Animated LogoGöksu Safi Işık Attorney Partnership Logo First
Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo 2Göksu Safi Işık Attorney Partnership Logo

Insights
GSI Articletter
GSI Brief

PATENT İSTEMLERİNİN YORUMUNDA TEKNİK UZMAN KİŞİ VE AI TARTIŞMASI: EPO T 1193/23 KARARI ÜZERİNDEN BİR ANALİZ

GSI Brief 151

Download as PDF
Share
Print
Copy Link

PATENT İSTEMLERİNİN YORUMUNDA TEKNİK UZMAN KİŞİ VE AI TARTIŞMASI: EPO T 1193/23 KARARI ÜZERİNDEN BİR ANALİZ

Intellectual Property
September 2025
NURSEDA DAYIAuthor
00:00
-00:00

A. ÖZET

Avrupa Patent Ofisi ( “EPO” ) nezdinde yürütülen patent başvuru ve itiraz süreçleri, buluşların yenilik, buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilirlik gibi temel patentlenebilirlik kriterlerini karşılayıp karşılamadığının titizlikle incelenmektedir. Bu bilgi notunda, EPO Temyiz Kurulu’nun 15.04.2025 tarihli T 1193/23 sayılı kararını ve patent hukukunda yenilik ve buluş basamağı kavramlarının rotor iplik makinelerine ilişkin patent başvurusu özelinde nasıl uygulandığını incelemekte, patentlenebilirlik kriterlerinin yorumlanmasının önemini vurgulamakta ve özellikle yapay zekâ destekli chatbotların hukuki süreçlerdeki yeri ve ilgili alandaki “uzman kişi” olarak kabul edilip edilemeyeceği gibi güncel konulara da ışık tutmaktadır.

I. GİRİŞ

Patent hukuku, teknik buluşların korunmasını sağlayan ve yenilikçiliği teşvik eden önemli bir alandır. Yapay zekânın hukuk alanındaki kullanımı hızla artarken, patent hukuku gibi teknik ve özel bir alanda yapay zekânın rolü henüz netlik kazanmış değildir. Büyük dil modelleri, çok geniş veri setlerinden öğrenerek dil bazlı analizler sunmakla beraber, teknik uzmanlığın yerini almakta zorluk çekmektedir. EPO, bu konuda önemli bir karar vererek, ChatGPT gibi yapay zekâ tabanlı araçların patent istemlerinin yorumlanmasında doğrudan delil olarak kabul edilemeyeceğini tartışmıştır. Bu karar, patent hukukunda, teknik terimlerin doğru yorumlanması yenilik ve buluş basamağı değerlendirmesinde kritik öneme sahiptir. Zira patent istemlerinin yorumlanmasında geleneksel olarak teknik alandaki uzman baz alınmaktadır. Bu “teknik uzman kişi” kavramı, kararların nesnelliğini sağlamak için geliştirilmiş ve teknik içeriğin doğru anlaşılması açısından vazgeçilmezdir. EPO’nun T 1193/23 sayılı kararında, teknik uzman kişi kavramının önemi bir kez daha vurgulayarak yapay zekânın sadece destekleyici ve yardımcı bir araç olarak kullanılması gerektiğini ortaya koymuştur.

II. PATENT İSTEMLERİNİN YORUMUNDA “TEKNİK UZMAN KİŞİ” KAVRAMI

Patent hukukunda, bir buluşun patentlenebilir olup olmadığını değerlendirirken merkezi bir rol oynayan kavramlardan biri, “ilgili alandaki uzman kişi”1 olarak da adlandırılan varsayımsal bir kişiliktir. Bu kişi, gerçek bir kişi değildir; aksine, ilgili teknik alandaki standart bilgi ve becerilere sahip, rasyonel düşünen, mevcut teknik bilgileri birleştirebilen ve sorunları genel bilgi çerçevesinde çözebilen bir referans noktasıdır.

Patent hukukunda teknik uzman kişi kavramı, patent istemlerinin yorumlanması ile buluşun yenilik ve buluş basamağı kriterlerinin nesnel biçimde değerlendirilmesinde temel bir ölçüt olarak kabul edilmektedir. Bu kişi, varsayımsal olup, patentin başvuru tarihinde ilgili teknik alanda ortalama bilgi birikimine ve teknik kapasiteye sahip uzman olarak tanımlanmaktadır2.

Bu özellikleriyle teknik uzman kişi, patent istemlerinin yorumlanmasında ortalama teknik seviyeyi temsil etmektedir. Böylece patent korumasının sınırları, teknik topluluğun genel anlayışı çerçevesinde nesnel olarak belirlenmektedir. EPO, teknik uzman kişiyi, o dönemde teknik alandaki mevcut bilgiye hâkim, ancak buluş yapma kapasitesine sahip olmayan ortalama bir uzman olarak kabul eder3. Bu kişi, kendi alanında sürekli gelişim içinde olan biri olarak varsayılır ve bu nedenle yalnızca mevcut bilgiyle sınırlı değil; sektörel evrim ve teknik gelişmelere karşı açık bir pozisyondadır.

Teknik uzman kişi kavramı, patent hukukunda istemlerin yorumu için temel bir ölçüttür. İstemlerin anlamı ve kapsamı bu kişi perspektifinden objektif şekilde değerlendirilir. Bu yöntem, hem patent sahibinin koruma alanını netleştirir hem de üçüncü kişilere koruma sınırları hakkında öngörülebilirlik sağlar4. Zira uzman kişi yaptığı değerlendirme ile kavramlar somutlaştırılarak üzerinde uzlaşı sağlanmış objektif bir değerlendirmeye ulaşacaktır5. Nitekim bu objektif değerlendirme yapılabilmesi adına alanda ortalama beceriye sahip olduğu varsayılan teknik uzman kişi referans noktası olarak alınmaktadır.

Buluş basamağına ilişkin tanımlamalarda uluslararası alanda ortak bir paydaya varılabilmesine rağmen, uzman kişinin sahip olması gereken özellikler ile ilgili ortak bir görüş bulunmamaktadır6. Nitekim doktrinde de teknik uzman kişinin sahip olması gereken vasıflara yönelik çeşitli görüşler ortaya atılarak yerli yabancı yayınları izleyen, gelişmelerden haberdar, kendi alanına ek komşu alanlar hakkında da bilgi sahibi, teknik alana vakıf, yenilikleri takip eden ve sair şekilde özellikler sıralanmıştır7. Özetle teknik uzman kişinin temel özellikleri, (i) farazi bir kişilik olması, (ii) ilgili alanda vasıflı bir uygulamacı olması, (iii) ortalama bilgi ve beceriye sahip olması, (iv) ilgili tarihte belli bir teknik alana dair ortak genel bilginin ne olduğunun farkında olması, (v) tekniğin bilinen durumundaki her türlü bilgiye erişebilmesi, (vi) rutin iş kapasitesine sahip ancak buluşçu yeteneği olmayan, (vii) gelişmeleri sürekli takip eden, (viii) kimi zaman bir kişi yerine bir ekip şeklinde sıralanabilir8.

Teknik bilgi sürekli geliştiği için teknik uzman kişinin bilgi çerçevesi de zamanla değişecektir. Patent istemlerinin yorumunda, istemlerin başvuru tarihindeki teknik seviyeye bakılmaktadır. Bu tarihsel perspektif, teknik uzman kişinin o dönemde mevcut bilgi ve uygulamalara göre değerlendirme yapmasını sağlamakta ve istemlerin sonraki teknik gelişmelerle değerlendirilmesinin önüne geçmekte ve hukuki belirlilik sağlamaktadır.

Teknik uzman kişi kavramının hukuki niteliği, özellikle patent inceleme ve itiraz süreçlerinde önem kazanır. Mahkemeler ve patent ofisleri, teknik uzman kişinin perspektifine dayanarak istemlerin kapsamını yorumlar. Bu sayede, yorumun subjektif algılardan uzak, objektif teknik kriterlere dayanması sağlanmaktadır. Son dönemdeki teknolojik gelişmeler ışığında teknik uzman kişi kavramının, yapay zekâ temelli araçlarla olan ilişkisi bağlamında da gündeme gelmeye başlamıştır; bu doğrultuda, bu sistemlerin teknik değerlendirme süreçlerinde ne ölçüde dikkate alınabileceği sorusu tartışılmaktadır.

III. T 1193/23 KARARININ ARKA PLANI VE KONUSU

T 1193/23 sayılı karar, EPO Temyiz Kurulu tarafından verilen ve rotor iplik makinelerinde güvenli başlatma ve/veya durdurma yöntemlerinin patentlenebilirliği ile ilgili önemli bir içtihattır. Karar, özellikle istemlerin teknik içeriğinin değerlendirilmesinde kullanılan kriterler, “ilgili alandaki uzman kişi” kavramının uygulaması ve yapay zekâ temelli delillerin kabul edilebilirliği açısından önem arz etmektedir.

Söz konusu EP 3118356 numaralı “Rotor İplik Makinesinin Rotorunun Güvenli Bir Şekilde Başlatılması ve/veya Durdurulması için Yöntemler ile Rotor İplik Makinesi” başlıklı patenti, Çekya merkezli Rieter CZ s.r.o. (“Patent Sahibi”) tarafından yapılmıştır ve rotor iplik makinelerinde güvenli çalışma koşullarını sağlamak amacıyla geliştirilmiş bir yöntem ile bu yöntemi içeren bir makineyi kapsamaktadır. Patent, özellikle aktif manyetik yatakların kontrolü ve bu kontrollerin istenilen değer veya durumlara ulaşılmadığı takdirde rotorun otomatik olarak başlatılmasının engellenmesi ya da güvenli şekilde durdurulması gibi işlevlere odaklanmaktadır. Bu özellikler, sistemin arıza anında veya güvenlik koşulları sağlanmadığında otomatik önlem almasına olanak tanımaktadır. İstemlerde belirtilen bu özelliklerin, bilinen teknikteki çözümlerden ayrışıp ayrışmadığı temel inceleme konusunu oluşturmuştur.

Başvuruya, Almanya merkezli Saurer Spinning Solutions GmbH & Co. KG (“İtiraz Sahibi”) tarafından itiraz edilmiştir. İtirazda, patentin teknik içeriğinin yeni olmadığı ve buluş basamağını karşılamadığı öne sürülmüştür. Özellikle rotor kontrol sistemlerinin, aktif manyetik yataklarla birlikte daha önce bilinen tekniklerle çözüldüğü ve patent başvurusunun bu anlamda yenilik taşımadığı savunulmuştur.

EPO’nun İtiraz Birimi, belirli değişikliklerle patentin Avrupa Patent Sözleşmesi (“EPC”) hükümlerine uygun olduğunu belirten bir ara karar vermiştir. Bu karar sonrasında İtiraz Sahibi, bu değerlendirmeye karşı temyiz yoluna gitmiştir.

Temyiz sürecindeki temel tartışma konuları arasında, bu yöntemin bilinen teknikle karşılaştırıldığında gerçekten bir yenilik taşıyıp taşımadığı ve mevcut teknik bilgi birikimi ışığında bir buluş basamağının mevcut olup olmadığı yer almıştır. İtiraz eden taraf, patentin ileri sürdüğü çözümün zaten bilinen veya kolayca tahmin edilebilir bir kombinasyon olduğunu iddia ederken, Patent Sahibi ise kendi çözümünün belirli teknik zorluklara benzersiz bir yanıt sunduğunu ve bu nedenle patentlenebilirlik kriterlerini karşıladığını savunmuştur. Bu karar, rotor iplik makineleri gibi teknik alanlarda patentlenebilirlik değerlendirmelerinin karmaşıklığını ve “ilgili alandaki uzman kişi” kavramının bu değerlendirmelerdeki kritik rolünü göstermektedir.

IV. İLGİLİ ALANDAKİ UZMAN KİŞİ KAVRAMI VE YAPAY ZEKANIN BU UZMAN OLUP OLMADIĞINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

T 1193/23 kararı, yapay zekâ tabanlı sohbet robotlarının patent hukuku süreçlerindeki rolü hakkında önemli ifadelere yer vermektedir. Patent Sahibi, temyiz sürecindeki sözlü yargılamalarda “yatak kontrolü” (Lageregelung) ve “kontrol etme” (überprüfen) ile “izleme” (überwachen) terimlerinin anlamlarını açıklamak için ChatGPT’den alınan yanıtlara başvurmuştur9. Bu durum, yapay zekanın “ilgili alandaki uzman kişi” olarak kabul edilip edilemeyeceği sorusunu gündeme getirmektedir. Ancak Temyiz Kurulu, ChatGPT’den alınan yanıtların hukuki geçerlilik açısından doğrudan bir kanıt değeri taşımadığını açıkça belirtmiştir.

Temyiz Kurulu, ChatGPT’den alınan yanıtların, istemin yorumlanmasında ilgili uzman kişinin anlayışını doğru bir şekilde yansıttığını kabul etmek için yeterli kanıt olmadığını vurgulamıştır. Bunun temel nedenleri karardaki aşağıdaki şekilde açıklanmıştır:

(i) Bilinmeyen Eğitim Verileri: Karara göre chatbotların yanıtları, kullanıcıya bilinmeyen ve şeffaf olmayan eğitim verilerine dayanmaktadır. Bu verilerin kapsamı ve doğruluğu tam olarak anlaşılamayacağından, hukuki bir süreçte kanıt olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Zira bir delilin hukuken kabul edilebilmesi için şeffaf ve denetlenebilir olması gerekmektedir.

(ii) Bağlama Duyarlılık: Chatbot yanıtları, bağlama ve soruların tam formülasyonuna duyarlı olduğu ifade edilmiştir. Zira aynı sorunun farklı şekillerde ifade edilmesi veya farklı bağlamlarda sorulması durumunda farklı yanıtlar üretebilmektedir. Bu durum, yanıtların güvenilirliğini ve tutarlılığını sorgulatmaktadır.

(iii) Uzman Kişi Anlayışı ile Uyumsuzluk: Patent hukukunda istemlerin yorumlanması, ilgili teknik alandaki uzman kişinin o anki anlayışına dayanır. Chatbotların bu anlayışı birebir yansıttığına dair bir garanti olmadığı gibi “anlama” veya “düşünme” yeteneğine sahip olmadığından sadece istatistiksel modeller üzerinden metin üretmektedirler. Bu temel bilişsel farklılık yapay zekanın uzman kişi rolünü üstlenememe nedenlerinden biridir.

(iv) Kanıt Yetersizliği: Temyiz Kurulu, belirli terimlerin patent istemlerinde veya patent başvurusunda uzman kişi tarafından nasıl yorumlandığının, uygun teknik literatür gibi somut kanıtlarla desteklenmesi gerektiğini belirtmiştir. ChatGPT çıktılarının bu anlamda somut kanıt sayılmayacağını vurgulanmıştır.

Karara göre patent hukukunun genel prensipleri göz önüne alındığında, yapay zekâ sistemleri şuan için “ilgili alandaki uzman kişi” olarak kabul edilmemektedir. Yapay zekâ, bir aracı görevi görebilmekte bilgiye erişimi kolaylaştırabilmekte veya veri analizi yapabilmekte, ancak patentlenebilirlik kriterlerinin nihai değerlendirmesinde yeterli görülmemektedir. Bu durum, özellikle buluş basamağı gibi yoruma açık bir kriterin değerlendirilmesinde daha da belirgin hale gelmektedir.

T 1193/23 sayılı kararda, yapay zekâ sistemlerinin teknik bilgiye erişim ve ön analiz süreçlerinde faydalı olabileceği kabul edilmekle birlikte, patent istemlerinin yorumlanmasında esas alınması gerekenin hâlâ ilgili teknik alandaki uzman kişinin anlayışı olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, hukuki değerlendirme süreçlerinde yapay zekâ sistemlerinin doğrudan başvuru aracı olarak kabul edilmesi mümkün görülmemiştir. Bu yönüyle karar, yapay zekânın teknik uzman kişi kavramının süjesi değil, tamamlayıcısı olarak kalmasını sağlamaktadır.

Bu tartışmalar, hem bilişsel hem de normatif düzeyde çok katmanlı bir değerlendirmeyi gerekli kılmaktadır. Yapay zekâ sistemlerinin, geniş çaplı veri kümeleriyle eğitilmeleri sayesinde teknik literatüre yüksek erişim kapasitesine sahip olmaları; teknik uzman kişinin sıklıkla karşılaştığı dikkat dağınıklığı, önyargı ve sınırlı hafıza gibi bilişsel engellerden arındırılmış biçimde işlem yapmaları; sistematik ve kapsamlı tarama kabiliyetleriyle gözden kaçma riskini azaltmaları yönünden belirgin avantajları bulunmaktadır. Özellikle patent dokümantasyonu ve teknik verilerin analizi gibi alanlarda yapay zekâ, hız ve kapsam açısından teknik uzmanların çok üzerinde bir performans sergileyebilmektedir.

Bununla birlikte, patent hukukunda teknik uzman kişi kavramı yalnızca bilgiye ulaşma kapasitesine değil, aynı zamanda belirli bir tarih itibarıyla bu bilginin teknik alandaki ortalama bilgi seviyesine göre nasıl değerlendirileceğini öngörme fonksiyonuna dayanmaktadır. Bu yönüyle teknik uzman kişi, hukuki anlamda farazi bir kurgu olup, istikrar, öngörülebilirlik ve nesnellik ilkeleri doğrultusunda değerlendirme yapılmasına hizmet etmektedir. Yapay zekâ sistemleri ise eğitim verilerinin içeriği itibarıyla şeffaf olmayan yapıları ve ürettikleri yanıtların bağlama duyarlılığı nedeniyle aynı teknik terimi farklı koşullarda çelişkili biçimde yorumlayabilmektedir. Ayrıca, bu sistemlerin karar üretme süreçlerinin kara kutu niteliği, hukuki denetim ve sorumluluk mekanizmaları açısından sorun teşkil etmektedir. Patent istemlerinin yorumlanması, yalnızca teknik bilgiye dayalı bir işlem olmayıp aynı zamanda belirli hukuki normlar çerçevesinde anlamlandırma/yorumlama sürecini de içermektedir. Bu ise güncel gelişmeler ışığında yapay zekânın doğrudan üstlenemeyeceği bir değerlendirme alanı olarak görülmektedir.

Bu bağlamda değerlendirildiğinde, yapay zekâ sistemlerinin teknik veri analizi ve ön inceleme süreçlerinde yüksek verimlilik ve destekleyici işlevler sunma potansiyeli taşıdığı kabul edilmekle birlikte, mevcut teknik ve hukuki çerçevede “ilgili alandaki uzman kişi” rolünü üstlenebilecek yapısal yeterliliğe sahip olmadıkları anlaşılmaktadır. T 1193/23 sayılı karar, bu açıdan, yapay zekânın teknik uzman kişi yerine ikame edilemeyeceğine yönelik açık bir tutum sergilemekte ve bu konudaki hukuki sınırları ortaya koymaktadır. Öte yandan, kararın ortaya koyduğu yaklaşım, yapay zekâ teknolojilerinin gelecekte patent inceleme süreçlerine ne ölçüde entegre edilebileceği konusunda normatif bir zemin oluşturmakta; özellikle yorumlanabilirlik, şeffaflık ve denetlenebilirlik ilkeleri ışığında geliştirilecek yeni hukuki çerçevelere yön vermektedir.

Buna paralel olarak EPO, yapay zekâ sistemlerinin patent süreçlerinde asıl uzman kişinin yerini almadığı yaklaşımını güçlendirecek pratik adımlar da atmaktadır. Nisan 2025’de yayınlanan bir duyuru ile EPO, Mayıs 2025’den itibaren video konferans yoluyla yapılan sözlü yargılamalarda duruşma tutanaklarının hazırlanmasında yapay zekâ araçlarını kullanmaya yönelik pilot bir uygulamayı başlatmıştır10. Bu kapsamda sözlü yargılamaların ses kayıtları alınmakta, yapay zekâ destekli transkriptler esas alınarak tutanaklar hazırlanmakta ve kayıtlar, tutanaklar taraflara iletildikten sonra silinmektedir. Nihai sorumluluk ise hala ilgili incelemeyi yapan kişide kalmaktadır11.

Öte yandan, aynı dönemde EPO, MyEPO kullanıcılarına sunduğu “legal interactive platform” adındaki yapay zeka tabanlı bir sohbet robotunu hizmete açmıştır12. Bu platform EPC, PCT ve temyiz organı kararları gibi resmi hukuk metinlerine dayalı bilgilerle kullanıcı sorularına cevap vermekte; kaynak metinlere bağlantılar sunmakta ve kullanıcılarına metin ve içtihatlar arasında seçim yapabilme olanağı tanımaktadır13. Her iki girişim de yapay zekanın süreçleri hızlandırma ve bilgiye erişimi kolaylaştırma potansiyeline işaret etmekte, ancak insan hakimiyetinin, sorumluluğun ve denetim mekanizmalarının öneminin altını çizmektedir. Bu nedenle yapay zekanın hala teknik uzman kişinin tamamlayıcısı olarak işlev gördüğü çerçeve pekişmektedir.

V. SONUÇ

EPO Temyiz Kurulu’nun 15.04.2025 tarihli ve T 1193/23 sayılı kararı, hem teknik uzman kişi kavramının yorumu hem de yapay zekâ destekli araçların hukuki süreçlerdeki delil niteliği açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. Kurul, ChatGPT gibi büyük dil modellerinin teknik bilgiye erişimi kolaylaştırabileceğini kabul etmekle birlikte, bu sistemlerin bağlama duyarlılığı, şeffaflık eksikliği ve uzman muhakemesinden yoksunluğu nedeniyle patent istemlerinin yorumunda doğrudan referans kabul edilemeyeceğini açıkça ortaya koymuştur.

Karar, yalnızca somut teknik değerlendirmeyle sınırlı kalmayarak, yapay zekânın patent hukukundaki rolünü de çizmiş ve bu tür araçların nihai yorumlayıcı değil, destekleyici pozisyonda değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu yönüyle T 1193/23, hem patent hukuku uygulayıcıları hem de yapay zekâ temelli sistemlerin hukukta kullanımına dair emsal niteliğinde bir değerlendirme sunmaktadır.

B. ANA ÇIKARIMLAR

(i) Patent istemlerinin yorumu, hâlen “ilgili teknik alandaki uzman kişi”nin varsayımsal bilgi düzeyi ve bakış açısına göre yapılmalıdır.

(ii) ChatGPT gibi yapay zekâ tabanlı araçlardan elde edilen yanıtlar, patent hukuku bağlamında bağlayıcı bir delil olarak kabul edilmemektedir.

(iii) Yapay zekâların eğitildiği veri setlerinin şeffaf olmaması, bu sistemlerden alınan çıktılara güveni azaltmakta ve delil niteliğini sınırlamaktadır.

(iv) Chatbot yanıtları, sorunun formülasyonuna ve bağlamına aşırı bağımlı olduğundan teknik terimlerin sabit bir yorumu açısından güvenilir değildir.

(v) Yorumların şeffaf ve denetlenebilir olması gerektiğinden, yapay zekâların üretken ama izlenemez yapıları hukuki süreçlerde sınırlandırılmaktadır.

(vi) T 1193/23 kararı, yapay zekânın patent hukuku bağlamında nasıl konumlandırılması gerektiğine dair kural ve sınırlamaları netleştiren bir örnektir.

(vii) Yapay zekâ sistemleri, veri analizi, teknik doküman taraması ve ön inceleme aşamalarında zaman ve kapsam açısından yüksek verimlilik sağlamaktadır.

(viii) Teknik uzman kişi, yalnızca bilgiye ulaşabilen değil; aynı zamanda o bilginin yorumunu belirli bir tarihteki teknik bilgi düzeyi çerçevesinde yapabilen farazi bir yapı olarak tanımlandığından, yapay zekânın bu rolü üstlenmesi hâlihazırda mümkün görünmemektedir.

(ix) T 1193/23 kararı, yapay zekâ teknolojilerinin patent hukukuna entegrasyonunda dikkate alınması gereken bilişsel, metodolojik ve hukuki kriterleri somut bir şekilde ortaya koymuştur.

(x) Yapay zekâ tabanlı sistemlerin çıktıları, normatif ve hukuki bağlamda yorum gerektiren değerlendirmelerde insan uzman görüşünün yerini alamamaktadır.

Dipnotlar

1.Under the European Patent Convention (EPC), the term “person skilled in the art” is used, while the European Patent Office (EPO) also employs the expression “average skilled person”; in contrast, in United States patent law and in the practice of the United States Patent and Trademark Office (USPTO), the term “Person Having Ordinary Skill In The Art” (PHOSITA) is used.
2.European Patent Office, Technical Board of Appeal, Decision T 4/98, T 143/94 ve T 426/88.
3.EPO Guidelines for Examination 2025 – Part G, Chapter VII, Section 3
4.T 774/89 and T 817/95.
5.Köker, A., R. ve Yalçıner, U., G . (2015), Uzman Gözüyle Patent ve Faydalı Modelden Kaynaklanan Uyuşmazlıklar, Ankara: Adalet Publishing, p. 224.
6.Köker & Yalçıner, Uzman Gözüyle Patent, p.224.
7.Köker & Yalçıner, Uzman Gözüyle Patent, p.225.
8.Köker & Yalçıner, Uzman Gözüyle Patent, p.228-229.
9.Boards of Appeal, EPO, T 1193/23 – Verfahren zum sicheren Starten und/oder Stoppen eines Rotors einer Rotorspinnmaschine und Rotorspinnmaschine, Decision of April 15, 2025, s.15.
10.European Patent Office, OJ EPO 2025, – Notice dated 7 April 2025 Concerning the Preparation of the Minutes of Oral Proceedings Held by Videoconference with the Assistance of Artificial Intelligence.
11.European Patent Office, OJ EPO 2025, Article 34.
12.European Patent Office, Interact with us on your files (MyEPO services).
13.Adam Lacy, “OK Computer: the EPO’s New Generative AI Legal Interactive Platform”, Kluwer Patent Blog.

Mürşit AI

Questions Answered by Mürşit




  • The EPO Board of Appeal's decision T 1193/23 emphasizes the importance of the person skilled in the art in interpreting patent claims, while AI-assisted tools are considered supportive and auxiliary
Keywords
Patent Law, Person Skilled in the Art, Artificial Intelligence, ChatGPT, European Patent Office
Capabilities
Intellectual Property
AI Consultancy
More Insights

Articletter / GSI Brief

GSI Brief

GSI Brief 204

GSI Brief 204

2026

Differentiating Competency In The Age Of Legal Technology: the Legal Professional Who Can Ask The Ri

Read more
GSI Brief 205

GSI Brief 205

2026

Communiqué On The Granting Of Establishment Permits To Licensed Warehouse Enterprises

Read more
GSI Brief 206

GSI Brief 206

2026

The Legal Consequences Of Conducting Due Diligence Using Artificial Intelligence In Mergers And Acqu

Read more
GSI Brief 189

GSI Brief 189

2026

Examination Of The Reasoned Decision Dated 15 May 2025 Of The Istanbul 14th Commercial Court Of Firs

Read more