Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

MTK HÜKÜMLERİNE GÖRE HAKEM KARARININ İPTALİ SEBEPLERİ

GSI Brief 214

Download as PDF
Share
Print
Copy Link

MTK HÜKÜMLERİNE GÖRE HAKEM KARARININ İPTALİ SEBEPLERİ

Dispute Resolution
April 2026
HAMZA ASIL GÖKGÖZAuthor
00:00
-00:00

A. ÖZET

Bu bilgi notu, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu ( “MTK” ) hükümleri çerçevesinde hakem kararlarının iptaline ilişkin sebepleri incelemektedir. Tahkim, tarafların devlet yargısı dışında, kendi seçtikleri hakemler aracılığıyla uyuşmazlıkları çözüme kavuşturduğu özel bir yargılama yöntemidir. Bu yöntemin etkinliği, büyük ölçüde hakem kararlarının kesin ve bağlayıcı niteliğinden kaynaklanmaktadır. Ancak tahkim yargılamasının meşruiyeti ve hukuka uygunluğu, belirli denetim mekanizmalarıyla güvence altına alınmaktadır. Bu denetim mekanizmalarının en önemlilerinden biri, hakem kararının iptali davasıdır. MTK’nın 15. maddesinin (A)(1) fıkrasında hakem kararının iptali için sınırlı sayıda sebep düzenlenmiş olup bu bilgi notunda her bir iptal sebebi ele alınmaktadır.

I. GİRİŞ

Tahkim, özellikle milletlerarası ticari ilişkilerde tarafların sıklıkla başvurduğu bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Bu yöntemin tercih edilmesinde, devlet mahkemelerine kıyasla daha hızlı sonuç alınabilmesi, tarafların kendi hakemlerini seçebilmesi, yargılamanın gizli yürütülebilmesi ve alanında uzman kişilerin hakemlik yapabilmesi gibi avantajlar belirleyici olmaktadır. Türk hukukunda milletlerarası tahkim MTK ile düzenlenmiş olup bu kanun, Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu (UNCITRAL) tarafından kabul edilen 1985 tarihli Uluslararası Ticari Tahkim Model Kanunu’ndan (“UNCITRAL Model Kanunu”) esinlenerek hazırlanmıştır. MTK’nın temel amaçlarından biri tahkim yargılamasının bağımsızlığını korumak ve hakem kararlarının kesinliğini sağlamaktır. Bu amaç doğrultusunda, hakem kararlarına karşı yalnızca sınırlı sayıda (numerus clausus) iptal sebebi tanınmış ve iptal davasının kapsamı dar tutulmuştur. Bu sınırlama, tahkimin etkinliğini koruma ve gereksiz yere mahkeme müdahalesini önleme amacı taşımaktadır. İptal davası, milletlerarası tahkim kararının kesinleşmesinden önceki son aşama niteliğinde olup bu denetim hem tarafların haklarını koruyan hem de tahkim kurumunun güvenilirliğini sürdüren bir denge işlevi görmektedir.

II. İPTAL SEBEPLERİNİN GENEL ÇERÇEVESİ

MTK’nın 15. maddesinin (A)(1) fıkrası, hakem kararının iptal edilebileceği sebepleri sınırlı sayıda belirlemektedir. Bu sebepler, tahkim sürecinin temel ilkelerine aykırılık hallerini kapsamakta olup doktrinde genel kabul gören evrensel iptal sebepleriyle büyük ölçüde uyum içindedir. UNCITRAL Model Kanunu’nun 34. maddesinde düzenlenen iptal sebepleri de temel olarak MTK hükümleriyle örtüşmektedir. Bu paralellik, Türk milletlerarası tahkim hukukunun uluslararası standartlarla uyumlu olduğunu göstermektedir. MTK’da öngörülen iptal sebeplerinin sınırlı sayıda tutulması, tahkim yargılamasının sağladığı hız ve etkinlik avantajlarının korunması açısından kritik öneme sahiptir. Zira geniş kapsamlı iptal sebepleri, tarafların tahkim kararlarını kolaylıkla mahkemeye taşıyarak tahkimin sağladığı kesinlik ve hız avantajlarını ortadan kaldırmasına yol açabilmektedir. Bu nedenle MTK, iptal davasını bir temyiz mekanizması olarak değil, sınırlı nitelikte bir yargısal denetim mekanizması olarak konumlandırmıştır. Hakem kararının iptali, kararın içeriğine ve esasına ilişkin bir inceleme olmayıp biçimsel ve usuli bir denetimdir. Mahkeme, iptal davasında hakem kararının doğruluğunu veya uygunluğunu değerlendirmez; yalnızca kararın belirli usul güvenceleri ihlal edilerek verilip verilmediğini inceler.

III. BAŞVURAN TARAFÇA İLERİ SÜRÜLÜP İSPAT EDİLMESİ GEREKEN İPTAL SEBEPLERİ

MTK’nın 15. maddesinin (A)(1) fıkrasında düzenlenen iptal sebepleri; tahkim anlaşmasının geçerliliği, hakem veya hakem heyetinin usulüne uygun şekilde belirlenmesi, tahkim süresine riayet edilmesi, hakemlerin yetki sınırları içinde hareket etmesi ve yargılamanın taraflara tanınan usuli güvencelere uygun biçimde yürütülmesi gibi tahkim anlaşmasına ve tahkim yargılamasının usulüne uygun yürütülüp yürütülmediğine ilişkin halleri kapsamaktadır. Bu sebepler, esasen tarafların tahkim sürecindeki hak ve menfaatlerini ilgilendirdiğinden, kural olarak başvuran tarafça ileri sürülüp ispat edildiği ölçüde incelenmektedir.

1. Tahkim Anlaşmasının Taraflarından Birinin Ehliyetsiz ya da Tahkim Anlaşmasının Tarafların Anlaşmayı Tabi Kıldıkları Hukuka veya Böyle Bir Hukuk Seçimi Yoksa Türk Hukukuna Göre Geçersiz Olması

MTK’nın 15. maddesinin (A)(1)(a) fıkrası, tahkim anlaşmasının mevcut olmaması veya geçersizliği halinde hakem kararının iptal edilebileceğini düzenlemektedir. Bu fıkra, tahkimin en temel unsurlarından biri olan tahkim anlaşmasının varlığına ve geçerliliğine vurgu yapmaktadır. Tahkim, tarafların rızasına dayalı bir yargılama yöntemi olduğundan, geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunmaması hakem kararının meşruiyetini doğrudan etkilemektedir. Tahkim anlaşmasının mevcut olmaması, taraflar arasında hiçbir tahkim anlaşması yapılmamış olması anlamına gelmektedir. Geçersizlik ise tahkim anlaşmasının mevcut olmakla birlikte hukuki açıdan geçerli bir şekilde yapılmamış olmasını ifade etmektedir. MTK’nın 4. maddesi, tahkim anlaşmasının şekil şartlarını düzenlemekte ve şartlara uyulmaması halinde tahkim anlaşmasının geçersiz sayılacağını öngörmektedir. Bu nedenle, taraflar arasında mevcut veya geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunmaması halinde, hakem kararının dayanağı ortadan kalkacak ve bu karar MTK m. 15(A) (1)(a) kapsamında iptale tabi olacaktır.

2. Hakem veya Hakem Kurulunun Seçiminde Tarafların Anlaşmasında Belirlenen veya MTK’da Öngörülen Usule Uyulmaması

MTK’nın 15. maddesinin (A)(1)(b) fıkrası, hakem veya hakem kurulunun tarafların anlaşmasına veya MTK’da öngörülen usule uygun olarak teşekkül etmemesi halinde hakem kararının iptaline imkân tanımaktadır. Bu fıkra, tahkim yargılamasının kurucu unsurlarından biri olan hakem veya hakem heyetinin doğru biçimde teşekkül etmesinin önemini vurgulamaktadır. Hakem veya hakem heyetinin teşekkülü, MTK’ya, tarafların anlaşmasına ve/veya tarafların seçtiği kurumsal tahkim kurallarına göre belirlenmektedir. Taraflar, hakem sayısını, hakemlerin nasıl seçileceğini, tek hakem veya hakem heyeti oluşturulup oluşturulmayacağını serbestçe belirleyebilmektedir. MTK’ya veya tarafların anlaşmasına uygun olarak teşekkül etmeyen bir hakem heyeti, meşru bir yargılama organı niteliğini taşımamakta ve verdiği karar hukuka aykırı kabul edilmektedir.

3. Kararın Tahkim Süresi İçinde Verilmemesi

MTK’nın 15. maddesinin (A)(1)(c) fıkrası, hakem kararının tahkim süresi içinde verilmediği hallerde iptal edilebileceğini düzenlemektedir. Bu fıkra, tahkim yargılamasının zaman sınırlamasına tabi olduğunu ve hakemlerin belirli bir süre içinde karar vermelerinin zorunlu olduğunu vurgulamaktadır. Tahkim süresi, tarafların anlaşmasıyla belirlenmekte olup tarafların bu konuda bir düzenleme yapmaması halinde MTK hükümleri uygulanmaktadır. MTK m. 10(B)(2) uyarınca, taraflar aksini kararlaştırmadıkça, tek hakemli davalarda hakemin seçildiği, birden çok hakemli davalarda ise hakem kurulunun ilk toplantı tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde hakem veya hakem kurulunca esas hakkında karar verilir. Bu itibarla, hakem kararının uygulanacak tahkim süresi geçtikten sonra verilmiş olması halinde, karar MTK m. 15(A)(1)(c) kapsamında iptal edilebilecektir.

4. Hakem veya Hakem Kurulunun Hukuka Aykırı Olarak Yetkili veya Yetkisiz Olduğuna Karar Vermesi

MTK’nın 15. maddesinin (A)(1)(d) fıkrası, hakem veya hakem kurulunun hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiği hallerde hakem kararının iptal edilebileceğini düzenlemektedir. Bu fıkra, kompetenz-kompetenz prensibinin sınırlarını belirlemekte ve hakem heyetinin yetkiye ilişkin verdiği kararların denetlenmesine imkân tanımaktadır. Kompetenz-kompetenz prensibi gereğince hakem heyeti, kendi yetkisi hakkında karar verebilmekte ve bu karar belirli sınırlar dahilinde bağlayıcı olmaktadır. Ancak hakem heyetinin yetkiye ilişkin kararı mutlak değildir ve hukuka aykırı bir karar verilmesi halinde iptal davasına konu olabilmektedir. Bu fıkra kapsamında iki farklı durum değerlendirilmektedir: Birincisi, hakem heyetinin yetkili olmadığı halde kendini yetkili kabul etmesidir. Bu durum, tahkim anlaşmasının mevcut olmaması veya geçersizliği halinde ortaya çıkabilmektedir. İkincisi ise hakem heyetinin yetkili olduğu halde kendini yetkisiz kabul etmesidir. Bu durum, tahkim anlaşmasının mevcut ve geçerli olmasına karşın hakem heyetinin hatalı bir hukuki değerlendirmeyle yetkisizlik kararı vermesi halinde gündeme gelmektedir. Her iki durumda da hakem kararının iptali, kararın esasına ilişkin bir inceleme olmayıp hakem heyetinin yetki meselesindeki hukuka aykırılığının tespitine dayanmaktadır. Mahkeme, iptal davasında hakem heyetinin yetkiye ilişkin değerlendirmesini de novo (yeniden) incelemekte olup bu inceleme, hakem kararının doğruluğunu değil, hukuka uygunluğunu kapsamaktadır.

5. Hakem veya Hakem Kurulunun Tahkim Anlaşması Dışında Kalan Bir Konuda Karar Vermesi veya İstemin Tamamı Hakkında Karar Vermemesi ya da Yetkisini Aşması

MTK’nın 15. maddesinin (A)(1)(e) fıkrası, hakem veya hakem kurulunun tahkim anlaşması dışında kalan bir konuda karar verdiği veya istemin tamamı hakkında karar vermediği ya da yetkisini aştığı hallerde hakem kararının iptal edilebileceğini düzenlemektedir. Hakemlerin yetki aşımı üç farklı biçimde gerçekleşebilmektedir: Birincisi, hakemlerin tarafların hakemliğe sunduğu uyuşmazlık konusu ile doğrudan ilgili olmayan meseleler hakkında karar vermesidir. İkincisi, hakemlerin tarafların ileri sürdüğü taleplerden biri hakkında hiç karar vermemesidir. Üçüncüsü ise hakemlerin, tarafların anlaşması veya tahkim şartı kapsamında olmayan bir mesele hakkında karar vermesidir. Eğer hakem kararının yalnızca bir kısmı yetki aşımı içeriyorsa, MTK m. 15(A)(3) uyarınca, tahkim anlaşması kapsamında olan konuların tahkim anlaşması kapsamında olmayan konulardan ayrılması mümkün olduğu takdirde, hakem kararının sadece tahkim anlaşması kapsamında olmayan konuları içeren bölümü iptal edilebilmektedir.

6. Tahkim Yargılamasının Usul Açısından Tarafların Anlaşmalarına veya Bu Yönde Bir Anlaşma Bulunmaması Halinde MTK Hükümlerine Uygun Olarak Yürütülmemesi ve Bu Durumun Kararın Esasına Etkili Olması

Tahkim yargılaması, devlet yargılamasına kıyasla daha esnek kurallara tabi olmakla birlikte, taraflara temel usul güvencelerinin sağlanması zorunludur. Bu fıkra kapsamında değerlendirilmesi gereken iki temel unsur bulunmaktadır: Birincisi, yargılamanın tarafların anlaşmasına veya böyle bir anlaşma bulunmadığı takdirde MTK hükümlerine uygun yürütülmemesidir. İkincisi ise bu usul ihlalinin kararın esasına etkili olmasıdır. Bu anlamda, yalnızca usuli bir ihlalin varlığı başlı başına yeterli olmayıp bu ihlalin hakem kararının sonucunu da etkilemesi gerekmektedir. Uygulamada, hakem heyetinin; taraflardan birinin iddia ve savunmasını sunabilmesi için yeterli imkânı tanımaması, taraflara yeterli süre tanımaması, delil sunma taleplerini haksız yere reddetmesi veya tarafların argümanlarını değerlendirmeden karar vermesi gibi ihlaller bu fıkra kapsamında değerlendirilmektedir.

7. Tarafların Eşitliği İlkesinin Gözetilmemesi

MTK’nın 15. maddesinin (A)(1)(g) fıkrası, tarafların eşitliği ilkesinin gözetilmediği hallerde hakem kararının iptal edilebileceğini düzenlemekte olup, anılan hükümle, tahkim yargılamasının temel ilkelerinden biri olan taraf eşitliği ilkesine aykırılık açıkça iptal sebebi olarak kabul edilmiştir. Tarafların eşitliği ilkesi hem ulusal hem de uluslararası tahkim hukukunun temel taşlarından birini oluşturmakta olup bu ilke, her iki tarafa da aynı usul haklarının tanınmasını ve hakemlerin tarafsız davranmasını gerektirmektedir. Tarafların eşitliği ilkesi, hakemlerin bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla doğrudan ilişkili olup bu ilkenin ihlali hakem kararının meşruiyetini temelden sarsmaktadır. Uygulamada, tarafların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğinin kabulü için, bu ihlalin açık ve ciddi nitelikte olması aranmaktadır.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNCE RESEN DİKKATE ALINAN İPTAL SEBEPLERİ

Bir önceki başlık altında incelenen iptal sebepleri, kural olarak başvuran tarafça ileri sürülüp ispat edilmesi gereken ve daha çok tarafların özel hukuka ilişkin menfaatleri çerçevesinde değerlendirilen sebeplerdir. Buna karşılık, MTK’nın 15. maddesinin (A)(2) fıkrasında düzenlenen iptal sebepleri, nitelikleri gereği taraf iradesinin sınırlarını aşan ve hukuk düzeninin genel yapısıyla daha yakından ilgili bulunan hallere ilişkindir. Bu nedenle, bu sebeplerin taraflarca ayrıca ileri sürülmesi aranmaksızın Bölge Adliye Mahkemesince resen dikkate alınabilmektedir. Tahkime elverişlilik ve kamu düzeni bakımından yapılan bu inceleme, tahkim yargılamasının yalnızca taraflar arasındaki ilişki çerçevesinde değil, hukuk düzeninin koruduğu temel değerler bakımından da denetime tabi olduğunu göstermektedir.

1. Hakem veya Hakem Kurulu Kararına Konu Uyuşmazlığın Türk Hukukuna Göre Tahkime Elverişli Olmaması

Hakem veya hakem kurulu kararına konu uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmaması, hakem kararının iptalini gerektiren hallerden birini oluşturmaktadır. Tahkime elverişlilik, bir uyuşmazlığın taraf iradeleriyle tahkim yoluyla çözümlenmeye uygun olup olmadığını ifade etmekte olup, Türk hukukunda özellikle Türkiye’de bulunan taşınmazlar üzerindeki ayni haklara ilişkin uyuşmazlıklar ile tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği nitelikteki uyuşmazlıklar bu kapsamın dışında değerlendirilmektedir. Bu çerçevede, aile hukukuna ilişkin bazı uyuşmazlıklar, iflasa ilişkin meseleler yahut taraflardan birinin korunmasının ön planda olduğu bazı sözleşme ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklar, somut olayın niteliğine göre tahkime elverişlilik bakımından değerlendirmeye konu olabilecek örnekler arasında sayılabilir. Dolayısıyla, tahkime elverişlilik incelemesinde belirleyici olan husus, yalnızca uyuşmazlığın tarafları değil, uyuşmazlığın konusu ile Türk hukuk düzeninin bu alanda taraf iradesine tanıdığı tasarruf serbestisinin sınırıdır.

2. Kararın Kamu Düzenine Aykırı Olması

Kamu düzenine aykırılık, hakem kararının iptalini gerektiren hallerden biri olup kamu düzeni, hukuk düzeninin dayandığı temel ilkeleri, toplumun ahlak anlayışını ve temel menfaatlerini koruyan kurallar bütününü ifade etmektedir. Bu kapsamda, temel haklara ilişkin güvenceler ile anayasal ilkeler de kamu düzeni değerlendirmesinde dikkate alınmakta; ancak kamu düzenine aykırılık, sabit ve sınırları önceden kesin olarak çizilebilen bir kavram olmaması nedeniyle somut olayın özelliklerine, zamana ve uyuşmazlığın bağlamına göre değerlendirilmelidir. Bununla birlikte, kamu düzeni kavramının iptal sebeplerini genişletmenin genel bir aracı haline getirilmemesi gerekir; zira tahkim yargılamasına mahkeme müdahalesinin istisnai nitelikte olması, kamu düzeni denetiminin de dar ve ölçülü biçimde uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle, kamu düzenine aykırılık incelemesinde esas olan, hakem kararının Türk hukuk düzeninin temel yapısıyla açık ve ciddi bir çatışma oluşturup oluşturmadığının tespit edilmesidir.

V. SONUÇ

Sonuç olarak, hakem kararının iptali, tahkim yargılamasında verilen kararların esas yönünden yeniden incelenmesini sağlayan bir kanun yolu değil, tahkim sürecinin taraf iradesine, usule ve hukuk düzeninin temel sınırlarına uygun biçimde yürütülüp yürütülmediğini denetleyen sınırlı bir yargısal kontrol mekanizmasıdır. Milletlerarası Tahkim Kanunu’nda iptal sebeplerinin sınırlı sayıda düzenlenmiş olması, tahkimin sürat, kesinlik ve etkinlik özelliklerini koruma amacına hizmet etmekte olup, bu çerçevede mahkemenin denetimi hakem kararının doğruluğuna değil, hukuka uygunluğuna yönelmektedir. Bu bakımdan, bir yandan tarafların usuli güvenceleri ve irade serbestisi korunurken, diğer yandan tahkime elverişlilik ve kamu düzeni gibi hukuk düzeninin vazgeçilmez sınırları da güvence altına alınmaktadır. Bu nedenle, hakem kararının iptaline ilişkin sistem, tahkimin bağımsızlığı ile yargısal denetimin gerekliliği arasında kurulan hassas dengenin en görünür yansımalarından birini oluşturmaktadır.

B. ANA ÇIKARIMLAR

(i) MTK’da düzenlenen iptal sebepleri, tahkim yargılamasının bağımsızlığını koruma ve hakem kararlarının kesinliğini sağlama amacı doğrultusunda oluşturulmuştur.

(ii) Hakem kararının iptali davası, hakem kararının esas yönünden yeniden incelenmesini sağlayan bir kanun yolu değil, sınırlı nitelikte bir yargısal denetim mekanizmasıdır.

(iii) MTK’da hakem kararının iptal sebepleri sınırlı sayıda düzenlenmiş olup bu sistem, tahkimin hız, etkinlik ve kesinlik özelliklerini koruma amacına hizmet etmektedir.

(iv) MTK’da öngörülen iptal sebepleri, genel olarak uluslararası tahkim hukukunda kabul gören esaslarla ve UNCITRAL Model Kanunu’nda yer alan iptal sebepleriyle büyük ölçüde uyum göstermektedir.

(v) MTK’nın 15. maddesinin (A)(1) fıkrasında düzenlenen iptal sebepleri, tahkim anlaşmasının geçerliliği, hakemlerin usulüne uygun şekilde belirlenmesi, tahkim süresine uyulması, yetki sınırlarının korunması ve usuli güvencelere riayet edilmesi gibi, esasen tarafların tahkim sürecindeki hak ve menfaatlerini ilgilendiren hallere ilişkindir.

(vi) Tahkim anlaşmasının mevcut olmaması veya geçersiz olması, tahkim yargılamasının dayanağını ortadan kaldırdığından, hakem kararının iptalini gerektirebilecek en temel sebeplerden birini oluşturmaktadır.

(vii) Hakem veya hakem heyetinin tarafların anlaşmasına ya da kanunda öngörülen usule aykırı şekilde teşekkül etmesi ve hakem kararının öngörülen tahkim süresi içinde verilmemesi, hakem kararının iptaline yol açabilecek usuli sakatlıklar arasında yer almaktadır.

(viii) Hakem veya hakem heyetinin hukuka aykırı biçimde yetkili ya da yetkisiz olduğuna karar vermesi, tahkim anlaşmasının kapsamını aşması veya taraf taleplerinin tamamı hakkında karar vermemesi de iptal sebepleri arasında kabul edilmektedir.

(ix) Tahkim yargılamasının tarafların anlaşmasına veya uygulanacak usul kurallarına uygun yürütülmemesi ve taraf eşitliği ilkesinin gözetilmemesi, hakem kararının iptaline neden olabilecek önemli ihlaller arasında bulunmaktadır.

(x) MTK’nın 15. maddesinin (A)(2) fıkrasında düzenlenen tahkime elverişlilik ve kamu düzenine aykırılık sebepleri, taraf iradesinin sınırlarını aşan nitelikleri nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince resen dikkate alınabilmekte ve tahkim yargılamasının hukuk düzeninin temel değerleri bakımından da denetlendiğini göstermektedir.

More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief

GSI Brief 204

GSI Brief 204

2026

Differentiating Competency In The Age Of Legal Technology: the Legal Professional Who Can Ask The Ri

Read more
GSI Brief 205

GSI Brief 205

2026

Communiqué On The Granting Of Establishment Permits To Licensed Warehouse Enterprises

Read more
GSI Brief 206

GSI Brief 206

2026

The Legal Consequences Of Conducting Due Diligence Using Artificial Intelligence In Mergers And Acqu

Read more
GSI Brief 207

GSI Brief 207

2026

The Principle Of Kompetenz-kompetenz In Turkish Law

Read more