ÖZET
Bu makalede; elektronik pazaryeri hakkında temel bilgilere yer verilmekte olup özellikle taraflar arası hukuki ilişkiler, pazaryerinin hukuki niteliği, kurulan sözleşmelerin niteliği, aracılık edenin tüketiciye karşı sorumlulukları gibi hususlar ele alınacaktır.
I. GİRİŞ
Dijitalleşme, günümüzde hayatımızın her alanını dönüştürmekte ve yepyeni bir dijital çağa adım attığımızı göstermektedir. 1990’lardan itibaren küresel ekonomide yeni ticaret ve dağıtım kanallarıyla birlikte; yönetimler, üreticiler ve sanayiciler için uygun bir ticaret ortamı yaratmaya çalışılmıştır. Bu girişimler arasında, küresel pazara erişim kapısı olarak görülen elektronik ticaretin önemi de giderek artmıştır. On yıl öncesine kıyasla, eğlence, sosyalleşme ve alışveriş gibi birçok aktivite dijital ortama taşınmış olup bu değişimin en belirgin olduğu alan ise ticaret sektörüdür. İnternet kullanımı ve dijitalleşmenin etkisiyle birlikte, ilgi fiziki pazaryerlerinden elektronik ortamdaki pazaryerlerine kaymıştır. Böylelikle günümüzde önemi git gide artan ve yaygın hale bürünen internet kullanımı, ticaret de dahil olmak üzere birçok alanda etkilerini göstermeye başlamıştır. Bilişim teknolojilerindeki gelişmelerin ticaret alanına sirayet etmesi hem işletmecilere, satıcılara hem de tüketicilere yani alıcılara belli avantajlar sağlamıştır. Elektronik ortamda gerçekleştirilen ticaret, “e-ticaret” yani elektronik ticaret ismini almıştır. Elektronik ticaret, küresel ölçekte büyük ilgi görmekte ve bu alanda geliştirilen çok sayıda bilgi teknolojisi ve altyapı sayesinde işletmeler uluslararası rekabet gücü kazanmaktadır.
Elektronik pazaryerlerinden gerçekleştirilen alışverişin fiziki ortamdan alışverişe nazaran kolay gerçekleştirilmesi, bazen fiziki ortama kıyasla daha ekonomik olması, çeşitli markaların aynı zaman dilimi içerisinde karşılaştırılabilmesi, pazarlamanın toplumda daha geniş kesimlere yapılabilmesi, eşit erişim fırsatı vermesi elektronik pazaryerlerini rağbet gören platformlar haline getirmiştir. Bunlara ek olarak bu durum; şehirler arası, ülkeler arası ve hatta kıtalar arası alışverişin de önünü açmış, küresel ekonomide küresel ticaretin gelişmesini sağlamıştır. Küresel ticaret; ülkelerin ekonomik büyümesine, tüketici seçeneklerinin artmasına ve fiyatların düşmesine katkıda bulunmaktadır. Bu gelişmeler doğrultusunda Türk Hukukunda da bu konulara ilişkin düzenleme yapılması ve söz konusu sorumluluğa ilişkin sınırların çizilmesi gereği doğmuştur.
II. ELEKTRONİK PAZARYERİ VE ELEKTRONİK PAZARYERİ İŞLETMECİSİNİN HUKUKİ STATÜSÜ
05.10.2014 tarihli ve 291166 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun (“ETDHK”), Türk Hukuku’nda elektronik ticarete yönelik ilk kanuni düzenleme olup, bu kanunda; “elektronik ticaret”, “hizmet sağlayıcısı” ve “aracı hizmet sağlayıcı” kavramları tanımlanmakla beraber “elektronik pazaryeri” kavramı tanımlanmamış olup kavram mevzuatımıza 07.07.2022 tarihli ve 31889 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7416 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“E-Ticaret Değişiklik Kanunu”) ile birlikte “Elektronik Ticaret Pazaryeri” olarak girmiştir. İlgili kanun, e-ticaretteki haksız rekabeti ve tekelleşmeyi önlemeyi, yeni oyuncuların pazara girişini kolaylaştırmayı ve sektörün dengeli büyümesini sağlamayı amaçlamaktadır. Ayrıca, farklı ölçekteki işletmeleri dikkate alarak e-ticaret aracı ve hizmet sağlayıcıları için yeni düzenlemeler getirmiştir.
Türk Hukuku’nda elektronik ticaret, 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun m.2 /1 (a)’da; “fiziki olarak karşı karşıya gelmeksizin, elektronik ortamda gerçekleştirilen çevrim içi iktisadi ve ticari her türlü faaliyet” olarak tanımlanmaktadır. Elektronik ticaret pazaryeri ise, ETDHK m.2/1 (h)’de; “Elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcının aracılık hizmetlerini sunduğu elektronik ticaret ortamı” olarak tanımlanmıştır. Pazaryerleri, hem geleneksel ticarette hem de e-ticarette kullanılan alıcı, satıcı ve pazaryeri işletmecisini bir araya getiren online alışveriş platformlarıdır. Geleneksel pazarlamada pazaryeri, alıcı ve satıcının yüz yüze etkileşimde bulunduğu fiziksel bir mekandır. Ancak internet, pazaryerini elektronik ortama taşıyarak alıcı-satıcı iletişimini elektronik bilgi teknolojileri aracılığıyla sağlamıştır. Bu dijital dönüşüm ise, internet üzerinden gerçekleştirilen ticareti kapsayan elektronik pazaryerlerinin ortaya çıkmasına yol açmıştır.
Elektronik pazaryeri uygulamaları, ticari işlemin gerçekleşme sürecinde ürün-firma hakkında bilgilendirme, lojistik destek, sipariş teyidi, elektronik ödeme tahsilat işlemleri, ticari işlemin güvenilirliğinin sağlanması, karşılıklı edimlerin denetlenmesi gibi noktalarda işlev görmektedir. Alıcı ve satıcıları düşük maliyetlerle bir araya getirmeyi hedefleyen elektronik pazaryerleri gün geçtikçe tercih edilmekte ve işlevsellikleri artmaktadır. Elektronik pazaryerleri, satıcı ve işletmecilere geleneksel pazaryerlerinin aksine online platformlar üzerinden mal/ ürün ve hizmet satışı sağlamaktadır. Bu platformlar geniş ürün yelpazesi, rekabetçi fiyatlar ve alıcılara kolay alışveriş deneyimi vadetmektedir. Elektronik pazaryerleri alıcılara, coğrafi sınırlamalar ve zaman sınırı olmaksızın çok geniş bir yelpazede takdim edilen ürün ve hizmeti daha uygun fiyata alma imkânı sunarken, satıcılara ise malını elden çıkarma imkânı sunmaktadır. “Elektronik ticaret pazar yerleri için farklı ürün ve hizmetlerin sunum, satış ve tanıtımının yapıldığı “sanal ticaret merkezleri” ifadesi de kullanılmaktadır1.
III. ELEKTRONİK PAZARYERİ SÖZLEŞMESİ, SÖZLEŞMENİN TARAFLARI VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Elektronik pazaryeri sözleşmelerini, online platformlar üzerinden (Amazon, eBay, AliBaba, Trendyol, HepsiBurada vb. platformlar) alıcıları ve satıcıları adeta bir fiziki pazarda alışveriş yapıyormuşçasına bir araya getiren, bu sayede ticaretin de sürdürülebilmesine imkân sağlayan mesafeli satış sözleşmeleri şeklinde tanımlayabilmemiz mümkündür.
Elektronik ticarette internet üzerinden ve sadece elektronik iletişim araçlarıyla dijital teknoloji kullanılarak yapılan sözleşmelere ise elektronik sözleşmeler (e-sözleşmeler) denilmektedir.
İlgili tanımda her ne kadar internet üzerinden yapılan ifadesi kullanılmış olsa da bu sözleşmelerin sadece internet üzerinden yapılması şart olmayıp diğer teknolojik vasıtalarla da akdedilmesi mümkün olacaktır. Fakat günümüzde en yaygın olanı ve bu tanıma en münasip olanı internet ortamıdır.
Elektronik pazaryeri uygulamalarında gerçekleştirilen alışverişin birden fazla tarafı bulunmaktadır. Kurulan hukuki ilişkinin tarafları elektronik pazaryeri işletmecisi, mal/ hizmet alıcıları ve satıcılardır. Elektronik pazaryeri işletmecisi; satıcıların ürün, mal veya hizmetlerini ilgili e-pazarda satışa sunmalarını sağlamaktadır. Bu sayede alıcılar, farklı satıcıların ürünlerini karşılaştırarak alışveriş yapma imkânı bulmaktadır. Bu dinamik yapı, rekabeti artırmakta ve piyasalarda daha iyi bir hizmet sunumunu teşvik etmektedir. Elektronik pazaryerleri satıcı ve alıcıların etkileşim halinde olabildikleri, güvenli ve hızlı alışveriş yapabildikleri online platformlar olarak tasarlanmışlardır.
Mal veya hizmet sağlayıcılar (bu durumda satıcılar/ üreticiler) ile alıcılar (tüketiciler) arasında meydana gelen alışverişin amacı elektronik ticaretin doğuş amacıdır. Bu iki taraf arasındaki alışverişin gerçekleşmesi, sözleşmesel ilişkinin kurulması, akdi edimlerin yerine getirilmesi sırasında baştan sona sürecin içinde bankalar, sigorta şirketleri, kargo şirketleri, ilgili finans kuruluşları, teknik desteği sağlayacak internet servis sağlayıcıları gibi birden fazla kurum ve taraf yer almakta ve gerekli altyapıyı oluşturarak alışverişin sağlıklı ve güvenli bir biçimde gerçekleşmesini sağlamaktadırlar. Bu esnada bu taraflar arasında birden fazla hukuki ilişki kurulmakta, buna bağlı olarak sözleşmeler akdedilmektedir.
Elektronik ortamda akdedilen sözleşmeler çoğunlukla standart sözleşme niteliğindedir. Bu tür sözleşmeler, önceden hazırlanmış hükümler içerir ve genellikle taraflar arasında bireysel müzakereye imkân sağlamamaktadır. Tipik bir örnek, bir e-ticaret sitesinde ürün satın alırken karşılaştığımız sözleşmelerdir.
Sözleşme; alıcılar, satıcılar ve pazaryeri işletmecileri arasında kurulan hukuki ilişkileri düzenlemekle birlikte her bir tarafa çeşitli yükümlülükler getirmektedir. Bu yükümlülükler tarafların akdettiği sözleşmelere göre şekillenmektedir.
Aracılık eden ile satıcı arasında mal/ ürün tanıtım ve sunumuna ilişkin bir pazaryeri sözleşmesi, satıcı ile tüketici arasında edimin niteliğine göre mesafeli satış sözleşmesi, alıcı/ tüketici ile aracılık eden arasında ise üyelik sözleşmesi akdedilmektedir.
IV. ELEKTRONİK PAZARYERİ İŞLETMECİSİNİN HUKUKİ STATÜSÜ, UYGULANACAK MEVZUAT
A. 6563 Sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Kapsamında İncelenmesi
Elektronik pazaryerlerinde gerçekleştirilen ticarete ilişkin ana kaynaklardan birisi ETDHK’dır. İlgili mevzuat kapsamında, satıcı ve hizmet sağlayıcıları bir yandan kendi kurmuş oldukları platform üzerinden satış ve hizmetlerini devam ettirirlerken diğer yandan da bir aracı hizmet sağlayıcı ile faaliyetlerini gerçekleştirebileceklerdir.
Hizmet sağlayıcı; ETDHK’da, elektronik ticaret faaliyetinde bulunan gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır2. Aracı hizmet sağlayıcı ise, başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek veya tüzel kişileri ifade etmektedir3.
B. 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’da (“İnternet Kanunu”) Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun Kapsamında İnceleme
ETHDK’daki düzenlemelerin yanı sıra 5651 sayılı İnternet Kanunu kapsamında da düzenlemeler yer almaktadır. İçerik sağlayıcı4, yer sağlayıcı5 ve erişim sağlayıcılara6 ilişkin hükümler bulunmakta olup bu düzenlemeler beraber değerlendirildiğinde, “içerik sağlayıcı”; internet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişiler şeklinde tanımlanmıştır. “Yer sağlayıcı” ise başkalarına ait içeriği platformda sunma ve herhangi bir içerik katkısında bulunmama statüsüne sahiptir. Erişim sağlayıcılarının temel işlevi, kullanıcıları internete bağlamak olduğundan elektronik ticaret faaliyetine ortam sağladıkları söylenemez. Bu nedenle, ETDHK kapsamında aracı hizmet sağlayıcı olarak değerlendirilememektedirler7. İçerik sağlayıcılar, internette yayınladıkları içerikten sorumludur. Bağlantı verdikleri dış içerikten genel olarak sorumlu tutulmayıp bağlantı sunum şekli içeriği benimsediklerini ve kullanıcıların bu içeriğe erişmesini istediklerini açıkça gösteriyor ise genel hükümlere göre sorumlulukları doğmaktadır8. Yer sağlayıcılar ise, sağladıkları platformdaki içeriği kontrol etmekle veya herhangi bir hukuka aykırılığı araştırıp tespit etmekle yükümlü değillerdir9. Ancak, usulüne uygun olarak bildirim almaları durumunda hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla yükümlü hale gelmektedirler10.
ETHDK kapsamında elektronik pazaryeri işletmecileri aracı hizmet sağlayıcı olarak nitelendirilmiş olup başkalarına ait içeriği platformda sunma, barındırma hizmeti sundukları, buna karşılık herhangi bir içerik katkısında bulunmadıkları için 5651 sayılı Kanun anlamında yer sağlayıcı olarak kabul edilmektedirler.
C. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Kapsamında İncelenmesi
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) tacir kavramını şu şekilde açıklamıştır; “Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir”11.
Yine TTK; ticari işletmeyi şu şekilde tanımlamaktadır: “Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir”12.
TTK m. 16 f.1, tüzel kişi taciri ise şu şekilde açıklamaktadır; “Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar”.
TTK, gerçek kişi ve tüzel kişi tacir olmak üzere ikili bir ayrıma gitmiş olup elektronik pazaryeri işletmecisi aracı hizmet sağlayıcı, ETDHK’da bahsi geçtiği üzere aracılık faaliyetini gerçekleştiren gerçek veya tüzel kişi tacir olabilmekle beraber uygulamada genellikle sermaye şirketi (anonim ya da limited şirket) şeklinde oldukları görülmektedir.
V. ELEKTRONİK PAZARYERİ İŞLETMECİLERİNİN ARACILIK FAALİYETLERİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.48’e göre; (“TKHK”) satıcı ve tüketicinin fiziken bir arada bulunmadığı ve iletişim araçları aracılığıyla, sözleşmenin kuruluş anına kadar olan süreç dahil olmak üzere, mal veya hizmet satışının yapıldığı sözleşmelerdir13. Özellikle internet üzerinden gerçekleştirilen mesafeli sözleşmeler, coğrafi veya zamansal sınırlamalar olmaksızın alıcıların veya tüketicilerin kolay ve rahat bir şekilde alışveriş yapmalarını sağlamaktadır.
Elektronik pazaryeri işletmecileri, aracı hizmet sağlayıcı olarak nitelendirilmektedir. Aracılık eden, alıcıların veya tüketicilerin tercih edilen platformlar üzerinden satıcılarla bir araya gelmesini, mesafeli sözleşmelerin kurulmasını sağlamakta olup alıcılar ile satıcılar arasında adeta bir ticari köprü kurmaktadır.
Bu noktada satıcı ile aracı hizmet sağlayıcılar yani aracılık eden arasındaki sözleşmeyi Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu ilgili hükümlerince incelemek gerekmektedir.
A. Sözleşmenin Acentelik Sözleşmesi Uyarınca Değerlendirilmesi
Acente, Türk Ticaret Kanunu m.102 kapsamında; “Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimse”14 olarak açıklanmaktadır. Acente, müvekkilin ürününü veya hizmetini pazarlamakla ve bu süreçte onun menfaatini gözetmekle yükümlüdür.
Acentelik ilişkisinin temel unsurlarından biri ise gerçekleştirilen faaliyetlerin sürekli bir nitelik taşımasıdır. Süreklilik arz etmemesi halinde acenteden değil, simsarlıktan bahsedilecektir. Aracı hizmet sağlayıcının ise genellikle satıcıların ürünlerinin devamlı bir biçimde online platformda sunulması amaçlanmaktadır. Bu bakımdan platform sağlama ilişkisinin, acenteliğin bir diğer unsuru olan süreklilik unsurunu da barındırdığı söylenebilir15.
Aracı hizmet sağlayıcının faaliyeti; kendi platformunda satıcının ürünlerini sergileme, potansiyel alıcılara erişim hizmeti sağlayarak onları satıcılar ile buluşturma ve satıcıların alıcılar ile elektronik pazaryeri sayesinde sözleşme akdetmesini sağlamaktan ibarettir. Bundan dolayı aracılık edenin faaliyetinin, acentenin bir diğer unsuru olan müvekkilin sözleşmelerine aracılık etme şartını sağladığı söylenebilir.
Acentenin aynı zamanda müvekkilin hak ve borçlarını koruma, sır saklama, sadakat ve üçüncü kişilerin beyanlarını kabul etme gibi birtakım yükümlülükleri olmakla birlikte taraflar arasında bunlara dayalı olarak bir güven ilişkisi mevcuttur16. Kaya, Türk Hukukunda da acentenin özen yükümlülüğünün basiretli tacirin özen yükümlülüğüne göre belirlenmesi gerektiğini savunmaktadır17. Müvekkilin menfaatlerinin korunması ve özen yükümlülüğü bakımından da aracı hizmet sağlayıcının özen yükümlülüğünün, basit bit tacirin göstermesi gereken özen derecesinde olduğunu söyleyebiliriz. Öğretide, acentenin birden fazla rakip ticari işletme adına faaliyette bulunmasına izin verildiği durumlarda, acentenin sadakat yükümlülüğünün tamamen ortadan kalkmayacağı, her iki ticari işletmeye eşit derecede olmak kaydı ile sadakat yükümlülüğünün sürdürüleceği belirtilmektedir18. Elektronik pazaryeri işletmelerinde ise belli satıcılara öne çıkarıcı reklam imkanının sağlanması halinde sadakat yükümlülüğünden söz edilebilecektir. Aracı hizmet sağlayıcıların satıcılar ile arasındaki güven ilişkisi, acentenin müvekkili ile arasındaki güven odaklı ilişkiden farklılaşmakta ve daha çok ticari bir iş birliği niteliği taşımaktadır.
Acentelik sözleşmesinden bahsedebiliyor olmamız adına sözleşme taraflarının tacir veya tacir adına faaliyette bulunan acente olması gerekmektedir. Bu durumda tacir sıfatını haiz aracı hizmet sağlayıcının karşısında, tacir sıfatını haiz bir satıcı bulunmalıdır. Tacir sıfatını haiz olmayan bir esnaf işletmesi veya tüketiciler de satıcı olarak elektronik pazaryerlerinde faaliyet gösterebilmekte olup bir acentelik sözleşmesinin varlığından ancak satıcının tacir olması halinde söz edilebilir.
B. Sözleşmenin Simsarlık Sözleşmesi Uyarınca İncelenmesi
Aracı hizmet sağlayanların, satıcılar ile arasındaki ilişkiyi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) simsarlık sözleşmesine ilişkin hükümleri çerçevesinde de ele almak mümkündür19. Simsarlık, sözleşme yapmak isteyen ancak çeşitli nedenlerle bir araya gelemeyen kişileri bir araya getirerek, onların istedikleri sözleşme veya sözleşmelerin yapılmasını sağlayan bir aracılık faaliyetidir20. TBK m.520 f.1’e göre ise; “Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir”. İlgili maddeye göre sözleşmenin unsurları; bağımsızlık, aracılık, geçicilik ve ücrettir.
Simsar ile müvekkili arasındaki hukuki ilişki, sürekli bir niteliğe sahip olmayıp geçici nitelik göstermektedir21. Simsarın görevi, taraflar arasındaki sözleşmenin kurulmasına yöneliktir ve kurulması veya kurulamayacağının anlaşılması itibari ile sona erer22. Buna karşın, elektronik pazaryerindeki aracı hizmet sağlayıcı ile satıcı arasındaki ilişki süreklilik arz etmektedir23.
Simsarlık sözleşmesinde ücret, sözleşmenin unsurlarından biri olup aracılık eden ile satıcı arasında kurulan ve ücretin kararlaştırıldığı sözleşmelerde simsarlıktan söz etmek mümkün olabilecektir. TBK m.521 f.1 hükmüne göre; “Simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır”24. Pazaryeri işletmecisi, genellikle satıcının alıcı ile ticaret yapıp yapmadığına bakmaksızın çeşitli ücretlendirmeler ile satıcılardan ücret almaktadır25. Ücret, simsarlığın zorunlu unsurlarından biri olduğundan ücret alınmadan yapılacak aracılık faaliyetleri ise vekalet hükümlerine tabi olacaktır26.
Simsar TBK m.520 f.2 ve m.505 f.1 gereğince, işin görülmesi esnasında müvekkilin talimatlarına daima riayet etmeli, aykırı davranmamalıdır. Oysaki elektronik pazaryeri sözleşmelerinde pazaryeri işletmecisinin alıcı veya satıcılar bakımından talimat alması durumu söz konusu değildir.
Öğretide söz konusu faaliyetlerin yönlendirici simsara benzediğini ve fakat pazaryerinin hizmetlerini sürekli bir şekilde yürütmesi nedeniyle simsar olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmiştir. Yönlendirici simsar, üçüncü kişiyi iş sahibi ile esas sözleşme kurmak üzere yönlendirmekle yetinmektedir. Bu faaliyet fırsat göstermekten geniş, aracılıktan ise daha dar bir kapsama sahiptir27.
Bu bağlamda sözleşme, bahsi geçen hususlar itibariyle simsarlık sözleşmesi ile örtüşse de her anlamıyla bir simsarlık sözleşmesidir diyebilmek mümkün gözükmemektedir.
C. Sözleşmenin Vekalet Sözleşmesi Uyarınca Değerlendirilmesi
TBK m.502 f.1 uyarınca; “Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde açıklanmıştır28. Vekâlet sözleşmesi ile vekil, vekalet veren adına iş görme veya gerekli hizmeti yerine getirme borcu altına girmektedir. Bir iş görme sözleşmesi olan vekâlet sözleşmesi ile vekil, kendisine tevdi edilen işi veya işlemi vekalet verenin irade ve beyanına uygun biçimde görmeyi üstlenmektedir.
TBK’nın da ilgili maddelerinde düzenlendiği şekilde vekâlet sözleşmesinde vekil, vekalet verene karşı iş görme ve gerekli hizmeti yerine getirme edimini borçlanmış olup vekilin müvekkilin menfaatlerine uygun davranması, hizmet etmesi ve özenle ifa beklenmektedir29. Aracı hizmet sağlayıcı ile satıcının birbirlerinin menfaatlerine aykırı davranamamak ve özen yükümlülükleri ile taraflar kendi menfaatlerini gözetmek adına çalışırlar. Pazaryeri sözleşmesindeki edim, doğrudan ve sadece bir iş görme edimi olarak adlandırılmamalıdır. Amaç satıcının yani hizmet sağlayıcının elektronik pazaryerini kullanması ve bu hizmetten faydalanabilmesidir. Bu sebeple, burada vekâlet sözleşmesiyle bağdaşmayan bir durum söz konusudur.
Vekâlet sözleşmesi taraflar arasındaki güven unsuruna dayandığından, vekilin göreceği iş, onun kişiliği ve kişisel yeteneğiyle yakın bir ilişki içerisindedir30. Vekâlet sözleşmesiyle vekil ile müvekkili arasında aynı zamanda bir güven ilişkisi kurulur iken aracı hizmet sağlayıcı ile satıcı arasında bir güven ilişkisinden daha çok ticari esaslara dayanan ve satıcının sorumluluklarının ağır bastığı bir ilişki mevcuttur.
Vekalet sözleşmesini yapılan aracılık faaliyetlerinden ayıran birçok nokta bulunmaktadır. Vekalet sözleşmesi vekil ile vekalet veren arasında, vekilin vekalet edene hizmet etmekle ve onun menfaatine uygun hareket etmekle yükümlü olduğu sözleşmelerdir. Ancak elektronik pazaryeri sözleşmelerinde aracılık eden ile satıcı arasında bu yönde bir ilişki bulunmayıp taraflar kendi menfaatlerini gözeterek çalışmaktadırlar.
D. Sözleşmenin Komisyon Sözleşmesi Uyarınca Değerlendirilmesi
Komisyon sözleşmesi, TBK m.520’de; “Komisyoncunun ücret karşılığında, kendi adına ve vekâlet verenin hesabına kıymetli evrak ve taşınırların alım veya satımını üstlendiği sözleşmedir”31 şeklinde tanımlanmış olup diğer çeşitli komisyonculuk faaliyetleri ilgili maddelerde düzenlenmiştir. İçlerinden en bilineni ise alım satım komisyonculuk faaliyetleridir ve halihazırda satışa ilişkin bir sözleşme türünden bahsedildiğinden dolayı alım satım komisyonculuğuna ilişkin bir inceleme yapılacaktır.
Komisyon sözleşmesinde komisyoncu, TBK m.533 uyarınca işin görülmesi sırasında kendisine yetki veren iş sahibinin talimatlarına uygun davranmalıdır. Komisyoncu, yaptığı iş hakkında vekâlet vereni bilgilendirmek ve özellikle talimatının yerine getirildiğini kendisine hemen bildirmekle yükümlüdür32. Aracı hizmet sağlayıcının ise satıcının alıcılar ile akdettikleri sözleşmenin her aşamasında bilgi verme yükümlülükleri bulunsa dahi bu yükümlülük satıcının talimatlarının yerine getirilmesi ile ilgili olmayıp aracı hizmet sağlayıcının ne satıcı ne de alıcıdan talimat alması gibi bir durum söz konusu değildir33.
Ürün/ mal veya hizmetlerini satmak isteyen satıcıları alıcılarla bir araya platform üzerinden getiren aracı hizmet sağlayıcıları, gerçekleştirilen satışlardan belirli bir komisyon alabilmektedirler. Aracı hizmet sağlayıcı her ne kadar sürekli olarak hizmet sağlayıcı için faaliyette bulunsa da dolaylı temsil yetkisi çerçevesinde hareket eden komisyoncudan ayrılmaktadır34. Zira komisyonculuk sözleşmelerinde komisyoncu, üçüncü kişiler ile akdedilen sözleşmenin bir tarafı haline gelmekte ve işlemlerden doğan haklar ve borçlar komisyoncuya ait olmaktadır. Fakat alıcı ile satıcı arasında akdedilen sözleşmeye aracılık eden, hiçbir koşulda taraf olamamakta bu sebeple kanaatimizce komisyoncu olarak değerlendirilmesi mümkün olmamaktadır.
E. Sözleşmenin Pazarlamacılık Sözleşmesi Bakımından Değerlendirilmesi
Pazarlamacılık sözleşmesi, TBK m.448’de pazarlamacının sürekli bir şekilde bir ticari işletme sahibi işveren hesabına ve işletmesinin dışında, her türlü işlemin yapılmasına aracılık etmeyi veya şayet bir yazılı anlaşma var ise bu anlaşmada belirtilen işlemleri gerçekleştirmeyi, işletme sahibinin de bunun karşılığında ücret ödemeyi taahhüt ettiği sözleşme olarak açıklanmaktadır. Bu sözleşmenin konusu; pazarlamacının, piyasada bir başkasının ad ve hesabına ticari işlemler yapılmasına aracılık etme veya böyle bir işlemi bizzat yapma işidir35. Pazarlamacının amacı, üretilen ürün/ malların ticari işletmenin merkezi dışındaki uzak yerlerdeki tanıtımını ve satılmasını sağlamasıdır. Bu kapsamda pazarlamacı, kendisine verilen talimatlara uygun bir biçimde müşterileri ziyaret etmekle yükümlü kılınmıştır36. Pazarlamacının gerçekleştirdiği aracılık faaliyeti bir bakımdan aracı hizmet sağlayıcının faaliyeti ile örtüşse de aracı hizmet sağlayıcının müşterileri ziyaret etme gibi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır. TBK’daki tanımına göre pazarlamacı, tacir yani işveren adına hareket etmekte olup işverenin açıkça rızası olmadığı müddetçe pazarlamacının kendi hesabına veya başkalarının hesabına işlem yapabilme yetkisi bulunmamaktadır. Pazarlamacı, işverenin talimatlarının dışına çıkamaz, talimat dışına çıkması gerektiği durumlarda ise mutlaka işverenden gerekli izinleri alması gerekmektedir. Aracılık edenin ise böyle bir yükümlülüğü yoktur, bağımsız bir niteliğe sahiptir. Pazarlamacı ile tacir arasındaki ilişki ise sürekli nitelikte olup bu noktada aracılık eden ile satıcı arasındaki ilişki buna benzerlik göstermektedir.
Görüldüğü şekilde, aracı hizmet sağlayan ile pazarlamacı arasında benzer yönler bulunmakla beraber ayrılan yönleri de bulunmaktadır.
F. Sözleşmenin Tek Satıcılık Sözleşmesi Bakımından Değerlendirilmesi
Tek satıcılık sözleşmesinin kanunda bir tanımı mevcut olmamakla birlikte doktrinde ağırlıklı olarak; “Yapımcı (sağlayıcı, ana bayi, imalatçı, ana distribütör) ile tek satıcı (ara satıcı, bayi, acente, toptancı) arasında hukuki ilişkileri düzenleyen, çerçeve niteliğinde ve sürekli öyle bir sözleşmedir ki, bununla yapımcı, ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekel hakkına sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da, sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak bu malların sürümünü artırmak için faaliyette bulunmayı yükümlenmektedir”37şeklinde ve Yargıtay kararları ışığında açıklanmıştır. Günlük yaşantımızda “bayilik sözleşmesi” olarak adlandırılan bu sözleşme, sui generis yapısı ve çerçeve niteliğinde bir sözleşme olmasının yanı sıra tek satıcı, sözleşme konusu malları veya ürünleri kendisine bırakılan bir bölgede sürekli olarak kendi nam ve hesabına satıp pazarlamaktadır.
Belirtmek gerekir ki tek satıcılık sözleşmesinin en karakteristik unsurlarından biri, tek satıcıya belirli bir bölgede (tek) münhasır satış hakkı tanınan bir bayilik sözleşmesidir. Gökyayla’ya göre, tek satıcılık sözleşmesi bayilik sözleşmesinin bir alt türüdür. Aracılık eden ise belirli bir bölgede faaliyet sürdürmeyip hatta elektronik pazaryeri sayesinde uluslararası alanda da ticari faaliyetlerini sürdürebilmektedir. Aracılık edenin bizzat satış yapmaması, satıcının satış yapmasına imkân tanıyan bir platform aracılığı ile ticari faaliyetlerini sürdürmesi söz konusudur.
Buradaki tanıma göre karşılaştırma yapıldığında, aracılık edenin tek satıcılık faaliyeti gerçekleştirdiği ve aracılık eden ile satıcı arasında kurulan sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olarak nitelendirilmesi yerinde olmayacaktır.
VI. ARACILIK EDENİN ALICIYA (TÜKETİCİYE) YÖNELİK SORUMLULUKLARI
Aracılık edenin işlettiği platform üzerinden gerçekleştirilen mesafeli sözleşmede aracı hizmet sağlayıcı mesafeli sözleşmenin tarafı olmasa da her iki tarafla hukuki ilişkisi bulunmaktadır. Dolayısıyla her iki tarafa karşı çeşitli sorumlulukları bulunmaktadır. Bu kapsamda, aracı hizmet sağlayıcının tüketiciye yönelik bazı sorumluluklarına ilişkin de değerlendirme yapılmalıdır.
Alıcıların platformlar üzerinden gerçekleştirdikleri alışveriş için üyelik zorunlulukları bulunmamakla birlikte genelde üyelik sözleşmesi aracılığı ile alıcılar bu platformlara üye olmaktadırlar. Üyelik sözleşmeleri ile aracı hizmet sağlayan, sistemini ve mesafeli sözleşme kurallarını açıklamaktadır. Bu sözleşmeler ilgili platformun veri tabanına kaydolur ve aracılık eden tüketicinin alışverişini güvenli hale getirmek ve özellikle kredi kartı bilgileri, adres ve telefon gibi iletişim bilgilerinin korunması gibi 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na (“KVKK”) uygun bir biçimde muhafaza etmelidir. Bu doğrultuda akdedilen üyelik sözleşmesinin asli edimi, tüketiciye güvenli bir alışveriş ortamı sunabilmektir.
Aracılık edenin alıcı ile akdettiği üyelik sözleşmesinden doğan sorumlulukları haricinde; birden fazla satıcı ile mesafeli sözleşme kurmasını sağlama, güvenli bir alışveriş ortamı sunma, bunu sunabilmek adına gereken bütün önlemleri alma, tüketicinin kişisel verilerinin muhafazasını sağlama gibi birden fazla önem arz eden yükümlülüğü bulunmaktadır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (“TKHK”) m.48 f.5; “…Satıcı veya sağlayıcı adına mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık edenler, bu maddede yer alan hususlardan dolayı satıcı veya sağlayıcı ile yapılan işlemlere ilişkin kayıtları tutmak ve istenilmesi hâlinde bu bilgileri ilgili kurum, kuruluş ve tüketicilere vermekle yükümlüdür. Ancak bu fıkra kapsamında aracılık edenler, satıcı veya sağlayıcı ile yaptıkları sözleşmeye aykırı fiillerinden dolayı sorumludur.” düzenlemesi uyarınca aracılık edenin sorumluluklarından ilki; tüketiciye ön bilgilendirme formunun iletilmesi, tüketicinin bu formu okuduğunu, anladığını ve bunu onayladığını satıcıya bildirmesidir. Aracılık edenin bilgilendirme yükümlülüğü AB Hukukuna dayandırılmaktadır. Nitekim genel çerçevesi TKHK m.48 f.2’de; “Tüketici, mesafeli sözleşmeyi ya da buna karşılık gelen herhangi bir teklifi kabul etmeden önce ayrıntıları yönetmelikte belirlenen hususlarda ve siparişi onaylandığı takdirde ödeme yükümlülüğü altına gireceği konusunda açık ve anlaşılır şekilde satıcı veya sağlayıcı tarafından bilgilendirilir. Tüketicinin bilgilendirildiğine ilişkin ispat yükü satıcı veya sağlayıcıya aittir” şeklinde çizilmiştir. Aracılık eden bu hususta sorumluluğunu ortadan kaldırmak adına tüketicinin ön bilgilendirme formunu okuduğundan emin olduğunu, anladığını ve onayladığını teyit etmeden tüketicinin ödeme aşamasına geçmemesini sağlamalıdır. TKHK m.48 f.6 uyarınca mesafeli sözleşmelerde, kapsam dışı sözleşmelerde, tüketici ile satıcı ve sağlayıcının hak ve yükümlülükleri, cayma hakkı, bilgilendirme yükümlülüğü, teslimat ile diğer uygulama usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği açıklanmış olup bu kapsamda Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği’ne (“MSY”) bakılması gerekecektir. Aracılık edenin, ön bilgilendirme formunda yer alan hususlardan sorumlu olduğuna dair Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği’nde açık bir düzenleme yer almaktadır38. Bilgilendirme yapılmasından satıcı ile aracı birlikte müteselsilen sorumlu tutulmuştur39. Eğer tüketici, bilgilendirmenin yanlış olması halinde yanılma ve aldatma halleriyle karşı karşıya kalmış ise bu durumda Türk Borçlar Kanunu’na ve culpa in contrahendo sorumluluğuna dayanarak sözleşmeyi iptal edebilecektir.
Tüketicinin on dört gün içerisinde kullanabileceği cayma hakkına sahip olduğu hallerde, bu hakkın kullanılmasına ilişkin her hususa ön bilgilendirme formunda yer verilmelidir. Ayrıca bu hakkın kullanımı için, on dört günlük süre içerisinde yazılı ve kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla satıcıya iletilmiş olması gerekmektedir. MSY’de açıklandığı üzere; cayma hakkı açık bir beyanda bulunarak veya MSY ekinde bulunan formu doldurarak veya en çok tercih edilen yöntem olarak satıcı internet sitesi üzerinden tüketiciye bir seçenek sunmuş olabilir. İlgili Yönetmelikte, aracı hizmet sağlayıcının yükümlülükleri m.12/A’da düzenlenmiştir.
Bu maddeye ilişkin sıklıkla karşılaştığımız bir örnek ise; ilgili platformda gerçekleştirilen kampanyalar ve promosyon dönemlerinde aracılık edenin, satıcının onayı olmadan kampanya ve promosyon düzenlemesi halinde mesafeli sözleşmelerde promosyon ve diğer taahhütlerin karşılanmamasından, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden ötürü sorumluluğu doğacaktır40.
Aynı zamanda tüketici, platforma ve aracı hizmet sağlayıcıya duyduğu güven duygusu ile alışverişlerini yürütmekte olup dürüstlük kuralı gereğince bu güvenden dolayı sorumluluğunun da doğabileceği söylenebilir.
VII. MEVZUATTA GÜNCEL DEĞİŞİKLİKLER
02.08.2024 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7524 sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 94, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15 ve 30. maddelerinde yapılan değişikliklerle birlikte, Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun hükümleri uyarınca aracı hizmet sağlayıcılarının ve elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının ilgili kanun kapsamındaki faaliyetleri dolayısıyla hizmet sağlayıcılarına ve elektronik ticaret hizmet sağlayıcılarına yaptıkları ödemeler gelir/ kurumlar vergisi tevkifatına tabi tutulmuştur.
22.12.2024 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 21.12.2024 tarih ve 9284 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yukarıdaki paragraf kapsamındaki ödemeler için gelir/ kurumlar vergisi tevkifatının %1 olarak belirleneceği açıklanmıştır.
31.12.2024 tarih ve 32768 (2. mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde (Seri No:330) bu düzenlemeye ilişkin açıklamalar yapılmıştır. Tevfikat matrahı; hizmet sağlayıcıları ve elektronik ticaret hizmet sağlayıcıları tarafından sunulan ürün/ mal veya hizmet ifaları kapsamında katma değer vergisi hariç olmak üzere ürün/ mal satış ve hizmet bedeli ile aracı hizmet sağlayıcılarının ya da elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının, ödül ve prim gibi hizmet sağlayıcılarına ve elektronik ticaret hizmet sağlayıcılarına sağladıkları yan hakları kapsamaktadır.
Taraflar arasında akdedilen sözleşmeler kapsamında; komisyon ücreti, kargo bedeli, hizmet bedeli, banka komisyon ücretleri gibi hizmet sağlayıcıları ve elektronik ticaret hizmet sağlayıcılarına yapılan ödemelerden kesilen bedellerin tevkifat matrahından düşülemeyeceği, mal ve hizmet bedelinin katma değer vergisi ve konaklama vergisi hariç tutarı üzerinden tevkifat yapılacağı açıklanmıştır.
Tevkifat yapılacaklar arasında, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki iş yeri veya daimî temsilcileri aracılığı ile faaliyet göstermekte olan hizmet sağlayıcı veya elektronik ticaret hizmet sağlayıcısı olan dar mükellef kurumlara yönelik ödemeler de yer almaktadır.
Tevkifata; elektronik ticaret ortamında faaliyette bulunan ve ticari, zirai, mesleki faaliyeti bakımından vergi mükellefiyeti bulunmayanlar, kanunun ilgili maddesi bakımından vergiden muaf esnaf, ticari kazancı basit usulde tespit edilen mükellefler ve kanun kapsamında hasılatları üzerinden tevkifat yapılanlara yönelik ödemeler dahil olmayacaktır.
Aracı hizmet sağlayıcılarının ve elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının, hizmet sağlayıcılarına ve elektronik ticaret hizmet sağlayıcılarına bir ay içerisinde gerçekleştirilen ödemeleri üzerinden tevkifatlarının, izleyen ayın 26. günü akşamına kadar beyan edilmesi ve ödenmesi gerekmektedir.
VIII. SONUÇ
Elektronik ticaretin yükselişi ve dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte elektronik pazaryerleri, ticari faaliyetlerin önemli bir parçası haline gelmiştir. Elektronik pazaryerleri, tüketiciler ile satıcıların bir araya gelebildikleri, ürün/ mal satışı ve alımı veya satıcıların hizmet ifasında bulunabildikleri sanal pazaryerleri sıfatını haiz olan ticaret merkezleridir. Elektronik pazaryeri; ürün bilgisi, lojistik, ödeme ve güvenlik gibi hizmetler sunmakta olup geniş ürün skalası ve rekabetçi fiyatlarla alıcıya avantaj sağlarken, satıcıya da kolay satış imkânı tanımaktadırlar. Özellikle ETDHK ve E-Ticaret Değişiklik Kanunu, elektronik pazaryerlerinin tanımlanması ve düzenlenmesi açısından önemli bir adım teşkil etmiştir. Elektronik pazaryeri sözleşmelerinin çok taraflı yapısı, farklı aktörler arasında karmaşık bir hukuki ilişki ağı oluşturmuştur. İfade etmek gerekir ki; taraflar arasında üçlü bir sözleşme ilişkisi vardır. Aracılık eden-satıcı, satıcı-tüketici ve tüketici-aracılık eden arasında ayrı sözleşmeler bulunmaktadır. Bu sözleşmeler çoğunlukla standarttır. Bu bağlamda, satıcılar, alıcılar ve pazaryeri işletmecileri arasında akdedilen sözleşmeler ve bu akdi hükümlere göre tarafların sorumlulukları mevcuttur.
Elektronik pazaryeri işletmecileri, aracı hizmet sağlayıcı ve aynı zamanda yer sağlayıcı olarak kabul edilmektedir. TTK’ya göre, pazaryeri işletmecileri genellikle tüzel kişi tacir olarak faaliyet göstermektedir. Elektronik pazaryerlerindeki alışverişler ise mesafeli sözleşmeler aracılığıyla yapılmaktadır. Aracılık eden, alıcı ve satıcı arasında köprü görevi görmekte olup aracılık eden ile satıcı arasındaki sözleşmenin hukuki niteliği ise TBK ve TTK hükümlerinde yer alan sözleşmeler uyarınca karşılaştırılmıştır.
Elektronik pazaryeri işletmecilerinin hukuki niteliği, satıcı ile arasındaki ilişkiye dayalı olarak çeşitli şekillerde irdelenmektedir. Her ne kadar acentelik sözleşmesiyle örtüşen bir aracılık faaliyeti yürütülse de platformun herkese açık olması ve tüm satıcıların tacir olmaması, aracılık faaliyetinin acentelik faaliyetinden ayrılmasını gerektirmektedir. Simsarlık sözleşmesindeki gibi tarafları bir araya getirme ve sözleşme kurulmasına aracılık etme unsurları bulunsa da ücretlendirmedeki farklılıklar ve süreklilik unsuru, aracılık edenin faaliyetlerini simsarlıktan ayrışmayı zorunlu hale getirmektedir. Vekalet sözleşmesindeki vekil gibi satıcı adına bazı işlemler yapılsa da sınırlı temsil yetkisi, vekaletten farklı bir yapı meydana getirmektedir. Komisyon sözleşmesindeki gibi komisyon alınması söz konusu olsa da pazaryeri işletmecisinin sözleşme tarafı olmaması ve hapis hakkının kapsamı, aracılık edeni komisyoncudan ayırmaktadır. Pazarlamacılık sözleşmesiyle benzerlikler bulunsa da bağımsızlık, talimatlara bağlılık ve müşteri ziyaretleri gibi konulardaki farklılıklar, pazarlamacılıktan da ayrışmayı gerektirmektedir. Son olarak, tek satıcılık sözleşmesindeki gibi belirli bir bölgede satış yapma zorunluluğu bulunmaması ve satışın satıcı adına yapılması, tek satıcılıktan da farklı kılmaktadır.
Tüm bu karşılaştırmalar ışığında; elektronik pazaryeri sözleşmesinin kullandırma ve iş görme edimlerini barındıran, kendine özgü bir hukuki nitelik taşıyan, bahsi geçen herhangi bir sözleşme tipi ile bire bir örtüşmeyen ancak yer yer kıyasen uygulanabilecek hallerin var olabildiği ve genel işlem koşulları içeren isimsiz standart sözleşmeler olduğunu söylemek kanaatimizce mümkün olacaktır. Uygulamada karşılaşılan sözleşmeler çoğunlukla elektronik pazaryeri işletmeleri tarafından sayısı belirsiz çok sayıda sözleşmede kullanılmak üzere önceden ve tek taraflı olarak hazırlanmış/ hazırlatılmış, muhtevası genel ve soyut, matbu, standart sözleşmelerdir41.
Aracılık eden platform, tüketiciye üyelik sözleşmesi ile bağlı olmasa dahi, tüketicinin güvenli alışveriş yapmasını sağlamak ve kişisel verilerini KVKK’ya uygun şekilde korumakla yükümlüdür. Üyelik sözleşmesinin temel amacı, güvenli alışveriş ortamı sağlamaktır.
TKHK’ya göre; aracılık eden, tüketiciye ön bilgilendirme formunu ulaştırmak ve tüketicinin bu formu okuyup anladığını teyit etmekle yükümlüdür. Aracılık eden ve satıcı, bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden ise müteselsilen sorumlu olacaktır. Eksik veya yanlış bilgilendirme, tüketiciye sözleşmeyi iptal etme hakkı verebilmektedir. Aracılık eden, tüketicinin özellikle kredi kartı, adres ve telefon gibi kişisel nitelikte verilerini içeren bilgileri KVKK’ya uygun şekilde korumakla yükümlü tutulmuştur. Aracılık eden, satıcının onayı olmadan düzenlediği kampanya ve promosyonların sorumluluğunu da taşımaktadır.
Son olarak mevzuattaki güncel gelişmelere göre; 9284 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile getirilen aracı hizmet sağlayıcılarının, hizmet sağlayıcılarına yaptıkları ödemelere %1 oranında gelir/ kurumlar vergisi tevkifatı getirilmiştir. Tevkifat yükümlülüğü, Türkiye’de faaliyet gösteren dar mükelleflere yapılan ödemeleri de kapsamaktadır. Ancak vergi mükellefiyeti olmayanlar, vergiden muaf esnaf, basit usuldeki mükellefler ve hasılatları üzerinden tevkifat yapılanlar istisna tutulmuştur.
KAYNAKÇA
AYSEL DEMİREL, 7416 sayılı Kanunla Değişik 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Çerçevesinde Elektronik Pazaryeri Sözleşmesi, 1. Baskı, 2023.
AYSEL DEMİREL, Elektronik Pazaryeri Uygulamalarında Taraflar Arası Hukuki İlişkiler ve Özellikle Elektronik Pazaryeri Sözleşmesi, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2020.
CEMİLE D. GÖKYAYLA, Milletlerarası Özel Hukukta Tek Satıcılık Sözleşmeleri (Münhasır Bayilik Sözleşmeleri), İstanbul 2013.
CEVDET YAVUZ/ FARUK ÖZEN/ BURAK ACAR, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’na Göre Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), Güncellenmiş ve Yenilenmiş 14.Baskı, İstanbul, 2016 (Borçlar Özel).
DENİZ SÖNMEZ, Simsarlık Sözleşmesinde Ücret. (Yüksek Lisans Tezi). İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, 2019.
ELİF OĞUZ, Türk Avrupa Birliği Hukukuna Göre Acenteliğin Uygulama Alanı Kapsamındaki Çevrimiçi Aracılar, 1. Baskı, Mayıs 2022.
ESRA HAMAMCIOĞLU, Elektronik Ticaretin Hukuksal Boyutu, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, S. 35, s. 43-72, 2018.
FİKRET EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 27. Baskı, Ankara 2014.
HALUK TANDOĞAN, Borçlar Hukuku: Özel Borç İlişkileri, Cilt: I/I, Kendisine Özgü Yapısı Olan ve Karma Sözleşmeler, Satış ve Çeşitleri Trampa, Bağışlama, İstanbul, 1990 (Borçlar Özel).
HARUN DEMİRBAŞ, 6563 Sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Kapsamında Hizmet Sağlayıcıları ve Aracı Hizmet Sağlayıcılarının Yükümlülükleri, Ankara 2015.
KADİR BAŞ, Online Platformların Acentelik Niteliği ve Bu Platformlar Özelinde Türk Ticaret Kanunu’nun Acenteliğe İlişkin Hükümlerinin Uygulanması, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C. 33, S. 4, s. 115-153, 2017.
MUHAMMET EMİN BİNGÖL, Elektronik Pazaryeri İşletmecilerinin Satıcılar Bakımından Yapmış Olduğu Aracılık Faaliyetinin Hukuki Niteliği (Araştırma Makalesi). Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 25, Sayı: 2, s. 599-646, 2023.
M. MURAT İNCEOĞLU/ ECE BAŞ SÜZEL, Mesafeli Sözleşme Kurulmasına Aracılık Edenlerin Tüketiciye Karşı Sorumluluğu (TKHK m. 48/f.5), Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 15 (89-190), s. 475-491, 2020.
MUSTAFA KAYA, Acentelik Hukuku, Ankara 2014.
RIZA AYHAN/ HAYRETTİN ÇAĞLAR, Ticari İşletme Hukuku Genel Esaslar, 10.Baskı, Ankara, 2017 (Ticari İşletme).
TAMER BOZKURT, “Türk Hukukunda Tellallık ve Tellallığın Uygulamada Farklı Görünümleri”, (Yüksek Lisans Tezi), Ankara, 2006.
ZEYNEP ÖZBAY ÖZDOĞRU, İnternet Ortamında Faaliyet Gösteren Aracılık Edenlerin Mesafeli Sözleşmeden Dolayı Tüketiciye Karşı Sorumluluğunun Şartları, İstanbul 2022.
DİPNOT
1 Aysel Demirel, Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Çerçevesinde Elektronik Pazaryeri Sözleşmesi, s. 44.
2 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun (ETDHK) ‘un 2. Maddesinin 1. Fıkrasının ç bendinde “ç) Hizmet sağlayıcı: Elektronik ticaret faaliyetinde bulunan gerçek ya da tüzel kişileri, ifade eder.” düzenlemesine yer verilmiştir.
3 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun (ETDHK)’ un 2. Maddesinin 1.fıkrasının d bendinde “d) Aracı hizmet sağlayıcı: Başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına elektronik ticaret ortamını sağlayan gerçek ve tüzel kişileri ifade eder.” Düzenlemesine yer verilmiştir.
4 5651 Sayılı İnternet Kanununda Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun m.2/1-f bendinde; “Bu Kanunun uygulanmasında; …f) İçerik sağlayıcı: İnternet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişileri,… ifade eder” düzenlemesine yer verilmiştir.
5 Ümit Gezder, İçerik Sağlayıcı, s. 114.
6 5651 Sayılı İnternet Kanununda Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun m.2/1-e bendinde “e) Erişim sağlayıcı: Kullanıcılarına internet ortamına erişim olanağı sağlayan her türlü gerçek veya tüzel kişileri, ...ifade eder.” Düzenlemesine yer verilmiştir.
7 Harun Demirbaş, 2015, s. 87.
8 5651 sayılı İnternet Kanunu m.4/2.
9 5651 sayılı İnternet Kanunu m.5/1.
10 5651 sayılı İnternet Kanunu m.5/2; kaldırma prosedürü için ayrıca bkz. m.9.
11 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.12 f.1.
12 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.11 f.1.
13 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.48 f.1.
14 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.102.
15 Kadir Baş, Online Platformların Acentelik Niteliği ve Bu Platformlar Özelinde Türk Ticaret Kanunu’nun Acenteliğe İlişkin Hükümlerinin Uygulanması, s. 130.
16 Örneğin İnhisar başlıklı TTK madde 104’te düzenlenen hüküm gereğince; acente, aynı yer ve bölge içinde, birbirleri ile rekabette bulunan birden fazla ticari işletmenin acenteliğini üstelenemez. Bu yükümlülük, acentenin sadakat borcu gereğidir.
17 Mustafa Kaya, Acentelik Hukuku, s. 170-171.
18 Kaya, Acentelik Hukuku s. 106.
19 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.520 f.1.
20 Tamer Bozkurt, “Türk Hukukunda Tellallık ve Tellallığın Uygulamada Farklı Görünümleri”, (Yüksek Lisans Tezi), Ankara, 2006, s. 3-4.
21 Cevdet Yavuz/ Faruk Özen/ Burak Acar, Borçlar Özel, s. 713.
22 Rıza Ayhan/ Hayrettin Çağlar, Ticari İşletme, s. 516.
23 Demirel, Elektronik Pazaryeri Uygulamalarında Taraflar Arası Hukuki İlişkiler ve Özellikle Elektronik Pazaryeri Sözleşmesi, Yüksek Lisans Tezi.
24 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.521 f.1.
25 Emin Bingöl, Elektronik Pazaryeri İşletmecilerinin Satıcılar Bakımından Yapmış Olduğu Aracılık Faaliyetinin Hukuki Niteliği s. 119.
26 Yavuz/ Acar/ Özen, Borçlar Özel, s. 714.
27 Deniz Sönmez, 2019, Simsarlık Sözleşmesinde Ücret. (Yüksek Lisans Tezi). İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı.
28 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.520 f.1.
29 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.506: “Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.”
30 Fikret Eren, s. 720; Haluk Tandoğan, s. 456.
31 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.520.
32 Yavuz/ Acar/ Özen, Borçlar Özel, s. 696.
33 Demirel, Elektronik Pazaryeri Uygulamalarında Taraflar Arası Hukuki İlişkiler ve Özellikle Elektronik Pazaryeri Sözleşmesi, Yüksek Lisans Tezi s. 125.
34 Elif Oğuz, Türk ve Avrupa Birliği Hukukuna Göre Acenteliğin Uygulama Alanı Kapsamındaki Çevrimiçi Aracılar, s. 174.
35 Eren, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, s. 572.
36 Eren, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, s. 573.
37 Cemile Gökyayla, Tek Satıcılık s. 29 vd.
38 Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği m.20 f.2: “Aracı hizmet sağlayıcı, bu Yönetmelikte yer alan hususlardan dolayı satıcı veya sağlayıcı ile yapılan işlemlere ilişkin kayıtları üç yıl boyunca tutmak ve istenilmesi halinde bu bilgileri ilgili kurum, kuruluş ve tüketicilere vermekle yükümlüdür. (Ek cümle: RG-9/2/2019-30681) Ancak abonelik sözleşmesinin kamu hizmetlerinin tek noktadan sunulduğu ortak kamu elektronik platformu üzerinden kurulması halinde, kayıtların tutulması ve bilgilerin sunulmasına ilişkin yükümlülük satıcı veya sağlayıcıya aittir.”
39 Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği m.6 f.6: “Mesafeli sözleşmenin platform üzerinden kurulması halinde aracı hizmet sağlayıcı bu maddede düzenlenen yükümlülüklerin yerine getirilmesinden satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumludur.”
40 Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği m.12/A f..8: “Aracı hizmet sağlayıcı, satıcı veya sağlayıcının onayı olmaksızın düzenlediği kampanyalı, promosyonlu veya indirimli satışlara ilişkin olarak aracılık ettiği mesafeli sözleşmelerde kampanya ve benzeri taahhütlerin karşılanmamasının neden olduğu sözleşmenin hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesi hallerinden sorumludur.”
41 Demirel, Elektronik Pazaryeri Uygulamalarında Taraflar Arası Hukuki İlişkiler ve Özellikle Elektronik Pazaryeri Sözleşmesi, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi).








