I. GİRİŞ
Yapay zekâ teknolojileri, toplumsal ve ekonomik yapıları kökten dönüştürme potansiyeliyle 21. yüzyılın en belirleyici inovasyon alanlarından biri haline gelmiştir. Sağlık hizmetlerinden finansa, ulaşımdan eğitime kadar geniş bir yelpazede verimliliği artıran ve yeni olanaklar sunan bu teknoloji, aynı zamanda büyük teknoloji şirketlerinin pazar gücünü pekiştirdiği bir alan olarak öne çıkmaktadır. Apple, Google, Microsoft gibi “kapı bekçisi” (gatekeeper) konumundaki platformlar, sahip oldukları ekosistemler, veri havuzları ve finansal güç ile yapay zekâ pazarının geleceğini şekillendirme kapasitesine sahiptirler.
Bu pazar gücü, rekabet hukuku açısından önemli tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Özellikle ABD’de 1890 tarihine dayanan Sherman Antitröst Yasası (“Sherman Yasası”) ve güncel düzenlemeler, tekellerin oluşmasını veya şirketlerin pazar güçlerini rekabeti engellemek amacıyla kötüye kullanmasını yasaklamaktadır. Teknoloji devlerinin, kendi yapay zekâ ürünlerini veya işbirliği yaptıkları şirketlerin ürünlerini platformlarında önceliklendirerek rakiplerini saf dışı bırakma potansiyeli, hem akademik çevrelerde hem de düzenleyici kurumlarda tartışılma konusu olmuştur. Bu durum, inovasyonun ve tüketici refahının korunması adına antitröst yasalarının nasıl yorumlanması gerektiği sorusunu gündeme getirmektedir.
Bu çalışmanın amacı, xAI tarafından Apple ve OpenAI’a karşı açılan antitröst davasını hukuki açıdan incelemek, ilgili mevzuat, yargı kararları ve güncel sorunlar ışığında teknoloji devlerinin yapay zekâ pazarındaki rekabeti kısıtlayıcı eylemlerini değerlendirmek ve uluslararası uygulamalarla karşılaştırmalı bir analiz sunmaktır.
II. REKABET HUKUKU KAPSAMINDA ANA REJİM
Yapay zekâ sektöründeki tekelcilik iddiaları, temel olarak rekabet veya antitröst hukukunun ana rejimine tabidir. Antitröst mevzuatları, piyasalarda adil ve etkin bir rekabet ortamının korunmasını hedefler. ABD hukuk sisteminde bu rejimin temelini Sherman Yasası oluşturur. Sherman Yasası’nın ilk bölümü, ticaretin kısıtlanmasına yönelik sözleşme, birleşme veya gizli anlaşmaları yasaklarken ikinci bölüm, tekelleşmeyi, tekelleşme girişimlerini veya bu amaçla birleşmeyi yasa dışı kılmaktadır. xAI’ın davası, Apple ve OpenAI’ın pazar güçlerini birleştirerek rakipleri dışlamak suretiyle her iki bölümü de ihlal ettiği iddiasına dayanmaktadır. Davada öne sürülen “gizli anlaşma” (collusion) ve “tekelci gücün kötüye kullanılması” (abuse of monopoly power) gibi kavramlar, bu yasanın temel taşlarıdır.
Uluslararası alanda da benzer bir eğilim gözlemlenmektedir. Avrupa Birliği, Dijital Piyasalar Yasası (Digital Markets Act – “DMA”) gibi düzenlemelerle, büyük dijital platformların pazar güçlerini kötüye kullanmalarını önlemeye yönelik katı kurallar getirmiştir. DMA, bu platformlara kendi ürünlerini kayırmama (self-preferencing yasağı), rakiplerin platformlarıyla birlikte çalışabilirliğini sağlama ve veri paylaşımı gibi yükümlülükler getirmektedir. Bu yaklaşım, ABD’nin dava temelli (ex-post) denetim modelinden farklı olarak, kural temelli (ex-ante) bir denetim mekanizması sunarak dijital pazarlardaki rekabet sorunlarına daha hızlı müdahale etmeyi amaçlamaktadır.
Türkiye’de ise bu alan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ile düzenlenmektedir. Bu kanun, AB müktesebatıyla büyük ölçüde paralel olup, hakim durumun kötüye kullanılmasını ve rekabeti kısıtlayıcı anlaşmaları yasaklamaktadır. Rekabet Kurumu, özellikle dijital pazarlara yönelik olarak son yıllarda aktif bir denetim politikası izlemektedir. Google, Meta ve çeşitli e-ticaret platformlarına yönelik yürüttüğü soruşturmalar ve kestiği cezalar, Türkiye’nin de teknoloji devlerinin pazar gücünü yakından takip ettiğini göstermektedir. Henüz yapay zekâ özelinde spesifik bir antitröst davası görülmemiş olsa da Rekabet Kurumu’nun dijital pazarlardaki büyük platformlara yönelik genel yaklaşımı, gelecekte bu alanda da benzer incelemelerin yapılabileceğine işaret etmektedir.
III. BENZER ALANLARDAKİ HUKUKSAL GELİŞMELER
Yapay zekâ sektörüne özgü antitröst davaları yeni olsa da, bu davanın temelini oluşturan hukuki prensipler, teknoloji sektörünün diğer alanlarında uzun süredir tartışılmakta ve uygulanmaktadır. Özellikle büyük platformların kendi ekosistemleri içindeki rekabeti nasıl şekillendirdiği, dünya genelindeki rekabet otoriteleri tarafından da bilinmektedir. Örneğin, Avrupa Komisyonu’nun (“Komisyon”) Google Shopping davasında verdiği karar, bu alandaki en önemli emsallerden biridir. Komisyon, Google’ın genel arama sonuçları sayfasında kendi alışveriş hizmetini rakiplerine kıyasla sistematik olarak daha avantajlı bir konuma getirmesini hakim durumun kötüye kullanılması olarak değerlendirmiş ve rekor bir para cezası uygulamıştır. Bu karar, bir platformun kendi hizmetini kayırmasının açık bir rekabet ihlali sayılacağının altını çizmiştir.
Benzer şekilde, ABD’de Epic Games v. Apple davası, uygulama mağazalarının (App Store) rekabet hukuku açısından statüsünü tartışmaya açmıştır. Epic Games, Apple’ın App Store’da kendi ödeme sistemini zorunlu kılmasını ve %30’luk komisyon oranını tekelci bir uygulama olarak nitelendirmiştir. Mahkemenin kararı, kapalı ekosistemlerin ve uygulama mağazalarının rekabeti nasıl kısıtlayabileceğine dair önemli bir farkındalık yaratmıştır. Türkiye’de de Rekabet Kurumu, benzer şekilde e-ticaret platformlarının kendi ürünlerini pazar yerlerinde haksız şekilde öne çıkarması veya veri kullanımına dayalı ayrımcılık yapması gibi konuları incelemiştir. Bu vakalar, platform sahibinin, kontrol ettiği pazar yerine erişimi rakipleri aleyhine, kendisi veya iş ortakları lehine manipüle etmesi ile xAI’ın davasındaki iddialarla paralellik göstermektedir. Dolayısıyla, arama motorları, uygulama mağazaları ve e-ticaret platformları için geliştirilen hukuki içtihatlar, yapay zekâ pazarındaki rekabetin değerlendirilmesinde de yol gösterici olacaktır.
IV. DAVA DOSYASI İNCELEMESİ: xAI v. Apple & OpenAI (X Corp. ve diğerleri v. Apple Inc. ve diğerleri, 4:2025cv00914, Teksas Kuzey Bölgesi abd Bölge Mahkemesi)
1. Davanın Esası ve Tarafların İddiaları
Davanın merkezinde, Apple ve OpenAI arasında kurulan ortaklık yer almaktadır. Bu ortaklık, bir yanda yapay zekâ alanında rakiplerinin gerisinde kalmakla eleştirilen Apple’a, milyarlarca dolarlık Ar-Ge yatırımı değerinde olan en gelişmiş yapay zekâ yeteneklerini işletim sistemlerine entegre etme fırsatı sunarken; diğer yanda ChatGPT ile pazara hakim olan OpenAI’a, dünya genelindeki bir milyardan fazla aktif Apple cihazı üzerinden bir dağıtım kanalı sağlamaktadır. xAI’ın iddiası, bu ittifakı “rekabete aykırı bir anlaşma” ve “iki tekelcinin güçlerini birleştirerek sektördeki hakimiyetlerini sürdürme planı” olarak nitelendirmektedir. İddiaya göre, akıllı telefon pazarının %65’lik payıyla tekeli olan Apple, üretken yapay zekâ pazarının %80’ini aşan payıyla tekeli olan OpenAI ile güçlerini birleştirerek, diğer tüm yapay zekâ geliştiricilerini pazarın dışına itmektedir. Apple cihazlarında varsayılan olarak ChatGPT’nin sunulması, kullanıcıların alternatif yapay zekâ modellerine erişimini zorlaştırmakta ve xAI gibi bağımsız geliştiricilerin rekabet gücünü zayıflatmaktadır. Bu iş birliğinin sektördeki gelişimi kısıtlayan bir “pazarı kapatma” (market foreclosure) amacının olduğu iddia edilmektedir.
Bu genel çerçevede, xAI 25 Ağustos 2025 tarihinde ABD Teksas Kuzey Bölgesi Federal Mahkemesi›nde dava açmıştır. xAI tarafından ortaya sürülen temel iddialar birkaç noktada toplanmaktadır. Öncelikle, Apple’ın iOS işletim sistemine yalnızca ChatGPT’yi entegre etmesiyle Siri gibi asistanlar üzerinden gelen milyarlarca kullanıcı komutuna (prompt) sadece ChatGPT’nin eriştiği, bu durumun rakip modelleri yüksek miktarlarda veriden mahrum bırakarak gelişimlerini yavaşlattığı savunulmaktadır. Bununla birlikte, Apple’ın App Store’daki sıralamaları manipüle ederek Grok gibi başarılı uygulamaları kasıtlı olarak geri plana ittiği ve Grok uygulamasının güncellemeleri için onay süreçlerini kasten geciktirerek rekabet gücünü zayıflattığı öne sürülmektedir. Sonuç olarak xAI, bu rekabete aykırı eylemler nedeniyle milyarlarca dolarlık zarara uğradığını iddia etmektedir. OpenAI ise bu davayı “Musk’ın devam eden taciz modelinin bir parçası” olarak nitelendirerek iddiaları reddetmiştir. OpenAI, bu davanın antitröst endişelerinden kaynaklanan meşru bir hukuki süreç olmadığını, aksine Elon Musk’ın OpenAI ve yöneticilerine karşı beslediği kişisel bir husumetin son halkası olduğunu iddia etmektedir. “Taciz modeli” (pattern of harassment) ifadesi, bu davanın tekil bir olay olmadığını, sistematik ve kötü niyetli bir kampanyanın parçası olduğunu belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Davaya dahil olmayan antitröst hukuku uzmanları ise Apple’ın bu ortaklığı “rekabetçi bir ortamda alınmış bir iş kararı” olarak savunabileceğini ve yapay zekâ entegrasyonu için “güvenlik veya operasyonel nedenler” öne sürebileceğini belirtmektedir.
2. Hukuki Dayanaklar, Talepler ve Davanın Mevcut Durumu
Dava dilekçesinde xAI, iddialarını federal ve eyalet düzeyinde birden fazla hukuki temele dayandırmaktadır. Bu hukuki dayanaklar ve bunlara ilişkin iddialardan bahsedilmesi, ilgili davanın hukuki temelini anlamakta önem arz edecektir.
Davanın temelini oluşturan iddiaya göre, Apple ve OpenAI, Sherman Yasası, 15 U.S.C. § 1 maddesini ihlal ederek ticareti kısıtlayan bir anlaşma yapmışlardır. Bu anlaşmanın amacı, Apple›ın akıllı telefon pazarındaki tekel gücünü kullanarak OpenAI’ın üretken yapay zekâ pazarındaki tekelini korumak ve aynı zamanda OpenAI’ın tekel gücünü kullanarak Apple’ın, sosyal etkileşim, finansal hizmetler, e-ticaret ve eğlence gibi akıllı telefonlara benzer pek çok hizmet sunan çok işlevli platformlar gibi rekabetçi “tehditlerden” korunmasını sağlamaktır. Bu anlaşmanın, rakipleri pazardan dışladığı, tüketici seçimini azalttığı ve sektördeki gelişimi engellediği savunulmaktadır.
Sherman Yasası’nın 15 U.S.C. § 2 maddesi kapsamında ise xAI tarafından birden fazla iddia ileri sürülmektedir. Apple’ın, OpenAI ile özel bir anlaşma yapmak, App Store sıralamalarını manipüle etmek ve rakip uygulamaların güncellemelerini geciktirmek suretiyle akıllı telefon pazarındaki tekelini kasıtlı olarak sürdürdüğü ve bu pazarı tekelleştirme girişiminde bulunduğu iddia edilmektedir. OpenAI’ın ise Apple ile yaptığı özel anlaşma aracılığıyla rakiplerini iPhone kullanıcılarından gelen milyarlarca komuttan mahrum bırakarak, pazarın önemli bir bölümünü kapattığı ve bu yolla üretken yapay zekâ pazarındaki tekelini kasıtlı olarak sürdürdüğü ve bu pazarı tekelleştirme girişiminde bulunduğu savunulmaktadır. Bu kapsamda Apple ve OpenAI’ın, hem akıllı telefon hem de üretken yapay zekâ pazarlarını tekelleştirmek amacıyla ortak bir girişim oluşturdukları iddia edilmektedir.
Ek olarak, davanın Teksas’ta açılması nedeniyle eyalet yasalarına dayanan talepler de mevcuttur. Apple ve OpenAI’ın eylemlerinin, 1983 tarihli Teksas Serbest Girişim ve Antitröst Yasası’nı (Texas Free Enterprise and Antitrust Act), hem ticareti kısıtlayıcı anlaşma yapma (madde 15.05(a)) hem de tekelleşme (madde 15.05(b)) yönünden ihlal ettiği ileri sürülmektedir. Apple ve OpenAI’ın eylemlerinin aynı zamanda “hukuka aykırı fiil işlemek amacıyla gizli anlaşma” ve dürüst ticari uygulamalara aykırı olan “haksız rekabet” teşkil ettiği de savunulmaktadır.
Bu hukuki dayanaklar ışığında xAI, mahkemeden Apple ve OpenAI’ın rekabete aykırı eylemlerini kalıcı olarak yasaklayan bir ihtiyati tedbir kararı; duruşmada belirlenecek miktarda maddi tazminatın antitröst yasaları uyarınca üç katına çıkarılması, cezai tazminat ve/veya iade; dava öncesi ve sonrası için yasal faiz; makul avukatlık ücretleri ve masraflar da dahil olmak üzere tüm dava masraflarının davalılara yükletilmesi ve davanın jürili bir duruşma ile görülmesi taleplerinde bulunmaktadır.
Hukuki süreç, davanın 25 Ağustos 2025’te dosyalanmasıyla resmen başlamıştır ve şu an için başlangıç aşamasındadır. Tarafların ilk dilekçelerini sunma, delillerin toplanması ve usuli itirazlar gibi ön süreçlerin ilerlemesi beklenmektedir. Mevcut tarih itibarıyla, Teksas’ta görülen bu antitröst davası için mahkeme tarafından xAI v. Apple & OpenAI davasının takvimi henüz netleştirilmemiş olup gelişmelerin önümüzdeki dönemde netleşmesi beklenmektedir.
V. SONUÇ
xAI’ın Apple ve OpenAI’a karşı açtığı antitröst davası, yapay zekâ çağında rekabet hukuku kapsamında teknoloji devleri ile karşılaşan şirketlerin temel zorluklarını ve dönüm noktalarını somutlaştıran bir vaka olarak öne çıkmaktadır. Dava, sadece üç büyük teknoloji şirketi arasındaki bir güç mücadelesi olmanın ötesinde, dijital ekosistemlerin devleri konumundaki platformların, inovasyonun geleceğini şekillendirme gücünü ve bu gücün hukuki sınırlarını sorgulamaktadır. Geleneksel antitröst yasalarının, veri tekelleri, kendi ürününü kayırma ve kapalı ekosistemler gibi modern dijital pazar dinamiklerine ne kadar uyarlanabileceği bu davanın merkezindeki en önemli hukuki sorundur.
Uluslararası alanda ABD’nin dava odaklı reaktif yaklaşımı ile Avrupa Birliği’nin kural bazlı proaktif düzenlemeleri arasındaki farklılık, yapay zekâ gibi stratejik bir alanda küresel bir hukuki standart oluşturmanın zorluklarını göstermektedir. Sonuç olarak, bu dava ve benzeri gelişmeler, yapay zekâ pazarında adil bir rekabet ortamının korunmasının, sadece ekonomik bir gereklilik değil, aynı zamanda teknolojik ilerlemenin ve toplumsal refahın sürdürülebilirliği için de hayati bir zorunluluk olduğunu ortaya koymaktadır.
B. ANA ÇIKARIMLAR
(i) xAI’ın Apple ve OpenAI’a karşı açtığı dava, yapay zekâ sektöründe teknoloji devlerinin pazar güçlerini birleştirerek rekabeti dışlayıcı şekilde kullanma eğilimlerine dair önemli bir antitröst örneği sunmaktadır.
(ii) Apple’ın OpenAI ile gerçekleştirdiği stratejik ortaklık, ChatGPT’nin Apple cihazlarına entegre edilmesiyle rakip yapay zekâ geliştiricilerinin pazara erişimini ciddi şekilde kısıtlamaktadır.
(iii) Bu dava, ABD’deki Sherman Yasası’nın hem gizli anlaşma (collusion) hem de tekel gücünün kötüye kullanılması (abuse of monopoly power) hükümleri çerçevesinde değerlendirilmekte ve iki yönlü ihlal iddiası içermektedir.
(iv) xAI, Apple ve OpenAI’ın birlikte hareket ederek “pazarı kapatma” (market foreclosure) stratejisi izlediğini ve bu durumun inovasyonu baltalayarak tüketici refahını olumsuz etkilediğini savunmaktadır.
(v) DMA gibi proaktif düzenlemeler, ABD’nin dava temelli yaklaşımına kıyasla dijital pazarlarda rekabetin korunması açısından daha hızlı ve yapısal çözümler sunmaktadır.
(vi) Davada öne çıkan meselelerden biri, Apple’ın cihaz ve yazılım ekosistemini kullanarak OpenAI’a ayrıcalık tanıması ve rakip yapay zekâ uygulamalarını App Store politikalarıyla dezavantajlı duruma düşürmesidir.
(vii) xAI’ın iddiası, Apple ve OpenAI’ın oluşturduğu bu entegrasyonun yeni girişimlerin pazara girişini neredeyse imkânsız hale getirdiği ve rekabetin doğal işleyişine zarar verdiği yönündedir.
(viii) Bu dava, sadece yapay zekâ değil, daha önce arama motorları, uygulama mağazaları ve e-ticaret platformlarında görülen self-preferencing (kendi ürününü kayırma) ihlallerine dair içtihatlarla da doğrudan ilişkilidir.
(ix) Türkiye’de henüz yapay zekaya özgü antitröst davaları görülmemiş olsa da Rekabet Kurumu’nun dijital platformlara yönelik aktif tutumu, bu tür davaların yakında gündeme gelebileceğine işaret etmektedir.
(x) Yapay zekâ alanında adil rekabetin tesisi, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda teknolojik gelişimin ve toplumsal refahın sürdürülebilirliği için stratejik bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.



