Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

Belediye Mallarının Haczi

2021 - Winter Issue

Download As PDF
Share
Print
Copy Link

Belediye Mallarının Haczi

Public Administration
2021
GSI Teampublication
00:00
-00:00

ÖZET

Belediyeye ait kamusal malların haczi kabil değildir. Anayasa gereği kamu tüzel kişiliğini haiz belediyeler mahalli ve müşterek nitelikte ihtiyaçları karşılamak üzere yerine getirdikleri kamu hizmetlerinin aksatılmaması amacı ile hizmete tahsis edilen malları dışında belediyenin özel mallarından bir kısmının haczedilemeyeceğine ilişkin düzenlemeler söz konusudur. Bu çalışmada, belediyelerin borçları nedeni ile belediyeye ait mallar üzerinde haciz konulması meselesi tartışılacaktır. Anayasa Mahkemesi’nin 17.06.2015 tarih ve 2014/194 Esas 2015/55 Karar sayılı ilamı ile Belediye Kanunu’nda haczedilemezlik düzenlemesi kısmen iptal edilmiş olup; bu iptal sonrasında uygulamada ortaya çıkan farklı yorumlar dolayısıyla oluşan tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Buna göre, özel düzenleme dolayısıyla haczi kabil olmayan belediyenin malları ortaya konulduktan sonra, haczi kabil olan mal ve gelirlerine uygulanacak esas ve usuller değerlendirilecektir.

I. GİRİŞ

Haczedilemezlik kuralını düzenleyen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (“2004 sayılı Kanun”) 82. maddesi uyarınca, devlet malları ile özel kanunlarda haczedilemeyeceği ifade edilen idarenin malları üzerine haciz tatbik edilememektedir1. Ancak bu kural uygulamada çeşitli tereddütlere yol açmıştır. Özellikle devletin hangi mallarının devlet malı sayılacağı ve diğer kamu kuruluşlarının özel mallarının da dâhil olup olmadığı tartışma konusu olmuşturtalebini reddetmişti. Söz konusu hükmün anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi önüne götürülmesi ile birlikte Yüksek Mahkeme, hukuka bağlı bir idarenin borçlarını herhangi bir cebir kullanmadan kendiliğinden ödemesinin hukuk devletinin gereği olduğu ve haczin idareye tanınmış bir cebri icra olduğu dikkate alındığında, devlete karşı bu cebrin (zorlayıcı gücün) kullanılmasının uygun olmayacağını belirterek, iptal talebini reddetmiştir3

Kamu hizmetinin düzenli şekilde verilmesinin kesintisiz öngörülmesi, kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi ile açıklanmaktadır. Kamu hizmetinin sürekliliği ilkesine aykırılık halinde idarenin sorumluluğu doğacaktır; bu sebeple kamu hizmeti yükümlüsü olan her idare hizmetin sürekliliğini sağlayacak tedbirleri almak zorundadır4. Buna göre, kamu hizmetlerinin sürekliliği ilkesi gereği, hizmetrının haczedilemeyeceği düzenlemesine yer vermiştir. Bu çalışmada, öncelikle kamu mallarının haczedilemezliği ilkesi genel hatları ile açıklanarak, ardından söz konusu atıf dolayısıyla belediyelerin özel mallarından hangilerinin haczedilemezlik korumasının kapsamına girdiği ve haczi kabil malların haciz usulü, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kısmen iptal kararı ile birlikte değerlendirilecektir. kesintiye uğramadan sağlanması amacıyla kamusal malların haczedilmemesi ve dahası bütçenin getirdiği esasların cebri icra sonucunda öngörü dışı ihlallere uğratılmaması esastır5. Bir diğer ifade ile, devlet mallarının haczi, bu malların tahsis şeklini değiştirdiğinden, devletin malvarlığında (patrimuan) ve mali huukta devamlılığı bozarak kamu yararına zarar verebilecektir6. 2004 sayılı Kanun’un kapsamı, söz konusu kararla birlikte, yalnızca “devlet tüzel kişiliğine” ait gerek kamusal malların gerek özel malların haczedilemeyeceğini ifade etmektedir. 

Anayasa’nın 127. maddesi gereği mahalli idarelerden olan belediyeler, 5393 sayılı Belediye Kanun (“5393 sayılı Kanun”) ve diğer mevzuat hükümleri uyarınca kendisine verilen görevler çerçevesinde kamu hizmeti gören ayrı bir kamu tüzel kişiliğe haiz olup; belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip bir kamu idaresidir. Dolayısıyla devlet tüzel kişiliğinden bağımsız bir müstakil tüzel kişiliğe haizdir ve ilgili düzenlemenin kapsamında yer almamaktadır. Buna karşın, 5393 sayılı Kanun, 2004 sayılı Kanun’un 82. maddesinde “özel kanunlarda haczedilemeyeceği” kuralına atıfla haczedilemezliğe ilişkin olarak bazı hükümler sevk ederek belediyelerin kamusal malları ve özel mallarından bazılarının haczedilemeyeceği düzenlemesine yer vermiştir. 

Bu çalışmada, öncelikle kamu mallarının haczedilemezliği ilkesi genel hatları ile açıklanarak, ardından söz konusu atıf dolayısıyla belediyelerin özel mallarından hangilerinin haczedilemezlik korumasının kapsamına girdiği ve haczi kabil malların haciz usulü, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kısmen iptal kararı ile birlikte değerlendirilecektir.

II. BELEDİYE MALLARININ HACZİ

A. Kamusal Malların Haczedilemezliği İlkesi

Öğretide kamusal mallar, sürekli olarak genel amaçlara, toplumun kullanmasına ve yararlanmasına tahsis edilmiş olan eşyalar olarak tanımlanmaktadır7. İdarenin sahip olduğu malların büyük kısmını oluşturan kamusal mallar, kamu hizmeti ile yakından ilişkili olduğundan halk, bu mallardan doğrudan ya da kamu hizmetleri vasıtası ile yararlanmaktadır8. Ancak idarenin malları yalnızca kamu hukuku rejimine tabi kamusal mallarla sınırlı olmayıp, idarenin özel malları da bulunmaktadır. Kamu tüzel kişisi niteliğini haiz belediyelerin sahip oldukları mallar da geniş anlamıyla kamu malı niteliğinde olup, “kamusal mal” ve “özel mal” ayrımına tabidir. Belediyenin kamusal malları, kamusal malların haczedilemeyeceğine ilişkin genel ilke çerçevesinde korunmaktadır; buna karşın belediyenin doğrudan kamu hizmetine tahsis edilmemiş özel mallarına ilişkin bu ilkeden yararlanması ancak kanuni bir düzenleme ile mümkündür. 

5393 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 9. fıkrasında, belediyenin gerek kamusal malları gerek özel mallarından bazılarının haczedilmeyeceği açıkça belirtilmiştir. Buna göre, kamusal mallardan belediyenin kamu hizmetinde fiilen kullandığı malları haczedilemez. Buna göre, belediye tarafından görülen kamu hizmetinde, bu hizmetin bir unsurunu oluşturan mallar, örneğin, belediye sarayları, kütüphaneler, üniversite binaları, amfiler, laboratuvarlar, stadyumlar, müzeler, otoparklar, sulama kanalları, hipodromlar, sağlık ocağı binaları, lojmanlar, karakollar gibi hizmet malları fiilen kullanıldığından haczedilemez. Bununla birlikte, kamunun tamamının veya bir kısmının kullanımına tahsis edilen veya yollar, meydanlar, pazar yerleri, parklar, panayır yerleri, otlaklar gibi orta malı niteliğinde bulunan malların da haczi kabil değildir9. Söz konusu malların haczi bakımından dikkat edilmesi gereken husus, fiili tahsisin varlığıdır. Buna göre idare, ilgili malları idari işlemle tahsis etmemiş olsa dahi, bu malların fiilen kamu hizmetinde kullanılmaması gerekmektedir; aksi halde söz konusu mallar da 5393 sayılı Kanun’un 15. maddesi uyarınca haczedilemez. 

Belirtmek gerekir ki, ilgili düzenleme uyarınca kamu hizmetine tahsis edilen malların doğrudan belediye tarafından kullanılmasına da lüzum bulunmamaktadır. Belediyenin mallarının doğrudan belediye tarafından kullanılmamasına karşın, bu malların kamu hizmetini gören özel hukuk kişisi tarafından kamu hizmetine tahsisi halinde, söz konusu tahsis dolayısıyla bu malların da haczi mümkün değildir. 

B. Haczi Kabil Olmayan Belediyenin Malları

5593 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 9. fıkrasına göre, “Belediyenin proje karşılığı borçlanma yolu ile elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükme ek olarak, 5593 sayılı Kanun’un 73. maddesi uyarınca, kentsel gelişim ve dönüşüm alanı ilan edilen bölgelerde, anlaşma yolu ile belediye mülkiyetine geçen gayrimenkullerin de haczedilmesi mümkün değildir. Bu başlık altında, haczedilemezlik kuralına açıkça yer veren düzenlemeler incelenecektir. 

1. Proje Karşılığı Borçlanma Yolu ile Elde Edilen Gelirler

5393 sayılı Kanunun 15. maddesinin son fıkrasının ilk cümlesinde, “Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri … haczedilemez” ifadesi yer aldığından, bu hükme göre belediyelerin kamu hizmeti yürütümüne ilişkin olarak, İller Bankası10, il özel idaresi ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ya da uluslararası kuruluşlardan köprü inşaatı, metro yapımı, arıtma tesisi yapımı gibi bir proje karşılığı olarak gerek yurt içi gerekse yurtdışından borçlanma yoluyla temin ettiği gelirlerin (hibe olanlar hariç) haczi yoluna gidilmemesi gerekmektedir.

2. Şartlı Bağışlar

İlgili düzenleme uyarınca haczedilemeyeceği belirtilen ikinci mallar, belediyeye yapılmış olan şartlı bağışlardır11. Şartlı bağışların haczedilmezliği hususu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “bağışlamaya” ilişkin 285. ve müteakip maddeleri ışığında incelendiğinde; belediyelere yapılan şartlı bağışın, kamu hizmetinde kullanılmak üzere, belli bir amaç için bağışlanan, belli bir iş veya uygulama için belediyelere kamu veya özel tüzel ve gerçek şahıslarınca verilen her türlü menkul, gayrimenkul mallar ile paralar olduğu ya da belli bir şartla belediyeye belli bir yükümlülük yükleyerek hibe edilen benzeri şeyleri kapsadığı, belli bir amacın gerçekleşmesi veya belli bir amaç için kullanıma sunulan şeylerin haczinin mümkün olamayacağı ve şartlı bağışlarda devredilmezlik, satılamazlık, bölünemezlik şartının esas alınması geekmektedir.

Uygulamada herhangi bir haciz olayında, belediye tarafından haczedilen malın şartlı bağış olduğunun iddia edilmesi durumunda, belediyenin bir kamu kuruluşu olduğu nazara alındığında her türlü muamelesinin belli usul, esas ve kayıtlar muvacehesinde yürütüldüğü dikkate alınarak, haczedilen şey menkul mal ise bunun şartlı bağışlandığına dair bir belgenin (resmi veya özel) ve bu bağışın belediye kayıtlarına alındığına dair resmi bir evrakın ibraz edilmesi, taşınmaz mal ise bu taşınmazın şartlı bağış yapıldığına dair tapuya tescil ve şerh edilmiş olması, aynı şekilde sicile kaydı gereken diğer menkuller için aynı hususun tahkik ve belediye tarafından teyit edilmesi gerekmektedir. Örneğin, (A) gerçek kişisi mülkiyeti kendisine ait olan bir arsayı, kadın ve çocuk koruma evi yapılması şartıyla (Y) Belediyesine bağışlamış ve bu şart tapuya tescil ve şerh edilmiş ise, söz konusu arsanın haczedilmesi mümkün bulunmamaktadır. 

Söz konusu düzenlemenin mevhumu muhalifi uyarınca, şarta bağlı olmadan belediyelere yapılan bağışlar haczedilebilecektir. Kanun koyucunun “şarta bağlı” bağışlamaları dışarıda bırakması, kanaatimizce belediyeye yapılan bağışlamaların şart karşılığında hüküm ifade etmesi dolayısıyladır ve isabetlidir.

3. Vergi, Resim ve Harç ve Diğer Gelirleri

Belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirlerinin haczi kabil değildir. . Ayrıca, bu kapsamda 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunu’nun (“5779 sayılı Kanun”) 7. maddesinin ilk fıkrası uyarınca, il özel idareleri ve belediyelere, genel bütçe vergi gelirleri tahsilatından ayrılacak paylar ile diğer kanunlarda bu idarelere verilmesi öngörülmüş paylar da vergi kapsamında kabul edildiğinden hacze kabil değildir. Bununla birlikte elde edilen amme alacağının haczedilmeyeceğine ilişkin başka kanunlarda da düzenlemelere rastlamak mümkündür. Örneğin, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun (“2464 sayılı Kanun”) 86 ve 88. maddelerinde düzenlenen belediyenin yol, kanalizasyon ve su tesisleri harcamalarına katılma payları dar anlamda 5779 sayılı Kanun kapsamında vergi, resim harç olmasalar da belediyenin sunduğu yol, kanalizasyon ve su tesisleri hizmetlerinden doğrudan doğruya yararlanan kişilerden tahsil edilen katılma payları Vergi Hukuku açısından resim benzeri bir mali yükümlülük getirdiğinden haczedilememesi gerekmektedir12

Diğer taraftan, belediyelerin bankalarda vergi, resim ve harç geliri olarak ayrım yapmadan tek hesap numarasında toplanan paraları haczedilebilecektir. Ancak bu hesapta haczi mümkün olmayan vergi, resim ve harç gelirleri mevcutsa, bu husustaki iddianın belediyelerce ileri sürülmesi, yeterli ve inandırıcı nitelikteki belgelerle ispat edilmesi veya doğruluğunun alınacak mahkeme kararı ile sabit olması ya da ilgili kuruluşlarla; örneğin bankalarla yapacakları yazışma sonucunda iddianın doğruluğunun anlaşılması halinde, haczi mümkün olmayan vergi, resim ve harç gelirleri kadar olan kısım üzerindeki hacizler kaldırılacak, bunlar haricindeki gelirler üzerindeki haciz işlemi ise devam edecektir13.

Öte yandan önemle belirtmek gerekir ki, belediyenin vergi, resim ve harç gelirleri haricindeki ve özel hukuk hükümlerine göre tahsili gereken su14, atık su ve hizmet karşılığında elde etmiş olduğu gelirleri haczedilebilmektedir.

4. Kentsel Gelişim ve Dönüşüm Alanı İlan Edilen Bölgelerde Anlaşma Yolu ile Belediye Mülkiyetine Geçen Gayrimenkuller

5393 sayılı Kanunun 73. maddesinin 7. fıkrası "Anlaşma sonucu belediye mülkiyetine geçen gayrimenkuller haczedilemez." şeklindedir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 73. maddesi kapsamındaki uygulamalara ilişkin dönüşüm alanı ilanı ile ilgili iş ve işlemler de Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yürütülmektedir. 5393 Sayılı Kanun’un 73. maddesi uyarınca, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarındaki gayrimenkul sahipleri ve 24.02.1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanunu’nun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunu’na istinaden, belediyelerin kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarındaki gayrimenkul sahipleri hak sahibi olmuş kimselerle anlaşmaları halinde kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanında hakları verilir. Anlaşma sonucu belediye mülkiyetine geçen gayrimenkuller haczedilemeyecektir. Bu bağlamda belediyelerin kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarındaki hak sahibi olmuş kimselerle anlaşmaları halinde kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanındaki hakları ile anlaşma sonucu belediye mülkiyetine geçen gayrimenkullerin haczi yoluna gidilmemesi gerekmektedir. 

Ancak, ilgili tapu sicil müdürlüklerinden gelen tapu takyidat belgelerinde mahcuz gayrimenkulün anlaşma sonucu belediye mülkiyetine geçtiğine ilişkin bir beyan bulunmadığından, belediyelerin yukarıda sayılan nitelikte bir hakkı veya gayrimenkulü haczedilmiş ve belediye tarafından da buna itiraz edilmiş ise, söz konusu haczin kaldırılması bakımından bu itirazlarının 5393 sayılı Kanunun 73. maddesi kapsamında bulunup bulunmadığının tespiti için ilgili tapu sicil Müdürlüğün’den son takyidat durumunun sorulması, belediyece söz konusu gayrimenkullerin anlaşma yoluyla elde edildiğinin yeterli ve inandırıcı belgelerle (Bakanlar Kurulu kararı, Belediye Encümeni, Belediye Meclisi kararı, mülk sahipleri ile noter huzurunda yapılan sözleşme vb.) ispat edilmesi veya mahkeme kararı ile sabit olması, gerekmesi halinde de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı nezdinde yapılacak gerekli araştırma sonucunda, haczedilen hakkın veya gayrimenkulün 5393 sayılı Kanun’un 73. maddesine göre kentsel dönüşüm ve gelişim alanının anlaşma yoluyla elde edildiğinin tespit edilmesi halinde haciz kaldırılacaktır. 

Belirtmek gerekir ki, ilgili düzenleme yer almasa idi, söz konusu gayrimenkuller haczi kabil niteliğinde kabul edilecekti; zira madde düzenlemesi ile elde edilen gayrimenkulerin kamu hizmetine doğrudan veya dolaylı tahsisi mümkün bulunmadığından bu malların belediyenin özel malları arasında kabulü gerekip; haczedilebilir nitelikte değerlendirilebilecek idi. Kanun koyucu düzenleme ile, haczedilmezlik ilkesinden kural olarak yararlanmayan söz konusu mallara istisna getirmiştir.

5. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Kapsamında Belediyelerin Malları ve Gelirleri

6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca gerçekleştirilecek dönüşüm uygulamalarındaki taşınmazlar, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi veya arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden yapım işini üstlenen müteahhite devredilmiş ise, malikler adına kat irtifakı kuruluncaya kadar, o yapım işine ait malzeme ve işçilik alacakları hariç olmak üzere, müteahhidin üçüncü kişilere olan borçlarından dolayı bu taşınmazlar hakkında haciz ve tedbir uygulanamaz. Yapım işine başlanmasından itibaren altı ay içerisinde kat irtifakının kurulmaması durumunda, bu taşınmazlar hakkında haciz ve tedbirler uygulanır. Anılı Kanunda belirtilen iş, işlem ve hizmetlere tahsis edilmiş olan taşınır ve taşınmazlar ile her türlü hak ve alacaklar, para ve para hükmündeki kıymetli evrak, kamu yararı amacına tahsis edilmiş sayılır, bunlar ve işbu Kanun kapsamında alınacak teminatlar hakkında her ne suretle olursa olsun haciz ve tedbir uygulanamaz.

C. Haczi Kabil Nitelikte Değerlendirilen Mallar

Belediyelerin banka hesaplarında bulunan paralar, söz konusu paranın niteliği gereği harcanarak tükenecek olması ve hakkında kamu hizmetinde kullanılacağına ilişkin bir tahsis kararı olsa dâhi son ana kadar bu kararın değiştirilerek herhangi bir amaç ile kullanılabilecek olması nedeniyle, yukarıda ifade edildiği üzere, resim, harç, vergi veya vergi benzeri kalemlerden olmamak kaydıyla, belediyelerin hesaplarındaki paraların haczi mümkündür15

Yargıtay, belediye mallarına haczedilemezlik koruması sağlayan 5393 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 9. fıkrasını dar yorumlamaktadır. Bu bağlamda, belediyeye ait banka hesaplarında özellikle haczedilemeyen 5779 sayılı Kanun’un 7. maddesindeki vergi, resim, harç gelirleri ile haczedilebilir nitelikte olan diğer gelirlerinin, birbirinden ayırt edilemeyecek şekilde bir “havuz” hesabında toplanması durumunda, hem bu tür davranışların iyi niyet kuralları ile bağdaşmasının mümkün olmadığı, hem de söz konusu hesaptaki paranın vergi, resim ya da harç geliri mi yoksa haczi caiz bir gelir mi olduğu konusunun ayırt edilememesi sebebi ile söz konusu havuz hesabı ile ilgili olarak bankaya haciz müzekkeresi yazılması durumunda, bu işlem aleyhine şikayet yoluna başvuran belediyenin şikayetinin reddine karar verilmektedir16.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise, borçları dolayısıyla belediye hesaplarına uygulanacak haciz konusunda söz konusu ayrımın yapılmaması dolayısıyla belediye hesaplarına uygulanan haczin kaldırılması ve başvurucuların alacaklarını alamamalarını adil yargılanma hakkı ile mülkiyet hak ekseninde değerlendirerek aykırılığına hükmetmiştir17.

III. HACZEDİLEBİLİR MALLARIN HACZİNE İLİŞKİN USUL

Belediyeye karşı başlatılacak icra takibinde haciz aşamasına gelindiğinde, belediyeye müzekkere yazılarak “10 gün içerisinde hacze kabil mallarının bildirilmesi” talep edilmektedir. Bu ihtimalde, belediye tarafından 10 gün içerisinde borca yeter tutarda hacze kabil mal bildirilmesi hâlinde, bu mallar üzerinde haciz uygulanacak ve bu malların paraya çevrilmesi suretiyle alacak tahsil edilecektir. 

Kanun’un önceki düzenlemesine göre, “(i)icra dairesince haciz kararı alınmadan önce belediyeden borca yeter miktarda mal göstermesi istenir ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır. On gün içinde yeterli mal beyan edilmemesi durumunda yapılacak haciz işlemi, alacak miktarını aşacak veya kamu hizmetlerini aksatacak şekilde yapılamaz.” 

Buna göre, haciz işlemi sadece belediyenin göstereceği mallar üzerinden yapıldığından ve uygulamada bu durumun belediyelerin tüm borçları için aynı malları icra dairesine beyan etmeleri ve alacaklıların aynı hacizli mallar üzerinden sıraya girerek alacağını tahsil edememesine sebep olmuştur. 

Her ne kadar 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun’un (“6552 sayılı Kanun”)18 121. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu 15. maddenin son fıkrasına, "İcra dairesince haciz kararı alınmadan önce belediyeden borca yeter miktarda haczedlebilecek mal gösterilmesi istenir ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır. On gün içinde yeterli mal beyan edilmemesi durumunda yapılacak haciz işlemi alacak miktarını aşacak veya kamu hizmetini aksatacak şekilde yapılamaz" hükmü eklenmiş ise de Anayasa Mahkemesi, 17.06.2015 tarihli ve 2014/194 Esas ve 2015/55 Karar sayılı kararı ile birinci cümlede yer alan “ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır.” ve son cümlesindeki “veya kamu hizmetini aksatacak” ifadeleri iptal etmiştir. 

Buna karşın, 6552 sayılı Kanun’un 123. maddesi ile 5393 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 8. Madde ile, “15. maddenin son fıkrası hükümleri, devam eden her türlü icra takipleri hakkında da uygulanır. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce yapılmış icra takipleri gereğince konulan tüm hacizler, söz konusu fıkra hükümleri dikkate alınarak kaldırılır.” hükmü eklenmiştir. Söz konusu düzenlemenin, belediyelerin hizmet görme kapasitelerinin kısıtlanmasına yol açmasını engellemek için çıkarıldığı anlaşılmakta ise de, 5393 sayılı Kanun’un 15. maddesinin son fıkrası hükmünün devam eden her türlü icra takiplerinde uygulanması ve bu maddenin yürürlük tarihinden önce belediye aleyhine yapılmış olan icra takipleri gereğince konulan hacizlerin kaldırılması, kişilerin alacaklarının tahsilini geciktireceği ya da alamamalarına neden olabileceğinden hukuka olan güven duygusunu zedelemekte ve hukuk güvenliği ilkesi19 ile bağdaşmamaktadır. Söz konusu hüküm bu gerekçelerle Anayasa Mahkemesi, 17.06.2015 tarihli ve 2014/194 Esas ve 2015/55 Karar sayılı anılı kararı ile iptal edilerek yürürlükten kaldırılmıştır. 

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı ile birlikte, belediyenin mal bildirmemesi veya bildirilen malların borcu karşılar nitelikte olmaması veya üzerinde öncül hacizler olması nedeniyle malların paraya çevrilmesi neticesinde alacağın karşılanamayacağının tespit edilmesi hâlinde, alacaklı belediyenin bildirilenin dışındaki diğer malları ile hak ve alacakları üzerine haciz konulması talep edebilecektir. Bu ihtimalde, söz konusu malların hacze kabil olup olmadığına ilişkin takdir hakkı icra müdürüne aittir. 

İcra müdürünün malların hacze kabil olduğuna kanaat getirmesi hâlinde, belediye mallarının haczedilemezlik kuralı kapsamında olduğunu iddia ederek şikâyet başvurusunda bulunmaktadır. Belediye tarafından yapılacak şikâyet ise icra müdürünün işleminin kamu düzenini korumak amacıyla tesis edilen 5393 sayılı Kanun’un 15. veya 73. maddesine aykırı olduğu iddiasına dayandığından süresiz şikâyet olarak değerlendirilecek olup, her ne kadar bu ihtimalde ispat yükü belediyede olsa da mahkeme re’sen araştırma yaparak belediyenin sunmadığı veya dayanmadığı delilleri de değerlendirerek sonuca varabilecektir. 

İcra müdürü tarafından hakkında haciz talep edilen malların haczedilemeyeceğine kanaat getirmesi hâlinde ise icra müdürünün kararına karşı alacaklı tarafından şikâyet yoluna başvurulması gerekecektir. Burada önem arz eden nokta, alacaklının yapacağı şikâyet süreye tabidir. Buna göre, icra müdürünün ret kararının müteakip 7 gün içerisinde şikâyet başvurusunda bulunulmalıdır. Bu bağlamda görevli ve yetkili İcra Hukuk Mahkemesi’ne yapılacak şikâyet başvurusunda haciz talep edilen malların haciz edilmesinin önünde bir engel olmadığına ilişkin ispat yükü alacaklıya aittir. 

IV. SONUÇ

Haczedilemezlik, kamusal mallara ilişkin getirilmiş istisnai bir ilke olup; kamusal mallar dışında idarenin özel mallarının haczedilemeyeceğine ilişkin yasal düzenlemelerin haczedilemezlik kuralının getiriliş amacı doğrultusunda yorumlanması esastır. Buna göre, idareye ait banka hesaplarında yer alan malvarlığının doğrudan haczedilemezlik kuralından yararlanması beklenemez. İdarenin mevcut malvarlığının tahsis edilip edilmediği dikkate alınarak, kamu hizmetine tahsis edilmeyen malvarlığına haciz konulması mümkün kılınmalıdır. 

İlgili düzenlemede haciz konulacak malvarlığı konusunda belediyenin “hacze kabil malvarlığını” doğrudan takdir yetkisi çerçevesinde kendisinin belirlemesi halinde, bireylerin gösterilen haczi kabil malvarlığı ile alacağını tahsil etmesi neredeyse imkânsız kılınmakta idi. Zira belediyenin borçlarının tahsili amacıyla aynı malvarlığı unsurlarını bütün alacaklılar bakımından göstererek, alacaklar sıraya konulmakta ve uzun sayılabilecek sürede alacaklar tahsili edilememekte idi. 

Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile birlikte, kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi ile alacaklıların menfaatleri arasında bir denge gözetilerek; bireyin alacak hakkı mülkiyet hakkı kapsamında korunmakta ve kamu hizmetinin sürekliliği ilkesine uygun olarak kamu hizmetine tahsis edilmeyen banka hesaplarında yer alan malvarlığının idare tarafından gösterilmese dahi icra müdürünün haczi kabil olduğu konusundaki takdir hakkı ile haczedilebilir hale gelmektedir. Böylelikle belediyenin borçlu konumunda olduğu durumlarda, alacaklıların alacaklarına ulaşması mümkün hale gelmiştir.

KAYNAKÇA

BAK I KURU / RAMAZAN ARSLAN / EJDER YILMAZ, İcra ve İflas Hukuku, 28. Baskı, Ankara 2014

,SA IM ÜSTÜNDAĞ, İcra Hukuku Esasları, Nesil Matbacılık, İstanbul 2004.

EJDER YILMAZ, Devlet Malları Hak ve Rüçhanlığına Sahip Malların Haczedilememesi, Yaşar Karayalçın’a 65. Yaş Armağanı, Ankara 1988.

HASAN NUR I YAŞAR, İdare Hukuk Genel Esaslar, İstanbul, Der Yayınları, İstanbul 2016.

İSMET G I R ITL I / PERTEV B ILGEN / TAYFUN AKGÜNER / KAHRAMAN BERK, İdare Hukuku, 4. B., İstanbul 2011.

HAMZA EROĞLU, İdare Hukuku Genel Esasları İdari Teşkilat ve İdarenin Denetlenmesi, Işın Yayıncılık, Ankara 1984.

KEMAL GÖZLER, İdare Hukuku, 10. B., Ekim Basım Yayın Dağıtım, Bursa 2019.

MET IN GÜNDAY, İdare Hukuku, 10. B., İmaj Yayınevi, Ankara 2011.

ŞEREF GÖZÜBÜYÜK / TURGUT TAN, İdare Hukuku, C.1, Genel Esaslar, Turhan Kitabevi 7.B., Ankara 2019

TAL IH UYAR, İcra Hukukunda Haciz, Bilge Yayınevi, Manisa 2016.

HAKAN HASIRCI, Belediye Mallarının Haczi, https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/ bitstream/handle/123456789/49230/22304. pdf?sequence=1&isAllowed=y (Erişim Tarihi: 25.02.2020).

DİPNOT

1 Belediyenin kamu hizmetini yürütebilmesi için belediye başkanının makam aracının bulunmasının gerekip gerekmediği ve makam aracı olarak tahsis edilen bir aracın fiilen kamu hizmetinde kullanılıp kullanılmadığı haczedilmezlik şikayetine konu edilen borçlu belediyeye ait aracın belediye başkanının makam aracının kamu hizmetinin yürütülebilmesi için belediye başkanının makam aracının bulunması gerekmediği yönünde karar için bkz Yargıtay 12. H. D., T. 10.06.2019 E. 2019/7271 K. 2019/9780.

2 Ejder Yılmaz, “Devlet Malları Hak ve Rüçhanlığına Sahip Malların Haczedilememesi”, Yaşar Karayalçın’a 65. Yaş Armağanı, Ankara 1988, s. 603. İİK m. 82, I/1 hükmü (ve orada yollama yapılan ilgili özel kanun hükümleri) karşısında haczedilemeyen malların dört kategoride toplanması mümkündür. Bunlar, devlet (kamu) malları, devlet malları gibi olan mallar, devlet malı olmamakla beraber haczedilemeyeceği belirtilen mallar ve devlet malı hak ve rüçhanlığını haiz mallar.

3 AYM, T. 21.10.1992, E. 1992/13, K. 1992/50.

4 Hasan Nuri Yaşar, İdare Hukuk Genel Esaslar, İstanbul, Der Yayınları, 2016, s. 227.

5 Baki Kuru, Ramazan Arslan, Ejder Yılmaz, İcra ve İflas Hukuku, Yetkin Yayınları, 2014, s. 268-269

Saim Üstündağ, İcra Hukuku Esasları, Nesil Matbacılık, İstanbul 2004, s. 190

6 Talih Uyar, İcra Hukukunda Haciz, Bilge Yayınevi, Manisa 2016, s. 396.

7 Gözler, kamu mallarını, kamunun doğrudan kullanımına veya özel düzenlemelerle bir kamu hizmetine tahsis edilen kamu tüzel kişilerine ait mallar olarak tanımlamaktadır. Kemal Gözler, İdare Hukuku Dersleri, 10. B., Ekin, Bursa 2019, s. 615. Kamusal malların belirlenmesinde organik ve maddi koşul olmak üzere iki koşul aranmaktadır. Organik koşul ile kastedilen, bir malın kamu malı sayılabilmesi için bir kamu tüzel kişisine, yani devlete, yerel idarelere veya kamu kurumlarına ait olması gerekir. Maddi koşula göre ise malın, kamunun ortak kullanımına ve yararlanmasına ya da bir kamu hizmetine özel bir düzenleme ile tahsis edilmiş olması gerekir. Şeref Gözübüyük / Turgut Tan, İdare Hukuku, C.1, Genel Esaslar, Turhan Kitabevi 7.B., Ankara, 2019, s.895)

8 Hamza Eroğlu, İdare Hukuku Genel Esasları İdari Teşkilat ve İdarenin Denetlenmesi, Işın Yayıncılık, 1984, Ankara, s.306.; İsmet Giritli / Pertev Bilgen /Tayfun Akgüner / Kahraman Berk, İdare Hukuku, 4. B., Der Yayınları, İstanbul 2011 s. 835.

9 Hakan Hasırcı, Belediye Mallarının Haczi, (Erişim: 25.02.2020) https:// dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/ handle/123456789/49230/22304.pdf?sequence=1&isAllowed=y

10 26.01.2011 tarihinde kabul edilip, 08.02.2011 tarih ve 27840 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6107 sayılı Kanunla özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe sahip, anonim şirket statüsünde “İller Bankası Anonim Şirketi” unvanıyla bir kalkınma ve yatırım bankası kurulmuş ve bankanın kısaltılmış unvanı “İlbank” olarak düzenlenmiştir.

11 Belediyeye yapılan bağışın şarta bağlı olmasının yeterli olduğu; bağışın şarta uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının bağışın niteliğine halel getirmediğine ilişkin bkz. Yargıtay HGK, T., 20.03.2013, E. 2012/12-719, K. 2013/388. 

12 AYM, 28.03.2002 T., 2001/5, E. 2002/42, K. R.G. 05.09.2002.

13 HGK. T. 08.06.2016 E., 2014/1015 K. 2016/767 

14 “Somut olayda haczi konulan borçlu belediyenin 5009 no.lu banka hesabındaki paraların içme suyu gelirleri olduğu, mahkemenin kabulündedir. Belediyelerin içme suyu gelirleri ise vergi, resim, harç niteliğinde olmayıp haczi mümkündür.” Bkz. Yargıtay 12. H.D., T. 21.11.2011, E. 2011/6618, K. 2011/27104. 

15 Yargıtay 12. H. D. T. 03.02.2014 E.2013/36417 K. 2014/22806.

16 YHGK, T. 08.06.2016 E., 2014/1015 K. 2016/767, Yargıtay 8. H.D., T. 09.09.2015 E. 2015/13944 K. 2015/15921.; Yargıtay 12. H.D., T. 17.09.2012 E. 2012/8811 K. 2012/26628. 

17 Kanioğlu ve Diğerleri / Türkiye Davası, Başvuru No: 44766/98, 44771/98 ve 44772/98.

18 RG. 11.09.2014 ve Sayı: 29116.

19 Metin Günday, İdare Hukuku, 10. B., İmaj Yayınevi, Ankara 2011, s. 39.

  • Özet yapım aşamasında
Keywords
BELEDIYE MALLARI, HACZEDILEMEZLIK ŞIKÂYETI, BELEDIYELERIN KAMUSAL MALLARI, BELEDIYENIN HAK VE ALACAKLARI, HACIZ
Capabilities
Public Administration
Bankruptcy & Insolvency
Legal Framework
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief & Legal Brief

GSI Brief 204

Gsi Brief 204

Brief
Read more
GSI Brief 205

Gsi Brief 205

Brief
Read more
GSI Brief 206

Gsi Brief 206

Brief
Read more
GSI Brief 189

Gsi Brief 189

Brief
Read more

Articletter - Winter Issue

Covid-19’un İş Hukuku’ndaki Zorlayıcı Sebep Kavramı Çerçevesinde Değerlendirilmesi Ve Covid-19 Sebebiyle İş Hukuku Mevzuatında Yapılan Değişiklikler

Covid-19’un İş Hukuku’ndaki Zorlayıcı Sebep Kavramı Çerçevesinde Değerlendirilmesi Ve Covid-19 Sebebiyle İş Hukuku Mevzuatında Yapılan Değişiklikler

2021
Read more
Akıllı Sözleşmelerin Türk Hukukunda Geçerliliği ve İcra Edilebilirliği

Akıllı Sözleşmelerin Türk Hukukunda Geçerliliği Ve İcra Edilebilirliği

2021
Read more
5346 Sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Çerçevesinde Mücbir Sebep Dolayısıyla Süre Uzatım Taleplerinin Hukuki Olarak Değerlendirilmesi

5346 Sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Çerçevesinde Mücbir Sebep Dolayısıyla Süre Uzatım Taleplerinin Hukuki Olarak Değerlendirilmesi

2021
Read more
Türk Hukuku Tahtında Hapis Hakkı Ve Uçak Haczi

Türk Hukuku Tahtında Hapis Hakkı Ve Uçak Haczi

2021
Read more