gelişmesini sağlayacak önlemleri almaktan kaçınmaya yöneltemeyecektir12. Hakim şirketin bağlı şirketi kayba uğratması halinde, bağlı şirket tarafından hakim şirketten o faaliyet yılı içerisinde denkleştirme talep edilebilecektir. Ancak hakim şirketin, bağlı şirkete, bağlı şirketin kayıplarını o faaliyet yılı içerisinde denkleştirmesi veya denk bir değerde istem hakkı tanıması durumunda, hakim şirket ve onun yönetim kurulu üyeleri vermiş oldukları talimatlardan dolayı söz konusu zararlardan sorumlu olmayacaktır. Diğer durumda, hakim şirket, ilgili faaliyet yılı içerisinde bağlı şirketin uğradığı kaybı denkleştirmez veyahut söz konusu kayba dair, bağlı şirkete bir istem hakkı tanımaz ise, bağlı şirketin her pay sahibi ve alacaklıları, zararlarının tazminini, kayba sebep olan hakim şirket ve onun yönetim kurulu üyelerinden talep edebilecektir.

Bağlı şirketin her pay sahibi ve alacaklısı, uğramış oldukları zararı hakim şirketten dava yoluyla talep edebilir13. Söz konusu pay sahiplerinin dava yolu ile zararlarını talep etmeleri halinde; hakim, istem üzerine veya re’sen somut olayda hakkaniyete uygun düşecekse, tazminat yerine, bağlı şirketin pay sahiplerinin paylarının hakim şirket tarafından satın alınmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir. Bununla birlikte TTK’da; “kayba sebebiyet veren işlemin, aynı veya benzer koşullar altında, şirket menfaatlerini dürüstlük kuralına uygun olarak gözeten ve tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket eden, bağımsız bir şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından da yapılabileceği veya yapılmasından kaçınılabileceğinin ispatı halinde tazminata hükmedilemeyeceği14belirtilmiştir. Bu hüküm uyarınca, hakim şirket ve onun yönetim kurulu üyelerinin gerekli özeni gözettiğinin ispatı halinde, söz konusu hakim şirket ve onun yönetim kurulu üyeleri sorumluluktan kurtulacaktır.

Ayrıca, bağlı şirketin pay sahiplerinin haklarının korunduğu farklı düzenlemeler de mevcuttur. TTK uyarınca, bağlı şirketin pay sahipleri, belirli hallerde hakim şirkete karşı bazı taleplerini ileri sürebilecektir. Hakimiyetin uygulanmasıyla gerçekleştirilen ve bağlı şirket bakımından açıkça anlaşılabilir haklı bir sebebi bulunmayan, birleşme, bölünme ve önemli esas sözleşme değişikliği gibi işlemlerde, genel kurul kararına red oyu verip tutanağa geçirten veya yönetim kurulunun bu konulardaki kararlarına yazılı olarak itiraz eden pay sahipleri; hakim şirketten, zararlarının tazminini veya paylarının satın alınmasını, mahkemeden isteyebilecektir15. Buna göre, bağlı şirketin pay sahipleri TTK’da belirtilen hususlar dikkate alınarak korunmaktadır.

2. Tam Hakimiyet Halinde Sorumluluk

TTK’da hakim şirket ve onun yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu tam hakimiyet durumunda farklı olarak düzenlenmiştir. Bu husus, TTK’da “Bir ticaret şirketi bir sermaye şirketinin paylarının ve oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak yüzde yüzüne sahipse, hakim şirketin yönetim kurulu, topluluğun belirlenmiş ve somut politikalarının gereği olmak şartıyla, kaybına sebep verebilecek sonuçlar doğurabilecek nitelik taşısalar bile, bağlı şirketin yönlendirilmesine ve yönetimine ilişkin talimat verebilir. Bağlı şirketin organları talimata uymak zorundadır.16 ibaresiyle açıklanmaktadır. Hakim şirket, söz konusu madde uyarınca tam hakimiyet halinde, şirketler topluğunun yeknesak bir şekilde hareket etmesi amacı ile yukarıda sınırlandırılan konularda da bağlı şirketin yönetim organına ilgili konularda talimat verebilir. Hakim şirket ile bağlı şirket arasında bir hakimiyet sözleşmesi olmasa dahi, hakim şirket, bağlı şirketin paylarına ve oy haklarına doğrudan veya dolaylı olarak sahip ise bağlı şirketi kayba uğratıcı talimatlar verebilir17.

Ancak bu hususta; “Bağlı şirketin ödeme gücünü açıkça aşan, varlığını tehlikeye düşürebilecek olan veya önemli varlıklarını kaybetmesine yol açabilecek nitelik taşıyan talimat verilemez.18 denilerek TTK’da bir istisna öngörülmüştür. Söz konusu maddeye göre hakim şirket, bağlı şirket üzerinde tam hakimiyet kursa dahi maddede belirtilen nitelikleri taşıyan talimatları veremeyecektir. Hakim şirketin, bağlı şirkete kayba uğratıcı talimat vermesi halinde, bağlı şirketin alacaklıları, hakim şirkete ve hakim şirketin yönetim kurulu üyelerine zararlarının tazmin edilmesine yönelik dava açabilecektir. Ancak dava açılması halinde, hakim şirket ve onun yönetim kurulu üyeleri, gerekli özeni ve dikkati gösterdiklerini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilecektir.

a. Bağlı Şirket ve Bağlı Şirketin Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu
i. Tam Hakimiyet Durumunun Söz Konusu Olmadığı Hallerde Sorumluluk

Hakim şirketin, bağlı şirketin paylarının ve oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak tamamına sahip olmadığı durumlarda, tam hakimiyet ilişkisinden söz edilemez. Söz konusu hallerde, hakim şirketin vermiş olduğu talimatlar bağlı şirketi kayba uğratacak nitelikte olmamalıdır. Hakim şirket ile bağlı şirket arasında hakimiyet sözleşmesine dayalı olarak kurulmuş bir hakimiyetin söz konusu olması halinde dahi bu hakimiyet, hakim şirketin bağlı şirkete hukuka aykırı talimatlar verme hakkını vermez. Hakimiyet ilişkisindeki hukuka aykırılık, hakim şirketin bağlı şirkete verdiği haklı bir sebebe dayanmayan talimatlar sonucunda bağlı şirketin pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının kayba uğraması halinde ortaya çıkmaktadır.

Bağlı şirketin yönetim organının, sözleşmeye dayalı olarak, hakim şirketin talimatlarını yerine getirmesi, onu bir borç altına sokabilir. Örneğin, hakim şirketin talimatı ile bağlı şirket, yatırımlarını kısıtlama yoluna gidebilir. Hakim şirketin, bağlı şirketin yönetim organına vermiş olduğu talimatlar, bu gibi kayıplara sebep verecek ise bu durumda bağlı şirket, verilen talimatları uygulama yükümlülüğü altına girmez. Ayrıca belirtmek gerekir ki, bağlı şirketin yönetim organı üyeleri, hakim şirketin vermiş olduğu kayba sebep olan talimatı uygulamaktan dolayı sorumlu tutulabilecektir.

ii. Tam Hakimiyet Halinde Sorumluluk

Hakim şirketin, bağlı şirketin paylarının ve oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak tamamına sahip olduğu durumlarda, tam hakimiyet ilişkisinden söz edilir. İki ticaret şirketinin arasında tam hakimiyetin bulunduğu durumlarda, söz konusu talimatlar bağlı şirketin kaybına neden olacak nitelikte olsa dahi, bağlı şirket bu talimatları uygulamakla yükümlüdür19. Bununla birlikte, bağlı şirketin ödeme gücünü açıkça aşan, varlığını tehlikeye düşürebilecek olan veya önemli varlıklarını kaybetmesine yol açabilecek nitelik taşıyan talimat verilemez20. Hakim şirketin verdiği bu talimatlara uyulması durumunda, bağlı şirketin yönetim kurulu üyeleri, yöneticileri veya sorumlu tutulabilecek diğer ilgili şahıslar, söz konusu talimatlara uymaları sonucu oluşan zarardan sorumlu tutulamayacaktır21. Ancak, şirket alacaklılarının dava açma hakkı saklı tutulmuştur. 

IV. SONUÇ

TTK ve Yönetmelik ile şirketler topluluğunun menfaatleri gözetilmiş olup, bu kapsamda birtakım düzenlemeler getirilmiştir. Bu düzenlemelerde şirketler topluluğu kavramı tanımlanmış, şirketler arasında yeknesak bir yönetimin alt yapısını kuran ve ortak menfaati amaçlayan hakimiyet sözleşmelerine yönelik hükümler ortaya konulmuştur. Ayrıca, sözleşme taraflarının yükümlülükleri ve sorumlulukları belirtilmiştir. Hakimiyet sözleşmesiyle hakim şirket ile bağlı şirket arasında bir hakimiyet ilişkisi kurulmakta, söz konusu ilişkiye bağlı olarak taraflara yukarıda bahsedildiği üzere belirli yükümlülükler ve haklar sağlanmaktadır.

Hakimiyet sözleşmesi dışında, iki ticari şirket arasında hakimiyet ilişkisi oluşturan sözleşmeler de mevcuttur. Bu sözleşmelerin durumu ve hangi kapsamda değerlendirileceği hususu mevzuatta açıkça düzenlenmemekte ve bu durum özellikle söz konusu sözleşmelerin ticaret siciline tescil ve ilanı konusunda fikir ayrılıkları yaratmaktadır. Üstelik, hakimiyet sözleşmesinin geçerlilik şartlarından biri olan genel kurulun onayının alınması konusunda, hakim şirketin, bağlı şirketin hissedarı olması durumunda, hakimiyet sözleşmesinin onaylanması için bağlı şirketin genel kurulunda oy kullanma hakkının olup olmaması hususu tartışmalıdır. Bununla birlikte, şirketler topluluğu hakimiyet sözleşmeleri ile daha sağlam bir zemine oturtulmuş ve yeknesak bir şekilde sevk ve idare edilmesi sağlanmıştır. Bu düzenlemeler ile birlikte hakimiyet sözleşmesi çerçevesinde şirket topluluğu müessesi ortaya konulmuştur.

KAYNAKÇA

Neslihan Karataş, “Ticaret Kanunu Kapsamındaki Şirket Toplulukları ve Bunların Vergi Hukuku Karşısındaki Durumları”, I. Ticaret Hukuku Uluslararası Sempozyumu, Ankara 2014

Veliye Yanlı, “Hakimiyet Sözleşmeleri”, Regesta Ticaret Hukuku Dergisi, Cilt: 3 Sayı: 1, 2013/1 İstanbul s.6-16

DİPNOT

1 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), 14.02.2011 tarih, 27846 sayılı Resmi Gazete (RG).

2 TTK m. 198/3.

3 Veliye Yanlı, “Hakimiyet Sözleşmeleri”, Regesta Ticaret Hukuku Dergisi, Cilt: 3 Sayı: 1, İstanbul 2013, s. 7’den naklen LANGERBUCHER,K.Schmidt/Lutter, AktG § 291, N.30, 31.

4 Yanlı, s. 7.

5 27.01.2013 tarih, 28541 sayılı RG’de yayımlanan Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 106.

6 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.2.

7 Neslihan Karataş, “Ticaret Kanunu Kapsamındaki Şirket Toplulukları ve Bunların Vergi Hukuku Karşısındaki Durumları” I. Ticaret Hukuku Uluslararası Sempozyumu, Ankara 2014, s. 73.

8 TTK m. 199/4.

9 TTK m. 199/1.

10 TTK m. 202-206.

11 Yanlı, s. 16.

12 TTK m. 202/1-a.

13 TTK m. 202/1-b.

14 TTK m. 202/1-d.

15 6 TTK m. 202/2.

16 TTK m. 203.

17 Yanlı, s.6.

18 TTK m. 204.

19 TTK m. 203.

20 TTK m. 204.

21 TTK m. 205. 

More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 207

Gsi Brief 207

Brief
Read more

Articletter - Summer Issue

6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na İlişkin Değerlendirme

6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na İlişkin Değerlendirme

2016
Read more
Altyapı Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları

Altyapı Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları

2016
Read more
Sermaye Şirketlerinde Birleşmeler, Devralmalar ve Kolaylaştırılmış Birleşme

Sermaye Şirketlerinde Birleşmeler, Devralmalar Ve Kolaylaştırılmış Birleşme

2016
Read more
Şirket Bölünmeleri Sonucu Bölünen Şirkete Ait İhale Yeterlilik Kriterlerinin Kullanılması

Şirket Bölünmeleri Sonucu Bölünen Şirkete Ait İhale Yeterlilik Kriterlerinin Kullanılması

2016
Read more