ÖZET
İletişim Komitesi’nin bu raporu yayınlamaktaki temel amacı, interneti daha saygılı bir platform yapmak gayesiyle düzenleyicilere daha kapsamlı ve bütünleyici stratejiler benimsemelerini tavsiye etmektir. Bu strateji, normalde çevrimdışı platformlarda izin verilmeyecek zararlı aktivitelerin önüne geçmek ve birkaç büyük şirket tarafından domine edilen dijitalleşmiş dünyada güvenliği sağlamak amacı ile ilgilidir. Bu rapor, internet ve dijital dünya ile alakalı yönetmeliklerin ortak, adil ve şeffaf bir şekilde yeniden yapılandırılmasına ilişkin bir çağrı niteliği taşır.
BÖLÜM I
Bu rapor Lordlar Kamarası tarafından dijital platformlara ilişkin düzenlemelerdeki boşlukların dolmasını ve bu platformlara ilişkin genel bir düzenleyicinin oluşması amacıyla temelde iki ana fikir üzerinde şekillenmiştir. Bu ana fikirler: I) İnternete ilişkin düzenlemeleri şekillendirecek ve üzerinde mutabık kalınmış on ilke olmalı. II) Hükümet’in en yüksek yetkili mercilerine ulaşabilme kapasitesine sahip yeni bir Dijital Otorite kurulmalıdır. Bu otorite, internete ilişkin yönetmelikleri denetleyecek ve acil bir düzenleme yapılması gerektiğinde bu yetkiyi haiz olacak bir otorite olarak şekillenmelidir.
Lordlar Kamarası bu ilkeler sayesinde, dijital dünyayı oluşturan hizmetlerin bu servislerden dolayı üzerinde mutabık kalınmış prensipler bütünüyle sorumlu tutulabileceklerini ifade etmiştir. Bu ilkeler; eşitlik, şeffaflık, hesap sorulabilirlik, açıklık, gizlilik, etik tasarım, çocukluğun tanınması, insan haklarına ve eşitliğe saygı, eğitim ve farkındalığı artırma, demokratik hesap sorulabilirlik, orantılılık ve kanıta dayalı yaklaşım ilkelerinden oluşmaktadır. İkinci temel görüşte belirtildiği üzere, kendileri Dijital Otorite’nin kurulma amacının; düzenleyicileri yönlendirmek ve koordine etmek ve parlamentoyu, hükümeti ve halkı bilgilendirmek olduğunu belirtmişlerdir.
BÖLÜM II
İkinci bölümde yukarıda sözü edilen ilkeler detaylandırılmış ve ilkeler altında yatan mantık hakkında bilgi verilmiştir.
İlk ilke olan eşitlik, çevrimiçi ve çevrimdışı platformlarda aynı sonucu elde etmeyi amaçlamaktadır. Başka bir deyişle, hukuk dışı sayılan çevrimdışı davranışların çevrimiçi platformlarda da hukuk dışı sayılması gerekliliği ilk ilkenin altında yatan temel mantıktır.
Hesap sorulabilirlik ilkesi ise kurallara uyumun ve kişiler ve kuruluşların faaliyetlerinden sorumlu tutulmasının sağlanmasını içeren süreçlere sahip olmak olarak tanımlanmaktadır. Bu ilke bakımından tanıkların hesap verilebilirlik konusunda yaygın bir endişeye sahip oldukları, ancak bu endişenin altında yatan sebebin hukuksuzluk değil hukukun uygulanma biçimi olduğu belirtilmektedir. Öte yandan, bir araştırma firması olan Doteveryone’nın araştırması sonucunda, insanların dijital dünya karşısında kendilerini güçsüz hissettiklerini ve teknoloji şirketlerinden ve hükümetten daha fazla sorumluluk almak istediklerini tespit etmiştir. Hal böyle olunca, bu eşitsizliğin dengelenmesi için bağımsız bir gözetime ihtiyaç olduğu ortaya çıkmıştır.
Şeffaflık ilkesi, incelemeye açık olarak tanımlanmakta ve hesap verilebilirliği sağlamanın anahtarı olarak görülmektedir. Bu ilke, dijital kurallar hakkında ortak bir anlayışın oluşturulmasında ve kullanıcıların haklarının bu kurallardan nasıl etkilendiğini anlamalarında önemli bir role sahiptir. Buna karşılık, bu kadar geniş kapsamlı teknik bilgiyi açığa çıkarmanın faydalı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum, teknik olarak şeffaf sistemlerin daha kolay bir şekilde manipüle edilmesinden kaynaklanmaktadır ki bu da gerekli bilgilere ulaşım engelleneceğinden şeffaflığın ortadan kalkmasına sebebiyet verebilmektedir. Rapor, farklı amaçlar için farklı seviyelerde şeffaflığa sahip olunmasının bir çözüm yolu olabileceğini ifade etmektedir. Ek olarak, teknik olmayan bir biçimde kullanıcıları bilgilendirmek, düzenleyiciye açıklama ve hesap verme açısından bir zorunluluk olarak ortaya çıkmalıdır.
Açıklık ilkesi, internetin yeniliğe ve rekabete açık olarak kalmasının gerekliliğine vurgu yapmaktadır. İnternet; özel ve kamusal hayatta, insan hakları, ifade ve bilgi alma özgürlüğü bağlamında üst düzey önem taşımakta ve bu hakların da çevrimiçi olarak da korunması gerekmektedir. Bu ilke kapsamında, internet hizmet sağlayıcıları, kaynağı önem arz etmeksizin, ürün veya web sitesi ayrımı yapmadan yahut ürün veya web sitesi engellemeden bütün uygulamalara erişim sağlamalıdır.
Gizlilik ilkesi, kişilerin gizliliğinin korunmasını ifade etmektedir. Gizlilik ve veri koruma, Bilgi Komisyonu Ofisi tarafından Genel Veri Koruma Yönetmeliği’ne (GDPR) göre düzenlenen konulardır. Fakat, verilerin korunması çerçevesi ve kullanıcıların beklentileri uyuşmamaktadır. Bilgi Komisyonu Ofisi, çevrimiçi platformların kişisel veriyi nasıl kullandığı ve algoritmalarla tüketici seçimlerinin nasıl sınırlandırıldığı hakkında derin bir endişe duyulduğunu belirtmektedir. Bu durum hala kat edilmesi gereken yol olduğunu göstermektedir.
Etik tasarım ilkesi, kullanıcıların ve toplumun çıkarlarını gözeten ve onlara hizmet eden mekanizmalara sahip olmakla ilgili bir ilkedir. Dijital çağda, hizmetlerin tasarımıyla ilgili pek çok sorunla karşılaşılmaktadır. Öyle ki bu tasarımlardan bazıları, kullanıcıların psikolojik hallerinden faydalanarak onları manipüle etmek için tasarlanmıştır. Güvenlik ve gizlilik gibi etik standartlar, teknolojinin tasarımına dahil edilmeli ve varsayılan özellikler olarak sunulmalıdır. Bu standartlar aynı zamanda bireylerin manipüle edilmeden interneti kendi amaçlarına uygun olarak özgürce kullanabilmelerini güvence altına almalıdır.
Çocuğun tanınması ilkesi internetin en hassas kullanıcıları olan çocukları korumakla ilgilidir. İnternet kullanıcılarının üçte biri çocuklardan oluşmaktadır ve çocuklar çevrimiçi zararlara karşı özellikle çaresizdirler. Çocuklar çevrimiçi platformlarda bu kadar yüksek bir orana sahip iken onların iyilik ve güvenliklerinin teknoloji girişimcileri tarafından fazlaca dikkate alınmadığı gözlemlenmektedir. Bu sebeple Komite, bu durumun değişmesi gerektiğini, internetin çocuklar için daha iyi ve ulaşılabilir bir ortama çevrilmesini ve çocukların da ihtiyaçlarının göz önüne alınması gerektiğini ortaya koymakta ve bu bağlamda da öncelikle çocukların haklarının, hukuki durumlarının ve çocukluk konseptinin tanınması gerektiğini belirtmektedir.
İnsan haklarına ve eşitliğe saygı ilkesi, ifade ve bilgi edinme özgürlüklerinin güvence altına alınmasıyla ilgilidir. Günümüzde internet demokratik hayata katılmanın en temel taşlarından biri haline dönüşmüştür ve internete kısıtlamalar getirilmesi insanların sosyal, politik ve demokratik faaliyetlere katılma durumlarını tehdit etmektedir. Bu nedenledir ki dijital dünyada yapılacak olan düzenlemeler insan haklarına ve eşitlik ilkesine saygı çerçevesi içinde yapılmalıdır. Bu bağlamda Hükümet, bu hakların çevrimiçi ortamda korunması konusunda kararlı olduklarını ve bu haklara yapılacak herhangi bir kısıtlamanın Birleşik Krallık’ın demokratik değerleri doğrultusunda yasallık, gereklilik ve orantılılık ilkeleriyle uyumlu olması gerektiği belirtilmiştir.
Eğitim ve farkındalığı artırma ilkesi, insanların dijital dünyada güvenli bir şekilde gezinmelerini sağlamayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda ebeveynler, çocukların internet kullanımına aracılık etmede önemli bir rol oynamaktadır. Buna karşılık çoğu ebeveynin bunu etkili bir şekilde yapmak için yeterli bilgiye sahip olmadığı göze çarpmaktadır. Bu ilkede Lordlar Kamarası, İngiltere’de dijital becerilerin yetersiz olduğunu ve dijital okuryazarlık üzerinde çalışılması gerektiğini belirtmektedir. Ek olarak, İnternetle Büyümek Raporu’nda “dijital okuryazarlığın bir çocuğun eğitiminin okuma, yazma ve matematiğin yanı sıra dördüncü direği olması gerektiği” tavsiye edilmektedir. Dijital okuryazarlık, dijital teknolojileri kullanma, oluşturma ve eleştirme becerilerine ve dijital dünyanın yapılarını ve dilini eleştirel olarak anlam bilgisine sahip olma ve yeni sosyal normları yönetme konusunda kendine güvenme olarak tanımlanabilir.
Eğitim ve farkındalığı artırma ilkesi, insanların dijital dünyada güvenli bir şekilde gezinmelerini sağlamayı amaçlamaktadır.
Demokratik sorumluluk, orantılılık ve kanıta dayalılık ilkesi zorla düzenlemeden ziyade stratejik bir yaklaşımla ilgilidir. Çünkü bu düzenleme, medyanın çevrimiçi zararlara, kampanyalara ve lobi faaliyetlerine karşı öfkesinin kontrolü altında yapılırsa, “öfkeyle düzenleme” olur ve bu sebeple olması gerektiği gibi etkili olmayacaktır. Bu nedenle, etkili, demokratik olarak sorumlu, orantılı ve kanıta dayalı bir çerçeve olmazsa olmazdır. Ancak bu da, düzenlemenin uzun sürmesi gerektiği veya kesin kanıt gerekliliği olduğu anlamına gelmez. Riskin yüksek olduğu hallerde zarar kesinleşmeden zararın önüne geçilmesi uygun olabilir. Bu nedenle düzenlemeler çok yakından izlenmeli ve olması gerektiği gibi çalışmıyorsa veya ters etki yapıyorsa değiştirilebiliyor olmalıdır.
BÖLÜM III
Üçüncü bölüm “Etik Teknoloji” ile ilgilidir. Bu bölümde, Lordlar Kamarası tasarımdan kaynaklanan sorunları ve bu sorunların düzenlemelerle nasıl daha iyi açıklanabileceğini araştırmaktadır. Etik tasarım bu bölümdeki anahtar kelimelerden biridir. İnternet sitesi tasarımcıları, kullanıcıların hangi gönderileri göreceklerini, hangi haberleri, hikayeleri ve makaleleri okuyacaklarını veya hangi videoları izleyeceklerini seçerek kullanıcıların deneyimlerini ve kararlarını kolayca etkileyebilmektedir. Özetle tasarım, teknolojinin hem insanlar hem de algoritmalar tarafından nasıl kullanıldığını ve algılandığını belirler.
Bu bölümde, Veri Koruma ve Gizlilik, Dikkat Çekme, Algoritmik Küratörlük, Hizmet Şartları ve Bilgilendirme ve Tasarımda Etik olmak üzere beş alt başlık vardır.
GDPR, Birleşik Krallık’ta Mayıs 2018’de yürürlüğe girmiştir ve gizliliği, kişisel verileri korur ve kapsamlı bir şekilde düzenler. GDPR aynı zamanda hizmetlerin tasarımına dahil olacak gizlilik ve güvenliği de ister. Farklı kullanıcı grupları; özel ihtiyaçları olan yetişkinler, yaşlılar, çocuklar gibi kendilerine uygulanan özel tasarım etiğine ihtiyaç duyabilir. Bu bağlamda, 2018 tarihli Veri Koruma Yasası, Bilgi Komisyonu Ofisi’nin “çocuklara erişmesi muhtemel” çevrimiçi hizmetler için gereksinimleri belirlemek üzere Yaşa Uygun Tasarım Kodu geliştirmesini gerektirir. Bu da Birleşik Krallık yasalarında GDPR’nin “çocukların özel korunması gerekliliği” beyanına yönelik bir hüküm oluşturacaktır.
Dijital ekonomi, dijital dünyanın önde gelen iş modeli için kişisel verilere ihtiyaç duymaktadır. Google, bu iş modelini, kullanıcılara ücretsiz bir arama hizmeti sunarak, davranışları ve ihtiyaçları izleyerek, analiz ederek ve şirketlere reklam yoluyla olası müşterilere ulaşma konusunda bir fırsat satarak geliştirmiştir. Facebook da ayrıca, bir gönderiyi kaç kez gördükleri veya ne kadar süre ile görüntüledikleri ve hatta ne zaman görüntüledikleri de dahil olmak üzere kullanıcıların davranışlarını analiz eden benzer bir sistem kullanmaktadır. Bu doğrultuda internet girişimleri, geleneksel yöntemlerle verimli bir şekilde işleyemeyecekleri çok büyük miktarda veri toplamıştır. Bu durum da şirketleri makine öğrenimini kullanmaya yönlendirmiştir. Makine öğrenimi, deneyimlerden öğrenen bir yapay zekâ biçimidir. Lordlar Kamarası; verilerin doğru, güncel, makul ve yasal olarak, özellikle bir algoritma tarafından işlendiğinde makul ve yasal olarak işlenmesinin esas olduğunu belirtmekte ve kullanıcıların talebi üzerine bir işleme şeffaflığı raporu alma hakkına sahip olmalarını tavsiye etmektedir. GDPR kapsamında kullanıcılar yalnızca veri denetleyicilerinden hangi verilerin tutulduğunu talep etme hakkına sahiptirler. Lordlar Kamarası’na göre, kullanıcıların davranış verilerini ne zaman, nasıl aldıkları gibi ayrıntılarla birlikte talep etme hakları da olmalıdır. Ek olarak, nasıl saklandıkları, ne kadar süreyle, nasıl kullanıldıkları ve aktarıldıkları gibi ayrıntılarla birlikte tuttukları davranış verileri hakkında yıllık bir açıklama yayınlamaları istenmelidir.
Bu bölümde ayrıca algoritmalar ve kişiselleştirme ile ilgili de bazı öneriler bulunmaktadır. Çevrimiçi platformlar, kullanıcılara ne aradıkları ile ilgili verilere dayanarak içerik sunmak ve içeriği kişiselleştirerek insanların çevrimiçi olarak ne gördüğünü belirlemek için algoritmalar kullanmaktadır. Algoritmaların kullanımına ilişkin etik, adil ve şeffaf bir ortam için Lordlar Kamarası, Bilgi Komisyonu Ofisi’ne, algoritmaların kullanımına ilişkin kuralları bu raporun ikinci bölümündeki ilkelere dayalı olarak belirlemesi ve Bilgi Komisyonu Ofisi’ne denetimler yapma yetkisi verilmesi, işletmelere kişisel verileri nasıl kullandıklarını ve algoritmaların neler yaptığını açıklamalarının sağlanması için tavsiyede bulunmaktadır. Bilgi Komisyonu Ofisi ayrıca algoritmaların kullanımına ilişkin bir en iyi uygulama kodu yayınlamalıdır. Kurallara uymayan işletmelere ise yaptırım uygulanmalıdır.
Rekabet hukuku bağlamında, piyasa hakimiyetini kötüye kullanmak yasaktır, ancak hakimiyetin kendisi yasak değildir.
Hizmet şartları ve bilgi ile ilgili olarak GDPR, özel olarak izin verilmedikçe kişisel verilerin işlenmesini yasaklamakta ve ayrıca kuruluşların verileri nasıl kullandıklarını açıklamalarını istemektedir. Bununla birlikte, hizmet şartları konusunda bir anlayış eksikliği vardır ve Lordlar Kamarası, hizmet şartları formlarının kullanıcılar için açık bir şekilde erişilebilir ve anlaşılır olmasını tavsiye etmektedir. Ayrıca, kuruluşlar seçilebilir hükümler sağlamalı ve “ya hep ya hiç” konseptinde olmamalıdır.
BÖLÜM IV
Dördüncü bölümün başlığı Pazar Yoğunluğudur.
Bu bölüm, dijital pazarlarda rekabet, ağ etkileri ve pazar payı, birleşme ve devralmalar, fiyat ve tüketici refahı ve rekabet hukukuna ilişkindir. Bu bölüm, internetin, Facebook, Amazon, Google, Apple ve benzeri gibi az sayıdaki büyük şirketlerden oluşan bir grup tarafından domine edildiğini ve rekabetçi hale gelmeden önce start-up şirketleri satın aldıklarını vurgulamaktadır. Rekabet hukuku bağlamında, piyasa hakimiyetini kötüye kullanmak yasaktır, ancak hakimiyetin kendisi yasak değildir. Fakat, hakim işletmeler, işlemlerinin piyasayı bozmamasını sağlama sorumluluğuna sahiptir. Birleşme ve satın almalar, büyük şirketlerin veri tekeli haline gelmesine izin vermemelidir. Bu bağlamda Komite, tüm veriye dayalı birleşme ve satın almalar için veri birikimine dayalı Hükümet tarafından uygulanacak yeni bir kamu yararı testi önermektedir.
Komite, bu bölümde ayrıca dijital pazarları rekabetçi kılmak için birlikte çalışabilirlik ve taşınabilirliğin önemli olduğunu belirtmektedir. GDPR, kullanıcılara belirli türdeki kişisel verileri kuruluşlar arasında taşıma hakkı vermektedir. Dr. Damin Tambini şöyle değerli bir örnek vermektedir: “Facebook geçmişinizi, fotoğraflarınızı, arkadaş bilgilerinizi indirmeniz, Facebook’tan silmeniz ve onları bir rakip sosyal ağına nakletmeniz gerçekten mümkün olacak mı? İşte bu düzenleme gerçek rekabetin fitilini ateşleyecektir.” Veri Etiği ve İnovasyon Merkezi’nin bu alandaki en iyi uygulamaların geliştirilmesinde rol oynaması gerektiği ve Bilgi Komisyonu Ofisi’nin de bu uygulamaların işleyişini ve etkinliğini izlemesi gerektiği belirtilmiştir.
BÖLÜM V
Beşinci bölüm, çevrimiçi platformlar ve zorbalık, nefret söylemi ve küfürlü dil, tehditler, fikri mülkiyet dahil ekonomik zararlar, demokrasiye ve ulusal güvenliğe verilen zararlar gibi içeriğe dayalı çevrimiçi zararlar ve çevrimiçi platformların bunlara aracılık etme rolleri hakkındadır. Bu bölümde, Komite, yasa dışı içeriği düzenlemek için mevcut modeli ve ardından çevrimiçi zararın nasıl daha iyi düzenlenebileceğine ilişkin görüşleri ele almaktadır. Hangi içerik ve zararların yasa dışı olduğu ve hangi davranışların eşiği aştığı konusu öncelikle ele alınmalıdır. Yasa dışı içerikle ilgili olarak, Avrupa e-Ticaret Yönergesi, çevrimiçi aracıların özel bilgilere sahip olmadıkça hizmetlerinde bulunan yasa dışı içerikten sorumlu olmadıklarını belirtir. Bununla birlikte, bu tür içeriğin farkına varırlarsa onu kaldırmakla yükümlüdürler. Yönergeye göre, üye devletler hizmet sağlayıcılara içeriğin izlenmesi konusunda sorumluluk yükleyemezler. Uygulamada hizmet sağlayıcılar genellikle içeriği izler, özel yazılımlar kullanır ve kullanıcıların raporlarına güvenirler. Ancak, yanıtları sorunun ölçeğiyle orantılı değildir.
Lordlar Kamarası’na göre “bildirim ve yayından kaldırma” içerik düzenlemesi için yeterli bir model değildir ve Direktifin orijinal amacını daha iyi yansıtacak şekilde revize edilmesi veya değiştirilmesi gerekebilir. Açıkça yüklenebilen ve halk tarafından erişebilen içeriği barındıran ve düzenleyen çevrimiçi hizmetlere bir özen yükümlülüğü getirilmesi tavsiye edilmektedir. Bu görev, hizmetlerin tasarımı ve sunumunun tüm aşamalarında bir risk yönetimi kültürü oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu görevi daha etkin hale getirmek için, tam bir yaptırım yetkisine sahip bir yasa koyucu olmalıdır.
BÖLÜM VI
Altıncı bölüm son ve en önemli olanıdır. Bu bölümde Lordlar Kamarası yeni bir düzenleyici kurum olan “Dijital Otorite” için çağrıda bulunmaktadır. Lordlar Kamarası, özdenetim sisteminin başarısız olduğunu ve mevcut çerçevenin güncelliğini yitirdiğini belirtmektedir. Bu nedenle, dijital dünyada koordinasyon sağlamak ve başarısız olan özdenetim sistemini değiştirmek için bir dijital otoritenin kurulması gerekmektedir.
Birleşik Krallık’ta dijital kurallar birden fazla düzenleyici tarafından belirlenir ve bu durum boşluklara, çakışmalara ve parçalanmaya neden olur. Bahsedilen dijital otorite, gözetim sağlamalı, düzenlemeyi değerlendirmeli, boşlukları doldurmak ve çakışmaları düzeltmek için hangi ek yetkilerin gerekli olduğu konusunda tavsiyelerde bulunmalıdır. Ayrıca bilgilendirici, farkındalık yaratan ve aktif rollere sahip olmalıdır. Altıncı bölümde sayılan bu roller şunlardır;
-Parlamentoyu, Hükümeti ve halkı teknolojik gelişmeler hakkında bilgilendirmek, özel soruşturmalar için düzenleyiciler tarafından danışılacak uzman araştırmacılardan oluşan bir havuz sağlamak,
-Halkın teknolojiye karşı tutumlarının zaman içinde nasıl değiştiğini araştırmak ve halkın endişelerinin düzenleyiciler ve politika yapıcılar tarafından dikkate alınmasını sağlamak;
-Halk arasında dijital dünyayla bağlantılı konular hakkında farkındalık yaratmak;
-Dijital dünyada insan haklarının ve çocuk haklarının korunmasını sağlamak;
-İnternet düzenlemesinden sorumlu Avrupa ve uluslararası kuruluşlarla bağlantı kurmak.
Tüm bu işlevler, bu raporda belirtilen 10 ilkeye uygun olmalıdır.
SONUÇ
Lordlar Kamarası, etik değerlere saygılı, kullanıcı ve hizmet sağlayıcı arasındaki güç dengesini düzenleyen ve toplumun tüm kesimleri için güvenilir bir ortam sağlayan kapsamlı bir sistem önermiştir. Bununla ilgili olarak, temel ilkelerin uygulanmasını izleyecek ve hesap verebilirliği sağlayacak bir dijital otorite çağrısında bulunarak, dijital dönüşüme modern bir yaklaşım önermiştir.
Dijital dünyayı başarılı bir şekilde düzenlemek için çok daha hızlı bir düzenleyici kuruma ihtiyacımız olacaktır. Aksi takdirde internet kendi kendini düzenlemeye devam edecek ve hukuk temelde geçersiz hale gelecektir. Dijital otorite, hak ihlallerini ve zararlı içerikleri en etkin şekilde önlemek ve bu zararlı içerikleri hukuken cezalandırmak için faydalı bir kurum olacaktır. Dijital otorite, çevrimiçi dünyada ve bu dünyadaki gelişmelerin hukuka uyarlanmasında da etkin bir organ olarak hareket edebilir. Sürekli değişen ve gelişen dijital dünyada kuralların ve çerçevelerin aynı hızla değişmesi, bu platformları kullanan herkesin deneyimini olumlu yönde etkileyecektir.
İnterneti düzenleyen sistem, zamana ayak uydurabilen, dinamik ve şeffaf bir sistem olduğu takdirde; kullanıcılar, hizmet sağlayıcılar, hükümetler ve ülkeler için beklentinin çok daha üzerinde sonuçlar doğuracaktır.








