ÖZET
Bu çalışma, Anayasa Mahkemesi’nin, HAGB müessesesini iptal etme kararının ardındaki sebepleri ve bu kararın toplumsal, hukuki ve bireysel etkilerini incelemektedir.
I. GİRİŞ
Bu çalışmada, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin (“Anayasa Mahkemesi”) hükmün açıklanmasının geri bırakılması (“HAGB”) müessesesini düzenleyen CMK m.231/5 ve devamı fıkralarının iptaline ilişkin 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2022/120 E., 2023/107 K. sayılı ve 01.06.2023 tarihli kararı (“İptal Kararı”), kararın hukuki sebepleri ve ortaya çıkan sonuçları kapsamlı bir şekilde incelenmektedir. HAGB’nin hukuki niteliği, Anayasa Mahkemesi’nin kararının dayandığı gerekçeler ve kararın uygulanmasının sonuçları ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
HAGB, Türk Ceza Hukuku’nda, daha az cezayı gerektiren suçlardan ötürü bireylerin cezaevine girmelerine engel olmak ve cezaevi ortamında yaşayabilecekleri olumsuzlukların onları daha ağır suçlara yöneltme riskini azaltmak amacıyla uygulanan önemli bir mekanizma olarak yıllarca yer almıştır. Bu düzenleme, bireylerin cezaevine girmeden toplum içinde rehabilite edilmesini sağlayarak hem toplumsal düzenin korunmasını hem de bireylerin topluma kazandırılmasını hedeflemekteydi. Ancak, Anayasa Mahkemesi vermiş olduğu kararla HAGB müessesesini anayasaya aykırı bularak iptal etmiştir.
Bu iptal, adil yargılama ilkesi, hukuki belirlilik ve masumiyet karinesi çerçevesinde önemli bir tartışma başlatırken, bireylerin hakları ve yargı sisteminin geleceği açısından yeni bir dönemin başlangıcını işaret etmektedir.
HAGB’nin ceza adaleti sistemindeki rolü, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçeleri ile birlikte ele alınmış; iptal kararının adil yargılanma hakkı, hukuki belirlilik ilkesi ve mağdur hakları üzerindeki etkileri analiz edilerek ceza muhakemesi uygulamalarına getirdiği değişiklikler ve sonuçları değerlendirilmiştir.
II. HAGB MÜESSESEİ VE HUKUKİ TEMELLERİ
HAGB, Türk Ceza Adalet Sistemi içerisinde önemli bir mekanizma olarak yer almakta ve bireyler ile toplumsal düzeyde etkili bir araç olarak dikkat çekmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (“CMK”) 231. maddesinde düzenlenen bu kurum, sanığın belirli koşulları yerine getirmesi durumunda mahkemece verilen mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını öngörmektedir. Anayasa Mahkemesi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını, “Mahkûmiyet konusunda vicdani kanaate ulaşmış mahkemenin buna ilişkin hükmü açıklamayı belirli bir süre ertelediği, bu süre zarfında hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmaması ve bu süre sonunda kişinin başka bir suç işlememesi halinde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilmesi”1 şeklinde tanımlar.
Kişi ile devlet arasındaki yargılama ve ceza ilişkisini erteleyen HAGB kurumu ile; cezai yönden hafif suçlarda toplum barışına katkıda bulunmak, mahkemelerin iş yükünü kısmen azaltmak, cezaevi yoğunluğunu düşürmek ve cezaevi kültürünün kişi üzerinde bıraktığı olumsuz etkiyi, denetim süresini öngörerek şartlı şekilde kaldırmak amaçlanmıştır. Diğer yandan, henüz cezanın infazına geçilmeden kişiden ıslah olacağına dair bir söz istenmesi sebebiyle kişilere bu suretle ikinci bir şans verilmektedir. Kamu davasının mecburiliği ilkesi, HAGB kurumunun öngörülmesiyle kovuşturma evresi için yumuşatılmıştır. Geniş bir perspektiften bakıldığında, koşulları kanunla net biçimde belirlenen HAGB ve benzeri mekanizmaların varlığı, insancıl bir ceza politikası anlayışının somut bir yansıması olarak değerlendirilmektedir2.
HAGB müessesesi, hukukumuzda ilk olarak 15.07.2005 tarihli 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun (“ÇKK”) 23. maddesi ile suça sürüklenmiş çocuklar için uygulanmaya başlamış, sonrasında 5560 sayılı Kanun ile CMK’nın 231. maddesine eklenen düzenlemelerle yetişkinleri de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Bu müesseseye benzer uygulamalar, özellikle ilk kez suç işlemiş kimseler ve suça sürüklenen çocuklar yönünden hapis cezasının ortaya çıkarabileceği zararlı neticelerin bertaraf edilmesi, suç işleyen kişinin ıslahı düşüncesinin ürünü olarak Amerikan sisteminde ortaya çıkmıştır (first offender -probation-)3.
HAGB’nin uygulanabilmesi için cezanın 2 yıl veya altında olması, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması ve mahkemenin sanığın tekrar suç işlemeyeceği kanaatine varması gerekir. Ayrıca, suç nedeniyle ortaya çıkan zarar varsa bunun giderilmiş olması şarttır.
Mahkemece verilen bu karar, 5 yıllık bir denetim süresini kapsar. Kişi, bu süre boyunca kasıtlı bir suç işlemez ve yükümlülüklerini yerine getirirse, ceza ortadan kalkar ve sabıka kaydında yer almaz. Ancak, denetim süresi içinde kurallara uyulmaması veya yeni bir suç işlenmesi durumunda hüküm açıklanır ve ceza infaz edilir. HAGB kararı verirken mahkemelerin kanaatlerini kullanırken, eldeki somut deliller, sanığın duruşmadaki tutumu ve suçun koşulları gibi objektif unsurlara dayanması, adaletin sağlanması ve suçun caydırıcılığı açısından büyük önem taşır. Bu nedenle HAGB’nin uygulanması sırasında mahkemelerin detaylı ve özenli bir değerlendirme yapması gereklidir.
CMK m. 231/5’in son cümlesindeki “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder” ibaresi, HAGB’nin benzer ceza hukuku kurumlarından ayrılmasında başlıca etkendir. Bu ifade, sanık için tüm unsurlarıyla oluşturulan bir hükmün, gerçekte uygulanacakmış gibi hazır bekletilmesi anlamına gelmektedir. Diğer yandan, HAGB kararı, mahkûmiyet hükmünün ilan edilmesine mani olmaz; ancak onun hukuki sonuç doğurmasını engeller. Buna karşın, kesin hüküm niteliği taşımayan HAGB kararları, denetim süresi içerisinde koşullara riayet edilmesi hâlinde verilecek düşme kararıyla veya söz konusu koşulların yerine getirilmemesi durumunda açıklanarak geçerlilik kazanacak esas hükümle birlikte kanun yolu incelemesine tabi olabilir4.
HAGB sonucuna bağlanan ceza uyuşmazlığında, her şeyden önce soruşturma ve kovuşturma aşamalarının yasal muhakeme kurallarına uygun şekilde yürütülmesi ve tamamlanması şarttır. Nitekim, İptal Kararı’nda;“HAGB’ye karar verilebilmesi için öncelikle; kovuşturmaya ilişkin yargılama usulünün uygulanarak iddia, savunma ve delillerin değerlendirilmesinden sonra isnat edilen eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin, eylemin suç teşkil ettiğinin ve bu suça göre hükmedilecek cezanın da iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası olduğunun saptanarak yargılamanın bitirilmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle yalnızca sanığın suçu işlediğinin sabit görülmesi hâlinde HAGB kurumunun uygulanma imkânı bulunmaktadır.” denilmiştir.
HAGB’nin, bu sisteme uyulmadan mahkumiyete alternatif ve yargı sürecini hızlıca bitiren bir yöntem olarak görülmesi durumunda, cezanın caydırıcılığı ile HAGB arasındaki bağın bozulacağı açıktır.
III. HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARININ HUKUKİ ETKİLERİ
A. Sanık Açısından Etkileri
Kanun koyucu, HAGB kararında zorunlu bir denetim süresi öngörmüş, böylece sanık hakkında ceza içeren hükmün askıda beklemesi süreye bağlanmıştır. Denetim süresi kural olarak beş (CMK m. 231/8), suça sürüklenen çocuklarda ise üç yıldır (ÇKK m. 23). Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemez (CMK m. 231/8)5. CMK m. 231/10’da yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir” hükmü ile CMK m. 231/11’de düzenlenen “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar” normu, denetim süresi içinde kişiye ilk olarak, kasıtlı suç işlememe yükümlülüğü getirmektedir6.
Bir mahkûmiyet hükmü kurulduktan sonra hükmün açıklanmaması, sanık lehine düşünülmüştür. Zira bu hüküm sabıka kaydına dâhil edilmeyeceği gibi hükmün gereği olan hapis yahut adli para cezası da infaz edilmeyecektir. Sübut bulan suçtan geriye kalan, ceza tehdidiyle ıslah edilmek olacaktır. Islah olmayan ise daha önceden hak etmiş olduğu cezaya çarptırılacaktır. HAGB ile sanık kendi hükmünü kısmen belirleyen bir hâkim durumuna yükseltilmektedir. “Koşullu bir düşme kararı” olarak nitelendirilen HAGB, sanığa kendi lehine ve aleyhine olan arasında bir seçim yapma şansı vermektedir7.
B. Mağdur Açısından Etkileri
HAGB uygulaması, sanığın topluma kazandırılması ve suçun tekrarlanmasının önlenmesi gibi hedeflere odaklanırken, mağdur hakları üzerindeki etkileri açısından çeşitli tartışmalara yol açmaktadır. HAGB kararının mağdur açısından doğurduğu hukuki etkiler, adaletin tecellisi, zararların giderilmesi ve mağdurun yargılama sürecindeki konumu bakımından değerlendirilmelidir. HAGB kararı, mağdur açısından adaletin tam anlamıyla sağlanmadığı algısını yaratabilir. Sanığın ceza infazından muaf tutulması, mağdurun uğradığı haksızlık karşısında yeterli bir yaptırım uygulanmadığı izlenimine neden olabilir. Bu durum, özellikle mağdurun olayla ilgili manevi tatmin duygusunu zedeler ve yargılama sürecine olan güvenini sarsabilir. Mağdur, adaletin tecelli ettiğini hissetmediğinde, toplumsal barışın sağlanması ve mağdurun hukuki süreçlere olan inancı da olumsuz etkilenir. Mağdur, sanığın hukuki anlamda cezalandırılmadığını görerek, sivil yargıda hak arama çabasından vazgeçebilir. Ayrıca, HAGB süre cinde sanığın mağdura yönelik zararları giderme çabası bir koşul olarak öngörülse bile, bu mekanizmanın uygulanmasında etkili denetim eksiklikleri mağdurun zararlarının tam olarak karşılanamamasına neden olabilir. Bu nedenle, kararların verilmesinde mahkemelerin mağdur haklarını titizlikle göz önünde bulundurması, mağdurun zararlarının giderilmesini sağlaması ve adaletin sağlanması açısından gerekli denetimleri yapması büyük önem taşımaktadır. HAGB’nin uygulanmasında mağdurun haklarının korunması, yalnızca bireysel adaletin değil, toplumsal güvenin de tesis edilmesine katkı sağlayacaktır.
IV. ANAYASA MAHKEMESİ’NİN HAGB İPTAL KARARI
Anayasa Mahkemesi, HAGB uygulamasını Anayasa’ya aykırı bulmuş ve 01.06.2023 tarihli kararıyla iptal etmiştir. Mahkeme, HAGB’nin adil yargılama hakkı, masumiyet karinesi ve hukuki belirlilik ilkeleri ile çeliştiğini belirtmiştir. İşbu iptal kararı, HAGB’nin uygulanması sırasında adaletin sağlanması ve bireylerin haklarının korunması açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir. Anayasa Mahkemesi, İptal Kararı’nda şu hususlara değinmiştir:
HAGB, ceza muhakemesinin sonucunda hükmedilecek bir mahkûmiyetin açıklanmasının belirli koşullara bağlı olarak ertelenmesini ifade etmektedir. Sanığa, henüz yargılama safhasında ve ileride muhtemel bir mahkûmiyet kararı ihtimali dikkate alınarak, HAGB’yi kabul edip etmediği sorulmaktadır. İtiraza konu düzenlemede de Anayasa Mahkemesi’nin HAGB’nin uygulanmasına dair daha önceki tespitleri göz önünde tutularak, bu kurumun temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal güvencelerle uyumluluğu değerlendirilmiştir.
Yargılamanın başında HAGB’yi kabul eden sanıklar bakımından, sonradan ortaya çıkan aşamalarda ilk derece mahkemesinin adil yargılanma güvencelerine uyup uymadığının istinaf incelemesiyle denetlenmesi mümkün olmamaktadır. Bu hâl, hak ihlallerine kapı aralamaktadır. Normalde istinaf kanun yoluna dâhil olması beklenen bir yargılama, sanığın HAGB kararını kabul etmesiyle bir likte itiraz yoluna dönüşmektedir. Böylece sanık, HAGB’yi kabul ettiğinde istinafa başvurma hakkından da feragat etmiş sayılmakta; bu feragatin, yargılamanın hüküm aşamasından önce açıklanan belirli bir kanun yolu bakımından anayasal açıdan geçerli olup olmadığı tartışma konusu olmaktadır.
Öte yandan, HAGB kurumunun müsadere yönünden de eksik düzenlemeler barındırdığı tespit edilmiştir. HAGB kararının verildiği hâllerde müsadere işlemlerinin hangi aşamada infaz edileceğine dair açık bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Mülkiyet hakkını müsadere yöntemiyle sınırlamaya ilişkin olarak istinaf hakkının ertelenmesi ve HAGB kararıyla birlikte müsadere hükmünün uygulanabilmesi, infaz zamanlaması bakımından belirsiz bir tablo yaratmaktadır. Yeterli güvencelerin sağlanmaması da göz önüne alındığında, bu durum maliklere aşırı bir yük getirmektedir.
Ayrıca, kişi hakkında verilen HAGB kararının bizzat bir ceza niteliği taşımayıp kişiyi ceza tehdidi altında tuttuğu bilinmektedir. Anayasa Mahkemesi, daha önceki pek çok kararında kötü muamele iddiaları söz konusu olduğunda HAGB uygulanmasının, failin infaz edilebilir bir ceza almamasına sebep olduğu ve mağdurun rızasına ya da manevi telafiye yönelik bir koşul aranmaksızın bu kararın verildiği gerekçesiyle mağdur açısından yeterli ve etkili bir giderim sağlamadığı kanaatine varmıştır.
HAGB kurumuna ilişkin bir diğer değerlendirme ise faillerin kamu görevlisi olduğu durumları ilgilendirmektedir. Kamu görevlisinin son derece ağır ve hukuka aykırı fiillerinin asla tolere edilemeyeceği açıktır. Bu doğrultuda, işkence veya kötü muamelede bulunduğu saptanan bir kamu görevlisinin fiilen cezasız kalmaması gerekmektedir. Ancak, Anayasa’nın 17. maddesi çerçevesinde işkence, eziyet veya kötü muamele sayılan suçlar bakımından HAGB uygulanmamasına yönelik açık bir yasal düzenlemenin mevcut olmadığı ve ceza yargılamasındaki uygulamaların da bu boşluğu gideremediği tespit edilmiştir. Bu durum, Anayasa’nın devlete yüklediği, fiille orantılı cezaların verilmesi ve mağdurlar açısından uygun telafi mekanizmalarının sağlanması sorumluluğuyla bağdaşmamaktadır.
Tüm bu gerekçelerle Anayasa Mahkemesi, kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Bu iptal kararı çerçevesinde, 5271 sayılı Kanun’un HAGB’yi düzenleyen 231. maddesindeki diğer hükümler de uygulanma imkânı kalmadığı için onlar da iptal edilmiştir. Mahkeme ayrıca, söz konusu iptal kararlarının Resmî Gazete’de ilanını takiben bir yıl sonra yürürlüğe girmesini kararlaştırmıştır8.
A. Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararının Sebepleri
Anayasa Mahkemesi’nin HAGB’yi kaldırma kararında, söz konusu mekanizmanın uygulamasına ilişkin ciddi yapısal ve hukuki eksikliklerin etkili olduğu görülmektedir. Anayasa Mahkemesi, sanığa HAGB’yi kabul edip etmediğinin hangi aşamada sorulacağı konusunda bir düzenlemenin bulunmaması ve HAGB ile sonuçlanan yargılamalarda müsaderenin hangi aşamada infaz edileceğine dair açık bir kanun hükmünün olmamasını, hukuki belirlilik ve adil yargılama ilkelerine aykırı bulmuştur. Ayrıca, devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma yükümlülüğü kapsamında, işkence, kötü muamele ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleleri önleme sorumluluğunun yeterince yerine getirilmediği, HAGB’nin kamu görevlilerinin bu tür suçlarında uygulanmasına yönelik sınırlayıcı bir hükmün bulunmamasının hukuki boşluk yarattığı vurgulanmıştır. Bu durumun, cezasızlık algısını güçlendirerek caydırıcılığı zayıflattığı ve temel hakların korunmasını tehlikeye düşürdüğü değerlendirilmiştir. Tüm bu eksiklikler, Anayasa Mahkemesi’nin HAGB’nin kaldırılmasını gerekli görmesinde belirleyici olmuştur9.
HAGB’nin sanığın mahkûmiyet hükmünün açıklanmasını belirli şartlara bağlı olarak ertelemesi nedeniyle uygulamanın adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi ve hukuki belirlilik ilkeleriyle çeliştiği, sanığın suçlu bulunmasına rağmen ceza infazından muaf kalmasının adalet sisteminde ciddi sorunlara yol açtığı da yine İptal Kararı’nda vurgulanmıştır.
HAGB uygulamasının mağdurlar açısından yeterli bir giderim sağlamadığı da önemli bir sebep olarak belirtilmiştir. Mahkeme, HAGB kararının verilmesinin ardından mağdurların maddi ve manevi zararlarının yeterince giderilmediği sonucuna ulaşmıştır. Bu durum, devletin kişilerin maddi ve manevi varlıklarını koruma yükümlülüğünü yerine getirememesi anlamına gelmektedir.
Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi, HAGB’nin hukuki belirsizlikler yarattığını, mağdurların haklarını yeterince korumadığını ve adaletin sağlanmasında ciddi eksiklikler oluşturduğunu belirterek, bu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğuna karar vermiştir. Bu iptal, Türk Ceza Hukuku’nda önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir ve gelecekteki yasal düzenlemeler için de önemli bir referans noktası oluşturacaktır.
1. HAGB’nin Adil Yargılama Hakkı ile Çelişkisi
HAGB uygulamasının, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinin temel nedenlerinden biri müessesenin adil yargılama hakkı ile çelişkisidir.
HAGB’yi kabul edip etmediğinin sanığa yargılamanın başında sorulması, genel muhakeme usulü kurallarına göre yargılama sonucunda verilmesi gereken mahkûmiyet hükmünün neticeleri dikkate alındığında, bu açıdan daha lehe olan HAGB’yi kabul etme noktasında bir baskı unsuru olarak değerlendirilebilir10. Gerçekten masum bir sanık için HAGB’nin derin bir psikolojik anlamı vardır. Sanık önce suçlanmak, sonra aklanamamak olmak üzere iki şekilde mağdur edildiğini düşünecektir. Bu durumdaki bir kişinin iç ve dış etmenler altında yaşayacağı psikoloji belli bir ağırlık oluşturacaktır. Bu gibi hususların ilgili görülen yerde dikkate alınması, uygulamadan kaynaklanan sorunların irdelenmesi gerekmektedir. Somut dava süreciyle bağlantılı olarak adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin zedelenip zedelenmediği tartışma konusu olabilecektir11.
Ayrıca öğretide, HAGB kararlarının beş yıllık denetim süresince esastan incelenememesinin, dolayısıyla muhakemede ortaya çıkmış olası hukuka aykırılıkların denetlenememesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (“İHAS”) 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ve İHAS’a Ek 7 Numaralı Protokolün (“Protokol”) 2. maddesinde düzenlenen “Cezai Konularda İki Dereceli Yargılanma Hakkı”na açıkça aykırı olduğu vurgulanmaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi tarafından iptalinden önce yürürlükte bulunan HAGB hükümlerinin Protokol’ün 2. maddesini aykırı olduğu Yargıtay kararlarına da yansımıştır.12 13.
Bu bağlamda, HAGB uygulamasında müsadereye ilişkin açık ve net düzenlemelerin bulunmaması da benzer şekilde hukuki belirsizliklere yol açarak adil yargılanma hakkının ihlali riskini artırmaktadır. Müsadere, suçla bağlantılı eşyalara veya kazançlara devlet tarafından el konulmasını ifade eder ve ceza hukukunda suçtan elde edilen faydayı ortadan kaldırmayı amaçlayan önemli bir araçtır. Ancak, HAGB müessesesinde suçla bağlantılı eşyaların veya kazançların müsaderesiyle ilgili açık kuralların bulunmaması, muhakeme sürecinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkların denetlenmesini zorlaştırmakta ve bireylerin yargılamada eşit ve şeffaf bir şekilde muamele görme haklarını zedelemekte İHAS’ın 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal etmektedir. Bu eksiklik, HAGB’nin iptaline ilişkin gerekçeler arasında önemli bir yer tutmaktadır.
Yine sanığa isnat edilen suç unsurlarının ancak denetim süresinin sonunda temyiz yoluyla incelenebilmesi, eksik soruşturma ya da delillerin karartılması riskini artırmaktadır. Bununla beraber, haksız bir mahkûmiyet kararının uzun süre geçerli kalması ve denetimli serbestlik gibi kısıtlayıcı tedbirlerin uygulanması, adaletin sağlanmasında aksamalara neden olmaktadır. Bu bağlamda, açıklanmamış bir mahkûmiyet hükmünün ancak hükmün açıklanması, düşme kararı verilmesi veya yeni bir mahkûmiyet hükmü kurulması aşamasında denetlenmesi; adaletin gecikmesine ve sanık haklarının ihlal edilmesine yol açmaktadır.
2. Mağdurlar Açısından Yeterli Giderim Sağlamaması:
HAGB müessesesi, mağdurlar açısından yeterli giderim sağlamadığı yönünde eleştirilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararında da vurgulandığı üzere, HAGB uygulaması mağdurların haklarının korunmasında yetersiz kalmakta ve faillerin cezadan muaf tutulmasına yol açmaktadır. Bu durum, mağdurlarda suçun cezasız kaldığı algısını güçlendirmekte ve hak arama özgürlüklerini kısıtlayarak İHAS’ın 13. maddesiyle güvence altına alınan “Etkili Başvuru Hakkı”nın ihlali riskini doğurmaktadır.
HAGB’nin mağdurların zararlarını telafi etmede etkili bir mekanizma sunamaması, devletin kişilerin maddi ve manevi varlıklarını koruma yükümlülüğünü yerine getirememesi anlamına gelmektedir.
HAGB’nin bu eksiklikleri hem mağdur hem de sanık hakları açısından ciddi sakıncalar doğurmakta ve ceza adalet sisteminin işleyişini olumsuz etkilemektedir.
B. İptal Kararının Sonuçları
CMK m.231/5-14 fıkralarında düzenlenen HAGB kurumuna ilişkin tüm hükümler, Trabzon 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin itiraz yoluna başvurusu üzerine, 01.06.2023 tarihli ve 2022/120 Esas, 2023/107 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş, işbu karar 01.08.2023 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmış ve uygulamada herhangi bir boşluk oluşmaması adına İptal Kararı’nın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Kanun koyucu; HAGB’nin yürürlükten kalkacağı tarihi beklemeden, 12.03.2024 tarihinde, 32487 sayılı Resmî Gazete’de,
8. Yargı Paketi olarak bilinen, 7499 sayılı “Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”u yayımlamıştır14. (“8. Yargı Paketi”). 8. Yargı Paketinde, Anayasa Mahkemesi tarafından HAGB ile ilgili iptal edilen tüm hükümler değiştirilerek iptal sebeplerinin giderilmesi hedeflenmiştir.
1. Müsadere Uygulamasına Etkisi
Anayasa Mahkemesi, HAGB kararıyla verilen müsadere kararlarının infazına yönelik yasal düzenleme eksikliğini eleştirmiştir. Bu eksikliği gidermek amacıyla söz konusu kararla birlikte CMK m.231/5’e “müsadereye ilişkin hükümler hariç” ifadesi eklenmiştir. Bu düzenlemeyle; sanık hakkında sonuç doğurmayan HAGB kararı, müsadereye ilişkin işlemlerin icrasını engellemeyecek, yetkili mercii doğrudan müsadere işlemini uygulayabilecek ve eşya veya kazancın müsaderesi için kanuni dayanak sağlanmış olacaktır15.
2. Sanığın HAGB Kurumunu Kabul Şartı Kaldırılmıştır
Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca adil ve dürüst yargılanma hakkına getirilecek sınırlamaların kanunla düzenlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Ancak mevcut düzenlemelerde, sanığa HAGB’yi kabul edip etmeyeceğinin hangi aşamada sorulacağına dair bir açıklık bulunmadığını, deliller toplanmadan ve yargılama tamamlanmadan sanığın mahkûmiyet korkusuyla bu kurumu kabule zorlanarak istinaf hakkından vazgeçmiş sayılmasının hukuki güvence eksikliği yarattığını değerlendirmiştir. Mahkeme, ayrıca HAGB’yi kabul edip etmeme sorusunun mahkûmiyet kararından sonra sorulacağına dair bir güvence olmamasını dikkate alarak, bu düzenlemenin kanunilik ilkesine aykırı, sanığa aşırı bir yük getiren ve ölçüsüz bir uygulama olduğu sonucuna varmıştır. Mahkemenin söz konusu değerlendirmelerinin ardından Kanun koyucu, 8. Yargı Paketi’nde yer alan değişiklikle, CMK m.231/6’da yer alan “Sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.” hükmünü kanun metninden çıkarmıştır.
3. Karara Karşı İstinaf Kanun Yoluna Başvuru
8. Yargı Paketi ile yapılan değişiklik öncesinde HAGB kararlarına karşı yalnızca itiraz yolu açık bulunmaktaydı. Ancak itiraz yolu, incelemenin sınırlı şekilde yapılması nedeniyle genellikle etkisiz kalıyor ve sonuç alınamıyordu.
Anayasa Mahkemesi ise bu sebeple HAGB kararlarına karşı istinaf yolunun kapalı olmasını Anayasa’nın 36. maddesindeki hak arama özgürlüğüne aykırı bulmuş ve neticede İptal Kararı’na konu etmiştir. Anayasa Mahkemesi, itiraz yolunda yapılan incelemelerin sadece dosya üzerinden ve yüzeysel olarak gerçekleştirildiğini, bu nedenle etkin bir denetim sağlanamadığını ifade etmiştir.
8. Yargı Paketi ile Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçesi dikkate alınarak, HAGB kararlarına karşı istinaf yolunun açılması sağlanmıştır. Bu sayede, HAGB kararlarının Bölge Adliye Mahkemeleri (“BAM”) tarafından daha kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde incelenmesi hedeflenmiştir.
V. SONUÇ
HAGB müessesesi, suçluların rehabilitasyonu ve ceza adalet sisteminin etkinliğini artırmak amacıyla hukukumuzda uzun yıllardır önemli bir araç olarak kullanılmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı, bu mekanizmanın mevcut haliyle hem sanık hakları hem de mağdur hakları açısından ciddi eksiklikler barındırdığını ortaya koymuştur. Kararın ardından yapılan tartışmalar, HAGB’nin adil yargılanma hakkı, hukuki belirlilik ve toplumsal adalet üzerindeki etkilerini daha geniş bir çerçevede değerlendirme fırsatı yaratmıştır.
8. Yargı Paketi ile getirilen yeni düzenlemeler, HAGB müessesesinin yeniden yapılandırılmasını ve mevcut sorunların giderilmesini amaçlamaktadır. Özellikle HAGB kararlarına istinaf yolunun açılması, sanık rızası şartının kaldırılması ve hukuki belirsizliklerin giderilmesi yönündeki değişiklikler, uygulamanın daha adil ve etkili hale gelmesini sağlayacaktır. Bununla birlikte, mağdur haklarının daha iyi korunması ve kamu vicdanının tatmin edilmesi için mahkemelerin HAGB kararlarını titizlikle değerlendirmesi gerekliliği halen ortadadır.
Bu düzenlemeler, adaletin sağlanması kadar toplumun hukuka olan güvenini artırma potansiyeline de sahiptir. Ancak bu hedefe ulaşılması, yalnızca yasal düzenlemelerle değil, uygulamanın etkin bir şekilde izlenmesi ve denetlenmesiyle mümkün olacaktır. HAGB’nin gelecekteki etkileri, hukukun üstünlüğü ve toplumsal barış ilkelerine ne ölçüde hizmet edeceğine bağlı olarak değerlendirilecektir. Bu bağlamda, HAGB’nin adalet sistemindeki yerinin güçlendirilmesi, yalnızca bireysel hakların korunmasına değil, aynı zamanda toplumun genel refahına da katkı sağlayacaktır.
KAYNAKÇA
ALİ TANJU SARIGÜL, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararlarının Denetiminde Kanun Yolu Sorunu, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 2016, (Erişim: 13.01.2025) https://tbbdergisi.barobirlik.org. tr/m2016-125-1585.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), (Erişim: 14.01.2025) https://www.anayasa.gov.tr/media/3542/aihs_tr.pdf.
CAN CANPOLAT, Anayasa Mahkemesinin İptal Kararı Çerçevesinde Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Müessesesine İlişkin Bir İnceleme, Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 11, Sayı 2, 2023, (Erişim: 13.01.2025) https://dergipark.org.tr/tr/ download/article-file/3474860.
DEVRİM GÜNGÖR/ GÜNEŞ OKUYUCU ERGÜN, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2016, (Erişim: 13.01.2025) https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/621631.
EMİR KAYA, İnsan Hakları Açısından Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, Ankara Barosu Dergisi, 2013, (Erişim: 13.01.2025) https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/398121.
ENES YILMAZ, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Sanık Hakkında Sonuç Doğurmaması Üzerine Bir Değerlendirme, Kırıkkale Hukuk Mecmuası, Cilt 1, Sayı 2, 2021, (Erişim: 13.01.2025) https://khm.info.tr/wp-content/uploads/2021/10/YILMAZC1S2.pdf.
ERSAN ŞEN, Yeni Değişiklikle HAGB’nin Tatbikinde Ortaya Çıkabilecek Sorunlar, 2024, (Erişim: 13.01.2025) https://sen.av.tr/ tr/makale/yeni-degisiklikle-hagbnin-tatbikinde-ortaya-c%C4%- B1kabilecek-sorunlar#:~:text=Kanun%20koyucu%2C%208.%20 Yarg%C4%B1%20Paketi,.%E2%80%9D%20h%C3%BCkm%C3%BCn%C3%BC%20Kanun%20metninden%20%C3%A7%C4%B1karm%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r.
M. EMRE TULAY, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması: Yasal Şartların Yerindeliği ve Kararın Hukuki Etkileri Üzerine Bir Değerlendirme, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2021, (Erişim: 13.01.2025) https://dergipark.org.tr/tr/download/ article-file/2062383.
01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete, (Erişim: 14.01.2024 https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/08/20230801-5.pdf
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), (Erişim: 14.01.2025) https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5271.pdf.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, (Erişim: 14.01.2025) https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.2709.pdf.
7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, (Erişim: 15.01.2025) https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/03/20240312-1.htm.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin 01.08.2023 Tarihli Basın Duyurusu, (Erişim: 14.01.2025) https://www.anayasa.gov.tr/ tr/haberler/norm-denetimi-basin-duyurulari/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-hagb-kurumunu-duzenleyen-kuralin-iptali/.
Yargıtay 3. C.D., T. 20.03.2013, E. 2013/7150, K. 2013/11495.
DİPNOT
1 AYM, Kürşat Eyol Başvurusu, B. No:2012/665, T.13.06.2013, s. 28. https://kararlarbilgibankasi.anayasa. gov.tr/BB/2012/665 (Erişim Tarihi: 14.01.2025).
2 M. Emre Tulay, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Yasal Şartların Yerindeliği ve Kararın Hukuki Etkileri Üzerine Bir Değerlendirme, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, s. 481, 2021.
3 Halihazırda Amerikan hukukunda uygulanan ertelemenin bu türünde, sanık hakkındaki suçlamalar, belli sü- reyle mahkemece belirlenen şartlara infaz kurumu dışında kalınıp riayet edilmesi halinde düşürülmektedir (nolle prosequi/ wish not to proceed) in Can Canpolat, Anayasa Mahkemesinin İptal Kararı Çerçevesinde Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Müessesesine İlişkin Bir İnceleme, Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 11, Sayı 2, 2023, s. 1272. https://dergipark.org.tr/tr/download/ article-file/3474860 (Erişim Tarihi, 13.01.2025).
4 Enes Yılmaz, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Sanık Hakkında Sonuç Doğurmaması Üzerine Bir Değerlendirme, Kırıkkale Hukuk Mecmuası, Cilt 1, Sayı 2, 2021, s. 275. https://dergipark.org.tr/tr/download/ article-file/2193734 (Erişim Tarihi, 13.01.2025).
5 Tulay, s. 499.
6 Tulay, s. 500.
7 Emir Kaya, İnsan Hakları Açısından Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, Ankara Barosu Dergisi, Sayı 3, 2013, s. 415. https://dergipark.org. tr/en/download/article-file/398121 (Erişim Tarihi, 13.01.2025).
8 Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, 01.08.2023 Tarihli Basın Duyurusu https://www.anayasa.gov.tr/ tr/haberler/norm-denetimi-basin-duyurulari/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-hagb-kurumunu-duzenleyen-kuralin-iptali/ (Erişim Tarihi: 14.01.2025).
9 Canpolat, s. 1283.
10 Canpolat, s. 1284.
11 Kaya, s. 422.
12 Ali Tanju Sarıgül, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararlarının Denetiminde Kanun Yolu Sorunu, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı 125, 2016, s. 78, https://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2016-125-1585 (Erişim 13.01.2025).
13 Yargıtay 3. C.D., T. 20.03.2013, E. 2013/7150, K. 2013/11495.
14 7499 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2024/03/20240312-1.htm (Erişim Tarihi: 15.01.2025).
15 Ersan Şen, Yeni Değişiklikle HAGB’nin Tatbikinde Ortaya Çıkabilecek Sorunlar. https://sen.av.tr/tr/makale/ yeni-degisiklikle-hagbnin-tatbikinde-ortaya-c%C4%B1kabilecek-sorunlar (Erişim Tarihi: 13.01.2025).








