ÖZET
Kira sözleşmeleri, içerilerine ‘rekabet yasağı’
hükümleri konulması ile borçlar hukuku anlamında geçersiz hükümler taşıyabilecek veya
rekabeti ihlal edici özellik kazanabilecektir. Ancak, doktrindeki görüşlerin değerlendirilmesi
ile borçlar hukuku anlamında ve Türk ve İngiliz
rekabet otoritelerinin kararları ve kılavuzları ile
rekabet hukuku anlamında hukuki ve imkan dahilinde olabilmektedir.
I. GİRİŞ
Son yıllarda aynı pazarda faaliyet gösteren
ticari şirketler, pazardaki güçlerini artırmak
veya sağlamlaştırmak için kira sözleşmelerini, doğrudan veya dolaylı bir araç olarak
kullanmaya başlamıştır. Bu kullanımlar kendisini çeşitli şekillerde göstermiştir. Örneğin,
bazı markalar, kimi alışveriş merkezlerinde imzaladıkları kira sözleşmelerine, ilgili pazarda yalnızca kendilerinin faaliyette bulunacakları, aksi takdirde kira bedelinde
indirime gidileceği yönünde hükümler ekletmiş veya kiraya veren tarafından kiracıya bazı ürünlerin satışı, kira
sözleşmeleri ile yasaklanmıştır. Kira sözleşmelerine bu
şekilde rekabet yasakları konulsa dahi, borçlar hukuku
anlamında değerlendirildiğinde, bu hükümlerin, 2020
yılında yürürlüğe girecek olan bağlantılı sözleşme yasağına tabi olarak geçersiz olması söz konusu olabilecektir. Rekabet hukuku anlamında değerlendirildiğinde ise,
Türk rekabet hukuku, kira sözleşmelerini rekabeti ihlal
edici dikey anlaşmalardan saymasa da İngiliz Rekabet
Otoritesi (OFT), yayınladığı kılavuzda, kira sözleşmelerinin rekabeti kısıtlayabileceğini açıkça belirtmiştir.
Bu sebeplerle, kira sözleşmelerindeki “rekabet yasağı”
hükümleri, gerek borçlar hukuku gerekse de rekabet hukuku anlamında geçersiz olabilecektir.
İşbu makalede; bağlantılı sözleşme yasağı, 2020 yılında
yürürlüğe gireceğinden dolayı bu konuyla ilgili henüz
verilmiş bir yargı kararı bulunmaması sebebiyle, konuya ilişkin doktrindeki ağırlıklı görüşe başvurularak
konu açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır. Ayrıca, Rekabet Kurumu’nun konuya ilişkin vermiş olduğu kararlar üzerinden inceleme yapılmış ve İngiliz Rekabet
Otoritesi’nin (OFT) yayınlamış olduğu kılavuzda, kira
sözleşmelerinin, hangi şart ve koşullarda rekabeti ihlal
ettiği aktarılarak Türk rekabet hukukundaki yaklaşım
ile karşılaştırma yapılmıştır.
KİRA HUKUKU AÇISINDAN REKABET ETMEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Bağlantılı Sözleşme Yasağı
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6353 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 53. maddesi ile TBK’nın kira sözleşmesine ilişkin bazı maddelerinin yürürlüğü, kiracısı tacir ve tüzel kişi olan işyeri kiraları bakımından sekiz (8) yıl süreyle (2020 yılına kadar) ertelenmiştir. TBK’nın “Bağlantılı Sözleşme” başlıklı 340. maddesi de ertelenen hükümler arasında sayılmış olup, kiracısının tacirler ve tüzel kişiler olduğu işyeri kiralamalarında işbu hüküm 1 Temmuz 2020 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanacaktır. Bu sebeple, bağlantılı sözleşme yasağına ilişkin olarak henüz verilmiş bir yargı kararı bulunmamakta olup işbu makalede doktrindeki ağırlıklı görüşlere yer verilmiştir.
Emredici nitelikte olan TBK’nın 340. maddesi, (i) konut ve çatılı işyeri kiralarında (ii) sözleşmenin kurulması ya da sürdürülmesi, (iii) kiracının yararı olmaksızın, kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkisi olmayan bir borç altına girmesine bağlanmışsa, kirayla bağlantılı sözleşmenin geçersiz olduğunu düzenlemektedir.
i. Konut veya Çatılı İşyeri Kirası Olması
Bağlantılı sözleşme yasağının uygulanabilmesi için ilk şart konut veya çatılı bir işyerinin kiralanıyor olmasıdır. Buna göre, arazi veya taşınır kiraları bakımından söz konusu yasak uygulanamayacaktır.
ii. Bağlantılı Sözleşme (Kira Sözleşmesinin Kurulması ve/veya Sürdürülmesi İçin Şart Koşulması)
Kira sözleşmesinin yanı sıra ayrı bir sözleşmenin yapılması ve kira sözleşmesinin kurulmasının ya da sürdürülmesinin bu sözleşmeye bağlanmış olması ikinci şarttır. Başka bir deyişle bağlantılı sözleşme yapmak, kira sözleşmesinin olmazsa olmazı ise bu durum TBK 340. maddesi kapsamında bir bağlantılı sözleşme olarak değerlendirilecektir1.
TBK’nın 340. maddesi “Bağlantılı Sözleşme” başlığını taşıyor olsa dahi doktrinde “bağlantılı sözleşme” ifadesinin mehaz düzenlemedeki gibi “her türlü hukuki işlem” olarak anlaşılması daha uygun bulunmaktadır2. Buna göre, TBK 340. madde kapsamındaki bağlantılı sözleşme yasağının uygulanabilmesi için kira sözleşmesinin kurulması veya sürdürülmesini şarta bağlayan ayrı bir sözleşme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Kira sözleşmelerinin kurulması veya sürdürülmesi, olmazsa olmaz surette başka bir edimin ifasına bağlanmış ise ve bu edim ile kira sözleşmesi arasında sıkı bir bağ varsa yine bağlantılı sözleşmeden söz edilebilecektir.
iii. Kiracının Yararının Bulunmaması ve Kiralananın Kullanımıyla Doğrudan İlişkili Olmayan Bir Borç Altına Girmesine Bağlanma
Kiracı, bağlantılı sözleşme ile kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkili olmayan borç altına girmiş olmalıdır. Başka bir deyişle, kiracının üstlendiği borç, kiralananın doğrudan kullanımına ilişkin ise, TBK 340. madde uygulama alanı bulamayacaktır3. Bununla beraber doktrindeki ağırlıklı görüşe göre, kira sözleşmesinin içerisinde bir başka borcun da bulunuyor olması halinde karine olarak bu borcun kira sözleşmesi ile doğrudan bir ilişkisinin var olduğu kabul edilecek ve bu durum TBK 340. madde kapsamında değerlendirilmeyecektir4.
Doktrinde, kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkili olup olmama hususuna ilişkin bazı örnekler üzerinde özellikle durulmaktadır. Bu örneklerden biri de rekabet yasağına ilişkindir. Buna göre; özellikle alış-veriş merkezi (“AVM”) kiralamalarında, kiraya verenin bir kiracısına belli bir mal veya hizmetin satılması/verilmesine ilişkin olarak münhasırlık vermiş olması halinde, diğer kira sözleşmelerinde rekabet etmeme yükümlülüğünün düzenlenmesinin kiralananın kullanımıyla doğrudan ilişkili olduğu, yani rekabet yasaklarının bağlantılı sözleşme olarak sayılamayacağı görüşü hakimdir5.
KİRA SÖZLEŞMELERİNİN TÜRK VE İNGİLİZ REKABET HUKUKU AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
Kira sözleşmelerindeki, (özellikle AVM kira sözleşmelerine konulan) münhasırlık hükümleri nedeniyle rakip firmalara AVM yönetimleri tarafından dükkan/mağaza kiralanmaması/alan tahsis edilmemesi, rakip firmalar tarafından Rekabet Kurulu’na (“Kurul”) bazı başvuruların yapılmasına sebep olmuştur. Kurul, bu başvurular ile ilgili kararlarında, başvuru konusu sözleşme/karar/ eylemlerin rekabeti ihlal edip etmediği ile ilgili olarak, özellikle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“4054 Sayılı Kanun”) 4. ve 6. maddeleri çerçevesinde değerlendirmelerde bulunmuştur6.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre değerlendirme:
Rakipler arasındaki bazı anlaşmalar ile üretim ve dağıtım zincirinin farklı kademelerinde yer alan teşebbüsler arasındaki (dikey) anlaşmalar rekabeti sınırlayıcı etkiler taşımaları halinde 4. madde kapsamında değerlendirilmektedir.
Bir anlaşmanın, 4054 sayılı Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında “rekabetin ihlali” olarak kabul edilebilmesi için, söz konusu anlaşmanın belirli bir mal veya hizmet piyasasında (i) doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıması veya (ii) bu etkiyi doğurması gereklidir. Aynı maddenin (d) bendine göre; “Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması” rekabetin ihlali hali olarak değerlendirilmektedir.
Aynı şekilde; 07.03.2013 tarihli ve 13-12/185-99 sayılı Kurul kararında ise Burger King; McDonald’s’ın Türkiye genelinde bazı AVM’ler ile imzaladığı kira sözleşmelerinde, kırmızı etten mamul hamburger satışına ilişkin olarak münhasırlık (rekabet etmeme yükümlülüğü) hükmüne yer verdiği ve münhasırlığın ihlali halinde AVM'ler aleyhine uygulanacak cezai şarta yönelik düzenlemelerin bulunduğunu belirterek, Burger King’in faaliyet göstermesinin engellendiğini iddia etmiştir. Ayrıca, her bir AVM’nin ayrı birer coğrafi pazar7 olarak tanımlanması gerektiğini belirtmiştir. Burger King, anılan başvurusunda, kira sözleşmelerinin rekabeti kısıtlayıcı etkisinin bulunup bulunmadığı hususunda “kira sözleşmelerinin 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğ’inde yer alıp almadığına bakılmaksızın, Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilmediğine yönelik olarak” bir değerlendirme yapmıştır. Ardından İngiliz Rekabet Otoritesi’nin [Office of Fair Trading (“OFT”)] “Kira Sözleşmeleri Kılavuzu”na (“Kılavuz”)8 atıf yapılarak, kira sözleşmelerinin pazara giriş engellerini artırması ile rekabeti engelleme etkisi doğurabileceği ifade edilmiştir9.
İngiliz Rekabet Otoritesi (OFT), Kılavuz’da, kira sözleşmelerinin rekabeti kısıtlayabileceği, engelleyebileceği veya imkansız kılabileceğini belli şartlar altında ve belirli şekillerde mümkün olabileceğini öngörmüştür. Buna göre, kısıtlamanın rekabeti ihlal edip etmediği hususunu değerlendirirken; kısıtlamanın amacı, kira sözleşmesi tarafları arasındaki ilişki ve kısıtlamanın asıl sebebinin (maksadının) irdelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Rekabetin ihlal edilip edilmediği değerlendirilirken ise kira sözleşmesinin yapılmamış olduğu durumun “rekabetin aleyhine ihlal edildiğini iddia eden” taraf için daha olumlu bir etki yaratıp yaratmadığına bakılacaktır. Kılavuz’da, kısıtlamanın; (i) kira sözleşmesi taraflarının aynı pazarda faaliyet göstermesi ve (ii) kiraya verenin, kira sözleşmesi akdettiği belli bir piyasa gücüne sahip olan kiracılarından birinin ilgili pazardaki gücünü korumak, sağlamlaştırmak veya artırmak için (a) münhasırlık vermesi veya (b) kiracılarına eşit davranmaması halinde rekabetin kayda değer bir şekilde ihlaline yol açabileceği belirtilmiştir.
Rekabet Kurumu tarafından yayımlanan 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un “Grup Muafiyetinin Kapsamı” başlıklı birinci paragrafında, kira sözleşmelerinin dikey anlaşma olarak nitelendirilemeyeceği açıkça belirtilmişken; Kılavuz’da İngiliz Rekabet Otoritesi (OFT), yapılan kira sözleşmelerinin, az bir kısmının, rekabeti ihlal edebileceğini ifade edilmiştir. Bu doğrultuda, Rekabet Kurumu ve İngiliz Rekabet Otoritesi’nin (OFT) kira sözleşmelerinin rekabeti ihlal edici özellikte olup olmadığı hususunda yorum farkı bulunduğu söylenebilecektir. Ancak, Rekabet Kurumu’nun, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olay bazlı olarak yaptığı değerlendirmeler ile İngiliz Rekabet Otoritesi’nin (OFT), kira sözleşmelerinin Kılavuz’da sayılan şart ve şekillerde gerçekleşmesi halinde rekabeti ihlal edici özellikte olabileceği yönündeki öngörüsüne benzer değerlendirme kıstasları kullandığı görülmektedir.
Kurul, Burger King’in iddasına karşılık olarak; McDonald’s tarafından yapılan “münhasırlık hükmünün adı geçen AVM’de McDonald’s’ın “hızlı servis restoranları pazarında münhasıran faaliyet göstereceğini öngörerek, satışının yüksek olacağı ve bu sebeple AVM lehine, rayiçlerin üzerinde bir kira bedelini kabul ettiği; Burger King’in ilgili AVM’ye girmesiyle satışlarının düştüğü ve AVM’den kira bedelinde indirim talep ettiği”10 yönündeki açıklamasına atıf yaparak; McDonald’s’ın kira sözleşmesindeki ilgili münhasırlık hükmünün rekabeti ihlal etme amacıyla tesis edilmediği yönünde bir değerlendirmede bulunmuştur. Bu kapsamda, Kılavuz’daki şart ve şekiller göz önüne alındığında, Burger King tarafından kira sözleşmelerinin rekabeti ihlal edici özellikte olabileceği yönündeki değerlendirme eksik kalmaktadır.
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesine göre değerlendirme:
Hâkim durumda bir teşebbüsün tek başına veya başkalarıyla yapacağı anlaşmalar aracılığıyla hâkim durumunu kötüye kullanmasını müteakip meydana gelen etkiler, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında değerlendirilir.
Bir anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesine göre rekabet ihlalinin müsebbibi olarak değerlendirilebilmesi için iki şartın var olması gerekir. Bunlardan ilki, (i) inceleme konusu olan teşebbüsün pazarda hâkim konumda olması; ikincisi ise, (ii) bu hâkim konumdaki teşebbüsün, hâkim konumunu kötüye kullanma amacında olmasıdır. 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin, (a) bendine göre, hakim durumdaki teşebbüsün durumunu kötüye kullanma amacıyla, ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olması ya da rakiplerinin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemlerde bulunması rekabet ihlali kapsamında değerlendirilir.
Rekabet Kurulu’nun 06-90/1145-339 sayılı ve 14.12.2006 tarihli kararında; Tepe Emlak Yatırım İnşaat Ticaret A.Ş.’nin,(“Tepe Emlak”) sahibi olduğu Tepe Nautilus Alışveriş Merkezi’nin, (“Tepe Nautilus”) yeme-içme bölümünde McDonald’s restoranı açılmasını reddetmesiyle; McDonald’s, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ihlal edildiğini öne sürmüştür.
Anılan başvuruda Kurul, Tepe Emlak’ın sözleşme yapmayı tercih etmeyişini, Tepe Emlak’ın McDonalds’ı pazar dışına itme niyetiyle hareket etmediğini tespit ederek, gayrimenkul işletmeciliği çerçevesinde rasyonel ve haklı iş gerekçelerine bağlamıştır. Bundan ötürü, iddia edilen hâkim durumun kötüye kullanılmadığını vurgulamıştır. Sınırlı bir alana sahip yeme-içme bölümlerinde yer verilecek restoranların seçiminin, karşılıklı pazarlık ve tarafların stratejik kararları sonucunda şekillendiğini; yeme içme bölümü için, Tepe Nautilus’un belirtilen sınırlı alanda mümkün olan en fazla çeşitliliği sunmak istediğini ve bu sebeple aynı türden iki restoranın bulunmasını tercih etmediğini belirtmiştir11. İngiliz Rekabet Kurulu Otoritesi (OFT) de aynı şekilde AVM’lerdeki perakende dükkan/mağaza çeşitliliğini sağlamak ve AVM’yi tüketiciler için daha çekici hale getirmek adına aynı tür yelpazesine sahip dükkanları kısıtladığı takdirde, bu durumun rekabetin ihlali sayılmayacağını belirtmiştir12.
Bununla birlikte; Kurul, Tepe Emlak’ın, McDonald’s tarafından iddia edildiği gibi, hızlı servis restoranları pazarında hâkim durumda olmadığı yönünde değerlendirme yapmış olup; Tepe Emlak’ın hâkim durumda olması halinde dahi, Tepe Nautilus’un yeme içme bölümünün “zorunlu unsur”13 olup olmadığı noktasında bir değerlendirme yapılması gerektiğini belirtmiştir. Bu doğrultuda McDonald’s’ın Tepe Nautilus’ta faaliyet göstermeden de hızlı servis restoranları pazarında var olabildiği, bu sebeple Tepe Nautilus’un zorunlu unsur olarak addedilemeyeceği; olay bakımından coğrafi pazarın Tepe Nautilus değil tüm Türkiye olduğu yönünde değerlendirme yapmıştır14. İngiliz Rekabet Kurulu Otoritesi (OFT) de yaptığı değerlendirmede; teşebbüs tarafından bir alanın kiralanmasının, hakim durumda bulunan rakibi tarafından engellenmesinin rekabeti engelleyip engellemediği hususunun; kiralanmaya müsait alanın, ilgili pazardaki ekonomik aktivitesine ve coğrafi konumuna bağlı olduğunu belirtmiştir15.
İngiliz Rekabet Kurulu Otoritesi (OFT) ayrıca (i) bir teşebbüsün belirli bir piyasaya girebilmesi için belirli bir alana erişiminin zorunlu olduğu durumlarda, bu teşebbüsün ilgili alana girişinin kısıtlanması veya (ii) yapılan yer planlamasından kaynaklı olarak oluşan kısıtların olduğu yerlerde, bu kısıtlamadan ötürü faaliyetlerini icra edemeyen teşebbüsler olduğu takdirde rakipler arasındaki rekabet ihlalinin kuvvetle muhtemel olabileceğini söylemektedir. Bunlarla birlikte, kira sözleşmesinin süresinin de rekabetin ihlaline yol açabileceği eklenmiştir. Bu bağlamda, pazardaki hakim durumun kötüye kullanılarak kira sözleşmesi ile rekabetin ihlal edilmesi hususu ile ilgili olarak Kurul’un ilgili karardaki 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında yapmış olduğu değerlendirmeler ile İngiliz Rekabet Kurulu Otoritesi’nin (OFT) Kılavuz’daki değerlendirmeleri benzerlik taşımaktadır. Her iki kaynakta da “zorunlu unsur” hususuna, pazarın ekonomik aktivitesine ve dolayısıyla coğrafi pazara vurgu yapılmıştır.
SONUÇ
Kira sözleşmelerindeki rekabet etmeme yasağının kira hukuku açısından TBK’nın 340. maddesi kapsamında bir bağlantılı sözleşme olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunda, hükmün henüz yürürlüğe girmemiş olması nedeniyle herhangi bir yargı kararı bulunmadığından dolayı, doktrindeki görüşler üzerinden bir değerlendirme yapılabilmektedir. Doktrindeki görüşe göre, rekabet yasakları kiralanan ile doğrudan ilişkili olarak kabul edildiğinden dolayı TBK 340. madde kapsamında bir bağlantılı sözleşme olarak kabul edilmemelidir. Rekabet hukuku açısından ise, kira sözleşmelerinin dikey anlaşma olarak addedilmediği 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğ’ine uygun olarak yapmış olduğu değerlendirmelerde Kurul; kira sözleşmelerinin, kiraya verenin veya kiraya veren ile akdettiği kira sözleşmesi ile münhasırlık alan başka kiracıların, 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddeleri kapsamında rekabeti ihlal etmediği yönünde karar vermiştir. Kurul’a yapılan başvurularda, İngiliz Rekabet Kurulu Otoritesi’nin (OFT) Kira Sözleşmeleri Kılavuzu’na, kira sözleşmelerinin de rekabeti kısıtlayabileceği iddiasının kuvvetlendirilmesi amacıyla atıf yapılmış olsa dahi, kira sözleşmelerinin rekabeti ihlal etmesi için belli şartların mevcut olması gerektiği anılan kılavuzda açıkça yazılmıştır. Bu kapsamda, anılan kılavuzdaki şartlar incelendiğinde, kira sözleşmelerindeki rekabet yasakları hususunda Kurul’un yaklaşımı ile İngiliz Rekabet Kurulu Otoritesi’nin (OFT) yaklaşımının birbirine benzer olduğu söylenebilecektir.
KAYNAKÇA
İnceoğlu M. Baş E. "Kira Hukukunda Bağlantılı Sözleşme Yapma Yasağı". İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası 70 (2013): http://dergipark.gov.tr/ iuhfm/issue/9187/115138
İnceoğlu M. (2014), Kira Hukuku (cilt 2). İstanbul: 12 Levha Yayınevi
Gümüş M.A. (2012), Yeni Türk Borçlar Kanunu’na Göre Kira Sözleşmesi, İstanbul: Vedat Kitapçılık
Land Agreements, The application of competition law following the revocation of the
Land Agreements Exclusion Order. (March 2011). London: Office of Fair Trading
1997/1 sayılı Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ
07.03.2013 tarihli ve 13-12/185-99 sayılı Rekabet Kurulu kararı
06-90/1145-339 sayılı ve 14.12.2006 tarihli Rekabet Kurulu kararı
DİPNOT
1İnceoğlu, M, Baş, E. "Kira Hukukunda Bağlantılı Sözleşme Yapma Yasağı". İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası 70 (2013): http://dergipark.gov.tr/ iuhfm/issue/9187/115138
2 İnceoğlu M. (2014), Kira Hukuku (cilt 2). İstanbul: 12 Levha Yayınevi, sf:39
3 İnceoğlu, M, Baş, E. "Kira Hukukunda Bağlantılı Sözleşme Yapma Yasağı". İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası 70 (2013), s.168: http://dergipark. gov.tr/iuhfm/issue/9187/115138
4 Gümüş M.A. (2012), “Yeni Türk Borçlar Kanunu’na Göre Kira Sözleşmesi”, İstanbul: Vedat Kitapçılık, s.50
5 İnceoğlu M. (2014), Kira Hukuku (cilt 2). İstanbul: 12 Levha Yayınevi, sf:43
6 Kira sözleşmeleri 4054 sayılı Kanun’un sadece 4. ve 6. maddelerinin yanısıra birleşme ve devralmaların kontrolüne ilişkin 7. maddesi bakımından da önemlidir.
7 1997/1 sayılı Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’de ilgili coğrafi pazar “teşebbüslerin mal ve hizmetlerinin arz ve talebi konusunda faaliyet gösterdikleri, rekabet koşullarının yeterli derecede homojen ve özellikle rekabet koşulları komşu bölgelerden hissedilir derecede farklı olduğu için bu bölgelerden kolayca ayrılabilen bölgeler” olarak tanımlanmıştır.
8 Land Agreements, The application of competition law following the revocation of the Land Agreements Exclusion Order. (March 2011). London: Office of Fair Trading.
9 07.03.2013 tarihli ve 13-12/185-99 sayılı Rekabet Kurulu kararı, s. 2, paragraf 6 ve 7.
10 07.03.2013 tarihli ve 13-12/185-99 sayılı Rekabet Kurulu kararı, s. 3, paragraf 14 ve 15.
11 06-90/1145-339 sayılı ve 14.12.2006 tarihli Rekabet Kurulu kararı, s. 4, paragraf 190.
12 Land Agreements, The application of competition law following the revocation of the Land Agreements Exclusion Order. (March 2011). London: Office of Fair Trading. p.32, par. 4.30.
13 Bir rakip veya müşterinin ondan faydalanmaksızın faaliyetlerini sürdürmesinin mümkün olmadığı varlık/ tesis/altyapı olarak tanımlanabilecek unsurların belirli koşullar altında zorunlu olarak paylaşıma açılmasını öngören hukuki ilkedir.
14 06-90/1145-339 sayılı ve 14.12.2006 tarihli Rekabet Kurulu kararı, s. 4, paragraf 180.
15 Land Agreements, The application of competition law following the revocation of the Land Agreements Exclusion Order. (March 2011). London: Office of Fair Trading. p.32, pars. 4.19 ve 4.20.







