ÖZET
Anonim ortaklıklar, bireysel olarak pek bir anlam ifade etmeyen küçük çaplı sermayelerin bir araya gelerek büyük girişimlerin gerçekleştirilmesi amacıyla kurulmaktadır. Birikimini anonim ortaklıklara yatıran pay sahiplerinin en önemli haklarından biri kâr payı hakkıdır. Pay sahiplerinin kâr payı hakkından mahrum bırakılmamasının yanında, anonim şirketin devamlılığını ve uzun süreler ayakta kalmasını sağlamak adına Türk Ticaret Kanunu’nda çeşitli hükümler düzenlenmiştir. İşte biz de bu makalede bu dengenin sağlanmasına yönelik yapılan düzenlemelerin önemli noktalarını inceleyeceğiz.
I. GİRİŞ
Pay sahibinin anonim şirkette yerine getirdiği sermaye koyma yükümlülüğünün karşılığında şirketten beklentilerinden biri de kâr payı almaktır. Gerçekten de birikimini ya da herhangi bir malvarlığı değerini anonim şirkete yatıran pay sahibinin en önemli hakkı, şirket tasfiye sürecine girmediği sürece, yıllık kazanca katılmak ve kâr payını almaktır. Dolayısıyla, anonim şirketlerde kâr payı alma hakkı pay sahiplerinin en önemli hakları arasında yer alır.
Şirket bakımından ise, ticaret hayatında kredibilitesinin yüksek olması ve şirketin piyasada güvenirlilik sağlaması oldukça önemlidir. Anonim şirketin piyasada bu güveni sağlamasının bir yolu, iyi girişimlerde bulunup bunun sonuçlarını alması ve pay sahiplerine bunu kâr olarak dağıtmasıdır. Şirketin uzun süreler kâr dağıtmaması, bu şirkete yatırım yapmak isteyecek yatırımcıların sayısını azaltır. Bu nedenle özellikle şirket yöneticilerinin kâr payı dağıtımına ilişkin olarak, gerekli kârı dağıtılmak suretiyle mevcut yatırımcılarını koruma ile şirket için gerekli yedek akçeleri ayırma konusunda dengeyi iyi sağlamaları gerekmektedir1.
Makalemizde ise Türk Ticaret Kanunu kapsamında hem pay sahiplerinin kar payı alma haklarına ilişkin hükümleri hem de yedek akçelerin ayrılmasına ilişkin hükümleri yakından inceleyeceğiz.
II. KAR PAYI KAVRAMI
Kâr payı anonim şirketlerde pay sahibinin en önemli haklarından birisidir. Bununla beraber kâr payı kavramı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda kullanılmasına rağmen söz konusu kanunlarda kâr payının tanımı yapılmamıştır. Esasen kâr payı, dağıtılmasına genel kurul tarafından karar verilen kârın, pay sahiplerine şirket tarafından ödenmesi gerekli ve miktarı belli edilmiş kısmıdır2. Diğer bir tanıma göre kâr payı; anonim şirkette konulan sermaye payı için dönem sonunda dağıtılabilir net dönem kârından veya serbest yedek akçelerinden ayrılan ve her ortağa nakden ödenecek paradır3.
A. Türk Ticaret Kanunu’na Göre Kâr Türleri
TTK’da “net dönem kârı”, “bilanço kârı”, “yıllık kâr” ve “dağıtılabilir kâr” kavramları kullanılmıştır.
1. Net Dönem Kârı
Net dönem kârına ilişkin ilgili mevzuat hükümlerinde bir tanım yer almamakla birlikte yıllık bilançoya göre belirlenmiş yıllık kârdan geçmiş yıllara ait zararların ve anonim şirketlerin ödemekle yükümlü olduğu vergilerle mali yükümlülüklerin düşülmesinden sonra kalan tutar olarak tanımlanabilir4.
2. Bilanço Kârı
Bilanço Kârı, aktiflerin pasifleri aşan kısmını ifade etmektedir. Anılan kâr, bilançonun pasif tablosunun bir kalemidir ve yıllık kâr, varsa geçen yıllardan aktarılan kâr ve çözülen yedek akçelerden oluşur5.
3. Yıllık Kâr
Bilançonun aktif tablosunda, pasif tablosuna göre meydana gelen her bir fazlalık bilanço hukuku açısından oluşmuş dönem kârıdır6. Yıllık kâr ilk olarak masraf ve giderlerin karşılıklı olarak yazıldığı gider tablosuna göre belirlenir ve ortaya çıkan sonuç bilançoya geçirilir.
4. Dağıtılabilir Kâr
TTK 509/II’ye göre kâr payı ancak net dönem kâr ve serbest akçelerden oluşur ve genel kurul tarafından kâr payı olarak dağıtılmaya uygun olan toplam miktar dağıtılabilir kâr olarak adlandırılır.
B. Kâr Payının
Tespiti Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere kâr payının kaynakları serbest akçelerden ve net dönem kârından oluşur. Şirketin serbest akçeleri ise genel kanuni yedek akçelerin, sermayenin veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşan kısmı (TTK m. 519/3), belirli bir amaca tahsis edilmeden, esas sözleşme gereği ayrılan yedek akçeler (TTK m. 521) ve genel kurulca ayrılmasına karar verilen (TTK m. 532/2) yedek akçelerdir.
1. Yedek Akçeler
a. Yedek Akçelerin Tanımı
Çeşitli kaynaklardan elde edilen safi kârdan, pay sahiplerine ve diğer hak sahiplerine dağıtılmayarak, yasa, esas sözleşme ve genel kurul kararı dayanak alınarak ortaklıkta alıkonulmuş olan esas sermayeyi aşan malvarlığı, yedek akçelerdir. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse, ortaklığın, hesap dönemi sonunda elde etmiş olduğu safi kârın, şirketin öz kaynaklar bünyesini sağlam tutmak, işletmenin devamlılığını ve gelişmesini, ortaklar ile alacaklıların haklarının korunmasını sağlamak ve öz kaynaklardan faaliyet sonunda doğabilecek zararları karşılamak amacıyla pay sahipleri ve diğer ilgililere dağıtılmadan kanun, esas sözleşme veya genel kurul kararına dayanarak, kanunun öngördüğü şekillerde ayrılmış olan ve esas sermayeyi aşan net malvarlığına yedek akçe denilmektedir7. Tüzel kişi tacir olan anonim şirketler, TTK m.18/2 ile hükme bağlanan basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü altındadır. Bu zorunluluğun gereği olarak, anonim şirketler kanuni ve ihtiyari yedek akçe ayırmak durumundadırlar.
b. Yedek Akçelerin Hukuki Niteliği
Yedek akçeler, safi kârdan yapılacak isteğe bağlı ve zorunlu veya değerlendirme ilkeleri çerçevesinde, Genel Kurul kararı ile ayrılırlar ve bir “ek sermaye” niteliğindedirler8. Yedek akçeler ve bir anonim şirketin esas sermayesi her ne kadar şirketin esas sermayesinin bir unsuru olup, şirket bilançosunun pasif kısmında yer alsalar da her ikisinin kaynakları birbirinden farklıdır9. Bir anonim şirketin esas sermayesi, pay sahiplerinin taahhüt edip şirkete ödedikleri sermaye paylarından oluşmakla birlikte yedek akçeler, ortaklık kârından ya da kâr olarak nitelendirilebilen veya kâr oldukları varsayımla kabul edilebilen diğer kaynaklardan oluşur. Diğer bir ifadeyle, yedek akçenin tek kaynağı kâr olmayıp, değer artışları da yedek akçeyi meydana getirir.
c. Yedek Akçe Ayırma Amacı
Anonim şirketlerde, yedek akçelerin, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımını sağlamak amacıyla ayrılması gerekir. (TTK m. 523/2.b). Aynı zamanda yedek akçeler bir anonim şirketin her zaman başvurabileceği bir kaynak niteliğinde olmayıp, anonim şirkete aktiflerinin zarar nedeniyle azaldığı durumlar için bir güvence sağlar10.
C. Türk Ticaret Kanunu’na Göre Ayrılması Zorunlu Olan Yedek Akçeler
Yedek akçeler kâr dağıtımının en önemli unsurlarından birisidir. Zira TTK m. 523/1’e göre kanuni ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadan pay sahiplerine kâr payı dağıtımının gerçekleşmesi söz konusu olamaz.
1. Kanuni Yedek Akçeler
LTTK’da kanuni yedek akçeler 519. ve 520. maddelerde düzenlenmiştir. Buna göre kanuni yedek akçeler, genel kanuni yedek akçe (TTK m. 519) ve şirketin iktisap ettiği kendi pay senetleri için ayrılan yedek akçelerden (TTK m. 520) oluşmaktadır. Sayılan bu yedek akçeler kanun tarafından ayrılması zorunlu tutulmuş, emredici nitelikte düzenlenmiş yedek akçelerdir.
a. TTK m.519/1’e Göre Ayrılması Zorunlu Tutulan Akçeler
TTK m.519 zorunlu olarak ayrılması gereken yedek akçeler için bir sınır öngörmüştür. Burada temel alınan ölçüt yıllık kârdır. Buna göre yıllık kârın yüzde 5’i ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılır. Buna göre bir anonim şirket genel kanuni yedek akçe ayırması sonucunda kanunda öngörülen ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşmış olmasına rağmen, yedek akçe ayırmaya devam ediyorsa bu artık zorunlu olarak ayrılması gereken genel kanuni yedek akçe değil, ihtiyari yedek akçe olarak değerlendirilir. Yıllık kârın %5’i, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaştıktan sonra da kanun koyucu kâr dışında başka kaynaklardan genel kanuni yedek akçe ayrılmasını öngörmüştür. Bunlardan ilki primdir. Yeni payların çıkarılması nedeniyle sağlanan primin genel kanuni yedek akçe olarak ayrılması için, primin çıkarılma giderlerinin, ifa karşılıklarının ve hayır amaçlı kullanılmış bulunan kısmının çıkarılması gereklidir. İkincisi ise ıskattır. Bir pay ıskat edilmişse, bunların bedelleri için ödenmiş tutardan bunların yerine verilecek senetler çıkarılmasından sonra kalan kısmı genel kanuni yedek akçeye eklenir.
b. TTK m.519/2’e Göre Ayrılması Zorunlu Tutulan Akçeler
Birinci ayırım yapıldıktan ve pay sahiplerine yüzde 5 oranında kâr payı ödendikten sonra, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu da yedek akçeye ayrılır. Ayrıca bir anonim şirket esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla ihtiyari olarak yedek akçe ayrımı yapabilir.
III. KÂR DAĞITIM
TTK m. 507’de net dönem kârının kanuna ve esas sözleşmeye göre kararlaştırılacağından bahsedilmiştir. TTK m. 508’de kârın pay sahibinin kâr payının şirkete yaptığı ödemelerle orantılı olarak hesap edileceği düzenlenmektedir. Bununla beraber esas sözleşme ile kârın pay sahipleri arasında nasıl paylaştırılacağına dair bu hükümden farklı yönde bir düzenlemenin yapılması mümkündür. Ancak bu düzenlemenin kanunun emredici hükümlerine aykırılık teşkil etmemesi ve TTK m. 340 çerçevesinde düzenlenmesi gerekir. Diğer taraftan tüm şirket esas sözleşmelerinin, bir kâr oranı içermesi zorunlu da değildir. Esas sözleşmeye, kârın tamamının tek bir pay sahibine ya da pay sahiplerine ödenmesini öngören aslan payı hükümleri koyulmamalıdır. Ancak, payları eşit olmasına karşın, pay sahiplerinin, farklı oranlarda kâr payı almasına ya da yıllık kârı belli bir kısmının dağıtılmasıyla ilgili bir hükmün esas sözleşmeye koyulması mümkündür11.
Bununla beraber esas sözleşmede kârın belirlenmesi ve paylaşılmasıyla ilgili bir hüküm yer almaması halinde, bu konuda yetkili organ genel kuruldur. Bu noktada şunu belirtmekte fayda var ki esas sözleşmede kâra ilişkin bir düzenleme yer alıyorsa genel kurul da buna uymakla yükümlüdür. Esasen alınan genel kurul kararı kanunun emredici hükümlerine, kanunun emredici hükümlerine aykırı olmayan esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kurallarına aykırı olmamalıdır12.
Yıllık bilanço, yıllık sonucu açıklamak amacı ile düzenlenen, değerleme, aktifleştirme ile pasifleştirme kuralları sonuç açıklama ilkesine göre şekillenmiş bilançodur13. Yıllık bilanço ile ifade edilmek istenen iş yılı bilançosu olup, söz konusu iş yılı genellikle takvim yılına denk gelmektedir. Öte yandan, bilançonun mutlaka takvim yılına denk gelmesi zorunlu değildir. Esasen TTK’da hesap döneminin ne zaman başlayıp ne zaman sona ereceğine ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır14. Ancak Vergi Usul Kanunu’nun 174. maddesine göre hesap döneminin normal takvim yılı olduğu belirtilmiştir.
Bilanço aktif ve pasiflerden oluşmaktadır. Bir şirket bilançosunun pasif tarafında şirketin yatırımları için kaynak yaratan unsurlar yer almaktadır15. Pasif tarafta, esas sermaye, yedek akçeler, ortaklık borçları ve bilanço kârı yer alır. Dolayısıyla bir anonim şirketin bilançosunda, bilanço kalemleri arasında kâr ile ilgili olarak net dönem kârı değil bilanço kârı yer almaktadır. Ticari defter ve finansal tablolar ise Vergi Usul Kanunu’na göre tutulması kabul edilmiştir16.
B. Kâr Dağıtımına İlişkin İlkeler
1. Sermayenin Korunması İlkesi
Anonim şirket ortaklarının, şirket borçlarından dolayı doğrudan sorumlulukları yoktur. Ortaklar, sadece şirkete karşı ve getirmeyi taahhüt ettikleri sermaye miktarıyla sorumludurlar. Bu sebeple şirket alacaklıları, alacaklarından ötürü şirket ortaklarına başvuramazlar. Alacaklarının tek güvencesi şirket malvarlığıdır17. Bu sebeple anonim şirketlerde sermayenin korunması ilkesi benimsenmiştir. İlkenin tek amacı pay sahiplerini korumak değil, bunun yanı sıra ortaklığı ve menfaati olan diğer kişileri de korumaktır.
2. Oransallık İlkesi
Pay sahipliği haklarından yararlanmada ölçü, sermayeye katılma oranına göredir. Pay sahipleri bu haklardan, toplam sermaye içerisindeki pay oranı nispetinde yararlanabilir. Anonim şirketlerde kâra katılmanın tek ölçüsü paydır. TTK 507’de ise oransallık ilkesi benimsenmiştir. Bu ilkenin kabul edilmesindeki gerekçe, şirkete sermaye getirerek risk alan ortağın, bu riskin karşılığında şirketten sermaye payı oranı ölçüsünde faydalanmasının sağlanabilmesidir.
C. Kâr Dağıtımında Yetkili Organ
Kâr dağıtımı kararını anonim şirketlerin genel kurulu alır. Kâr dağıtımı teklifi yönetim kurulu tarafından yapılsa da şirketin kârı üzerindeki tasarruf yetkisi genel kurula aittir.
D. Kâr Payı Dağıtma Zorunluluğu
Ticaret Kanunu açısından anonim şirketin kâr dağıtıma yükümlülüğünü düzenleyen herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
6762 sayılı Ticaret Kanunu’nun m. 466/1’de düzenlenen “Her yıl safi kârın yirmide birinin ödenmiş esas sermayenin beşte birini buluncaya kadar umumi yedek akçe olarak ayrılması mecburidir” hükmüne istinaden bazı yazarlar %5’lik kâr payının dağıtılmasının anonim şirketler için zorunlu olduğu görüşünü savunmuş, kimi yazarlar ise “kârın ayrılması” ifadesinden yola çıkarak her yıl %5’lik kâr dağıtımının anonim şirketler açısından bir zorunluluk olmadığını ileri sürmüşlerdir.
Yargıtay konuya ilişkin verdiği 12.5.1970 tarihli kararında, %5’lik kâr payının dağıtılmasını zorunlu kabul ederken, 1976 yılında verdiği kararda esas sözleşmede yer alan %5’lik kâr payının dağıtılmayabileceğine hükmetmiştir. Yargıtay daha sonraki kararlarında kâr payı hakkı lehine çeşitli ölçüler öngörmüş ve bu ölçütler çerçevesinde kârın dağıtılıp dağıtılmayacağına karar verilmesine hükmetmiştir18.
6102 sayılı TTK m.519/2-c hükmünde geçen: “Pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödendikten sonra, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu,” “kâr payı ödendikten sonra” ifadesinden yola çıkarak doktrinde Tekinalp pay sahiplerinin yıllarca kâr payından yoksun bırakılamayacağını, %5 kâr dağıtımının ilgili hükümle zorunlu hale geldiğini, artık her anonim şirketin her yıl en az %5 oranında kâr dağıtmak zorunda olduğunu ifade etmiştir.
TTK 519. maddesinin gerekçesinde bu hükmün TTK m. 466’dan alındığı, kelimelerin seçiminde ve söz diliminde önemli değişiklikler yapıldığı, ancak içeriğe hâkim olan düşünce ve hükümlerde değişikliğe gidilmediği ifade edilmiştir. TTK m.519/2-c hükmünde “ayrıldıktan sonra” yerine “ödendikten sonra” ifadesi kullanılmıştır. Hükme göre, ikinci yedek akçenin ayrılmasına neden olan kâr dağıtılabilmesi için, ilk kâr payının, yani %5’lik oranın pay sahibine ödenmesi gerekir. Diğer bir ifadeyle ikinci yedek akçe ayrılacaksa, bunun tutarı, pay sahipleri için %5 kâr payı ayrıldıktan sonra değil, ödendikten sonra, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın %10’u olmalıdır. Bu hükümden, eğer ikinci yedek akçe ayrılmasını gerektiren bir durum söz konusuysa, %5’lik birinci kâr dağıtımının yapılması gerektiği anlaşılır. İkinci yedek akçe ayrılması gerekli değilse, bu durumda her hal ve şartta kâr dağıtımı yapılacağı anlaşılmamalıdır. Zira TTK m.519 kâr payına ilişkin değil genel kanuni yedek akçenin ayrılmasına ilişkin bir hükümdür19.
Bunun yanında Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik m.12’nin d bendinde yıllık faaliyet raporunda kâr payı dağıtım politikasına ilişkin bilgiler ve kâr dağıtımı yapılmayacaksa gerekçesi ile dağıtılmayan kârın nasıl kullanılacağına ilişkin önerinin yer alacağı öngörülmüştür. Gerek TTK 519/2-c gerek yönetmelik hükmü dikkate alındığında, anonim şirketlerin her yıl kâr dağıtma zorunluluğunun olmadığı söylenebilir20.
IV. SONUÇ
Anonim şirketlerde kâr payı dağıtımına ve yedek akçelerin dağıtılmasının zorunlu olup olmadığına ilişkin genel bir perspektif sunmuş bulunmaktayız. Doktrinde genel hakim olan görüşe göre kâr payı dağıtılması, anonim şirketlerde zorunlu olmadığı yönündedir. Buna rağmen, pay sahiplerinin uzun süreler kâr payı alma hakkı kısıtlanamayacağı da Yargıtay kararlarınca sabittir. Bununla birlikte TTK, ortaklığı ve ortaklıktan menfaati olan diğer kişileri korumak amaçlı bazı noktalarda anonim şirketlerde yedek akçelerin ayrılmasını zorunlu tutmuştur. Bu denge devam ettiği sürece hem büyük iktisadi işletmeler uzun süreler ayakta durup ülke ekonomisine katkı sağlarken hem de bireylerin küçük ölçekli sermayeleriyle anonim şirketlerden kazanç sağlaması da devam edecektir.
KAYNAKÇA
ASLI E. GÜRBÜZ USLUEL, Anonim Şirketlerde Pay Sahibinin Kâr Payı Alma Hakkı, 1.Baskı, Ankâra, 2016,
MAHMUT TEVFIK BIRSEL, Anonim Şirketlerde Kâr Kavramı, Ege Üniversitesi Matbaası, İzmir, 1973,
MAHMUT TEVFIK BIRSEL, M.T: Ekonomik Yönden İşletme Kârı ve Önemi, İzmir İktisadi İşletme Dergisi, 1966,
ERDEM ATEŞAĞAOĞLU, Vergi Hukuku Bakımından Anonim Şirketlerde Kâr Payı, 1.Baskı, İstanbul, 2012
ÜNAL TEKINALP, REHA POROY, ERSIN ÇAMOĞLU Ortaklıklar Hukuku I, 13. Baskı, 2014,
BEELER, Reingewinn in der Bilanz der AG, SJZ 1958
ÜNAL TEKINALP, Anonim Ortaklığın Bilançosu Ve Yedek Akçeleri, İstanbul Hukuk Fakültesi, İstanbul, 1979
H. GÜZIN ÜÇIŞIK, Anonim Ortaklıkta Finansal Tablolar Yedek Akçeler ve Kâr Dağıtımı, On İki Levha İstanbul, 2018
HASAN PULAŞLI, Şirketler Hukuk Şerhi 2. Cilt, Adalet, Ankara, 2018,
ALI İHSAN KARACAN, Esra Erişir Karacan, Halka Açık Şirketlerde Kar Dağıtımı, İstanbul, 2016
KORKUT ÖZKORKUT, Anonim Şirketlerde Bağımsız Denetim, Bankacılık Enstitüsü, Ankara, 2013, s.43.
FATIH BILGILI, ERTAN DEMIRKAPILI, Şirketler Hukuku, Dora Yayınları, 6. Baskı, Bursa, 2018, s. 515.
DİPNOT
1 Aslı E. Gürbüz Usluel, Anonim Şirketlerde Pay Sahibinin Kâr Payı Alma Hakkı, 1.Baskı, Ankâra, 2016, s.1.
2 Mahmut Tevfik Birsel, Anonim Şirketlerde Kâr Kavramı, Ege Üniversitesi Matbaası, İzmir, 1973, s.36.
3 Yaşar Karayalçın, Muhasebe Hukuku, Bankacılık Enstitüsü, 1973, s. 127.
4 Ünal Tekinalp, Reha Poroy, Ersin Çamoğlu Ortaklıklar Hukuku I, 13. Baskı, 2014, N. 902.
5 Tekinalp, Poroy, Çamoğlu 2014, N. 1489 a.
6 Usluel, Kâr Payı Alma Hakkı, s. 13’den naklen, Beeler, Reingewinn in der Bilanz der AG, SJZ 1958, s. 54
7 H. Güzin Üçışık, Anonim Ortaklıkta Finansal Tablolar Yedek Akçeler ve Kâr Dağıtımı, On İki Levha İstanbul, 2018, s. 184
8 Tekinalp, Bilanço, s. 245.
9 Tekinalp, Bilanço, s. 248.
10 Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuk Şerhi 2. Cilt, Adalet, Ankara, 2018, s. 51,
11 Birsel, Kâr Kavramı, s.21.
12 Karayalçın, s. 134.
13 Tekinalp, Bilanço, b. 9, n.902
14 Ali İhsan Karacan, Esra Erişir Karacan, Halka Açık Şirketlerde Kar Dağıtımı, İstanbul, 2016, s.178
15 Tekinalp, Bilanço, B. N. 1489.
16 Korkut Özkorkut, Anonim Şirketlerde Bağımsız Denetim, Bankacılık Enstitüsü, Ankara, 2013, s.43.
17 Fatih Bilgili, Ertan Demirkapılı, Şirketler Hukuku, Dora Yayınları, 6. Baskı, Bursa, 2018, s. 515.
18 11. HD, 12.05.1970, E. 669/2085, K. 70/1970, Bkz. Tekinalp, B.9, N. 906.
19 Abuzer Kendigelen, M. Halil Çonkar “Zamanaşımına Uğrayan Kâr Payı Alacağı Konusundaki Özel Düzenleme”, İÜHFM 2013, Prof. Dr. Ersin Çamoğlu’na Armağan, C. LXXI, S. 2, s. 205-223.
20 Usluel, Kar Payı, s.94.







